Dijital dönüşüm enerji sektöründe emisyon yönetimini hızlandıracak

TBD 42. Ulusal Bilişim Kurultayı kapsamında düzenlenen “COP31 Işığında Teknoloji ve Sürdürülebilirlik Çalıştayı”nda enerji sektöründe emisyonların dijital izlenmesi, akıllı şehirlerde enerji yönetimi, veri merkezlerinde verimlilik ve yeşil finansman mekanizmaları ele alındı. Katılımcılar, dijital teknolojilerin enerji dönüşümünü hızlandıracağına ve iklim hedeflerine ulaşmada kritik rol oynayacağına dikkat çekti.

Dijital dönüşüm enerji sektöründe emisyon yönetimini hızlandıracak
Petroturk | Enerji Haberleri
  • Yayınlanma17 Mart 2026 10:30
Sibel Cennetoğlu – Ankara

05–06 Şubat 2026 tarihlerinde Ankara’daki Meyra Palace Hotel’de gerçekleştirilen TBD 42. Ulusal Bilişim Kurultayı; Cumhurbaşkanlığı ve bağlı kuruluşlar, bakanlıklar, yerel yönetimler, üniversiteler, özel sektör, sivil toplum kuruluşları, bilim insanları, bilişim profesyonelleri ve uzmanların katılımıyla gerçekleştirildi. Kurultayda Türkiye’nin dijital gelecek vizyonu çok boyutlu biçimde ele alındı.

Kurultay kapsamında düzenlenen “COP31 Işığında Teknoloji ve Sürdürülebilirlik Çalıştayı”, sınırlı sayıda paydaşın katıldığı özel bir oturum formatında yapıldı.

Çalıştayda, dijital egemenlik perspektifi ve sürdürülebilirlik hedefleri doğrultusunda teknoloji temelli çözüm alanları bloklar halinde ele alındı.

İKİZ DÖNÜŞÜM VE EMİSYON YÖNETİMİ GÜNDEMDEYDİ

Çalıştayın ilk bölümünde, dijital ve yeşil dönüşümün birlikte yürütülmesini ifade eden “ikiz dönüşüm” yaklaşımı tartışıldı. Katılımcılar, sanayi ve enerji sektörlerinde emisyonların ölçülmesi, raporlanması ve doğrulanması için yerli yazılım ekosisteminin geliştirilmesi gerektiğine dikkat çekti. Dijital bir emisyon ticaret sistemi için veri güvenliği, standart uyumu ve kamu teşviklerinin önemi vurgulandı.

Aynı oturumda akıllı şehirler ve akıllı binalar da gündeme geldi. Yapay zeka ve nesnelerin interneti (IoT) tabanlı enerji yönetim sistemlerinin yaygınlaştırılmasıyla şehirlerde enerji verimliliğinin artırılabileceği, yerel yönetimlerin bu süreçte düzenleyici ve teşvik edici rol üstlenmesi gerektiği ifade edildi.

İKLİM DİRENÇLİLİĞİ İÇİN VERİ ALTYAPISI VE ERKEN UYARI SİSTEMLERİ

Çalıştayın ikinci blokunda, iklim değişikliğinin etkilerine karşı veri temelli erken uyarı sistemleri ele alındı. Meteoroloji, sağlık ve çevresel sensör verilerinin ortak bir dijital platformda analiz edilmesini sağlayacak birlikte çalışabilir veri mimarileri üzerinde duruldu. Böyle bir altyapının, iklim kaynaklı sağlık risklerinin erken tespiti açısından kritik olduğu belirtildi.

Bu bölümde ayrıca çoklu tehlike erken uyarı sistemleri tartışıldı. Türkiye’nin uydu teknolojileri, sensör ağları ve iletişim altyapısı sayesinde afet risklerini izleyen sistemlerde bölgesel bir teknoloji merkezi haline gelebileceği ve bu kapasitenin Akdeniz, Afrika ve Orta Asya gibi bölgelere ihraç edilebileceği değerlendirildi.

YEŞİL BİLİŞİM VE VERİ MERKEZLERİNİN DÖNÜŞÜMÜ

Çalıştayın son bölümünde ise bilişim sektörünün kendi çevresel etkisi masaya yatırıldı. Yazılım geliştirme süreçlerinde “yeşil kodlama” yaklaşımının yaygınlaştırılması ve yazılımların enerji tüketimini azaltacak standartların oluşturulması gerektiği vurgulandı.

Veri merkezleri konusunda ise enerji verimliliğini ölçmek için PUE ve WUE gibi uluslararası metriklerin kullanılması, yenilenebilir enerji entegrasyonu ve soğutma süreçlerinde oluşan atık ısının geri kazanılması gibi çözümler öne çıktı.

ÇALIŞTAY ÇIKTILARI POLİTİKA ÖNERİLERİNE DÖNÜŞECEK

Kurultay, dijital egemenlik ve sürdürülebilirlik ekseninde Türkiye’nin teknoloji ve iklim politikalarına katkı sağlayacak çıktılarla tamamlandı. Çalıştayda dile getirilen öneriler ve değerlendirmelerin, Türkiye Bilişim Derneği (TBD) tarafından hazırlanacak farkındalık raporu ve politika önerileri için temel oluşturması bekleniyor.

YEŞİL FİNANSMAN VE GENÇ İŞ GÜCÜ

Üçüncü blokta yeşil ekonomi ve finansal şeffaflık konuları öne çıktı. Katılımcılar, sürdürülebilir finansman mekanizmalarının gerçekten iklim hedeflerine hizmet edip etmediğini izlemek için dijital doğrulama sistemlerinin geliştirilmesi gerektiğini belirtti. Blokzincir ve veri analitiği gibi teknolojilerin “yeşil aklama” riskini azaltabilecek araçlar arasında yer aldığı ifade edildi.

Aynı bölümde, iklim teknolojileri alanında genç bilişimcilerin ve girişimcilerin rolü ele alındı. Akademi–sanayi iş birlikleri, kuluçka merkezleri ve uluslararası geçerliliğe sahip sertifikasyon programlarıyla “yeşil yakalı” iş gücünün geliştirilmesinin önemine dikkat çekildi.