
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın 2024 yılında açıkladığı “Enerji Verimliliği 2030 Stratejisi ve II. Ulusal Eylem Planı” ile 2024-2030 yılları arasında toplam yüzde 16 enerji tasarrufu, enerji tüketiminde 37,1 milyon TEP kümülatif azalma ve 100 milyon ton emisyon düşüşü hedefleniyor. Konuyla ilgili ENVER Genel Başkanı Ahmet Erdem ve EYODER Yönetim Kurulu Başkanı Onur Ünlü, gazetemize özel açıklamalarda bulundu.

Türkiye enerji verimliliğinde 2024–2030 dönemini kapsayan yeni strateji ve eylem planlarıyla daha somut bir aşamaya geçti. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın yayımladığı “Enerji Verimliliği 2030 Stratejisi ve II. Ulusal Enerji Verimliliği Eylem Planı”na göre, 2024-2030 yılları arasında toplam enerji tüketiminin yüzde 16 azaltılması, 37,1 milyon TEP kümülatif tasarruf ve 100 milyon ton karbondioksit eşdeğeri emisyon azaltımı hedefleniyor. Bu hedeflere ulaşmak için kamu ve özel sektörün 2030’a kadar toplam 20,2 milyar dolar yatırım yapması planlanıyor.
Politika tarafındaki somut adımların başında kamu binaları ve aydınlatma geliyor. Planda, 2030’a kadar kamu binalarında yüzde 30 enerji tasarrufuna gidilmeyi ve ülke genelinde 1,2 milyon sokak aydınlatmasının LED dönüşümünün tamamlanması hedefleniyor. Bu iki başlık, hem kamu bütçesi hem de yerel yönetimler için ölçülebilir tasarruf etkisi yaratacağı gerekçesiyle yol haritasının merkezinde yer alıyor.
Bina verimliliğinde kritik adım ise, 20 Şubat 2025’te Resmi Gazete’de yayımlanan ve 1 Nisan 2025 itibarıyla zorunlu hale gelen TS 825 “Binalarda Isı Yalıtım Kuralları” standardının güncellenmesi oldu. Tebliğ; ısı kayıp ve kazanç sınırlarının, iklim verileri ve metodolojinin güncellenerek yeniden tanımlanmasını sağladı. Sektör temsilcileri, revizyonun ısıtma–soğutma talebini düşürerek binalarda nihai enerji tüketimini azaltacağını vurguluyor.
VAP KAPSAMINDA YÜZDE 30 HİBE DESTEĞİ
Diğer yandan sanayi ve hizmetler tarafında enstrümanlar güçlendiriliyor. Verimlilik Artırıcı Proje (VAP) programı kapsamında, yatırımların yüzde 30’una hibe desteği veriliyor; 2025 yılı için proje başına üst limit 15 milyon TL olarak güncellendi. Güncelleme, yeniden değerleme oranıyla birlikte açıklandı ve işletmelerin kısa geri dönüşlü verimlilik yatırımlarına ivme kazandırmayı amaçlıyor.
Bakanlığın 2025 paylaşımlarında, 2024’ün “enerjide tasarruf yılı” olarak öne çıktığı; sağlanan tasarrufların yaklaşık yüzde 44’ünün bina ve hizmetler, yüzde 28’inin sanayi, yüzde 9’unun ulaştırma, yüzde 15’inin enerji sektörü kaynaklı olduğu bilgisi yer alıyor. Bu kompozisyon, politika setinin doğru alanları hedeflediğine ve bina–sanayi eksenindeki potansiyelin henüz tam kullanılmadığına işaret ediyor.
Özetle Türkiye, 2030’a kadar somut tasarruf ve emisyon hedefleri, kamu binaları ve aydınlatmada zorunlu dönüşümler, sanayide VAP destekleri ve bina tarafında güncellenen TS 825 standardıyla verimliliği ekonomik gündemin merkezine yerleştiriyor. Stratejinin başarıya ulaşması, ölçme–izleme altyapısının güçlendirilmesine, finansmanın ölçeklenmesine ve özellikle binalar ile sanayide proje geliştirme hızının artmasına bağlı. Akademik projeksiyonlar, verimli büyüme rotasında ilerlenirse enerji yoğunluğunda kalıcı düşüşler ve birincil enerji arzında anlamlı azalışlar elde edilebileceğini gösteriyor; bu da ithalat faturasını, emisyonları ve sistem maliyetlerini birlikte aşağı çekmek anlamına geliyor.
“VERİMLİ BÜYÜME SENARYOSU İLE ENERJİ YOĞUNLUĞUNDA YILLIK YÜZDE 2,7 İYİLEŞME MÜMKÜN”
Akademi ve düşünce kuruluşları cephesinde yayımlanan analizler de verimlilik gündeminin ekonomik ve yapısal yansımalarını öne çıkarıyor. Sabancı Üniversitesi IICEC’in “Türkiye Enerji Verimliliği Görünümü 2025” çalışması, politika hedefleri kısmen hayata geçse dahi verimlilikte sektör bazında hızlanmaya ihtiyaç olduğuna dikkat çekiyor. Çalışmada iki senaryo kıyaslanıyor: Baz Senaryo ve Verimli Büyüme Senaryosu. Verimli Büyüme Senaryosu devredeyken birincil enerji yoğunluğunda yıllık ortalama yüzde 2,7 iyileşme, 2053’te ise birincil enerji arzında yüzde 20 azalma sağlanabileceği; 2023–2053 toplamında ise kümülatif yüzde 12 azalma potansiyeli olduğu hesaplanıyor. Aynı çalışma, enerji verimliliği yatırımlarının ithalat faturasını ve emisyon yoğunluğunu düşürmede kaldıraç etkisi yaptığını vurguluyor.
IICEC’in senaryo tabloları, enerji yoğunluğundaki yol haritasını rakamsal olarak da ortaya koyuyor. Birincil enerji yoğunluğu baz alınarak 2023’te 0,127 tep/1000 2015 dolar olan değer, Baz Senaryoda 2035’te 0,097’ye, 2053’te 0,069’a; Verimli Büyüme Senaryosunda ise 2035’te 0,087’ye ve 2053’te 0,055’e iniyor. Bu düşüş, enerji verimliliği yatırımlarının sanayi, binalar ve ulaştırma kesimlerine yayılması halinde enerji başına ekonomik çıktıdaki artışı ifade ediyor.
“VERİMLİLİK ENERJİ DÖNÜŞÜMÜNDE ‘İLK YAKIT’ OLMAYA DEVAM EDİYOR”
Küresel bağlamda ise Uluslararası Enerji Ajansı, verimliliğin enerji dönüşümünde “ilk yakıt” olmaya devam ettiğini; ancak ilerleme hızının hâlâ istenen seviyenin altında bulunduğunu bildiriyor. IEA’nın Energy Efficiency 2024 raporu, enerji yoğunluğu iyileşmesinin yatırım, politika ve uygulama gücüyle hızlandırılması gerektiğini ortaya koyuyor. Aynı dönemde yayımlanan küresel enerji değerlendirmeleri, 2024’te enerji talebindeki artışa karşın verimlilik odaklı önlemlerin ve elektrifikasyonun sistem güvenliği ve maliyetler için kritik kaldığını belirtiyor.
Türkiye ve dünyada yaşanan gelişmelerin ardından, enerji verimliliğinde neler yapılabileceği ve atılan adımları, Enerji Verimliliği Derneği (ENVER) Genel Başkanı Ahmet Erdem, Enerji Verimliliği ve Yönetimi Derneği (EYODER) Yönetim Kurulu Başkanı Onur Ünlü gazetemize özel yorumladı.

Enerji Verimliliği 2030 Stratejisi ve 2. Ulusal Enerji Verimliliği Eylem Planı ile 2030 yılına yönelik 37,1 milyon ton eşdeğer petrol (TEP) tasarrufu ve 100 milyon ton karbondioksit eşdeğeri emisyon azaltımı hedeflenmiştir. Bu hedefler, oldukça iddialı bir seviyeyi işaret ediyor.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığımızın belirlediği enerji verimliliği hedeflerine ulaşmada tüm sektörlerin katkısı önemli. Ancak bazı sektörler var ki etkisi çok daha belirleyici. Bina ve sanayi sektörleri tam da bu noktada öne çıkıyor. Çünkü nihai enerji tüketiminin yaklaşık yüzde 60’ı, yani her 5 birim enerjinin 3’ü bu iki sektörde gerçekleşiyor. Bu durum, enerji verimliliği açısından bu alanları öncelikli hâle getiriyor. Nitekim Ulusal Enerji Verimliliği Eylem Planı’nda da bu gerçek dikkate alınarak bina ve sanayinin yanı sıra ulaştırma sektörüne özel bir yaklaşım benimsenmiş ve bu doğrultuda stratejik amaçlar ve hedefler belirlenmiştir.
“EYLEM PLANI İLE 2030 YILINA KADAR EN FAZLA YATIRIMIN BİNA SEKTÖRÜNDE GERÇEKLEŞMESİ BEKLENMEKTE”
Enerji verimliliği açısından hem bina hem de sanayi sektörlerinde oldukça yüksek potansiyeller mevcut. Eylem Planı ile 2030 yılına kadar en fazla yatırımın bina sektöründe gerçekleşmesi beklenmektedir. 2030 yılına kadar 7,7 milyar dolar yatırım yapılması, bu sayede 12,8 milyon TEP enerji tasarrufu sağlanması hedeflenmiştir. Bina sektöründe ısı yalıtımı, verimli ev aletlerinin ve cihazların kullanılması, ısı pompası gibi elektrifikasyona dayalı verimli teknolojilerin yaygınlaştırılması ve bölgesel ısıtma-soğutma çözümlerinin geliştirilmesi ciddi bir enerji tasarrufu potansiyeli sunuyor.
Sanayi sektöründe ise 2030 yılına kadar 6,9 milyar dolarlık yatırımla 11,8 milyon TEP tasarruf sağlanması hedeflenmektedir. Süreçlerin iyileştirilmesi ve verimli ekipmanların kullanımı başta olmak üzere tasarım aşamasında sağlanan verimlilikler, etkin enerji yönetimi, elektrifikasyonun yaygınlaşması ve yapay zekâ ile dijitalleşmenin kullanımı, enerji tüketiminin önemli ölçüde azaltılmasına imkân tanıyor.
Ulaştırma sektöründe ise elektrifikasyon ön plana çıkıyor. Elektrikli araçlar, bireysel taşıma yerine toplu taşımanın yaygınlaştırılması ve yük taşımacılığında karayolu yerine entegre taşımacılık, enerji verimliliği açısından önemli bir potansiyel sunuyor. Ulaştırma sektöründe hedeflenen yatırım 3,7 milyar dolar, tasarruf 9 milyon TEP olarak belirlendi. Bu hedefler, sektörlerin enerji verimliliği yoluyla sağlayabileceği katkının büyüklüğünü açıkça ortaya koyuyor.

“GELİŞMİŞ EKONOMİLER İLE KIYASLADIĞIMIZDA ENERJİ YOĞUNLUĞUMUZ DAHA YÜKSEK”
Enerji yoğunluğu ülke veya bölge bazında bir birim GSYH üretebilmek için ne kadar enerji gerektiğini ölçen bir enerji verimliliği göstergesidir. Enerji yoğunluğundaki eğilim; ekonomi ve sanayideki yapısal değişiklikler, sektörlerin verimlilik gelişimi ve nihai kullanıcıların tercih ettiği cihaz ve ekipman gibi pek çok unsurdan etkilenmektedir.
2000 yılına göre bir kıyaslama yapıldığında Türkiye enerji yoğunluğunu toplamda yüzde 34,3 oranında azaltma başarısı göstermiştir. Aynı dönem için küresel ölçekte enerji yoğunluğundaki iyileşme oranı ise yüzde 20,3 seviyesindedir. Bu noktada Türkiye’nin dünya ortalamasına kıyasla çok daha iyi bir performans gösterdiğini söyleyebiliriz.
Ulusal Enerji Verimliliği Eylem Planı’nın da etkisi ile özellikle son dönemde Türkiye’nin enerji yoğunluğundaki iyileşme hızı daha da artmış durumda. Birinci eylem planının uygulandığı 2017-2023 döneminde Türkiye’nin enerji yoğunluğu yıllık bazda ortalama yüzde 3,0 oranında iyileşme göstermişken dünya ortalaması yüzde 1,1 seviyesinde kalmıştır. Enerji yoğunluğundaki iyileşme ile üretim maliyetlerimizin ve dışa bağımlılığımızın azalması, küresel rekabet gücümüzü artıran son derece önemli bir faktördür.
Türkiye enerji yoğunluğunu azaltma konusunda iyi bir performans göstermiş olsa da gelişmiş ekonomiler ile kıyasladığımızda enerji yoğunluğumuz daha yüksek kalıyor. Bu noktada enerji verimliliği politikalarının kararlılıkla uygulanmaya devam ettirilmesinin yanı sıra yapısal dönüşüme ve katma değeri yüksek ürün ve sektörlerin ekonomideki ağırlığının artmasına ihtiyaç vardır.
“KAMU SEKTÖRÜNÜN ENERJİ VERİMLİLİĞİ YATIRIMLARINDA ÖNCÜ BİR ROL OYNAMASI SON DERECE ÖNEMLİ”
Enerji verimliliğine yönelik yatırımlar, bir yandan enerji arz güvenliğini güçlendirirken diğer taraftan enerjide dışa bağımlılığı azaltıyor. Ayrıca, ekonomik kalkınmaya, istihdama, işletmelerimizin rekabetçiliğinin geliştirilmesine de katkı sağlıyor. Enerji verimliliği yatırımlarının uygulanmasında en önemli mekanizmaların başında finansman gelmektedir. Bu çerçevede, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından 2009 yılından beri enerji tüketimini optimize ederek maliyetleri düşürmeyi, çevreyi korumayı ve emisyonları azaltmayı hedefleyen Verimlilik Artırıcı Proje (VAP) destek programı kapsamında, yatırımların yüzde 30’una hibe desteği veriliyor; 2025 yılı için proje başına destek üst limit 21,5 milyon TL olarak belirlendi ve her yıl yeniden değerleme oranıyla birlikte güncellenecek. VAP desteklerinde sektörel sınırlama yok enerjinin üretiminden nihai tüketimine kadar tüm sektörlerdeki işletmelerimiz destekten faydalanabiliyor.
Yine Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığımız tarafından enerji yoğunluğunu, karbon yoğunluğunu veya spesifik enerji tüketimini azaltan işletmelerimizin enerji giderlerinin yüzde 30’una destek sağlanıyor. Destek üst limiti 14,3 milyon TL ve yeniden değerlendirme oranına göre her yıl güncellenecek.
Kamu sektörünün enerji verimliliği yatırımlarında öncü bir rol oynaması son derece önemli; bu bağlamda Cumhurbaşkanı Genelgesi ile belirlenen yüzde 15 enerji tasarruf hedefi, 2030 yılına kadar asgari yüzde 30 olacak şekilde güncellendi. Kamu sektöründe finansman olarak enerji verimliliği yatırımları için yapılan harcamaların uygulama sonucu oluşacak tasarruflarla ödenmesi esasına dayanan enerji performans sözleşmeleri ön plana çıkıyor. Bakanlığımız modelin işlemesine yönelik mevzuat, teknik alt yapı dahil gerekli çalışmaları tamamladı.

Ülkemiz, 2024-2030 Ulusal Enerji Verimliliği Eylem Planı kapsamında sadece enerji verimliliği ile enerji tüketimini yüzde 16 azaltarak 100 milyon ton emisyon azaltımı hedefliyor. Bunun için de 2030’a kadar enerji tüketiminin 37,1 milyon Ton Eşdeğer Petrol (TEP) azaltılması amaçlanıyor. Bunun 11,7 milyon TEP’i sanayi tarafında gerçekleşecek. Yine bu yüzde 16 hedefi kapsamında gerçekleştirilmesi hedeflenen 20,2 milyar dolarlık yatırım tutarının 7 milyar dolarının sanayide olması planlanıyor.
Öte yandan Uluslararası Enerji Ajansı da 2030’a kadar gerekli karbon azaltımının üçte birinden fazlasının enerji verimliliği ile sağlanabileceğini söylüyor; yani bu hem çevresel bir gereklilik hem de ekonomik bir fırsat. Kaldı ki Türk sanayisinde yapılan etütler, yalnızca verimlilik uygulamalarıyla yüzde 30’a varan tasarruf potansiyelini ortaya koyuyor.
Dolayısıyla biz de EYODER olarak, hazırlama sürecine de katkı sunduğumuz bu planı son derece önemli ve olumlu buluyoruz.
“KAYBEDECEK BİR GÜN DAHİ YOK”
Aslında Türk sanayisi de bu dönüşüm sürecine önem veriyor ve yatırıma hazır. En büyük engel ise finansman maliyetleri. Bu kapsamda özellikle uluslararası yeşil kaynaklı fonlar, sanayiye yönelik hibe desteklerinin artırılması, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından yeşil dönüşümün finansmanına yönelik katkıların artması, başta teminatlar alanında olmak üzere bankacılık tarafında yapılacak düzenlemeler önem kazanıyor.
Özel sektörün bu imkanları iyi araştırması, EYODER gibi STK’lardan ve enerji hizmet şirketlerinden (ESCO) bilgi alarak hiç vakit kaybetmeden harekete geçmesi gerekiyor. Çünkü sürdürülebilirlik ve yeşil dönüşüm geçici bir heves değil. İklim değişikliğinin yıkıcı etkilerini artık gerek ülkemizde gerekse dünya genelinde çok daha açık bir şekilde görüyor, yaşıyoruz. Dolayısıyla bugün ‘bekleme’ pozisyonunu tercih eden şirketler, özellikle de KOBİ’ler, yarın büyük tedarik zincirlerinin dışında kalabilir. Dolayısıyla bu konuda kaybedecekleri bir gün dahi yok.
“FİNANSAL DESTEK NOKTASINDA SON DERECE ÖNEMLİ GELİŞMELER”
Ülkemizde enerji verimliliğinin öneminin anlaşılması sürecindeki mihenk taşlarından biri, 2009 yılında yürürlüğe giren VAP destekleri oldu. Geçtiğimiz yıl TBMM’den geçen kanunun ardından sene başındaki yeniden değerleme oranı ile VAP kapsamında enerji verimliliğini artırmak amacıyla hazırlanan projelerde destek üst limiti 21 milyon 589 bin 500 TL’ye yükseltildi. Desteklenecek yatırım bedeli 71 milyon 965 bin TL’ye kadar yüzde 30 oranında destekleniyor. Ayrıca, finansman noktasındaki güçlükleri azaltabilmek ve yatırımlara hız kazandırmak için onaylanan VAP projelerinin hak kazandığı desteğin yarısı teminat mektubu karşılığı önden avans olarak ödeniyor. Bu, işletmelerin ilgili yatırımları yaparken nakit akışlarının bozulmamasına ve finansman taleplerinin azalmasına imkan sağlayacak güzel bir gelişme. Bakanlık tarafından belirlenen kriterler çerçevesinde enerji yoğunluğunu azaltmayı hedefleyen şirketlerin başvurabildiği Enerji ve Karbon Azaltım (EKA) Destek Programı kapsamında da üst limit sene başındaki yeniden değerleme oranı ile 14 milyon 393 bin TL’ye çıkarıldı. Finansmana erişimin zorlaştığı bu dönemde bunlar çok önemli destekler. Ayrıca aynı kanun kapsamında tasarruf potansiyeli yüksek, teknolojik, yenilikçi ve dijitalleşmeye katkı sağlayan yatırımların destek kapsamına alınması, enerji yoğunluğunu, karbon yoğunluğunu veya enerji tüketimini azaltan şirketlerin desteklenmesi, VAP’taki sektörel kısıtlamaların kaldırılması gibi önemli maddeler de bulunuyor.
Bunların yanında Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından sunulan yeşil dönüşüm yatırım teşvikini ve Ticaret Bakanlığı’nın Yeşil Mutabakata Uyum Projesi Desteği olan Responsible Programı’nı da gerek yeşil dönüşüme hazırlık süreci gerekse finansal destek noktasında son derece önemli gelişmeler olarak değerlendiriyoruz.
“İKLİM KANUNU İLE BİRLİKTE ENERJİ VERİMLİLİĞİ YATIRIMLARI İÇİN YENİ BİR DÖNEMİN KAPISI ARALANACAK”
Türkiye, enerji yoğunluğunu 2021 ve 2022’de iki yıl üst üste düşürdü ve bunu yapabilen iki ülkeden biri oldu. 2022 yılında küresel olarak enerji yoğunluğunun iyileşmesi yüzde 2 iken ülkemiz yüzde 6,2’ye ulaştı. Ancak 2053 net sıfır hedefine ulaşabilmemiz için her yıl bu yüksek seviyelere ulaşmamız lazım.
Öte yandan 2022 yılı Eurostat verilerine göre enerji yoğunluğumuz AB ülkelerinden yaklaşık yüzde 28 daha fazla. Bu da enerji yoğun sektörlerimizin fazlalığını ve enerji verimliliği potansiyelimizi gösteriyor. Enerji yoğunluğumuzu azaltmayı ise ya katma değerli ürünlerimizi artırarak ya da enerji verimliliği çalışmaları ile enerji tüketimimizi azaltarak sağlayabiliriz. Bu alanda yoğun bir çaba olduğunu da gözlemliyoruz. Özellikle İklim değişikliğiyle mücadele kapsamında uluslararası tedarik zincirlerinin artan baskıları ve yeşil dönüşüm hedefleri, enerji verimliliğini yalnızca çevresel bir gereklilik değil, aynı zamanda ekonomik sürdürülebilirlik için de vazgeçilmez bir araç haline getirdi. Ancak mevcut ekonomik koşullar dolayısıyla işletmelerin enerji verimliliği projelerini tamamen iptal etmese de bir süreliğine rafa kaldırıldığını görmeye başladık.
Bu süreçte, geçtiğimiz temmuz ayında yürürlüğe giren İklim Kanunu ile birlikte enerji verimliliği yatırımları için yeni bir dönemin kapısı aralanacaktır. Çünkü bu kanun öncelikle ülkemizin 2053 net sıfır hedefine yönelik çalışma ve söylemleri destekliyor. Özellikle Paris Anlaşması’yla ortaya konulan irade, bu kanun ile birlikte kurumsal ve hukuki bir zemine oturdu. Hiç kuşkusuz uygulama yaklaşımları ikincil mevzuatla birlikte netlik kazanacak. Biz de EYODER olarak mevzuatın geliştirilmesine katkı sunmaya hazırız.
Kanunun içeriğine bakacak olursak, özellikle Emisyon Ticaret Sistemi’nin (ETS) kurulması ve karbon piyasası altyapısının inşası açısından bir ön adım niteliği taşıdığını görüyoruz. Türkiye’nin aktif bir ETS sistemine sahip olması, Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) kapsamındaki çifte vergilendirmeyi önleyecek. Çünkü sertifikalandırılmış ve belgelenmiş emisyonlar Avrupa’da ikinci kez vergilendirilmeyecek. Böylece kirli üretim olarak da adlandırılabileceğimiz karbon yoğun faaliyetlerin bedeli Türkiye’de kalacak. Bu kaynak, doğru yönlendirilirse ülkemiz için hem çevresel hem ekonomik açıdan önemli bir finansal enstrümana dönüşebilir. Ancak ETS kapsamında oluşacak gelirlerin yalnızca emisyon azaltımı ve iklim değişikliğiyle mücadeleye yönelik yatırımlarda kullanılması büyük önem taşıyor. Başka amaçlarla kullanımı bu sistemin inandırıcılığına zarar verebilir. Bu gelirler fonlaştırılarak enerji verimliliği projeleri, yenilenebilir enerji yatırımları, enerji dönüşüm uygulamaları gibi alanlarda değerlendirilmeli. Özellikle enerji verimliliğine kullandırılacak kaynağın, projelerin geri ödemeleri yüksek olduğundan ülkemiz için hızlı geri dönüş, enerji ithalatı, buna bağlı cari açığın azaltılması ve emisyonların hedefler ile doğru orantılı olarak hızlı düşürülmesinde etkin rol oynayacağını düşünüyoruz.
Bu süreçte bir diğer önemli konu Enerji Performans Sözleşmeleri (EPS). Bilindiği üzere, iklim değişikliğiyle mücadele için yatırım yapmak gerekiyor. Bu yatırımlarının bedelinin karşılanması noktasında en önemli araçların başında ise EPS geliyor. Çünkü bu mekanizma, yatırımı ESCO’ların üstlenmesini sağlıyor. Böylece gerek kamu gerekse özel sektör, maliyetsiz bir şekilde enerji verimliliği projelerine geçiş yapabiliyor. Bu nedenle Türkiye’nin güncellenmiş Ulusal Katkı Beyanı’nda, EPS’ye de yer verilmesi büyük önem taşıyor.
İklim Kanunu ile birlikte kamu ve özel sektörde faaliyet gösteren tüm kurum ve kuruluşların, yasada belirtilen planlama araçları ve mevzuatlara ilişkin yükümlülüklerini en geç 31 Aralık 2027 tarihine kadar yerine getirmesi gerekiyor. Bu süreç yalnızca uyum değil, aynı zamanda veri temelli izleme ve raporlama altyapısının kurulması açısından da kritik. Çünkü halihazırda yalnızca büyük ölçekli tesislerin baca gazı analizleri çevrim içi olarak izlenirken yeni yasa ile birlikte kamu ve özel sektörden emisyon ve faaliyet verileri talep edilebilecek. Bu sayede daha şeffaf ve ölçülebilir bir iklim politikası zemini oluşturulacak.
“SKDM’YE HAZIRLIK SÜRECİNDE YOLUN BAŞINDA OLAN İŞLETMELERE DE 6 ADIMLIK BİR YOL HARİTASI HAZIRLADIK”
EYODER olarak, enerji verimliliğinin bu kadar yoğun bir şekilde gündemde olmadığı 2010 yılından bu yana faaliyetlerimizi sürdürüyoruz. Ülkemizde enerji hizmet şirketlerini temsil eden tek sivil toplum kuruluşuyuz. En ucuz, temiz ve ulaşılabilir enerjinin tasarruf edilen enerji olduğu bilinci ile ilgili mevzuatların analizi, piyasa geliştirme çalışmaları, uluslararası standartlara uygun mesleki eğitimler, bilinçlendirme çalışmaları ve üyeler arası dayanışma faaliyetleri gerçekleştiriyoruz. Bunları gerçekleştirirken aynı zamanda kamu, özel sektör, STK’lar fark etmeksizin enerji verimliliği alanında yapılan tüm çalışmalara katkı sağlıyoruz. Enerji Verimliliği Eylem Planı ve Enerji Yöneticisi Eğitim Kitabı bunlardan yalnızca ikisi. Enerji verimliliği sektöründe standartları yükseltmek amacıyla firmaların yetkinliklerini daha şeffaf bir şekilde ortaya koyacak bir sertifikasyon süreci başlatmayı da hedefliyoruz.
Bunların yanı sıra SKDM’ye hazırlık sürecinde yolun başında olan işletmelere de 6 adımlık bir yol haritası hazırladık. İlk olarak enerji hizmet şirketleri tarafından Detaylı Enerji Etüdü yapılarak enerji tüketim verileri ve süreçler analiz edilmelidir. Bu sayede verimsizlikler tespit edilip enerji maliyetlerini düşürmeye yönelik projeler tasarlanır. Ardından yatırım gerektirmeyen Tasarruf Eylemleri devreye alınabilir. Örneğin izolasyon eksikliklerinin giderilmesi, buhar ve hava kaçaklarının önlenmesi gibi uygulamalarla yüzde 5-10 oranında enerji, kaynak ve emisyon azaltımı sağlanabilir. Daha sonra düşük bütçeli Mikro Enerji Verimliliği Yatırımları ile atık ısı geri kazanımı, aydınlatma sistemlerinin yenilenmesi gibi projeler hayata geçirilerek bu oran yüzde 10-15 daha artırılabilir.
Dördüncü adım olan Makro Enerji Verimliliği Yatırımları kapsamında kazan dairesi modernizasyonu, merkezi soğutma sistemi renovasyonu ve iklimlendirme sistemi dönüşümü gibi projelerle enerji, kaynak ve emisyon azaltımına yüzde 20-30 arası katkı verilebilir. Bunlar görece daha yüksek yatırım maliyeti gerektirse de bu projeler 2-3 yılda kendini amorti eder. Tasarruf ve verimlilik projelerinden sonra sıra Fosil Yakıttan Çıkış projelerine geliyor. Günümüzde bunun için tek çözüm olan ısı pompası sistemlerinin geri ödeme süresi ise 3-4 yıl. Son olarak, Yenilenebilir Enerji ile geçiş süreci tamamlanır. Bu adımda da işletmeler kendi enerji santrallerini kurabilir ya da yenilenebilir enerji kaynaklarından tedarik sağlayarak sürdürülebilir bir enerji dönüşümünü gerçekleştirebilir. Bu sistematik yaklaşım, şirketlerin enerji verimliliğini artırırken uzun vadede emisyonlarını kayda değer ölçüde azaltmasına olanak tanır.
Bayramın enerji karnesi: 54 milyar liralık yakıt, milyonlarca ton karbon6 Haziran 202608:30 Antalya Büyükşehir Belediyesi’nden geleceğe Yeşil Miras6 Haziran 202608:10 Mühendislik Fakültesi Öğretim Üyesi Atmaca’dan enerji verimliliği uyarısı6 Haziran 202607:55 Bakan Bayraktar, Sıfır Atık Festivali’ni ziyaret etti5 Haziran 202620:06 APED’den Dünya Çevre Günü’nde çağrı: Basılı fiş uygulaması kaldırılsın5 Haziran 202618:01