Efor Holding CEO’su Ahmet Demir: Türkiye, küresel enerji dönüşümünün tam merkezinde yer alıyor

Yenilenebilir enerji alanında Türkiye’nin yükselen oyuncularından Efor Holding, 280 milyon dolarlık Nordex iş birliğiyle hayata geçirdiği rüzgar yatırımıyla enerji sektöründe güçlü bir konum kazanıyor. Efor Holding CEO’su Ahmet Demir, küresel enerji dönüşümünün ayrıntılarını, Türkiye’nin stratejik fırsatlarını ve şirketin 2030 vizyonundaki büyük hedeflerini tüm detaylarıyla gazetemiz için anlattı.

Efor Holding CEO’su Ahmet Demir: Türkiye, küresel enerji dönüşümünün tam merkezinde yer alıyor
Petroturk | Enerji Haberleri
  • Yayınlanma23 Temmuz 2025 14:48
Mehmet Ekici – İstanbul

Enerji sektörü, hızla dönüşen küresel dinamiklerin etkisiyle yeni bir çağın eşiğinde. Fosil yakıtların yerini alan yenilenebilir enerji kaynakları, dijitalleşme ve depolama teknolojileri sektörün yapısını kökten değiştiriyor. Türkiye ise bu dönüşümde hem coğrafi avantajları hem de genç nüfusu ve dinamik iş dünyasıyla kritik bir oyuncu haline geliyor. Efor Holding CEO’su Ahmet Demir, şirketin yenilenebilir enerji yatırımlarındaki stratejisini, kamu-özel sektör iş birliklerine bakışını, Nordex ortaklığını ve önümüzdeki dönemde yurt içi ve yurt dışında gerçekleştirmeyi planladıkları projeleri gazetemize özel anlattı.

“ARTIK DÜNYA FOSİL YAKITI TERK EDİYOR”

Yenilenebilir enerji, küresel ölçekte yalnızca bir enerji politikası tercihi değil; ekonomik sürdürülebilirliğin, çevresel sorumluluğun ve teknolojik dönüşümün temel eksenlerinden biri haline geldi. Bu bağlamda, dünya enerji sistemlerinde nasıl bir evrim yaşanıyor? Türkiye’nin bu küresel dönüşümdeki yeri, fırsatları ve stratejik eşiği nasıl değerlendiriyorsunuz? Efor Holding olarak bu büyük dönüşümde nasıl bir pozisyon hedefliyorsunuz?

Küresel ölçekte baktığımızda enerji altyapısı, sistemleri ve teknolojilerinin durmadan değiştiğini, geliştiğini, dönüşüm geçirdiğini görüyoruz. Artık fosil yakıtlardan çıkış süreci var, dünya genelinde fosil yakıtı terk etmek üzere ciddi bir yönelim söz konusu. Bunun yerine daha sağlıklı, çevreye duyarlı, karbon ayak izini azaltmaya yönelik yeni teknoloji ve kaynaklara geçiş yaşanıyor. Ancak bu dönüşüm kendi içinde farklı sınıflara ayrılıyor; her kaynağın ve teknolojinin artıları, eksileri var. Ayrıca bu dönüşüm bölgeden bölgeye, ülkeden ülkeye, kıtadan kıtaya farklılık gösteriyor. Biz Efor Holding olarak özellikle enerji politikaları, teknolojileri ve şebeke altyapı yatırımlarına çok dikkat ediyoruz. Çünkü enerjinin kaynağı ülkelerin durumuna göre belirleniyor. Küresel anlamda yenilenebilir enerjide hala gidilecek çok yol olduğunu düşünüyoruz. Çin, Amerika, Avrupa gibi ülkelerde uzun yıllardır devam eden bu dönüşümü Türkiye’ye adapte etmek, Türkiye’ye uyarlamak istiyoruz. Küresel enerji sisteminden farklı bir yöne gitme şansımız yok, hatta gitmemiz mümkün değil. Dolayısıyla teknolojinin tam ortasında durarak güneş, rüzgar, jeotermal gibi kaynakları portföyümüze katacağız.

Depolama konusu da büyük önem taşıyor. Enerji depolamayı sadece küçük batarya olarak görmek doğru değil. Akıllı evlerin duvarları, masalar hatta arabaların tabanları bile enerji depolama kapasitesine sahip olabilir. Bu teknolojiler şebekenin sağlığı ve sürdürülebilirlik açısından kritik.

Enerjiyi en hesaplı ve verimli şekilde depolayıp tüketmek gerekiyor. Böylece ne zaman üreteceğimizi, ne kadar depolayacağımızı planlayarak şebekeyi sağlıklı tutabiliriz.

Türkiye’de enerji potansiyeli oldukça yüksek ve enerjiye yönelik talep canlı. Biz Efor Holding olarak yeni vizyonumuzda enerjide büyümeyi hedefliyoruz. 2025’ten 2030’a kadar kurulu gücümüzü beş kat artırarak bin megavata çıkarmak için çalışıyoruz. Burada sadece rüzgar veya güneş değil, farklı enerji kaynaklarını da kullanabiliriz. Aynı zamanda dijitalleşme sürecini de bu yatırımların içinde önemsiyoruz.

Efor Holding olarak enerjide ciddi bir aktör olmayı hedefliyoruz. Artan enerji ihtiyaçlarını stratejik şekilde karşılamak için yoğun gayret gösteriyoruz. Ancak bunun kısa sürede olması mümkün değil çünkü önümüzde politikalar, değişen piyasa koşulları ve teknolojik gelişmeler var. Dün en iyi teknolojiyle yapılmış bir yatırım, bugün verimli olmayabiliyor. Bu nedenle teknolojiyi yakından takip etmek ve yatırımlarımızı ona göre şekillendirmek zorundayız.

“SADECE ÜRETMEK DEĞİL, ÇEVREYE FAYDA SAĞLAMAK ÖNCELİĞİMİZ”

Efor Holding’in enerji alanındaki uzun vadeli vizyonunu şekillendiren temel dinamikler nelerdir? Değişen piyasa dengeleri ve regülasyonlar karşısında grubun stratejik reflekslerini nasıl tanımlarsınız?

Her şey stratejiyle başlıyor. Stratejiniz yoksa yol haritanız olmaz, ne yapacağınızı bilemezsiniz. Hedefi olmayan yelkenliye rüzgarın yardım etmeyeceği gibi, biz de iyi bir stratejiyle ilerlemeliyiz. Bizim için stratejide bölgesellik, kaynaklar ve teknoloji önemli. Bulunduğumuz coğrafya savaşlar ve çatışmalarla çevrili; bu yüzden doğalgaz veya başka bir kaynağa bağımlı olmak farklı sonuçlar doğuruyor. Bu nedenle stratejimizi daha esnek, dengeli ve bölgedeki kaynakları gözeterek oluşturuyoruz.

Bizim stratejimiz, Türkiye’de ve dünyada enerjiye yatırım yapmak üzerine kurulu. Daha gidecek çok yol var. Bu stratejiye teknoloji ve sürdürülebilirliği de ekliyoruz. Akıllı enerji çözümlerini yakından takip ediyor, gelişmelere hızlı adapte oluyoruz. Özellikle rüzgar enerjisinde Avrupa ve Çin’deki gelişmeleri yakından izliyoruz. Sürdürülebilirlik ise çok önemli; enerji üretirken çevresel sorumluluğumuzu da göz önünde bulunduruyoruz. Sadece üretmek değil, çevreye fayda sağlamak ve zarar vermemek önceliğimiz.

“KAMU-ÖZEL SEKTÖR DİYALOGLARININ GÜÇLENDİRİLMESİ SÜRDÜRÜLEBİLİR VE UZUN VADELİ MODELLER GELİŞTİRİLMESİ GEREKİYOR”

Kamu-özel sektör iş birliği modelleri sizce enerji projelerinin geliştirilmesinde yeterince etkili kullanılıyor mu? Bu alandaki potansiyeli artırmak için nasıl bir model önerirsiniz?

Kamu sektörü çok önemli. Kamu politikaları ve regülasyonlar, yatırımcı için kritik. Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerde politikalar hızlı değişebiliyor. YEKDEM ve YEKA gibi modeller yatırımcıları canlandırdı, ciddi fayda sağladı. Ancak zaman zaman değişen politikalar, yatırımcı beklentilerinin dışında gelişebiliyor. Örneğin, güneş paneli üretiminde ciddi yatırımlar yapıldı ama küçük bir regülasyon değişikliği atıl kapasiteye yol açtı. Bu durum panel üreticilerini zor durumda bıraktı, ne yapacaklarını bilemez hale getirdi.

Bu yüzden kamu ve özel sektörün birbirini iyi anlaması gerekiyor. Son dönemde yaşanan bu tür örnekler iş birliğinin önemini gösteriyor. Önümüzdeki günlerde hibrit santraller ve depolama gibi alanlar çok değerli olacak. Bu alanlarda kamu ve özel sektörün birlikte hareket etmesi şart. Avrupa ve Amerika’da politikalar uzun süre sabit kalıyor. Türkiye’de ise hızlı değişiklikler risk oluşturuyor. Bu nedenle kamu-özel sektör diyaloglarının güçlendirilmesini, sürdürülebilir ve uzun vadeli modeller geliştirilmesini arzu ediyoruz.

Efor Holding olarak hibrit modellerde ve enerji depolamada güçlü oyuncular olmayı planlıyoruz. Kamu teşvikleri yatırımcılara destek sağlıyor, bu olumlu bir gelişme. Biz de bu iş birliklerini büyütmek ve dağıtım ağını yaygınlaştırmak için çaba gösteriyoruz.

“İKİ MARKA BİRBİRİNE ÇOK YAKIŞIYOR”

Efor Holding olarak Nordex iş birliğiyle hayata geçirdiğiniz 280 milyon dolarlık rüzgâr enerjisi yatırımı, şirketinizin enerji portföyünde nasıl konumlanıyor? Bu ölçekli bir yatırımın stratejik önceliklerinizle nasıl örtüştüğünü ve grubun uzun Vadeli enerji vizyonuna nasıl katkı sağladığını paylaşır mısınız?

Efor Holding olarak Nordex ile yaptığımız stratejik iş birliği bizim için çok değerli ve gelecek vizyonumuzun önemli bir parçasını oluşturuyor. Bildiğiniz gibi, Efor Holding sadece enerji alanında değil, kömür, gübre ve gayrimenkul gibi farklı sektörlerde de güçlü bir yapıya sahip. Hatta önümüzdeki dönemde hububat sektörünü de portföyümüze katmayı planlıyoruz. Bu çok sektörlü yapı, bize küresel ayak izimizi güçlendirme ve doğru iş ortaklarıyla stratejik adımlar atma fırsatı sunuyor.

Nordex, yenilenebilir enerji alanında kendini geleceğe iyi konumlandırmış, güçlü ve güvenilir bir marka. Biz de bu bilinçle, 280 milyon dolarlık rüzgâr enerjisi yatırımını ortak akılla, özenle planlayarak hayata geçiriyoruz. Bu yatırımla enerji portföyümüzü ciddi şekilde genişletmeyi hedefliyoruz.

Nordex ile iş birliğimiz sadece yatırımın büyüklüğüyle değil uzun vadeli stratejik partnerlik açısından da önem taşıyor.

İki markanın birbirine çok yakıştığını düşünüyorum. Ortak vizyonumuz, 2030 hedeflerimize birlikte ulaşmak ve enerji sektöründe kalıcı bir etki yaratmak üzerine kurulu. Bu iş birliğinin hem ülkemiz hem de şirketimizin sürdürülebilir büyüme stratejileri için büyük katkı sağlayacağına inanıyoruz.

‘BÜYÜME STRATEJİMİZDE, SADECE TÜRKİYE’DE DEĞİL KÜRESEL ÖLÇEKTE DE GÜÇLÜ BİR OYUNCU OLMAK ÖNEMLİ’

2030 yılına kadar 1000 MW’ın üzerinde kurulu güce ulaşma hedefi, şirketinizin ölçek büyütme ve etki alanını genişletme kararlılığını ortaya koyuyor. Bu çerçevede önümüzdeki dönemde gündeminizde hangi yeni yatırımlar ve projeler var? Özellikle yurt dışı açılımı konusunda hangi pazarlar radarınızda?

2030 hedefimiz, şirketimizin hem ölçek hem de etki alanı açısından ciddi bir büyüme kararlılığını ortaya koyuyor. Bu hedef doğrultusunda, mevcut enerji portföyümüzü genişletmek ve yeni projeleri hayata geçirmek için kapsamlı planlarımız var.

Efor Holding olarak sadece enerji sektörüne odaklanmıyoruz; aynı zamanda gübre, içecek, kömür ve inşaat gibi sektörlerde de faaliyetlerimizi sürdürüyoruz. Bu çok sektörlü yaklaşım, bizi ekonomik dalgalanmalara karşı daha dirençli kılıyor. Ancak enerji, bizim için lokomotif sektör ve burada büyüme önceliğimiz.

Türkiye içindeki büyümemizin yanı sıra yurt dışı pazarlara açılmayı da planlıyoruz. Özellikle Avrupa piyasalarını yakından takip ediyoruz ve bu bölgede yatırım fırsatları için görüşmelerimiz devam ediyor. 2025 sonuna kadar yurt dışındaki ilk enerji yatırımlarımızı başlatmayı hedefliyoruz.

Büyüme stratejimizde, sadece Türkiye’de değil, küresel ölçekte güçlü bir oyuncu olmak önemli. Bu yüzden enerji alanında olduğu gibi inşaat, gıda ve diğer sektörlerde de yurt dışı ortaklık ve projeler geliştiriyoruz. Örneğin, Karadağ’da bazı inşaat projelerimiz bulunuyor ve bu alandaki tecrübemizi yurt dışına taşımak istiyoruz.

Dijital altyapı ve insan kaynakları yatırımlarımıza da büyük önem veriyoruz. Geleceğin enerji sektöründe rekabetçi kalabilmek için teknolojiyi yakından takip ediyor, genç ve yetenekli kadrolarımızla dinamik bir yapı oluşturuyoruz.

Kısacası hem iç pazarda hem de uluslararası arenada etkinliğimizi artırmak, sürdürülebilir büyümeyi sağlamak için güçlü adımlar atıyoruz ve 2030 vizyonumuzu bu temel üzerinde şekillendiriyoruz.

Sözlerini sonlandırırken Demir, ”Efor Holding, insan kaynakları, dijital altyapı ve sektör tecrübesiyle geleceğe vizyoner bir yaklaşımla ilerliyor. Dünya ve ülke koşullarındaki belirsizliklere rağmen büyüme arzusu ve stratejik planlarla yoluna devam ediyor” şeklinde konuştu.