EDEDER Başkanı’ndan depolama vurgusu

Enerji Depolama Endüstrileri Derneği (EDEDER) Başkanı Doğa Can Bayram, Türkiye’nin 5–15 GW ölçeğinde batarya depolama kapasitesine ulaşması halinde, elektrik sisteminin ulusal güvenlik açısından tamamen bağımsız şekilde, adeta bir ‘ada modeli’ gibi yönetilebileceğini söyledi. Bayram, depolama yatırımlarının hem yenilenebilir kaynakların entegrasyonunu güçlendireceğini hem de enerji arz güvenliğinde stratejik bir sıçrama sağlayacağını vurguladı.

EDEDER Başkanı’ndan depolama vurgusu
Petroturk | Enerji Haberleri
  • Yayınlanma1 Aralık 2025 12:18
Sibel Cennetoğlu – Ankara

Enerji Depolama Endüstrileri Derneği (EDEDER) Başkanı Doğa Can Bayram, Ankara’da bir grup gazeteciyle bir araya gelerek enerji depolama sektörüne ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu. Toplantıya, derneğin üst düzey yöneticileri de katılarak sektöre yönelik gelişmeleri ve gelecek stratejilerini paylaştı. Bayram, toplantıda enerji depolama alanındaki gelişmeler, mevzuat süreci ve yatırım fırsatlarına dair önemli mesajlar verdi. Derneğin kuruluş vizyonunun Türkiye’yi bir enerji üssü hâline getirmek olduğunu belirten Bayram, Türkiye’nin bu hedefe ulaşması için güçlü bir sanayi altyapısına sahip olduğunu söyledi.

“BATARYA OLMADAN YENİ YENİLENEBİLİR KAPASİTE MÜMKÜN DEĞİL”

EDEDER Başkanı Bayram, depolamanın yalnızca yenilenebilir enerji yatırımlarını destekleyen bir unsur değil ulusal güvenlik düzeyinde stratejik bir teknoloji olduğunu ifade ederek, “Türkiye, Avrupa enterkonnekte sisteminin bir parçası ama bölgedeki gerginlikler ortada. Türkiye’nin elektrik sisteminin bağımsız yönetimi için teknik olarak 5 GW depolama kurulu gücü gerektiği hesaplanıyor. Depolama ile 5–15 gigavat arası bir batarya hacmine ulaştığımızda ülkeyi başka bir havuza bağlı olmadan, tamamen bağımsız şekilde ‘ada gibi’ yönetebiliriz” diye konuştu. Bayram, depolama olmadan yeni rüzgar ve güneş enerjisi kapasitesinin sisteme alınamayacağını vurguladı. Bayram, piyasada fiyatların enerjinin fazla veya eksik olmasına göre oluştuğunu belirterek, “Rüzgar türbininin veya güneş santralinin bir üretim planlaması büyük olasılıkla sapıyor. Bu standart çünkü tahmin edilmesi çok zor. Bu sapma yaptığında bütün planlama şaşıyor. Yani ülkenin planlamasını, o enerji piyasalarıyla beraber enerji planlamasını iki gün önceden yapıyoruz. Başka türlü zaten üretim-tüketim dengesini dengeleyemeyiz. Batarya sistemleri de bu piyasada, ‘dengesizliği dengelemede’ çok faydalı bir unsur” ifadelerini kullandı. Bayram, depolama sistemlerinin maliyetine ilişkin de değerlendirmelerde bulunarak, “35 GW depolama yatırımı için yalnızca batarya tarafında yaklaşık 8,75 milyar dolarlık bir sermaye ihtiyacı var” dedi. Enerji üretimindeki dengesizlikleri yönetmenin tek yolunun batarya teknolojileri olduğunu kaydeden Bayram, “Batarya birkaç saniyede devreye girer. Elektrik sisteminin dengesini koruyan asıl unsur budur. Bataryanın ne zaman şarj olup ne zaman enerji satacağı ise tamamen yazılımla belirleniyor. Yazılım, depolama ekosisteminin kalbidir” ifadelerini kullandı.

“TÜRKİYE ESNEK YAPISIYLA HIZLI ADAPTE OLABİLİYOR”

Bayram, enerji depolama sistemlerinde batarya üretimi kadar elektriksel altyapının da büyük önem taşıdığını vurguladı. Türkiye’nin sanayi gücüne dikkat çeken Bayram, “Ama bizim Türkiye’de iyi yaptığımız bir iş var: Biz çok daha esnek davranabiliyoruz, dünyaya hızlı adapte olabiliyoruz. Bence öne çıkan özelliğimiz bu. Metal sanayimiz var, kablo var, trafo var, orta gerilim ekipmanları var. Bu alanlarda dünyada oldukça iyiyiz. Hem markalar burada üretim yapıyor hem de güçlü bir altyapımız var. O yüzden Avrupa’nın ve bölge ülkelerinin merkezi olma konumumuz devam ediyor. Yani burada ekosistem var” açıklamasında bulundu. Bayram, Türkiye’nin mevcut altyapısının enerji depolama yatırımlarını destekleyecek nitelikte olduğunu vurgulayarak, “Biz metal de üretiyoruz, metalden konteyner de üretebiliyoruz, trafo da üretebiliyoruz, orta gerilim veya alçak gerilim ekipmanları da üretebiliyoruz” dedi.

“YAZILIMDA REKABET AVANTAJIMIZ ÇOK DAHA FAZLA”

Enerji depolama teknolojilerinde dijitalleşme ve yazılım geliştirme kapasitesinin stratejik öneme sahip olduğunu belirten Bayram, Türkiye’nin bu alanda büyük bir potansiyel taşıdığını ifade etti.

Bayram, “Dijitalizasyon… Yani biz burada yazılımda istediğimizi yapabiliriz. Telefon üretmek gibi düşünün aynı donanımda farklı markalar var ama birini tercih etmemizin sebebi içindeki yazılım. Yazılım ne kadar iyiyse o kadar değerli hale geliyor. Aynı özellikteki bir telefonu yarı fiyatına da alsanız, eğer yazılımı kötüyse almak istemiyorsunuz. Ama iyi bir yazılım ekstra değer kattığı için insanlar ona para vermeyi kabul ediyor” dedi. Altyapı yatırımlarının yanında yazılıma da büyük önem verilmesi gerektiğini vurgulayan Bayram, “Yazılımla beraber ihracat şansımız çok daha yüksek. Çinlilerle üretim tarafında rekabet etmek neredeyse imkansız, ama yazılım tarafında durum farklı. Yazılımda rekabet avantajımız çok daha fazla” ifadelerini kullandı.

“DOĞRU BATARYA SİSTEMLERİYLE YENİ BİR GELİR MODELİ ORTAYA ÇIKIYOR”

Bayram, enerji depolama sistemlerinde bataryaların yönetiminde zamanlamanın ve yazılımın kritik rol oynadığını belirtti. Bayram, “Bataryayı kurduğunuzda bunun ne zaman şarj ya da deşarj edileceği konusu muamma. Bunu piyasa fiyatlarına göre belirliyoruz. Piyasa fiyatları ise enerjinin fazla ya da eksik olmasına göre şekilleniyor. Örneğin rüzgar türbininin veya güneş santralinin üretim planlaması var ama bu planlamadan sapmalar oluyor çünkü özellikle rüzgarda üretimi önceden tahmin etmek çok zor” dedi. Enerji planlamasında bataryaların dengesizliği dengelemede kilit rol oynadığını vurgulayan Bayram,

“Üretim-tüketim dengesi her an eşit olmak zorunda. Batarya sistemleri bu dengesizliği gidermede çok faydalı bir unsur. Bu nedenle bataryaların kurulmasıyla birlikte bir gelir modeli de ortaya çıkıyor,” ifadelerini kullandı. Bayram, “Bu dengeyi sağlamak için batarya sistemlerinin piyasa koşullarına göre doğru zamanda ve çok hızlı şekilde kontrol edilmesi gerekiyor. Bu da ancak yazılımla mümkün, çünkü piyasalar artık çok hızlandı” diye konuştu.

“ELEKTRİKLİ ARAÇLARLA DEPOLAMA SİSTEMLERİ ARTIK BİRBİRİNDEN AYRILAMAZ”

Bayram, elektrikli araçlardaki hızlı artışın da enerji depolama teknolojilerini daha kritik hale getirdiğini belirtti. Doğa Can Bayram, “Elektrikli araç sayısı Türkiye’de çok hızlı artıyor. Bu araçları şarj edecek altyapı da gerekiyor. Türkiye’de girişimcilik ruhu çok güçlü, bu alanda ciddi bir şarj altyapısı kuruldu. Ancak buna rağmen hat ve trafo kapasiteleri dolmaya başladı. Bu kapasitenin genişleyebilmesi için hatlara dokunmadan daha yüksek şarj imkânı sunan çözümler gerekiyor. Bu da depolamayla mümkün” dedi. Bayram, şarj istasyonlarına entegre edilecek batarya sistemlerinin altyapı üzerindeki yükü azaltabileceğini belirterek, “Şarj istasyonlarına bir depolama sistemi koyduğumuzda mevcut kapasiteyi kullanmadan araçlar şarj edilebiliyor. Böylece elektrikli araçlar ve enerji depolama sistemleri aslında birbirine girift bir yapıda” ifadelerini kullandı. Elektrikli araçların kendisinin de birer enerji depolama kaynağına dönüşme potansiyeline sahip olduğunu vurgulayan Bayram, “Şu anda birçok araçta, içindeki elektriği geri şebekeye verebileceğiniz ya da evde kullanabileceğiniz altyapı mevcut. Yani bu sistemler çift yönlü. Gelecekte yazılımda yaşanacak gelişmelerle bu araçlar da birer depolama unsuru olarak kullanılabilecek. Dünyada bu teknoloji var ama bu seviyede bir yazılımsal yönetim henüz mümkün değil” dedi.