Rekor üretim 13 bin MW’lık enerji deposunu yeniden gündeme taşıdı

Türkiye’de yılın ilk yarısında yenilenebilir kaynaklardan elektrik üretimi 108,7 milyar kilovatsaatle tüm zamanların ilk yarı rekorunu kırarken yenilenebilir enerji üretimindeki artış elektrik sisteminde depolama ve dengeleme ihtiyacını daha da artırıyor. Sektör temsilcileri, Devlet Su İşleri verilerine göre 13 bin megavatı aşan pompaj depolamalı hidroelektrik santral potansiyelinin gerekli düzenlemelerle devreye alınması halinde yenilenebilir enerji dönüşümüne önemli katkı sağlayacağını belirtiyor.

Rekor üretim 13 bin MW’lık enerji deposunu yeniden gündeme taşıdı
Sibel Cennetoğlu
  • Yayınlanma28 Temmuz 2026 12:21

Sibel Cennetoğlu – Ankara

Türkiye’nin elektrik üretiminde yenilenebilir enerji kaynaklarının payı artarken bu kaynaklardan elde  edilen elektriğin sisteme kesintisiz ve güvenli şekilde entegre edilmesi için enerji depolama yatırımları sıcak gündem maddesi haline geldi.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının verilerine göre yılın ilk altı ayında hidrolik kaynaklardan İlk altı ayda hidroelektrik santralleri yaklaşık 58,3 milyar kilovatsaat, rüzgârdan 21,5 milyar kilovatsaat, güneşten 19,2 milyar kilovatsaat elektrik üretildi. Aynı dönemde yerli kaynaklardan elektrik üretimi 130,9 milyar kilovatsaate, yenilenebilir kaynaklardan üretim ise 108,7 milyar kilovatsaate ulaşarak benzer dönemlerin en yüksek seviyeleri kaydedildi.

Yenilenebilir kaynaklı üretimdeki artış, elektrik sisteminin daha esnek çalışmasını gerektirecek depolama teknolojilerine yönelik ihtiyacı da artırıyor.

Tüm bu gelişmelere yönelik gazetemize özel değerlendirmelerde bulunan Hidroelektrik Santralları Sanayi İş İnsanları Derneği (HESİAD) Başkanı Elvan Tuğsuz Güven, pompaj depolamalı hidroelektrik santrallerin, yenilenebilir enerji yatırımlarının artmaya devam etmesi ile son yıllarda dünya genelinde yeniden önem kazandığını belirterek Devlet Su İşleri verilerine göre Türkiye’nin 13 bin megavatı aşan pompaj depolamalı hidroelektrik santral potansiyeline sahip olduğunu söyledi.

Güven, gerekli mevzuat düzenlemeleri ve uygun finansman modellerinin oluşturulması halinde bu yatırımların enerji arz güvenliğine büyük katkı sağlayacağını ifade etti.

DEPOLAMA 2035 HEDEFLERİNİN ÖNEMLİ AYAĞI

Uzmanlara göre pompaj depolamalı hidroelektrik santraller, güneş ve rüzgâr santrallerinin yüksek üretim yaptığı saatlerde oluşan elektrik fazlasını su depolayarak talebin arttığı dönemlerde yeniden sisteme verebiliyor. Bu yönüyle söz konusu tesisler, elektrik şebekesinin dengelenmesi ve yenilenebilir enerji yatırımlarının sisteme entegrasyonu açısından stratejik altyapılar arasında gösteriliyor.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının Türkiye Ulusal Enerji Planı’na göre, 2035 yılında güneş enerjisi kurulu gücünün 52,9 gigavata, rüzgar enerjisi kurulu gücünün ise 29,6 gigavata çıkarılması hedefleniyor. Planda yenilenebilir enerji kaynaklarının elektrik kurulu gücü içindeki payının yaklaşık yüzde 65’e yükselmesi öngörülürken, bu dönüşümün güvenli şekilde yönetilebilmesi için enerji depolama sistemlerinin yaygınlaştırılması stratejik öncelikler arasında yer alıyor.

REKOR ÜRETİM NEDEN DEPOLAMA İHTİYACINI ARTIRIYOR?

  • Güneş santralleri öğle saatlerinde en yüksek üretime ulaşıyor.
  • Rüzgâr santrallerinin üretimi hava koşullarına bağlı olarak değişiyor.
  • Elektrik ise üretildiği anda tüketilmek zorunda veya kimyasal depolama dediğimiz kimyasal pilleri şarj etmekte kullanılabilir ancak bu piller sınırlı sayıda şarj ve deşarj süresine ve ürün ömrüne sahip ancak kimyasal depolamalar yani piller kapasite olarak black start yapma kapasitesine veya yükü 10-12 saat sonrasına depolama yapamıyorlar
  • Pompaj depolamalı hidroelektrik santraller ise enerjinin en ucuz saatlerdeki uygun maliyetinden faydalanarak ucuz elektriği suyu üst rezervuara su pompalamak için kullanıyor ve suyu depoluyor. Saniyeler içinde 500 MW 1.000 MW gibi büyük depolama kapasitelerine, sistemin black start ihtiyacına karşılık verme özelliğine sahip oluyorlar ayrıca ekipman ömürleri 50-80 yıl ortalamada olmakta, dolayısıyla kimyasal depolamalara yani pillere nazaran daha yüksek teknik kapasitelere sahip ve pilleri ve şebekenin esnekliğini maksimumda tamamlayan yatırımlardır.
  • Talebin arttığı saatlerde su yeniden türbinlerden geçirilerek elektrik üretiliyor.
  • Böylece hem su kaynakları enerji üretiminde daha verimli kullanılabiliyor hem kesikli ve kararsız çalışan GES ve RES gibi yenilenebilir enerji kaynaklarının sisteme entegrasyonu kolaylaşıyor, hem de enerji arz güvenliği güçleniyor.

POMPAJ DEPOLAMALI HES NEDİR?

Pompaj depolamalı hidroelektrik santral (PDHES), elektrik enerjisinin su olarak depolanmasını sağlayan bir hidroelektrik santral teknolojisi olarak öne çıkıyor.

Sistem, farklı kotlarda bulunan iki su rezervuarı arasında çalışıyor. Elektrik talebinin ve fiyatlarının düşük, enerji üretimin yüksek olduğu saatlerde su, elektrik kullanılarak alt rezervuardan üst rezervuara su pompalanıyor. Talebin arttığı dönemlerde ise üst rezervuardaki düşüden faydalanılarak su türbinlerden geçirilerek yeniden elektrik üretiliyor. Kapalı devre sistemde su maliyet avantajı yaratarak alt kot üst kot arasında devri daim şeklinde enerji üretiminde kullanılabilmesi mümkün olan, santral ömrü ortalamada 50-80 yıl arası değişen uzun ömürlü bir enerji yatırımı.

Bu teknoloji sayesinde güneş ve rüzgâr santrallerinden elde edilen fazla elektrik su olarak depolanabiliyor, ihtiyaç duyulduğunda yeniden sisteme verilerek şebekenin büyük kapasitelerde, uzun saatlerde, çok seri ve uzun ömürlü santrallerle sistem dengeleme ihtiyacı karşılanıyor.

Pompaj depolamalı hidroelektrik santraller, uzun ömürlü yapıları ve büyük ölçekli enerji depolama kapasiteleri nedeniyle dünya genelinde yenilenebilir enerji dönüşümünün en önemli altyapılarından biri olarak kabul ediliyor. IHA (International Hydro Association 2026 verilerine göre) hali hazırda dünyadaki depolama yatırımlarını % 95’i pompaj depolamaları santraller tarafından karşılanmakta. Türkiye’de henüz bu yatırımlar fizibilite öncesi aşamada, Türkiye sistemindeki depolama ihtiyacının bu aşamada sadece kimyasal depolama tesisleri karşılanması düşünülüyor ancak dünya uygulamalarında iletim sistemindeki yenilenebilir enerji üretimi arttıkça, enerji piyasasında eksi fiyatlar ortaya çıktıkça büyük kapasiteli ve yükün 24 saate kadar taşınmasının gerektiği durumlar için iletim sistemi esnekliği için büyük kapasiteli ve uzun süreli depolama ihtiyacının şart olduğu görülmektedir.

RAKAMLARLA DSİ’NİN SU VE HİDROELEKTRİK ALTYAPISI

Devlet Su İşleri (DSİ) verilerine göre, Türkiye genelinde bugüne kadar 1.802 su depolamalı tesisi (Barajı) işletmeye alınırken bu tesislerle 183,4 milyar metreküp su depolama kapasitesi oluşturuldu. Söz konusu depolama tesisleri, sulama, içme suyu temini, taşkın kontrolü ve hidroelektrik üretimi başta olmak üzere farklı amaçlarla hizmet veriyor.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının 2026 Haziran sonu verilerine göre ise Türkiye’nin toplam elektrik kurulu gücü 126.113 megavata ulaştı. Hidrolik enerji, toplam kurulu gücün yüzde 25,6’sını oluştururken ülkede lisanssız santraller de dahil 779 hidroelektrik santral faaliyet gösteriyor. Bu veriler, hidroelektrik kaynakların Türkiye’nin elektrik üretim altyapısındaki önemli konumunu ortaya koyuyor.

TÜRKİYE NEDEN POMPAJ DEPOLAMALI HES KONUŞUYOR?

Resmi Veri Anlamı
Yenilenebilir üretim 108,7 milyar kWh Rekor üretim gerçekleşti
2035’te güneş 52,9 GW Üretim daha da artacak
2035’te rüzgâr 29,6 GW Dalgalı üretim büyüyecek
DSİ: 13 bin MW pompaj potansiyeli Depolama için önemli kapasite