‘Türk enerji sektörü için küresel yatırım haritası genişliyor’

Moderatörlüğünü smartPulse Kurucu Ortağı Ozan Korkmaz’ın yaptığı ‘Enerji Sektörü için Yurt Dışında Yatırım Fırsatları’ oturumunda Türkiye- Ukrayna Türk İş İnsanları Derneği (TUİD) Başkanı Burak Pehlivan, Moharram&Partners (M&P) İstanbul Hub Yönetici Ortağı Altan Kolbay ve Azerbaycan Cumhuriyeti Enerji Bakanlığı Azerbaycan Yenilenebilir Enerji Ajansı Proje Yönetimi Dairesi Başkanı Jabrayil Aliyev konuşmacı olarak yer aldı.

‘Türk enerji sektörü için küresel yatırım haritası genişliyor’
Petroturk | Enerji Haberleri
  • Yayınlanma19 Ocak 2026 12:59

Moderatörlüğünü smartPulse Kurucu Ortağı Ozan Korkmaz’ın yaptığı ‘Enerji Sektörü için Yurt Dışında Yatırım Fırsatları’ oturumunda Türkiye- Ukrayna Türk İş İnsanları Derneği (TUİD) Başkanı Burak Pehlivan, Moharram&Partners (M&P) İstanbul Hub Yönetici Ortağı Altan Kolbay ve Azerbaycan Cumhuriyeti Enerji Bakanlığı Azerbaycan Yenilenebilir Enerji Ajansı Proje Yönetimi Dairesi Başkanı Jabrayil Aliyev konuşmacı olarak yer aldı.


‘Enerji dönüşümü, Azerbaycan’ın öncelikli alanlarından biridir’


Azerbaycan Cumhuriyeti Enerji Bakanlığı Azerbaycan Yenilenebilir Enerji Ajansı Proje Yönetimi Dairesi Başkanı Jabrayil Aliyev

Enerji dönüşümü, Azerbaycan için öncelikli politika alanlarından biri olarak öne çıkmaktadır. Bu kapsamda, ülkede mevcut yatırım fırsatları ve izlenen stratejik yol haritasına ilişkin bilgi paylaşımı önem arz etmektedir. Azerbaycan, büyüyen ekonomisiyle yatırımcılar açısından cazip bir pazar sunmaktadır. Enerji sektöründe bugüne kadar ağırlıklı olarak doğal gaz ve petrol alanlarında edinilen tecrübeler, günümüzde yenilenebilir enerji yatırımlarıyla çeşitlendirilmektedir.

Azerbaycan’ın Asya ile Avrupa arasında yer alan stratejik konumu, ülkedeki yatırımların değerini artırmaktadır. Mevcut piyasa koşulları ve yatırım ortamı, enerji yatırımları açısından elverişli bir yapı sunmaktadır.

Enerji dönüşümü kapsamında devletin temel hedefleri arasında, COP süreci çerçevesinde yenilenebilir enerjinin kurulu güç içerisindeki payının yüzde 30’un üzerinde artırılması yer almaktadır. Bu hedefin önümüzdeki dönemde daha da yükselmesi öngörülmektedir. Geçtiğimiz yıl COP29’un Bakü’de gerçekleştirilmiş olması, Azerbaycan’ın bu alandaki kararlılığını ortaya koymaktadır. Önümüzdeki yıl COP’un Türkiye’de düzenlenecek olması ise memnuniyetle karşılanmaktadır.

Bu süreçte yeşil enerji bölgeleri ve koridorları ile küresel enerji girişimleri hayata geçirilmiş, söz konusu girişimler birçok ülke tarafından desteklenmiştir.

Azerbaycan, bulunduğu stratejik konum itibarıyla hem karada hem de offshore alanlarda yüksek enerji potansiyeline sahiptir. Karada toplam 135 gigavat, offshore’da ise 157 gigavat enerji potansiyeli bulunmaktadır.

“KARADA YAKLAŞIK 27 GİGAVAT YENİLENEBİLİR ENERJİ POTANSİYELİ MEVCUT”

Karadaki yenilenebilir enerji potansiyelinin önemli bir bölümü güneş enerjisinden oluşmakta olup, 23 gigavatı güneş, 3 gigavatı rüzgâr ve 1 gigavatı diğer yenilenebilir enerji kaynaklarından sağlanmaktadır. Teknik potansiyelin ekonomik olarak kullanılabilir kısmı değerlendirildiğinde, karada yaklaşık 27 gigavat yenilenebilir enerji potansiyeli mevcuttur.

Azerbaycan’ın toplam kurulu gücü 9.733 megavat seviyesindedir. Bu kapasitenin büyük bölümü termik santrallerden oluşmaktadır. Doğal gaz zengini bir ülke olması nedeniyle elektrik üretiminin yaklaşık yüzde 80’i doğal gazdan sağlanmaktadır. Yenilenebilir enerjinin toplam üretimdeki payı ise yüzde 18,8 düzeyindedir. Bu oran içerisinde hidroelektrik santralleri ağırlıklı olup, güneş ve rüzgâr enerjisi yatırımları da giderek artmaktadır.

Azerbaycan’da yatırımcılar açısından önemli fırsatlar bulunmaktadır. Mevzuat kapsamında yapılan yatırımlar devlet güvencesi altındadır. Geçtiğimiz yıl alınan karara göre, 30 milyon manatın üzerinde (yaklaşık 17,64 milyon dolar) gerçekleştirilen projeler, çeşitli vergi ve gümrük vergilerinden muaf tutulmaktadır. Bunun yanı sıra, 100 megavatın üzerindeki projeler için araziye bağlı vergi yükümlülükleri de kaldırılmıştır. Azerbaycan’da enerji projelerinin hayata geçirilmesi iki temel yöntem üzerinden yürütülmektedir. Bunlardan ilki ihale yöntemi, diğeri ise doğrudan görüşmeler yoluyla gerçekleştirilen projelerdir.


‘Türk şirketleri açısından en büyük potansiyel Afrika’da’


Moharram&Partners (M&P) İstanbul Hub Yönetici Ortağı Altan Kolbay

Bugün Afrika kıtasına ilişkin genel bir değerlendirme yapmak istiyorum. Afrika’nın öne çıkmasının temel nedeni, coğrafi ve demografik büyüklüğüyle birlikte sunduğu geniş ekonomik potansiyeldir. Türk şirketleri açısından bakıldığında, en yüksek yatırım potansiyelinin Afrika’da bulunduğunu değerlendiriyoruz. Nitekim birçok Türk şirketi, kıta genelinde son derece başarılı projelere imza atmaktadır.

Geçtiğimiz ay İstanbul’da düzenlenen Türkiye–Afrika İş ve Ekonomi Forumu’nda, Türk yatırımcıların yeni pazarlara yönelme arayışının belirgin biçimde öne çıktığı gözlemlenmiştir. Afrika, Asya’dan sonra dünyanın ikinci büyük kıtası olup, nüfus büyüklüğü açısından da ikinci sırada yer almakta ve yüzölçümü itibarıyla Avrupa’nın yaklaşık iki katı büyüklüğe sahiptir. Yıllık nüfus artış hızının yaklaşık yüzde 2,5 seviyesinde olması, kıtanın demografik dinamizmini ortaya koymaktadır. Buna karşılık Avrupa’da nüfus artışının gerilediği bir dönem yaşanmaktadır.

“EKONOMİK DOYGUNLUĞUN HENÜZ SAĞLANMAMIŞ OLMASI, YATIRIMCILAR AÇISINDAN ÖNEMLİ FIRSAT”

Afrika kıtasında, Birleşmiş Milletler tarafından tanınan ve kayıtlı 54 ülke bulunmaktadır. Bu durum, aynı zamanda dünyanın en fazla sayıda ayrı pazarı barındıran coğrafyasının Afrika olduğunu göstermektedir. Ekonomik büyüklük açısından Afrika, küresel ölçekte beşinci sırada yer almaktadır. Bu durum çoğu zaman bir dezavantaj olarak değerlendirilse de ekonomik doygunluğun henüz sağlanmamış olması, yatırımcılar açısından önemli fırsatlar sunduğuna işaret etmektedir.

Kıta özelinde en kritik başlıklardan biri elektrifikasyondur. Elektriğe erişim açısından Afrika, küresel sıralamada en alt basamaklarda yer almaktadır. Dünyada elektrifikasyon oranının en düşük olduğu 50 ülkenin 42’sinin Afrika kıtasında bulunması, özellikle enerji sektörü açısından çok ciddi bir arz açığına işaret etmektedir. Bu tablo, başta elektrik üretimi ve altyapı yatırımları olmak üzere, enerji alanında önemli bir yatırım ihtiyacını ortaya koymaktadır.

Afrika, Türk yatırımcıların küresel ölçekte rekabet avantajına sahip olduğu nadir coğrafyalardan biri olarak öne çıkmaktadır. Tarihsel açıdan herhangi bir sömürge geçmişinin bulunmaması, Türk şirketlerine yönelik algının birçok ülkede son derece olumlu olmasını sağlamaktadır. Türk firmaları, Batılı ülkeler ile Çin arasında dengeli bir fiyat-performans sunarak rekabetçi bir konumda yer almaktadır.

Riskten kaçınan geleneksel Batılı şirketlerin Afrika pazarında sınırlı varlık göstermesine karşın, Türk yatırımcıların daha yüksek risk iştahına sahip olması önemli bir avantaj oluşturmaktadır. Türk girişimcilerin dinamizmi ve esnekliği, Afrika’nın iş yapma kültürüyle uyumlu bir yapı sergilemektedir. Uygun yaklaşım ve doğru yerel ilişkiler tesis edildiğinde, kısa sürede başarılı projelerin hayata geçirilmesi mümkün olmaktadır.

Başarılı yatırımların ardından komşu ülkelerle ekonomik ve ticari ilişkilerin hızla gelişebildiği Afrika coğrafyasında, sürdürülebilir ve yüksek kârlılık sağlayan iş modelleri oluşturmak mümkündür.


‘Ukrayna’da yenilenebilir enerji gücünün yüzde 8’i Türk firmaları’


Türkiye- Ukrayna Türk İş İnsanları Derneği (TUİD) Başkanı Burak Pehlivan

Türk yenilenebilir enerji sektörünün yurt dışı yatırımlarında yoğunlukla İtalya, Batı Balkanlar ve Afrika’nın bazı ülkeleri öne çıkmakla birlikte bugün itibarıyla adet bazında en fazla yatırım yapılan ülke Ukrayna’dır. Özellikle 2018–2021 döneminde Ukrayna, çok sayıda Türk yatırımcı açısından önemli bir yatırım destinasyonu haline gelmiştir. Bu dönemde gerçekleştirilen yatırımlar neticesinde, bugün Ukrayna’daki toplam kurulu yenilenebilir enerji kapasitesinin yaklaşık yüzde 8’i Türk şirketleri tarafından işletilmektedir. Hâlihazırda devam eden ve güneş ile rüzgâr enerjisi kapsamında yaklaşık 600 megavatlık yeni santralin devreye alınmasıyla birlikte, bu oranın yüzde 10–12 bandına yükselmesi beklenmektedir.

Ukrayna’daki Türk yatırımları yalnızca yenilenebilir enerji ya da genel olarak enerji sektörüyle sınırlı olmayıp, toplamda 5 milyar doların üzerinde bir yatırım hacmine ulaşmıştır. Devam eden savaşa rağmen Türk yatırımcıların özellikle enerji sektörüne olan ilgisi sürmektedir. Bu durum, Ukrayna’nın iç dinamikleri, Türk yatırımcıların yatırım profili ve mevcut küresel konjonktürden kaynaklanan çeşitli nedenlerle açıklanmaktadır.

Türk yatırımcılar, savaş sonrası geçen yaklaşık dört yıllık süreçte birçok Batılı ve Ukraynalı yatırımcıda görülenin aksine, herhangi bir kapasite kaybı yaşamamıştır. Ukrayna’nın kuzey yarımkürede yer alması nedeniyle güneye doğru ilerledikçe güneşlenme değerlerinin arttığı, ayrıca deniz kıyılarında basınç farkları sayesinde rüzgâr enerjisi yatırımları için daha elverişli koşullar oluştuğu bilinmektedir. Bu nedenle Batılı yatırımcılar ağırlıklı olarak ülkenin güney bölgelerinde yoğunlaşmıştır. Savaşın başladığı tarihte Ukrayna’nın güneş enerjisindeki kurulu kapasitesinin yaklaşık yüzde 20’si, rüzgâr enerjisindeki kapasitesinin ise yaklaşık yüzde 80’i bu bölgelerde yer almaktaydı. Buna karşılık Türk yatırımcılar, yatırımlarını ağırlıklı olarak ülkenin batı ve orta bölgelerinde konumlandırmış ve bu sayede bugüne kadar 1 megavat dahi kapasite kaybı yaşanmamıştır.

24 Şubat itibarıyla Ukrayna Merkez Bankası tarafından uygulamaya alınan döviz kontrol tedbirleri kapsamında, firmaların yurt dışına temettü ve borç ödemeleri belirli kısıtlamalara tabi tutulmuştur. Bu durum, Türk şirketlerinin banka hesaplarında önemli düzeyde likidite birikmesine yol açmıştır. Bunun yanı sıra, küresel ölçekte yenilenebilir enerji yatırım maliyetlerinde ciddi düşüşler yaşanmıştır. Ukrayna özelinde ise şu anda herhangi bir fon uygulaması veya anti-damping vergisi bulunmamakta; mevcut koşullar çerçevesinde bu uygulamaların yıl sonuna kadar uzatılması öngörülmektedir. Güneş panelleri ve batarya enerji depolama sistemleri gibi ekipmanlarda gümrük vergisi ve KDV uygulanmaması, yatırımlar açısından ilave bir teşvik unsuru oluşturmaktadır.

Ukrayna bankacılık sistemi yüksek likiditeye ve güçlü bir yapıya sahiptir. Son dört yıllık süreçte ülkeye yaklaşık 350 milyar dolar tutarında ayni, nakdi, askeri ve teknik destek sağlanmış; bu durum Ukrayna’nın döviz rezervlerinin tarihsel olarak en yüksek seviyelere ulaşmasına katkı sunmuştur. Bankacılık sektörü, sahip olduğu yüksek likiditeyi gerek kamu yönlendirmeleri gerekse piyasa dinamikleri doğrultusunda reel sektöre aktarmak durumundadır. Bu kapsamda yenilenebilir enerji sektörü, mevcut performansı ile ön plana çıkmaktadır.

Rusya’nın enerji altyapısını hedef alan saldırıları sonucunda, Ukrayna’daki enerji merkezlerinin yaklaşık yüzde 50’si zarar görmüş durumdadır. Bu nedenle ülkede enerji yatırımlarına olan ihtiyaç devam etmektedir. Söz konusu ihtiyacın karşılanmasına yönelik olarak, çok taraflı kalkınma bankaları, uluslararası finans kuruluşları ve çeşitli devletler tarafından Ukrayna enerji sektörüne önemli düzeyde destek sağlanmakta; bu kaynaklar bankacılık sektörü aracılığıyla enerji yatırımlarının finansmanında kullanılmaktadır.

Yatırımlarını tamamlamış olan Türk şirketlerinin bir bölümü, son beş yıllık dönemde iki yılı pandemi, üç yılı aşkın bir süresi ise savaş koşulları altında olmak üzere, Ukrayna devletinin yükümlülüklerinin yüzde 90’ından fazlasını yerine getirdiği bir ödeme süreci deneyimlemiştir. Bu durum, yatırımcıların geleceğe dönük yeni yatırım kararlarını destekleyici ve motive edici bir unsur olarak öne çıkmaktadır.

Son olarak, Ukrayna devletinin yenilenebilir enerjiye bakış açısında 2019 yılına kıyasla önemli bir değişim yaşandığı görülmektedir. Geçmişte, ağır sanayinin güçlü yapısı ve yeni yönetimin göreve gelmesiyle birlikte yenilenebilir enerjiye daha temkinli yaklaşılırken; savaş sonrasında Ukrayna’nın Avrupa Birliği ile yakınlaşması, yeşil ve yenilenebilir enerji politikalarını ön plana çıkarmıştır.

Ukrayna yönetimi, daha ademi merkeziyetçi yapılar sunan yenilenebilir enerji çözümlerine odaklanmış durumdadır. Bu çerçevede, Ukrayna’da Türk yenilenebilir enerji yatırımlarının sürdüğü gözlemlenmektedir.