‘Otogaz önümüzdeki 10 yıl boyunca Türkiye’de varlığını sürdürecek’

15. Türkiye Enerji Zirvesi kapsamında düzenlenen Türkiye LPG Piyasası Oturumu, sektörün mevcut durumu ve geleceğine ışık tuttu. Oturumun moderatörlüğünü Enerji Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı A. Sertaç Komsuoğlu üstlenirken, oturumda konuşmacı olarak yer alan Türkiye LPG Derneği (TLPGD) Başkanı Eyüp Aratay, TOBB LPG Meclisi Başkanı Melih Poyraz ve Petrol Sanayi ve Emobilite Derneği (PETDER) Genel Sekreteri Köksal Onur İnci LPG piyasasındaki gelişmeleri, dönüşümü ve beklentileri değerlendirdi.

‘Otogaz önümüzdeki 10 yıl boyunca Türkiye’de varlığını sürdürecek’
Petroturk | Enerji Haberleri
  • Yayınlanma14 Ocak 2026 11:28

15. Türkiye Enerji Zirvesi kapsamında düzenlenen Türkiye LPG Piyasası Oturumu, sektörün mevcut durumu ve geleceğine ışık tuttu. Oturumun moderatörlüğünü Enerji Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı A. Sertaç Komsuoğlu üstlenirken, oturumda konuşmacı olarak yer alan Türkiye LPG Derneği (TLPGD) Başkanı Eyüp Aratay, TOBB LPG Meclisi Başkanı Melih Poyraz ve Petrol Sanayi ve Emobilite Derneği (PETDER) Genel Sekreteri Köksal Onur İnci LPG piyasasındaki gelişmeleri, dönüşümü ve beklentileri değerlendirdi.



Türkiye LPG Derneği (TLPGD) Başkanı Eyüp Aratay

‘LPG Kanunu’na sahip tek ülkeyiz’

Enerji sektöründe son yıllarda çok ciddi bir paradigma değişikliği yaşanıyor. Bizim 2015–2020 döneminde LPG strateji belgelerinde yoğun biçimde tartıştığımız “Nereye, nasıl konumlanmalıyız?” sorusu bugün çok daha farklı bir anlam taşıyor. Özellikle arz güvenliği denklemi içinde LPG’nin yeri, uzun süredir üzerinde durduğumuz bir konuydu. Ancak pandemiyle birlikte arz-talep dengesinde dünya tarihinde daha önce yaşanmamış bir kırılma yaşandı. Ardından Rusya–Ukrayna krizi, enerji bağımlılığının özellikle Avrupa açısından ne kadar kritik olduğunu net biçimde ortaya koydu.

LPG’yi artık yalnızca enerji arz güvenliği perspektifiyle ele almak mümkün değil. Paris Anlaşması kapsamında Türkiye’nin 2053 karbon nötr hedefi bulunuyor. İklim değişikliğinin günlük hayatımıza etkilerini doğrudan hissediyoruz. Bu nedenle enerjiyi sadece bir ihtiyaç kalemi değil, aynı zamanda sürdürülebilir kalkınmanın bir aracı olarak değerlendirmek zorundayız. Tek eksenli enerji stratejisinden çok boyutlu en azından üç boyutlu bir enerji politikasına dönme zorunluluğumuz var.

Bu çerçevede LPG, alternatif yakıtlar arasında önümüzdeki dönem için önemli bir geçiş yakıtı olma potansiyeli taşımaktadır. Aynı zamanda kriz ve afet dönemlerinde bir sigorta yakıtı işlevi görmektedir. Deprem sonrasında sahada fiilen gördük ki, bazı bölgelerde tek kullanılabilir yakıt LPG oldu. Türkiye’nin enerji güvenliği hedefleri, kriz senaryoları ve Birleşmiş Milletler ’in sürdürülebilir kalkınma yaklaşımı birlikte ele alındığında LPG’nin yeniden konumlandırılması gerektiği açıktır. Bu doğrultuda sektör paydaşlarıyla çalışmalar yürütüyoruz. Türkiye LPG Derneği olarak LPG’nin yaşam döngü analizini akademik bir çalışmayla tamamladık. Önümüzdeki yıl Nisan ayında bu konuda bir panel benzeri çalışma yapmak istiyoruz ve aslında bütüncül olarak sürece bakıp LPG’nin yarattığı paydaları, nerede olması gerektiği konusunda da bir çıktı almaya gayret edeceğiz. Bugüne kadar düşündüğümüz sadece tek boyutlu enerji arz güvenliğinin ötesinde bizi geleceğe götürecek bir geçiş yakıtı olarak LPG’nin yeniden tanımlanması gerekiyor.

Türkiye, LPG pazarı açısından güçlü bir konumdadır. Dünyanın 10’uncu, Avrupa’nın 2’nci büyük LPG pazarıyız, otogazda ise göreceler olarak yıllara göre değişse de dünyanın en büyük ilk iki pazarından biriyiz. Ayrıca LPG Kanunu’na sahip tek ülkeyiz.

Önümüzdeki 10 yıl için LPG arz güvenliği açısından Türkiye’nin altyapısı yeterlidir. Mevcut 425 bin tonluk stoklama kapasitemiz ülke ihtiyacını karşılayabilecek düzeydedir. LPG’yi farklı kaynaklardan temin edebiliyor, yaygın bayi ve terminal altyapımızla ülkenin her noktasına ulaştırabiliyoruz. Bu anlamda LPG sektörü, olası enerji krizlerine karşı dayanıklı bir yapı oluşturmuştur.

Otogazın geleceğiyle ilgili tartışmalarda rekabet kavramının geride kaldığını düşünüyorum. Elektrikli araçlar nihai hedef değil, bir geçiş sürecidir. Bugünkü elektrik üretim yapısı dikkate alındığında LPG’li araçların çevresel katkısı göz ardı edilmemelidir. Elektrik tamamen yenilenebilir kaynaklardan üretilene kadar LPG önemli bir geçiş yakıtı olmaya devam edecektir. Otogaz önümüzdeki 10 yıl boyunca Türkiye’de varlığını sürdürecektir. Tüplü LPG ise afet ve kriz senaryolarında tek alternatiftir. O anlamda da LPG bundan sonraki süreçler için bu çerçevede afet senaryolarına, kriz yönetim protokollerine ve regülasyonlara bir an evvel dahil edilmelidir. Sektör olarak da bizim bundan sonraki tüm çabamız, LPG’nin geçmişte kullanılan bir yakıt değil, geleceğe bizi götürecek bir yakıt olarak konumlanmasıdır.


Enerji Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı A. Sertaç Komsuoğlu

‘LPG kritik bir enerji kaynağı’

LPG sektörü, özellikle otogazın gelişmesiyle çok önemli bir noktaya geldi. Pazarda çok popüler oldu ve her geçen gün Türkiye pazarında önemini artırdı. O dönemde onlarca şirket kuruldu. Bugün o şirketlerin çoğu yoklar. Çünkü günü kurtardılar ama uzun vadede kalıcı olamadılar ve pazarda artık dengeler yerine oturdu. Regülasyon da etkisini gösterdi. Bu bağlamda, LPG sektörü artık kendini net bir şekilde konumlandırdı. Elektrikli araçların yükselişi ise akaryakıt için ikinci bir alternatif yaratıyor; bu durum, sektörde yeni stratejiler geliştirmeyi gerekli kılıyor.

Son yıllarda tüplü gazın önemini de gördük; deprem gibi acil durumlarda LPG kritik bir enerji kaynağı oldu. Bu nedenle, enerji politikalarında LPG’nin yeri mutlaka doğru tanımlanmalı ve sektöre sunulacak argümanlar net olmalı.

Pazarda rekabet sistemi oturduğunda bazı istasyonların otogaz bölümlerini kapatmaya başladığını gözlemliyoruz. Bu, daralan piyasada kamu ve sektörün hangi önlemleri alması gerektiğini düşündürüyor. Ayrıca, yenilenebilir LPG ve elektrikli araç yatırımları gibi konular, sektörün geleceği için kritik öneme sahip.

Rusya-Ukrayna savaşı ve global enerji fiyatları gibi dış faktörler, LPG yatırım kararlarını ve arz güvenliğini etkiliyor. Önümüzdeki 10 yıl için LPG arz planlamalarının yeterliliği, sektörün sürdürülebilir büyümesi için temel bir soru. Bu bağlamda, Türkiye’nin LPG piyasasında alacağı aksiyonlar hem ekonomik hem de enerji güvenliği açısından belirleyici olacak…


TOBB LPG Meclisi Başkanı Melih Poyraz

‘Dünyadaki LPG fiyatları düşecek’

Genel dünyaya bakmak gerekiyor. LPG büyüyor mu, küçülüyor mu? İki tane dinamik var arz ve talep. LPG’nin arz tarafı çok olumlu. Bugün Amerika ve Körfez’de ciddi arz devreye giriyor; neredeyse mevcut arzın yüzde 50’ye yakın arzı piyasaya gelmiş olacak. Arz artarken talep de artıyor fakat arza yetişemiyor. Dünyadaki LPG fiyatları düşecek. Bizim artık pazarımızın yüzde 80-95’i otogaz. Ekonomimizdeki yeri artacak. Buradaki ekonomi artarken dünyada da arzın gelmesiyle ve bu fiyatların düşmesiyle beraber bu sene ve geçen sene olduğu gibi LPG piyasası büyümeye devam edecek. Bu arz büyürken talep nerede artıyor? İki tane kısmı var. Bir tanesi LPG’nin özellikle Çin’de ucuzlamasıyla kimya çok artıyor. Hâlâ 2 milyar insan katı atıkla, çok sağlıklı olmayan yakıtlarla yemeklerini pişiriyorlar. Çalı çırpı topluyorlar. Özellikle Afrika’da çok ciddi bir sorun. Bugün baktığınızda Afrika’daki penetrasyon yüzde 10’lar seviyesinde. Bir tarafta arz geliyor, bir taraftan da özellikle cooking için olan talep artmaya devam edecek. LPG, Paris İklim Anlaşması hedefleri açısından da önem taşıyor hem karbon salımını azaltıyor hem de yaşam standartlarını iyileştiriyor.

Türkiye’de doğal gaz artışıyla tüplü gaz küçülüyor (yüzde 5-6 seviyesinde), fakat otogazın önü açık. Dönüşüm kritik; fabrikada dönüşmüş orijinal araçların piyasaya girmesi önemli. LPG benzine kıyasla avantajlı ve büyümeye devam edecek. Eğer istasyonlardan LPG kaldırılırsa tekrar konulacak. Kolay dönemden geçmiyoruz ama herkes için geçerli. Orta vadeye, uzun vadeye bakmak lazım. Neticede dünyadaki dinamikler LPG için çok olumlu ve bu devam edecek.Hindistan ve Kenya gibi pazarlarda devlet destekli LPG kullanımı kısa sürede pazar büyümesi sağladı. Türkiye; endüstrisi, bilgi birikimi ve insanıyla bu alanda liderlik yapabilir ve dünyadaki LPG gelişiminde söz sahibi olabilir.

Paris Anlaşması hedeflerine ulaşmak için dünyanın 6 trilyon dolar harcaması gerekiyor. Harcanan 1.6 trilyon dolar yetersiz. Bugün karbonsuzlaştırmak elektrikli araç alarak olmuyor. Birincisi bütün gridinize yatırım yapıyor olmanız gerekiyor; elektriği çok daha uygun karbon enerjisi düşük değerlerden yapıyor olmanız gerekiyor. Altyapınızı çok ciddi manada değiştirmeniz gerekiyor; bu da kolay değil. Dünyadaki bugün ülkelerin borçluluk seviyelerine bakarsanız yüksek. Devletler borçlu. Covid bu borçluluğu daha da artırdı. Dolayısıyla isteriz ki o dünyaya geçelim fakat bir taraftan da gerçekler var: Dünyadaki ekonomi bugün o yatırımı kaldırmıyor. Türkiye’deki ekonomi de o yatırımı kaldırmıyor. Demek ki bu geçiş (transition) dediğimiz LPG, bugün benzine göre yüzde 20 daha az karbon salımı var. Bu ürünü kullandığımız zaman da daha az emisyon üretiyorsunuz ve daha da ekonomik olarak hem cari açığa hem de bütçeye daha uygun olduğu için iki taraflı biçimde buna faydanız oluyor.

Yenilenebilir LPG’nin maliyeti hâlâ yüksek. Bugün fiyatlar hızla düşmesine rağmen, bu yakıtların dünyada yaygın kullanımı hâlâ gerçekçi değil. Bir tek gerçekçilik var: Sivil havacılıkta SAF kullanılıyor. TÜPRAŞ’ın çok ciddi yatırımları var. SAF üretirken 1 ton da 50 kilo kadar LPG çıkıyor. Tabii burada sistemlere göre değişiyor. Oralarda bu yakıt kullanılabilir. Ancak yeni bir şirketin sıfırdan yatırım yapıp pazara girmesi rekabetçi olmaz. Ar-Ge çalışmalarına önem verilmeli fakat gerçekçilikten kopulmamalı.Elektrikli araç penetrasyonu hâlâ beklenen seviyede değil. Altyapı yatırımları, elektrik dağıtımı ve şarj yönetimi büyük önem taşıyor. Şirketimizde araçları LPG’ye çeviriyoruz ve en küçük bir şikayet yok. Yüzde 40-45 oranında tasarruf sağlanıyor. Yeni araçlar için algıyı değiştirip, LPG’nin ekonomik ve çevresel avantajlarını göstermek gerekiyor. LPG fiyatlarının yükselmesi kısa vadeli fayda sağlıyor; uzun vadede düşük fiyatlar ticaret hacmini artırıyor. Biz isteriz ki LPG fiyatı çok düşük kalsın ve çok ürün satalım. Arz artıyor, LPG fiyatı düşecek. Birçok tehdit var ama sektör uzun vadede büyümeye devam edecek.


PETDER Genel Sekreteri Köksal Onur İnci

‘LPG, yeşil dönüşüm yolculuğunda önemli bir geçiş yakıtı olmaya devam edecek’

LPG’de diğer sektörlerde de olmakla birlikte otogaz segmentinde belli bir düşüş var. 2024 yılı itibarıyla toplam LPG pazarı yaklaşık yüzde 6 düşerken, LPG otogaz pazarı yüzde 5 civarında bir düşüş yaşadı. 2025 Yılı Ocak-Eylül verilerine baktığımızda benzer bir düşüş toplam LPG tüketiminde de görülüyor. Otogaz pazarındaki bu daralmayı iki başlık altında değerlendirmek gerekiyor: Kaçınılmaz olanlar ve düzeltilebilir alanlar.

Bu daralmanın durdurulabilmesi için üç temel odak noktası öngörüyorum. Birincisi, LPG adına yeniden fiyat avantajının oluşturulmasıdır. Vergi oranlarına baktığımızda, EPDK’nın 2025 Kasım fiyatlama raporuna göre motorinde yaklaşık yüzde 39,5, benzinde yüzde 42, otogaz LPG’de ise yüzde 37,5 oranında vergi bulunuyor. LPG’nin hitap ettiği tüketici profili dikkate alındığında, vergi yükünün azaltılması pazara olumlu katkı sağlayacaktır. Ayrıca dağıtım şirketlerinin lojistik ve depolama maliyetlerini düşürecek teşvikler de verilebilir. İkinci olarak, LPG’nin çevresel faydalarının daha görünür hale getirilmesi önemlidir. Geleneksel yakıtlara kıyasla daha çevreci bir yapıya sahip olduğu biliniyor. Yeşil dönüşüm ve yenilenebilir enerjiye geçişin zaman alacağı düşünüldüğünde, LPG’nin bir ara geçiş yakıtı olarak konumlandırılması mümkündür. Üçüncü olarak ise araç dönüşüm piyasasına yönelik düzenlemeler yapılabilir. Dönüşüm maliyetlerinin artması tüketiciyi caydırıyor. Kredi, taksitlendirme gibi teşvik mekanizmalarıyla bu dönüşüm desteklenebilir ve otogaz segmentindeki daralma sınırlandırılabilir.

Kaçınılmaz tarafta elektrikli araçların yükselişi yer alıyor. Gerek dünyada gerek Türkiye’de elektrikli araçlar çok ciddi bir ivme kazanmış durumda. Türkiye’de aylık yaklaşık 15 bin adetlik elektrikli araç artışı görülüyor. Bu araçların otogaz pazarından belirli bir pay alacağı aşikâr. PETDER olarak biz de bu dönüşümü dikkate alarak tüzük değişikliği yaptık ve mobiliteyi faaliyet alanımıza dahil ettik. Ancak konuya tek taraflı bakmamak gerekiyor. Eğer otogazdaki düşüşün tek nedeni elektrikli araçlar olsaydı, benzinde yaşanan yüzde 17’lik tüketim artışını açıklamak mümkün olmazdı.Elektrikli araçların yükselişi otogazı elbette etkiliyor. Ocak-Ekim dönemi verilerine elektrikli araçlarda ticari anlamda şarj miktarına bakıldığında yüzde 147 oranında artış görüyoruz. Yıl içinde toplam şarj sayısı 1 milyondan 2,3 milyona çıktı. Otogazın otomotiv yakıtları içindeki payı yüzde 13,9 seviyesinde. Elektrikli araçların bu paydan alım yapacağı açık; ancak bunu yalnızca kaçınılmaz bir tehdit olarak görmemek gerekir. Doğru teşviklerle LPG otogazın göreceli gücü korunabilir. Elektrikli araçlar hâlen yeni bir teknoloji ve altyapı, menzil, uzun yol ve ticari kullanım gibi alanlarda sınırlılıklar barındırıyor. Şarj altyapısının yetersiz olduğu bölgelerde LPG, diğer fosil yakıtlara kıyasla yeşil dönüşüm yolculuğunda önemli bir geçiş yakıtı olmaya devam edecektir. Ayrıca elektrikli araç fiyatlarının hâlen yüksek seviyelerde olması, birçok tüketici için erişim sorununu beraberinde getiriyor. Bu da LPG’nin kısa ve orta vadede güçlü bir alternatif olmasını sağlıyor.

5 Ekim 2023’te yayımlanan tebliğle ticari araçlar için UTSS zorunluluğu getirildi ve akaryakıt tarafında bu uygulamada ilerleme sağlandı. Sahada bazı eksiklikler olmakla birlikte kamu kurumlarıyla bunların giderilmesi için çalışmalar yürütüyoruz. Ancak LPG’nin bu tebliğ kapsamına alınması, mevcut durumda seri üretim ve montaj süreçleri ile otogaz istasyonlarında UTSS uygulamalarının hazır olmaması nedeniyle sorunludur. Geçmiş deneyimler, düzenlemelerin altyapı ve hazırlıklar tamamlandıktan sonra uygulanmasının daha faydalı olduğunu göstermektedir. Ayrıca yaptığımız değerlendirmelerde, otogaz istasyonlarına yapılacak UTSS yatırımlarının beklenen faydayı sağlamayacağını düşünüyoruz. Bunun yerine tüketicinin denetlenmesi, kayıt dışı ve suçluların tespiti daha etkili olacaktır. Bu nedenle LPG’nin UTSS uygulamasından çıkarılması gerektiğini düşünüyoruz.