
15. Türkiye Enerji Zirvesi kapsamında, MEDREG Direktörü Hasan Özkoç moderatörlüğünde ‘Enerji Dönüşümü ve İşleyen Akdeniz Enerji Pazarında Düzenleyici Kurumların Rolü’ başlıklı oturum gerçekleştirildi. Cezayir Hidrokarbon Düzenleme Kurumu (ARH) Başkanı ve MEDREG Başkan Yardımcısı Amine Remini, Ürdün Enerji ve Mineraller Düzenleme Komisyonu (EMRC) Enerji İşleri Kurul Üyesi ve MEDREG Başkan Yardımcısı Mohammad Almaiah, Hidrokarbon Kaynaklarının Değerlendirilmesi Ulusal Ajansı (ALNAFT) Başkanı Samir Bekhti ve Makedonya Üniversitesi Uluslararası ve Avrupa Çalışmaları Bölümü Yarı Zamanlı Öğretim Görevlisi ve Enerji Stratejisi Analisti Michalis Mathioulakis oturumda fikirlerini katılımcılarla paylaştı.
15. Türkiye Enerji Zirvesi kapsamında, MEDREG Direktörü Hasan Özkoç moderatörlüğünde ‘Enerji Dönüşümü ve İşleyen Akdeniz Enerji Pazarında Düzenleyici Kurumların Rolü’ başlıklı oturum gerçekleştirildi. Cezayir Hidrokarbon Düzenleme Kurumu (ARH) Başkanı ve MEDREG Başkan Yardımcısı Amine Remini, Ürdün Enerji ve Mineraller Düzenleme Komisyonu (EMRC) Enerji İşleri Kurul Üyesi ve MEDREG Başkan Yardımcısı Mohammad Almaiah, Hidrokarbon Kaynaklarının Değerlendirilmesi Ulusal Ajansı (ALNAFT) Başkanı Samir Bekhti ve Makedonya Üniversitesi Uluslararası ve Avrupa Çalışmaları Bölümü Yarı Zamanlı Öğretim Görevlisi ve Enerji Stratejisi Analisti Michalis Mathioulakis oturumda fikirlerini katılımcılarla paylaştı.
‘Enerji dönüşümünü başarmak zorundayız’

Yıllardır enerji pazarında bulunan biri olarak şunu fark ediyorum; küresel ölçekte çok ciddi krizler yaşıyoruz ve bu krizlere göre her şeyi yeniden şekillendiriyoruz. Peki bu krizlere hazır mıyız, ders çıkarıyor muyuz? İkinci olarak teknolojik gelişmelere hazır mıyız? Çünkü bunlar gelecekte enerji piyasalarını tamamen değiştirecek. Üçüncü olarak ise pek çok forsmajörle karşı karşıyayız ve bu durum zamanında harekete geçmemizi gerektiriyor.
1992 yılında öğrenciyken bir profesörümüz vardı. Okulumuza geldiğinde yüksek teknoloji materyallerini anlatmıştı ve bu anekdotu bugün her uluslararası konferansta paylaşıyorum. Üç şey söylemişti; yüksek teknoloji materyallerini yönetebilen dünyayı yönetir, akıllı ekipmanları her yerde göreceğiz ve elektriği büyük miktarlarda depolamayı başaran kişinin Nobel Ödül’ü kazanacağını ifade etmişti. Bunun çok uzak olmadığını düşünüyorum.
Bu neden önemli? Çünkü 32 yıl önce söylenenler bugün karşımıza çıkıyor. Hocamıza yakın zamanda ulaştım ve önümüzdeki 20–30 yılı sordum. Bana, bu devirde önümüzdeki beş yılı bile öngörmenin zor olduğunu söyledi. Aslında önceki krizlerden gerekli dersleri çıkaramıyoruz. Aynı hataları tekrar ediyor ve enerji dönüşümü için çok büyük kaynaklar harcıyoruz.
Bugün özellikle değinmek istediğim konu enerji regülasyonu. Biz 29 üyeden oluşan bir organizasyonuz ve temel amacımız ayrımcı olmayan, sağlıklı bir enerji düzenlemesi sağlamak. Avrupa Birliği’nde son 25 yılda büyük ilerlemeler kaydedildi. İşleyen bir enerji pazarı var ve bu yapı gelişmeye devam ediyor.
MEDREG üç bölgeden oluşuyor. Avrupa Birliği, Balkan ülkeleri ve Türkiye ile güney Akdeniz ülkeleri bu yapının parçaları. Bu ülkeler kendi pazarlarını rekabete açmış durumda ve enerji pozisyonlarını güçlendirmeye çalışıyorlar.
Hepimizin karşı karşıya olduğu temel ikilem enerji dönüşümü. Bunu başarmak zorundayız, aksi halde bedelini öderiz. Mümkün mü? Evet. Ancak bu, küresel ölçekte iş birliği ve koordinasyon gerektiriyor. Bu olmadan hedeflere ulaşmak zor.
Geçmişte yaptığımız hataları tekrar edebiliyoruz. Gaz bir hidrokarbon ama aynı zamanda en temizlerinden biri. Nükleerle birlikte enerji dönüşümünde anahtar rol oynayacak kaynaklardan biri ve önümüzdeki 25 yıl için gaza ihtiyacımız var.
‘Endüstriyel ölçekte üretilip aynı anda tüketilen tek ürün’

Benim uzmanlık alanım enerji ve jeopolitik konular. Bu iki alanı birleştirmek benim için önemli. Birkaç panelde de duydum; düzenleyici kurumdan olmayınca, bu kurumların rolünü tartışırken insan kendini biraz tuhaf hissediyor.
Düzenleyici kurumların iki temel özelliği var. Birincisi sıkıcı bulunmaları, ikincisi ise neden bu kurumlara ihtiyaç duyulduğu sorusu. Oysa hayatlarımızı büyük ölçüde regülasyonlara göre yaşıyoruz. Bunlar olmazsa ciddi bir kaos yaşanacağını düşünüyorum. Özellikle bu kadar karmaşık bir çevrede, doğal gaz ve elektrik gibi karmaşık piyasalarda düzenleyici kurumların rolü son derece önemli.
Enerji dediğimizde çoğu zaman petrolü düşünmüyoruz. Çünkü petrolü depolamak kolay. Elektrik ve doğal gaz için aynı şey geçerli değil. Elektrikle ilgili çok sayıda sistem ve kural var. Doğal gazda da benzer ama biraz daha az. Petrol alanında ise işler daha basit.
Yıllar önce söylenen gibi depolama büyük bir zorluk. Elektriği büyük miktarlarda depolamak hala mümkün değil. Elektrik, dünyada endüstriyel ölçekte üretilip aynı anda tüketilen tek üründür. Bu nedenle düzenleyici kurumların rolü kritik hale geliyor.
Düzenleyiciler bugün iki temel zorlukla karşı karşıya. Birincisi enerji geçişi. Daha düşük karbon salımı için tüm sistem değişiyor. İkincisi ise son yıllarda yaşanan krizler. Düzenleyiciler bu sürecin tam ortasında yer alıyor ve enerji sistemlerinin geleceğini bugün şekillendiriyor.
Önce hidrokarbon, sonra yenilenebilir dedik. Karbon nötr hedefler koyduk. Ancak bunun yeterli olmadığını gördük. Yeni sistem hibrit olacak. Elimizdeki tüm kaynakları aynı anda kullanmak zorundayız. Enerjinin nasıl akacağını belirlemek düzenleyici otoritelerin sorumluluğunda. Hükümetler karar alıyor ama uygulamayı düzenleyiciler yapıyor.
Düzenleyici kurumların iki ana misyonu var. İlki piyasanın işlemesi. Alıcılar, satıcılar ve fiyatlar olmalı. Bu yapı tüketiciyi de korur. Ancak piyasalar bazen düzgün çalışmaz ve müdahale gerekir. Aynı zamanda düzenleyiciler volatiliteyi ve siyasi döngüleri de yönetmek zorunda.
Akdeniz bölgesinde siyasi ortam sürekli değişiyor. Düzenleyicilerin bu ortamda çalışması kolay değil. Bağımsızlık seviyeleri ülkeden ülkeye farklı. Enerji güvenliği ile enerji dönüşümü zaman zaman çatışıyor. Avrupa Birliği’nde bunu açıkça gördük.
Akdeniz çok farklı ülkelerden oluşuyor. Buna rağmen ortak bir yol bulmak zorundayız. AB ülkelerinde düzenleyicilerin bağımsız olması gerekiyor. AB üyesi olmayan ülkelerde ise düzenleyiciler çoğu zaman bakanlık talimatlarıyla hareket ediyor. Bu ciddi bir zorluk.
TürkAkım ve LNG terminalleri gibi projelerde düzenleyici kurumlar sürecin merkezinde. Dışarıdan bakıldığında kolay görünen projeler, düzenlemeler nedeniyle yıllar alabiliyor. Kimlerin erişimi olacağı gibi teknik kararlar günlük hayatı doğrudan etkiliyor.
Düzenlemeler teknik gibi görünse de ciddi jeopolitik sonuçlar doğurabiliyor. AB’de üçüncü taraf erişim kuralı buna iyi bir örnek. Kuzey Akım, siyasi tartışmalar sürerken teknik bir düzenleme nedeniyle durduruldu.
Akdeniz’de önce projeye karar verilip sonra düzenlemenin düşünülmesi büyük bir sorun. Ortak bir zemin olmadığı için projeler hayata geçemiyor. Bu nedenle önce ortak bir çerçeve belirlenmeli. MEDREG’in rolü burada çok önemli.
Temel soru şu: AB düzenleyici çerçevesi mi kullanılacak, yoksa başka bir model mi? AB çerçevesi hazır ve birçok ülke için bağlayıcı. AB üyesi olmayan ama iş yapmak isteyen ülkeler de buna uymak zorunda.
Son soru ise Akdeniz’in yönü. Avrupa’ya mı bakacak, yoksa kendi içinde mi iş birliği geliştirecek? Bugüne kadar ana pazar Avrupa’ydı, ancak artık Akdeniz’in kendi iç dinamiklerini de konuşması gerekiyor.
MEDREG bu noktada ortak Akdeniz kimliğini bulmak için önemli bir platform. Hepimiz çift kimlikliyiz. Ortak noktaları belirleyip bunları düzenlemelere yansıtmak zorundayız. Çok sayıda fark yerine birkaç temel ortak ilke üzerinden ilerlemek en gerçekçi yol.
‘Daha verimli ve ekonomik teknolojilerle ilerliyoruz’

Hem pazarlama hem upstream hem de downstream olarak Akdeniz havzasını, kuzey ve güney arasında enerji tamamlayıcı bir alan olarak görüyorum. Bu anlamda tamamlayıcı bir rol üstlenebilmesi için enerji geçişinde çok büyük bir rolü olacağını düşünüyorum. Bu nedenle hem teknolojik hem de ekonomik fırsatlar değerlendirildiğinde, düzenleyici kurumların görevi son 20 yılda oldukça arttı ve ortak vizyon geliştirme konusunda çalışmayı sürdürmeleri gerekiyor. Aynı zamanda sosyal olarak kabul edilebilir bir piyasa oluşturmaya çalışmalıyız.
Güneş enerjisi, hidrojen, elektrik ve gaz ağlarını ve bunların düzenlemelerini orta ve uzun vadede düşünmemiz gerekiyor. Biz Cezayir’de enerji hedeflerimize ulaşmak için çalışıyoruz. Ulusal petrol şirketlerimizi özellikle karbon ayak izinin azaltılması konusunda destekliyoruz. Enerji verimliliği ve karbondioksit salımının düşürülmesi konularında çalışan kurum ve şirketlerin de desteklendiğini belirtmem gerekir. Doğal gaz ve yeni projelerin hayata geçirilmesiyle birlikte karbon ayak izimizi azaltmaya çalışıyoruz. Stratejimiz bu şekilde özetlenebilir.
Bana göre enerji geçişi artık bir konseptten öte, özellikle gelişmiş ülkeler için bir gerçekliktir. Ancak tanımı henüz evrensel olarak netleşmiş değildir. Çünkü her ülkenin ve her hükümetin kendi vizyonu ve geçiş başarısını belirleyen farklı unsurları bulunuyor. Siyasi, ekonomik ve teknik gerçekliklere bağlı olarak enerji geçişi önce yerel, ardından bölgesel ölçekte ilerleyecektir. Bu nedenle birlikte hareket etmemiz gerekiyor ve burada bölgesel entegrasyon büyük önem taşıyor.
Kabul edilebilir fiyat seviyelerine ulaşmak ve enerji arzı için sistemlerimizi daha dayanıklı hale getirmek zorundayız. Bu noktada MEDREG’in sunduğu fırsatları özellikle vurgulamak isterim. Bu bağlantıları korumak ve güçlendirmek için bu alana ve projelere yatırım yapmalıyız. Ben de bunu gerçekten sabırsızlıkla bekliyorum.
Tüm enerji kaynakları için, doğal gazdan başlayarak, daha verimli ve ekonomik teknolojilerle ilerliyoruz. Enerji depolama ve taşıma alanlarında da somut sonuçlar ortaya çıkıyor. Bana göre bu sonuçlar adil ve sürdürülebilir bir enerji geçişinin gerekliliğini gösteriyor. Temel ihtiyaçların karşılanabilmesi açısından bu çok önemli.
Projeksiyonlarım çerçevesinde Cezayir’in vizyonunu ve başarılarını da paylaşabilirim. Cezayir’de 15 GW fotovoltaik kapasite hedefleniyor. Bunun 5 GW’ı halihazırda şebekeye bağlı, 3 GW’lık kapasite ise önümüzdeki yıl üretime girecek. Elektrik bağlantıları konusunda partnerlerle görüşmeler sürüyor ve Avrupa’ya İspanya üzerinden yeşil enerji transferi planlanıyor. Bu hattın hayata geçirilebilmesi için ortaklarımızla müzakereler devam ediyor.
Bu tür somut örnekler bize daha iyi bir geleceğe bakma imkanı sunuyor. Akdeniz modeli herkes için başarılı olabilir.
‘Ürdün, yenilenebilir enerjide önde gelen ülkelerden biri’

Öncelikle Ürdün’deki enerji durumuna değinmek isterim. Enerji ve Mineraller Düzenleme Komisyonu, 2017 yılında çıkarılan 8 sayılı kanunla hükümet tarafından yetkilendirildi. Bu kanun EMRC’ye gaz ve elektrik sektörlerini düzenleme, denetleme ve izleme konusunda münhasır yetkiler verdi. EMRC 2014 yılında kuruldu; başkan dahil beş komisyondan, 14 departmandan ve 345 çalışandan oluşuyor.
Ürdün enerji sektöründe bazı temel zorluklarla karşı karşıya. İthal enerjiye yüksek bağımlılık ve birincil enerji ile elektrik talebindeki hızlı artış bunların başında geliyor. Bu hedeflere ulaşmak için yenilenebilir enerji projelerinin genişletilmesi ve yerel gaz sahalarının geliştirilmesi öncelikler arasında yer alıyor.
MENA bölgesinde Ürdün, yenilenebilir enerjide önde gelen ülkelerden biri konumunda. Rüzgar enerjisi ve diğer yenilenebilir kaynaklar toplam elektrik üretiminin önemli bir bölümünü oluşturuyor. Bu kapsamda enerji yatırımları 2021 itibarıyla 4 milyar doları aşmış durumda.
Elektrik piyasası üretim, iletim ve dağıtım olmak üzere üç aşamadan oluşuyor. Üretimde özel şirketler faaliyet gösterirken, iletim tarafında tek alıcı modeli uygulanıyor ve farklı faaliyetler için ayrı lisanslar gerekiyor. Enerji, dağıtım şirketleri aracılığıyla son kullanıcıya ulaştırılıyor. Üretim ile iletim arasında elektrik satın alma anlaşmaları, iletim ile dağıtım arasında ise dağıtım anlaşmaları bulunuyor ve tarifeler bu aşamalarda belirleniyor.
Mevzuat tarafında Enerji ve Mineraller Düzenleme Kanunu ile Enerji Verimliliği Kanunu 2012 yılında yürürlüğe girdi. Yenilenebilir enerji kanununda 2014 yılında değişiklik yapıldı ve 2025’te Genel Elektrik Kanunu düzenlendi. Yenilenebilir enerji alanındaki tüzük ve yönetmelikler de sonraki yıllarda güncellendi.
2024 yılında yenilenebilir enerji tesislerinin şebekeye bağlantısını düzenleyen yeni bir yönetmelik yayımlandı. Net faturalandırma, sıfır ihracat ve “hepsini sat–hepsini al” mekanizmaları tanımlandı. Amaç, şebeke istikrarını artırmak ve yenilenebilir enerjinin sisteme entegrasyonunu güçlendirmekti.
Ekim 2025’e kadar şebekeye bağlı güneş enerjisinde 2.268 MW, dağıtım şebekesine bağlı kapasitede 1.249 MW, rüzgar projelerinde ise 621 MW seviyesine ulaşıldı. Toplam yenilenebilir enerji kapasitesi 2.289 MW’a çıktı ve bu rakam elektrik üretiminin yüzde 27’sine karşılık geliyor.
Aynı dönemde yaklaşık 1.000 izin ve 200 lisans verilmesi öngörülüyor. Elektrikli araçlar dahil olmak üzere tasarım, tedarik ve kurulum alanlarında faaliyet gösteren yaklaşık 380 işletme bulunuyor.
Son olarak MEDREG’in Akdeniz bölgesinde çok önemli bir rol oynadığını vurgulamak isterim. Yürütülen destek faaliyetleri yalnızca teknik konularla sınırlı değil, ortak meseleleri de kapsıyor. Bu çalışmaları birlikte sürdürmeye devam edeceğiz.
‘Enerjinin uygun fiyatlı ve ölçeklenebilir olması gerekiyor’

Daha düşük karbonlu bir geleceğe bakıyoruz. Günümüzde enerji geçişi bir tercih değil, bir gerçeklik. Bugünün yakıtları ile geleceğin yenilenebilir enerjileri karşı karşıya. Dünyanın temel ihtiyacı enerji ve bu enerjinin sadece düşük karbonlu değil, aynı zamanda uygun fiyatlı ve ölçeklenebilir olması gerekiyor. Bu noktada doğal gaz önemli bir rol oynuyor.
Küresel enerji talebi ekonomik büyümeyle birlikte artmaya devam ediyor. Gelecekteki talebi karşılamak için 2050’ye kadar yaklaşık 5.300 milyar metreküp doğal gaza ihtiyaç olacak. Bu da 2025’e kıyasla yaklaşık yüzde 34’lük bir artış anlamına geliyor. Doğal gaz bugün enerji talebinin yaklaşık yüzde 23’ünü oluşturuyor ve küresel tüketim henüz zirve noktasına ulaşmış değil.
Enerji geçişi, bir modeli tamamen bırakıp yalnızca yenilenebilir kaynaklara geçmek anlamına gelmiyor. Böyle olsaydı hiçbir geçiş mümkün olmazdı. Cezayir’de bu artan talebi karşılamak için çalışıyoruz. Gaz kaynaklarımızı geliştiriyoruz ve düzenleyici kurum olarak bu sürecin içinde yer alıyoruz. Kaynaklarımızı stratejik şekilde konumlandırarak, sürdürülebilir ortaklıklarla desteklemeye çalışıyoruz. Aynı zamanda bu gazı Avrupa’ya, Asya’ya ve farklı pazarlara ulaştırmayı hedefliyoruz. Cezayir, küresel enerji talebini karşılamak için çalışmalarını sürdürüyor.
Son MEDREG çalıştayına katılmaktan da onur duydum. Orada Akdeniz’in bağlantılılığını gördük; ancak ağırlık elektrik üzerindeydi. MEDREG’de yalnızca elektriği değil, gazı da daha fazla konuşmamız gerektiğini düşünüyorum. İçe dönük bir yaklaşım geliştirirken gazın da bu çerçevenin parçası olması gerekiyor.
Cezayir’de misyonumuz oldukça net. Gaz üretimini artırmayı hedefliyoruz ve bunu her yıl daha üst seviyelere taşımayı planlıyoruz. Hiçbir ülkenin ya da şirketin bu zorluğun üstesinden tek başına gelemeyeceğini biliyoruz. Bu nedenle uluslararası yatırımcılarla iş birliği yapıyoruz. Önceliğimiz yeni keşifler yapmak. Yaklaşık 700 TCF’in üzerinde bir gaz potansiyelimiz bulunuyor ve bunun yatırıma ihtiyacı var. Bu potansiyeli üretime dönüştürmek için inovasyon büyük önem taşıyor.
Buradaki mesele yalnızca potansiyel değil, bunu şeffaf ve sürdürülebilir şekilde hayata geçirmek. Stratejimizi bu doğrultuda şekillendiriyoruz. Cezayir upstream yatırımlar için oldukça cazip bir ülke. Özellikle gaz yatırımları açısından. Geçtiğimiz yıl altı proje yürütüldü, 2026’da da bu çalışmalar devam edecek. Daha şeffaf bir yaklaşım benimsiyoruz. Toplam 24 blokla yatırımcıların ilgisini çektik ve bu çalışmalarla upstream faaliyetleri düzenleyerek daha fazla hacim yaratmayı hedefliyoruz.
Özetle, dayanıklılık kavramı enerjiyle giderek daha fazla ilişkilendiriliyor. Biz de enerji geçişini bu anlayışla ele alıyoruz. Dayanıklılık büyük ölçüde gazla sağlanıyor. Bu nedenle gaz hacimlerinin artması gerekiyor. Enerji karmamızın daha dayanıklı olmasını istiyoruz.
Lisanssız elektrik üretim tesislerinde 10 yıllık YEKDEM sonrası ihtiyaç fazlası enerji fiyatı belirlendi13 Haziran 202614:22 Yer altı maden işletmelerinde meydana gelen maliyet artışlarının karşılanmasına ilişkin kararda değişikliğe gidildi13 Haziran 202614:20 Denizüstü Rüzgar Enerjisi Derneğinin ilk liman toplantısı Mersin’de düzenlendi13 Haziran 202609:00 GKRY, İsrail, Yunanistan ve ABD, Doğu Akdeniz Enerji Merkezi kurulması için anlaştı13 Haziran 202608:30 Elektrikli araçlar dünyanın çevresini 4 bin 400 kez dolaştı13 Haziran 202608:00