
Enerji hep yaşamımızda ve her yerdedir. Hep konuşuruz. Enerjide üretim maliyeti, tüketiciye fatura bedeli hep öndedir. Bu gidişatta enerjinin hem kesemize hem gezegenimize maliyeti, ikiz maliyet en yüksektir. Fosil enerji kaynaklarının rezervini, yenilenebilir enerji kaynaklarının teknik potansiyelini biliriz. Ürünlerde saklı enerjinin iki maliyetini de iyi biliriz. Enerjinin başta sera gazı salımına, iklim değişikliğine etkisi olmak üzere çevresel etkilerini, çevresel maliyetini biliriz. Enerji üretiminin, enerjiye erişimin, enerji tüketiminin sözün özü, emre amade enerjinin ikiz maliyeti ile ikiz geliri vardır. Enerji piyasası gelir akçesi ve karbon piyasası gelir yeşil akçesi de bizimle. Ve de enerji jeopolitiği, enerji ekonomisi, düşük karbon ekonomisi ilerlerken savaş acı gerçeği de, bedeli, savaş ekonomisi de bizimle.

Değerli Okuyucularım,
Enerji hep yaşamımızda ve her yerdedir. Hep konuşuruz. Enerjide üretim maliyeti, tüketiciye fatura bedeli hep öndedir. Bu gidişatta enerjinin hem kesemize hem gezegenimize maliyeti, ikiz maliyet en yüksektir. Fosil enerji kaynaklarının rezervini, yenilenebilir enerji kaynaklarının teknik potansiyelini biliriz. Ürünlerde saklı enerjinin iki maliyetini de iyi biliriz. Enerjinin başta sera gazı salımına, iklim değişikliğine etkisi olmak üzere çevresel etkilerini, çevresel maliyetini biliriz. Enerji üretiminin, enerjiye erişimin, enerji tüketiminin sözün özü, emre amade enerjinin ikiz maliyeti ile ikiz geliri vardır. Enerji piyasası gelir akçesi ve karbon piyasası gelir yeşil akçesi de bizimle. Ve de enerji jeopolitiği, enerji ekonomisi, düşük karbon ekonomisi ilerlerken savaş acı gerçeği de, bedeli, savaş ekonomisi de bizimle.
Savaş insanı acıtır, öldürür. Savaş gezegenimizi acıtır, öldürür. Bu acı ve ölüm tartışılması, gerekçelendirmesi zor olarak hep bizimle. Savaş oluyor. Savaş olacak. Savaşın da akçeli ve gezegene bedeli vardır. Maalesef savaşın yarattığı yüksek gelir de var.
Askeri ülke yapılanmasında savaş olmadığında, durağan savunma halinde tesislerde, savaş halindeki faaliyetlerde ve savaşın ardından üretim ve tüketimler sürekli olurken katı-sıvı-gaz kirleticiler ile atıklar oluşup, hava kirlenirken sera gazları salımı ile iklim değişikliğine sebep olunur. Silahlar, roketler, kara, hava ve deniz taşıtları, yakıtlar, mühimmat, her konuşlanmanın doğrudan ve dolaylı, görünen, görünmeyen etkileriyle su ve kara ekosistemleri tahrip olurken gezegene de bedel yüksek olur. Savunma sanayi ve tedarikçilerinde, ekonomide hem akçe kazançları artanlar hem de yüksek akçe harcaması yapanlar bir aradadır. Bu gelişmelerde artık daha çok duyacağımız “Jeoekonomi” kelimesi bizimle oluyor. Biricik ülkemizin jeoekonomik başarısının yüksek olacağı kanaatindeyim. Ankara’ya selam olsun.
ABD-İsrail-İran Savaşı için başta petrol ve doğal gaz enerji kaynakları olarak tüketilirken, Enerji Savaşı; Su Savaşı; Nadir Toprak Elementleri Savaşı bir arada üç büyük öznedir. Petrol ve doğal gaz, bu hidrokarbonlar kimya endüstrisi ham maddesi olarak da ayrı mühimdir. Örneğin, yaşamda her yerde işlevi olan çeşit çeşit kimyasalların, plastiklerin üretimi, yağlayıcı üretimi ile tarım savaşta tehlikeye girer. Çünkü tarımın temel girdisi gübre için hidrokarbonlardaki hidrojen ile havanın azotu gereklidir. Bitkisel ve hayvansal ürünler ile işlenerek soframıza ulaşan envai çeşit, çoğu plastik ambalajlı gıdanın tedarik zinciri de savaşta bozulur. Bozuluyor. Bozuldu. Bozulacak. Savaş enerji krizi, su krizi, ham madde krizi, gıda krizi demektir. Savaşı üst bakış değerlendirmesinde gördüğümüz en acı sonuç ise gıda krizi ardından olası gıda kıtlığıdır.
Savaş Biyoçeşitlilik Kaybı; Çevre Kirliliği; İklim Değişikliği küresel tanımlı üç büyük sorunumuzu hızla büyütür. Savunma, savaş, savaş sonrası yeniden inşa gezegene, yaşamını bitkiler, hayvanlar ve mikroorganizmalarla paylaşan insana bedeli, acısı yüksek olur.
Bilindiği gibi, ABD-İsrail-İran Savaşı ve Hürmüz Boğazı stratejik konumu hidrokarbon arz-talep dengesini darmadağın ederken milyonlarca varil petrol kaybı oldu.Keşke bu kayıp kimyasallarda, yağlama yağlarında saklı, gömülü karbon olarak insan için endüstriyel değer yaratsaydı. Doğa ve insan öldürüldü.Hidrokabonlar tüketildi, yandı. Hava kirlenip sera gazı salımı artarak iklim değiştirildi. Nükleer teknoloji ve radyasyon ile ABD-İsrail-İran Savaşı etkileşimi bu yazının satırlarına sığmayacak kadar ayrı bir uzman değerlendirmesi başlığı.
AA Muhabiri Yeşim Yüksel, Gazze Savaşı odağında savaş-iklim değişikliği konusunu ülkemizde ilk kez benimle Yeşil Hat haberi olarak gündeme Temmuz 2024’te getirmişti. Meraklısı için: https://www.petroturk.com/manset/gazzenin-yeniden-insasinin-karbon-maliyeti-135ten-fazla-ulkenin-yillik-emisyonunu-gecebilir
ABD-İsrail-İran Savaşı ile ilgili veri takibindeyim. Yazacağım. Savaşın yüksek sera gazı salımına sebep olması, iklim değişikliğine etkisi “Savaşın Karbon Maliyeti” olarak tanımlanmakta. Savaş sürerken ve savaşın ardından bu maliyet gizli maliyet ve gezegene bedel olarak hep bizimle. Hangi neden savunulsa da savaş gerekçelendirilemez. Savaş ekonomisi, akçesi, gezegenimizin kaynakları, hidrokarbonlara erişim ve sözün özü, savunma sanayisindeki al-sat için büyük oyun için ölüm var. Savaş suçları, beraberinde iklim suçu var. Gözümüzün önüne devasa uçak gemisi getirelim ve tüketimlerini hayal edelim. Savaşa dur demek dünden bugüne hiç kolay olmadı. Olmayacak. Ancak hepimizin yapacakları var.
Akademik, sivil toplum lideri, gezgin ve hasbelkader yeşil ve mavi izdüşümü yüksek paydaş etkili olsun diye gayret ettiğim köşe yazılarımda iklim değişikliğine karşı uğraş veriyorum. Sürdürülebilir Üretim ve Tüketim Derneği(SÜT-D) faaliyetlerimizde iki başat önceliğimiz var:Kız çocukları ve kadın; Ülkemizin karbon yönetimi kapasitesini artırmak. Eylül 2013’te kurduğumuz SÜT-D’nin İstanbul Karbon Zirvesi konusunun 2014’ten bugüne ilk ve tek etkinliği. Çevre ve/veya sürdürülebilirlik üst genel başlıklı bir etkinlik yapmıyoruz. Meselemiz üretim-tüketim-hizmet süreçlerinde sera gazı salım azaltımı ile iklim dirençli iş dünyası için bugünü ve yarını masaya yatırarak, endüstrinin en iyi uygulamaları ve iklim finansmanını ülkemizin yeşil ve dijital ikiz değişmek için dönüşümünde üst düzey yöneticilerle irdelemek.
4-5 Mayıs 2026 tarihlerinde Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ana desteğinde 2048 Karbon Nötr hedefiyle ilerleyen İstanbul Teknik Üniversitesi(İTÜ) tescilli yeşil yerleşkesinde gerçekleştireceğimiz 11. İstanbul Karbon Zirvesi, 22 Nisan 2026 Dünya Günü ardından, ev sahibi olduğumuz Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 31. Taraflar Konferansı(COP31) öncesinde ayrıcalıklı konumda.
Köşe yazımı Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Abdullah Paçal’a sunduğum 17 Nisan gününde, ABD-İsrail-İran Savaşı ateşkes çözümsüzlüğü sürerken küresel petrol firmalarının enerji piyasasında zıplayak artan büyük kazançlarını öğrenmiştik. İran da kazanıyor. Acının akçesi acı gerçek. 55 yıldır “Bizim Gücümüz, Bizim Gezegenimiz” diyerek ilerlenen modern çevre hareketinin şafağı ve dünyanın en büyük seküler hareketi olarak tanımlanan Dünya Günü için de başta ABD’de olmak üzere 192’den fazla ülkede 150 bin’den çok paydaşla yürüyüş, koalisyon eylemi, bilgilendirme toplantısı, topluluk gösterisi ve temizlik çalışması planlamaları “İlerleme sessizlik içinde gerçekleşmez. İnsanlar ortaya çıkınca gerçekleşir” diyerek hızla sürüyordu. Bu yıl ses etkili olacak kanaatindeyim.
11. İstanbul Karbon Zirvesi’nde paydaşlarımızla birlikte SÜT-D’nin de sesi de güçlü çıkacak. “Karbonsuzlaşma, Karbon Piyasası ve İklim Teknolojileri” temalı zirvemizde SÜT-D 2026 Düşük Karbon Kahramanı Ödülü sahiplerini bulurken, SÜT-D 2026 Küçük Karbon Kahramanı Gösterisi yapılacak. İTÜ Rektörü Prof.Dr. Hasan Mandal’ın açış sunumu ile başlayacak, konuşmacılarıyla gücü artacak zirvemizin “Belirsizliğin Gölgesinde, İnkâr ve Şüpheye Rağmen İklim Teknolojileri ve Yenilikçi Finansman; Karbonsuzlaşma Yolunda Ülkemiz; Tekstil Sektörü ve Karbon Yönetimi; Karbon Yönetimi ve Endüstri; Karbon Yönetimi ve Enerji” oturumlarımızda enerji, teknik doğası gereği hep başrolde olacak. Şehrin en iyi kahvesi, çikolata tadı ve mis molekülleri iklimindeki oturumlarımıza ve sergimize bekliyoruz. Buyurunuz. Hoş gelecek ve mutlu döneceksiniz.
Enerjinize, çevrenize ve ikliminize iyi bakınız değerli okuyucularım.
Diyarbakır’da Dicle Üniversitesi yerleşkesinde petrol için 6 sondaj kuyusu açılacak4 Haziran 202613:02 Yeniköy Kemerköy Enerji, Water Europe üyesi oldu4 Haziran 202612:11 Rüzgar ve güneş yatırımları Türkiye’nin çevre hedeflerine katkı sağlıyor4 Haziran 202612:10 Togg iki modeliyle elektrikli otomobil satışlarında zirvede4 Haziran 202612:08 Girişim Elektrik Başkanı Harmanlı, enerji altyapısı yatırımlarının Türkiye için fırsat sunduğunu belirtti4 Haziran 202611:51