‘Çevre bilinci vatan bilincidir’

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ‘Cemre Vakfı Tanıtım Programı’nda yaptığı konuşmada, çevre ve iklim mücadelesinde artık eylem aşamasına geçildiğini vurgulayarak “Bu sene Antalya’da 200’e yakın ülkeyi ağırlayacak artık ‘Söz değil, eylem zamanı’ diyeceğiz. Çevreye, afetlere ve topluma dair ilk ısıyı büyütme gayretiyle kurulan Cemre Vakfımızın bizlere bu mücadelemizde destek olacağına, omuz ve katkı vereceğine yürekten inanıyorum” dedi.

‘Çevre bilinci vatan bilincidir’
Petroturk | Enerji Haberleri
  • Yayınlanma17 Mart 2026 10:22
Sibel Cennetoğlu – Ankara

Türkiye’nin çevre vizyonuna sivil toplum kanadından güçlü bir soluk getirmesi planlanan ‘Cemre Vakfı’nın tanıtım programı, 20 Şubat tarihinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla Atatürk Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, gençlere hitap ettiği toplantısında dünyada çevre ve iklim başlığında ciddi sınamalar yaşandığını belirterek, sanayi atıkları, plastikler, kimyasal atıklar ve kirliliğin hava, su ve toprağı tehdit ettiğini ifade etti.

Hava, su ve toprağın hızlı kirlenmeden payını aldığını vurgulayan Erdoğan, mikroplastiklerin deniz ekosistemi için büyük bir tehdit haline geldiğine dikkat çekti. Sorumsuzca doğaya atılan bir plastik şişenin yaklaşık 400 yıl boyunca çevreyi kirlettiğini belirten Erdoğan, iklim krizi kaynaklı seller, fırtınalar ve ani hava olaylarının tüm canlıları olumsuz etkilediğini söyledi.
Erdoğan, konuşmasında “Dünyanın neresinde olursak olalım iklim ve çevre krizini görmezden gelmek mümkün değil. Çevre konusunda çabalarımızı artırmamız başta gençler olmak üzere daha fazla insanı harekete geçirmemiz gereken bir dönemdeyiz” mesajını vurguladı.

“CEMRE İDEOLOJİK DEĞİL VİCDANİ BİR ÇEVRE HAREKETİDİR”

Gençlerin bir araya gelmesiyle kurulan Cemre Vakfı’nın, farkındalık ile sorumluluk arasındaki boşluğu gönüllülükle doldurmayı amaçladığını ifade eden Erdoğan, Cemre’yi “harbi ve hasbi bir iyilik hareketi” olarak tanımladı.

TOGG ÇEVRE HASSASİYETİNİN SİMGESİ

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin çevre ve enerji politikalarına ilişkin sadece 5 ilde kullanılan doğal gazı 81 vilayete yaydıklarını, şehirlerin hava kirliliği sorununu önemli ölçüde çözdüklerini belirterek, “Rüzgar ve güneş enerjisini yaygınlaştırarak yenilenebilir enerjinin toplam kurulu güç içerisindeki payını yüzde 62’ye çıkardık. Neredeyse bir asırdır ihmal edilen nükleer enerjiye yönelik yatırımlarımızı hızlandırdık. Ağaçlandırma noktasında ise adeta bir devrim yaptık. Son 23 yılda 7,5 milyarın üzerinde fidanı toprakla buluşturduk. Dünyada en fazla ağaçlandırma yapan, Avrupa’da orman varlığını en çok artıran ülkeler arasında ilk sıralarda yer alıyoruz. 81 ilimize 82 milyon metrekareyi aşan millet bahçesi kazandırma hedefimizi adım adım gerçekleştiriyoruz” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, yerli ve millî otomobilin elektrikli olarak üretilmesine de dikkat çekerek, “Yerli otomobil markamız Togg’u elektrikli olarak üretirken yine çevre hassasiyetimizi ortaya koyduk. Çevre projelerinde asla bir siyasi ayrımcılık içinde değiliz” diye konuştu.

“SIFIR ATIK KÜRESEL BİR ÇEVRE HAREKETİNE DÖNÜŞTÜ”

Paris İklim Anlaşması’nın 2021 yılında onaylandığını, İklim Kanunu’nun kabul edildiğini ve 2053 net sıfır emisyon hedefi doğrultusunda adımların sürdüğünü belirten Erdoğan, Sıfır Atık Projesinin bugün küresel ölçekte bir çevre hareketine dönüştüğünü söyledi.

“SÖZ DEĞİL, EYLEM ZAMANI”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu yıl Antalya’da yapılacak COP31’e dikkat çekerek konuşmasını şu sözlerle tamamladı:

“Bu sene Antalya’da 200’e yakın ülkeyi ağırlayacak, inşallah artık ‘Söz değil, eylem zamanı’ diyeceğiz. Çevreye, afetlere ve topluma dair ilk ısıyı büyütme gayretiyle kurulan Cemre Vakfımızın bizlere bu mücadelemizde destek olacağına yürekten inanıyorum.”

TÜRKİYE İKLİM MASASINDA SÖZ SAHİBİ

Cemre Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Furkan Gökgöz, tören sonrası yaptığı açıklamada Cemre Vakfı’nın tanıtımının Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla gerçekleştirilmesi ve programın birinci cemrenin havaya düştüğü tarih olan 20 Şubat’a denk gelmesi dolayısıyla mutlu ve heyecanlı olduklarını söyledi.

Cemre Vakfı’nın tüzel kişiliğinin 2025 yılının Temmuz ayında alındığını belirten Gökgöz, gönüllüleri “Cemreler” olarak tanımladıklarını ifade etti. Gökgöz, ilk Cemrelerin 2021 yılında Kastamonu Bozkurt selinde sahada görev aldığını, ardından çoğalarak kurumsallaştıklarını ve özellikle 6 Şubat depremlerinde 10 binden fazla gönüllüyle lojistik destek sağladıklarını kaydetti.

Dördüncü faaliyet alanı olarak tanımladıkları afetler konusunda yüksek gönüllü kapasitesiyle çalışmaları sürdürdüklerini anlatan Gökgöz, iklim değişikliğiyle mücadelenin artık ertelenemez bir başlık olduğunu vurguladı.

“Çocukluğumuzda ‘30 yıl, 40 yıl sonra olacak’ denilen sürelerin hepsini tükettik. Biz Cemre Vakfı olarak iklim değişikliğiyle ilgili önce ana sınıflarından ve ilkokullardan başlayarak bir bilinçlendirme çalışması yürütüyoruz.”

Gökgöz, hanelerden başlayacak bireysel dönüşüm projelerinin 2026 faaliyet planında yer aldığını belirterek, Cemre gönüllülerinin yılın her günü Türkiye’de, Anadolu’da ve uluslararası alanda sahada olacağını söyledi.

MUHABİRİN GÖZÜNDEN:

CEMRE VAKFI’NIN ZAMANLAMASI İKLİM MASASINA SAHADAN GELEN BİR HAMLE

Tüm bu gelişmeler akabinde Cemre Vakfı’nın yalnızca yeni bir çevre sivil toplum kuruluşu olarak değil Türkiye’nin iklim, afet ve çevre diplomasisinin hız kazandığı bir dönemde sahneye çıkan stratejik bir aktör olarak konumlandığını rahatça ifade edebiliriz.

Vakfın kuruluş amacı ile ortaya çıkış zamanlaması yan yana konulduğunda, bu yapının tesadüfi değil bilinçli, okuması yapılmış bir sürecin ürünü olduğunu düşünebiliriz.
Vakfın tüzel kişiliğini Temmuz 2025’te alması, tanıtımının Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla yapılması ve bu tanıtımın birinci cemrenin havaya düştüğü 20 Şubat tarihine denk getirilmesi, sembolizmle stratejinin örtüştüğü bir tablo ortaya koyuyor. Bu tercihler, Cemre Vakfı’nın yalnızca çevre duyarlılığına değil, kamuoyunun algısına ve iklim diplomasisinin takvimine hâkim bir anlayışla hareket edeceğini gösteriyor.

AFETTEN İKLİME UZANAN BİR KURUMSAL HAFIZA

Cemre Vakfı’nın çıkış hikâyesi, klasik bir “masa başı” STK kuruluşundan ayrışma hikayesi taşımaya uygun. Vakfın gönüllü çekirdeği, 2021 Bozkurt seli ve özellikle 6 Şubat depremleri gibi Türkiye’nin yakın hafızasında derin izler bırakan afetlerde sahada şekillendi. On binlerce gönüllünün lojistik destek verdiği bu süreçler, Cemre’nin çevreyi yalnızca doğa koruma başlığıyla değil afet direnci, toplumsal dayanıklılık ve iklim kaynaklı riskler çerçevesinde ele aldığını ortaya koyuyor.

Bu yönüyle Cemre Vakfı, iklim krizini soyut bir gelecek tehdidi olarak değil, bugün yaşanan afetlerin temel belirleyeni olarak okuyor. Vakfın “dördüncü kol” olarak afetleri tanımlaması, çevre–iklim–toplum üçgenine gerçekçi bir saha perspektifi ekliyor.

COP31 ÖNCESİ SAHAYA İNEN SİVİL AKTÖR

Vakfın görünürlük kazanmasının zamanlamasının da tesadüfi olmadığı apaçık ortada. Türkiye’nin COP31’e ev sahipliği yapacağı bir dönemde Cemre Vakfı’nın görünürlük kazanması, zamanlamanın en kritik boyutunu oluşturuyor. COP31, Türkiye açısından yalnızca bir iklim zirvesi değil yeşil dönüşüm, enerji politikaları ve çevre diplomasisinin uluslararası vitrine çıktığı bir eşik.

Bu noktada Cemre Vakfı, kendisini doğrudan bu sürecin içine yerleştiriyor. Vakıf yönetiminin COP31’i “diplomatik bir zafer” olarak nitelemesi ve zirvede aktif rol alma hedefi, Cemre’nin pasif bir izleyici değil, sahada üretim yapan bir sivil paydaş olma iddiasını ortaya koyuyor.

SIFIR ATIK HATTINDA KONUMLANMA

Cemre Vakfı’nın kuruluş felsefesi, Emine Erdoğan’ın himayesinde yürütülen ve Birleşmiş Milletler nezdinde küresel destek bulan Sıfır Atık Hareketi ile de örtüşüyor. Bu örtüşme, vakfın çevre politikalarını yerel gönüllülükle sınırlamayıp, küresel normlar ve diplomatik çerçeveyle uyumlu şekilde inşa etmeye çalıştığını gösteriyor.

Özellikle çocuklardan başlayan iklim bilinci çalışmaları ve haneleri merkeze alan bireysel dönüşüm projeleri, Cemre Vakfı’nın uzun vadeli bir toplumsal dönüşüm hedeflediğini ortaya koyuyor. Bu da vakfı “reaktif” değil, önleyici ve eğitici bir çevre aktörü konumuna taşıyor.

Özetle Cemre Vakfı, iklim masasının etrafında konuşanlardan değil sahadan gelerek masaya katkı sunmayı hedefleyen bir aktör olarak konumlanıyor. Bu da vakfın zamanlamasını, yalnızca doğru değil stratejik kılıyor.