‘Karlılıklarımızı sürdürebiliyor olmamız lazım’

‘Türkiye Akaryakıt Piyasaları Soru – Cevap Oturumu’nda, Enerji Petrol Gaz Gazetesi Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Gözde Emlik’in sorularını yanıtlayan Petrol Sanayi ve Emobilite Derneği (PETDER) Yönetim Kurulu Üyesi Ömür Gebeş, sektörün karşı karşıya olduğu sorunlara ilişkin dikkat çekici ve samimi değerlendirmelerde bulundu.

‘Karlılıklarımızı sürdürebiliyor olmamız lazım’
Petroturk | Enerji Haberleri
  • Yayınlanma14 Ocak 2026 11:54

‘Türkiye Akaryakıt Piyasaları Soru – Cevap Oturumu’nda, Enerji Petrol Gaz Gazetesi Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Gözde Emlik’in sorularını yanıtlayan Petrol Sanayi ve Emobilite Derneği (PETDER) Yönetim Kurulu Üyesi Ömür Gebeş, sektörün karşı karşıya olduğu sorunlara ilişkin dikkat çekici ve samimi değerlendirmelerde bulundu.


Akaryakıt sektöründe son bir yılda en fazla hissedilen yapısal sorunlar nelerdi? Bunların dağıtım şirketlerine ve bayilere etkilerini nasıl özetlersiniz?

Bu soruyu üç başlık altında değerlendirmek istiyorum.

Birincisi, makroekonomik gelişmeler. Çevremizde ciddi jeopolitik gerginlikler yaşanıyor. Rusya–Ukrayna savaşı, İsrail–Filistin arasındaki çatışmalar ve son olarak İsrail–İran arasında yaşanan kısa süreli gerilimler, beraberinde yaptırımları getirdi. Bu yaptırımlar petrol ve petrol türevi ürünlerin arz güvenliği açısından önemli sorunlar yarattı.

Bu durum, özellikle rafinerilerimizin tedarik süreçlerini zorlaştırdı. Hem tedarikte hem de ürünlerin dağıtımında aksaklıklar yaşandı. Elbette bu tür sorunlar doğrudan fiyatlara yansıyor. Rafineriden başlayarak dağıtım şirketleri, istasyonlar ve nihayetinde son kullanıcıya kadar uzanan zincirde maliyet artışı fiyatlara yansımış oluyor. Bu, ilk temel problemimiz.

İkinci başlık, finansmana erişim sorunları. Bu sorun yalnızca bizim sektörümüze özgü değil. Enflasyonun yıl sonunda yüzde 31 seviyelerinde gerçekleşmesi bekleniyor; ancak faiz oranları hâlâ çok yüksek. Merkez Bankası’nın son uyguladığı politika faizi yüzde 35 seviyesinde. Bu durum, hem dağıtım şirketlerini hem de istasyon bayilerimizi ciddi bir faiz yükü altında bırakıyor.

Neden böyle oluyor? Çünkü sürekli olarak işletme sermayesi koymak zorunda kalıyoruz. Dört yıl önce akaryakıt fiyatları 7–10 lira bandındayken bugün 50 lira seviyelerine gelmiş durumda. İlave işletme sermayesi olmadığında bankalardan kredi kullanmak kaçınılmaz hâle geliyor. Öte yandan, sektörümüzde hizmet standardı çok yükseldi. Bayilerimiz artık birer yaşam merkezi konumunda. Bu da her noktada maliyetlerin artması anlamına geliyor.

Bu nedenle kârlılığın sürdürülebilirliği son derece kritik. Karlılıklarımızı sürdürebiliyor olmamız lazım. Bu noktada sektörün her anlamda desteğe ihtiyacı olduğunu düşünüyorum.

Lisanssız, kayıt dışı satış ve kaçak konusunun UTSS ile büyük ölçüde önüne geçildiği söyleniyor. Başka hangi mevzuat veya yönetim değişiklikleri gerekli olabilir?

UTSS çok önemli bir proje. Hem PETDER adına hem de diğer dağıtım şirketleri adına bunu rahatlıkla söyleyebilirim. Kayıt dışı ekonomiyle mücadele ve sektörün kayıt içine alınması konusunda bayilerimizin ve tüm sektör paydaşlarının güçlü bir desteği var. Çünkü dağıtım şirketleri de bayiler de çok ciddi yatırımlar yapıyor. Rafineri yatırımlarını da bu tabloya eklemek gerekir.

Akaryakıt sektörü, uçtan uca en detaylı şekilde denetlenen sektörlerden biri. Ben sektöre girdiğimde önce yazar kasa uygulaması geldi, ardından otomasyon sistemleri devreye alındı. Otomasyon sistemlerini genişlettiğinizde, beraberinde farklı regülasyonlar da geliyor.

Elbette yenilikler önemli; ancak mutlaka etki analizi yapılması gerekiyor. Mevzuat hazırlanırken devletimiz bu analizleri yapıyor; fakat sektörü aşırı regüle edecek ve ilave maliyetler getirecek düzenlemelerin, sektör paydaşlarıyla istişare edilerek ele alınması gerektiğini düşünüyorum. Getirilen ilave yükler karşısında, kârlılığın ve tüm paydaşların sürdürülebilirliğinin korunması şart. Bu konuda da her zaman desteğe ihtiyacımız var.

İstasyonlar artık yalnızca perakende noktaları değil, e-mobilite ve yaşam merkezlerine dönüşüyor. Bu dönüşümde Türkiye’nin ne kadar ilerlediğini düşünüyorsunuz?

Türkiye bu alanda çok ciddi bir ilerleme kaydetti. İstasyonlar aynı zamanda önemli vergi tahsil noktalarıdır. Yaklaşık 700 milyar TL’lik bir vergi tahsilatı bu noktalar üzerinden yapılıyor; bu boyutu da özellikle vurgulamak isterim.

Daha önce de ifade ettim; istasyonlar artık birer yaşam merkezi. Eskiden beyaz bayraklı istasyonlarda market yoktu ya da olsa bile birkaç ürünle sınırlıydı. Bugün ise çok kapsamlı marketler, kaliteli kahve noktaları, elektrikli araç şarj altyapıları ve yıkama hizmetleri bulunuyor. İstasyonlar gerçek anlamda bir yaşam alanına dönüşmüş durumda.

Bu dönüşüm çok önemli bir know-how yarattı. Dünyanın hiçbir yerinde bizim sahip olduğumuz konfora sahip istasyonlar yok. Ancak bu altyapıyı kurmak ve 24 saat hizmet veren tesisleri yönetmek ciddi maliyetler gerektiriyor. Gelecekte bu istasyonları pazarlamak durumunda kalacağız.

Petrol Ofisi Grubu olarak en büyük hissedarımız Vitol. Türkiye’ye geldi, bu birikime inandı ve bu know-how’ı gördü. Petrol Ofisi olarak BP istasyonlarını devralmamız da bu güvenin bir göstergesi.

Sektörün geleceğine inanmaya devam ediyoruz. Bu birikimin ve know-how’ın devam etmesi gerekiyor. Bir kez daha altını çizmek isterim: Sürdürülebilir kârlılık olmadan bu sektör ayakta kalamaz.

Son yıllarda sektörde birleşmeler ve devralmalar yaşandı. Bu süreci nasıl değerlendiriyorsunuz? 2026’da da devam eder mi?

Bu, son derece doğal bir süreç. Devam da edebilir, etmeyebilir. Biz Petrol Ofisi olarak bugün bin noktada kahve satıyoruz; Tchibo ve Borusan ile iş birliklerimiz var. Artık istasyonları yalnızca yakıt satılan yerler değil, belirli bir hizmet standardı sunan tesisler hâline getirmeye çalışıyoruz. Zamanla bu yapı bir otel konseptine dahi dönüşebilir.

Geçmişe baktığımızda, bu sektöre yıllarını vermiş çok sayıda dağıtım şirketi ve iş ortağı var. Bayilerimiz de ciddi istasyon yatırımları yapıyor, tesislerini sürekli geliştiriyor. Taşıt tanıma sistemleri, yurt satım ekipleri gibi alanlarda bayilerimiz büyük sorumluluk alıyor.

Bu konsolidasyonlar sektörün, bayilerin ve nihayetinde tüketicinin faydasına olacaksa devam etmelidir. Önemli olan, bu süreçlerin sektöre zarar vermemesidir.

Elektrikli araçlardaki artış sektörün gelir modelini nasıl etkiler? PETDER’in bu alandaki öngörüsü nedir?

E-mobilite konusunda çok farklı senaryolar konuşuluyor. Kimine göre 2035’e kadar elektrikli araçların payı yüzde 50’ye çıkacak, kimine göre ise yüzde 10 seviyesinde kalacak. Bu nedenle konuyu üç başlıkta değerlendirmek gerekir.

Birincisi, elektrikli araçlar hayatımıza girdi ve artmaya devam edecek. Buna göre altyapı hazırlıklarını yapmak zorundayız.

İkincisi, bu durum fosil yakıt tüketiminin kısa vadede biteceği anlamına gelmiyor. Önümüzdeki 10 yıl boyunca bu tüketim devam edecek. Tarım, inşaat ve sanayi gibi sektörler büyümeyi sürdürecek. Bu nedenle istasyon altyapılarını güçlendirirken, dağıtım, depolama ve rafineri boyutunu uçtan uca düşünmemiz gerekiyor.

Üçüncüsü ise gerçekçi planlama. Tüm konsantrasyonu “gelecek tamamen elektrikli olacak” varsayımı üzerine kurmak doğru değil. En azından önümüzdeki 5–10 yıl için böyle kesin bir öngörü yok. Aşırı yatırımlar, bazı firmalar için risk oluşturabilir.

Bu nedenle kamunun desteğiyle, istişare içinde, gerçekçi yatırımlarla ilerlememiz gerekiyor.

2030’a doğru Türkiye akaryakıt sektörü nasıl bir dönüşüm geçirecek? PETDER’in öncelikleri neler olacak?

Türkiye akaryakıt sektörü altyapısı güçlü ve dönüşüme hazır bir sektör. En önemli özelliklerinden biri esnek olması ve değişen koşullara hızlı uyum sağlayabilmesi.

Bu süreci üç ana başlıkta ele alabiliriz:

Enerji güvenliği: Enerji, özellikle üretim sektörü için hayati önemde. Türkiye hâlâ enerjide yüzde 80 oranında dışa bağımlı. PETDER olarak önceliğimiz, enerji güvenliğini sağlayacak altyapıyı oluşturmak ve erişilebilirliği artırmak.

Sürdürülebilirlik: Çevresel sürdürülebilirlik artık vazgeçilmez. Düşük kükürtlü yakıtlar ve deniz satışlarına yönelik çalışmalarımız bu kapsamda değerlendirilmeli.

Kârlılık ve paydaş desteği: Tüm paydaşların desteklenmesi ve kamunun katkısı, sektörün sağlıklı şekilde 5–10 yıllık planlar yapabilmesi açısından kritik. Yatırım yapan firmaların öngörü sahibi olması gerekiyor. PETDER olarak bu öngörülerin oluşmasına katkı sağlamayı sürdüreceğiz.