JESDER: “Jeotermal santrallerin teknik gerçekleri yeni düzenlemelerde dikkate alınmalı”

Jeotermal Elektrik Santral Yatırımcıları Derneği (JESDER), EPDK’nın kamuoyu görüşüne açtığı elektrik piyasası düzenleme taslaklarına ilişkin değerlendirmelerini paylaştı. Dernek, jeotermal santrallerin teknik özelliklerinin yeni düzenlemelerde mutlaka dikkate alınması gerektiğini vurguladı.

JESDER: “Jeotermal santrallerin teknik gerçekleri yeni düzenlemelerde dikkate alınmalı”
Petroturk.com | Enerjinin Haber Merkezi
  • Yayınlanma15 Haziran 2026 13:15

Jeotermal Elektrik Santral Yatırımcıları Derneği (JESDER), 4 Haziran 2026 tarihinde kamuoyu görüşüne açılan elektrik piyasası mevzuat değişikliği taslaklarına ilişkin görüşlerini ilgili kurumlara ilettiğini açıkladı. Dernek, Türkiye’nin yerli, yenilenebilir ve sürekli üretim yapabilen kaynaklarından biri olan jeotermal enerjinin arz güvenliği ve yenilenebilir kaynak çeşitliliği açısından kritik öneme sahip olduğunu belirtti.

Açıklamada, güneş ve rüzgâr gibi değişken üretim kaynaklarının payının arttığı mevcut sistemde jeotermal santrallerin baz yük üretim kabiliyeti sayesinde daha da değer kazandığı ifade edildi.

Teknik gerçekler göz önünde bulundurulmalı

JESDER, jeotermal santrallerin yalnızca kurulu güç veya anlık üretim verileriyle değerlendirilemeyeceğini belirterek kuyu debisi, rezervuar basıncı, akışkan sıcaklığı, reenjeksiyon kapasitesi, pompa ve ekipman durumu, yardımcı tüketimler ile türbin ve jeneratörlerin teknik sınırlarının üretimi doğrudan etkilediğine dikkat çekti.

Bu nedenle yük alma, yük atma, üretim azaltma ve yeniden devreye alma gibi süreçlerde jeotermal tesislerin diğer üretim tesisleriyle aynı çerçevede değerlendirilmemesi gerektiği kaydedildi.

YAL/YAT talimatlarında esneklik çağrısı

Dernek, özellikle YAL/YAT talimatları konusunda jeotermal santrallerin teknik sınırlamalarının dikkate alınmasını istedi. Açıklamaya göre, üretim kuyularının ani şekilde kapatılması veya yeniden devreye alınması mümkün olmadığı gibi, bu işlemler ters basınç oluşturarak kuyuların kullanım dışı kalmasına ve yeniden canlandırma operasyonlarına ihtiyaç duyulmasına neden olabiliyor.

Ayrıca santrallerin kontrollü şekilde devreden çıkarılması ve yeniden işletmeye alınmasının yaklaşık 10 ila 12 saat sürdüğü, bu süreçte tesislerin yaklaşık 24 saat boyunca şebekeden elektrik çekmek zorunda kaldığı belirtildi. Kuyuların kapatılmaması halinde ise jeotermal akışkanın deşarj edilmesinin çevresel riskler oluşturabileceği ifade edildi.

Yatırım güvenliği vurgulandı

JESDER, dengeleme ve uzlaştırma sisteminde yapılacak değişikliklerin jeotermal santraller için teknik olarak uygulanamayacak kısa süreli esneklik yükümlülüklerine dönüşmemesi gerektiğini belirtti. KGÜP, emre amade kapasite, yük alma ve yük atma teklifleri ile talimat uygulamalarında kaynak bazlı teknik kısıtların dikkate alınması gerektiği vurgulandı.

Dernek ayrıca, YEKDEM ve yerli aksam desteklerine ilişkin düzenlemelerde gelir öngörülebilirliği ve yatırım güvenliğinin korunmasının önemine işaret ederek, uzun vadeli finansmanla hayata geçirilen jeotermal yatırımlarının sürdürülebilirliği için öngörülebilir bir düzenleyici çerçevenin kritik olduğunu ifade etti.

“Kaynak bazlı yaklaşım benimsenmeli”

Açıklamanın sonunda JESDER, jeotermal elektrik üretim tesislerinin “diğer kaynaklar” başlığı altında değerlendirilmesi yerine kendi teknik özellikleri doğrultusunda ele alınması gerektiğini belirtti. Dernek, teknik gerçeklerle uyumlu, uygulanabilir ve öngörülebilir düzenlemelerin hem elektrik piyasasının işleyişini güçlendireceğini hem de jeotermal yatırımlarının devamlılığını destekleyeceğini kaydetti.