‘Elektrik faturasından kurtuluyor olmak şirketlerin rekabetçiliğini arttırıyor’

Solarçatı kurucusu ve Yönetim Kurulu Başkanı Utku Korkmaz, Petroturk Tv 360 Derece Enerji Programı’nda Petroturk TV Genel Yayın Yönetmeni Emin Kaya’nın konuğu oldu.

Pandeminin etkisiyle enerji ve ekonomide çok ciddi değişimler yaşanmaya başladı. Bu perspektiften değerlendirecek olduğunuzda çatı ve GES pazarının ülkemizde geldiği mevcut durum hakkında bize bilgi verir misiniz?

Türkiye sahada 6.000 MW’a yakın GES santrali kurdu. Daha sonra öz tüketime yönelik çatı ve cephe uygulamaları başladı. Pandemi ile birlikte bu uygulamalarda şirketlerin genel geçer farkındalığı yükseldi. Farkındalığın yükselmesi ile birlikte yatırımları teşvik edebilecek bir takım uygun finansman koşulları oluştu. Bu koşullar çerçevesinde yatırımlar hızlandı. Çatı konusunda şöyle başlı başına bir durum var ki; bu uygulamaların kendini ödeyen bir finansman yapısı söz konusu. Bu çerçevede elektrik tüketen şirketler ve kuruluşlar bu elektrik faturalarını elektrik tedarik şirketi yerine herhangi bir finansman şirketine ödedikleri durumda zaten kolay bir finansman seçeneği yaratılmış oluyor.  Katma değeri nispeten daha az olan sektörlerde satış fiyatı üzerinden değil de genel giderler üzerinden rekabet yapılıyor. Giderlerin de en önemli kısımlarından bir tanesi elektrik faturasından oluşuyor. Bu sebeple elektrik faturasından kurtuluyor olmak uzun vadede şirketlerin rekabetçiliğine de önemli bir katkı sağlıyor.

Söz konusu uygulamaların sağladığı avantajlar nelerdir? Çatı ve cephe uygulaması yapabilmek için ne tarz alanlar veya şartlar gerekiyor? Her isteyen bu uygulamaları yaptırabiliyor mu? Okuyucularımızı bu konuda bilgilendirir misiniz?

Türkiye’de birçok global markanın tedarikçisi var. Bu global markalara tedarikçilik yapan yerler ve şirketler için artık Yeşil Mutabakat (Green Deal) denilen bir olgu var. Bu olgu kapsamında artık bu tarz uluslararası markalar kendi tedarikçilerinin de ürettikleri elektriğin temiz olmasını, karbon ayak izinde birtakım sınırlamalara gidilmesini bekleyecekler. O yüzden bu uygulamalar sadece rekabet anlamında değil satış anlamında da bir fark ortaya koyacaktır. Çatı ve cephe uygulamaları için ön şartlara değinecek olduğumuzda bunlardan birincisi müstakil bir aboneliğinizin olması gerekiyor. İkincisi de mevcuttaki çatının statik olarak uygun olması gerekiyor. Temel olarak sağlanması gereken koşullar bunlar. Burada çatısı ve gerekli şartları uygun olan birisi kendi sözleşme gücü nispetinde çatı GES sistemi kurabiliyor.

“SİSTEMLERİN KOLAY ULAŞILABİLİR VE HIZLA KURULABİLİR HALE GELMESİ GEREKİYOR”

Kurulumların basitleştirilmesi konusunda çok önemli adımlar atıldı. Ancak halen birtakım şikayetler de söz konusu. Bu zorluklar nasıl aşılabilir bize biraz bunlardan bahsedebilir misiniz? 

Bir tarafta süreç büyük tesisler için nispeten optimize edilmiş gibi gözükse de aslında 10 KW’lık bireysel solar çatıyla 1 MW’lık fabrika çatı GES’i arasında süreç ve geçilen adımlar olarak çok bir fark olmadığını görüyoruz.

10 KW’lık bireysel solar çatı sahibi için burada süreç fazla uzun kalıyor ve müşteri bu sürecin biraz daha kısalmasını bekliyor. Çünkü 10 KW’lık bir sistem en fazla 2 gün içerisinde kurulabilir. Ama bunu devreye alma süreci sözleşme imzalandıktan 3-4 ay sonra başladığında bu durum müşteri tarafında genel bir memnuniyetsizlik yaratıyor. Yani bireysel aboneler de süreç konusu önemli. Çünkü her ne kadar bireysel tarafta bu iş yeni yeni başlıyor olsa da dünyadaki trende bakıldığında elektrikli araçların hayatımıza girmesi ile birlikte burada önemli bir ivme yakalanacak. Elektrik tüketiminin 2 veya 3 kat artması bekleniyor. Burada 0 ila 10 KW solar çatı dediğimiz durumda sadece büyük şehirlerdeki müstakil villalardan bahsetmiyoruz aynı zamanda Anadolu’daki mütevazi müstakil evlerden de bahsediyoruz. Onlar için de bu konunun kolay ulaşılabilir ve hızla kurulabilir hale gelmesi gerekiyor. süreç açısından bakıldığında sürecin 0 ila 10 KW arasındaki santraller için bu kadar uzun sürmesi bireysel abone tarafında bir memnuniyetsizliğe yol açıyor. 

İkinci taraf ise ticarethane, sanayi, fabrika ve OSB’ler tarafından oluşuyor. Burada 3 tane ana madde var. Birincisi kurumların aynı standarda göre değerlendirme yapmıyor olması. Hatta bu durumun aynı kurum ve memurlarına göre farklılık gösteriyor olması bir sorun oluşturuyor. İkinci sorun belediyelerden alınan GES uygunluk yazısı. Burada çok farklı beklentiler ve uygulamalar olduğunu görüyoruz. Üçüncü sorun da itfaiye ana yazısı. Şu anda Türkiye’deki mevcutta kurulmuş ve kabulü yapılmayı bekleyen bu sorunlardan dolayı önemli miktarda sesini duyuramayan GES’ler var. Temel olarak kurumlarda aynı bilgi ve aynı uygulama yok. Tüm bu süreç online bir platforma aktarılabilir, kurumlar bunu bu platformdan takip ederek bu konudan sorumlu tüm kurumların da bu platforma erişimi söz konusu olursa buradaki eşgüdüm daha kolay sağlanabilir. Özetle ikinci taraftaki temel sorunları belediye, itfaiye ve farklı uygulamalar olarak değerlendirebiliriz.

‘HİZMET VE ÜRÜN KALİTESİ NOKTASINDA YATIRIMCI 1 SENE İÇİN 25 SENEYİ RİSKE ATABİLİYOR’

Konuyu sektörde verilen hizmet ve ürün kalitesi anlamında değerlendirdiğinizde neler söylemek istersiniz?

Bir kere Türkiye’de 6000 MW’lık kurulmuş bir santral gerçeği var. Bunların sigorta tarafında açılmış yüzde 10’luk bir hasar kaydı var. Bu şu demek; geçtiğimiz 3-4 sene içerisinde Türkiye’de kurulmuş santrallerin yüzde 10’ un da birtakım defolar veya hasarlar oluşmuş. Bu oran önemli bir yüzde ve önemli bir kayıp. Burada yatırım süresi olarak kendini 3 ila 6 yıl içerisinde ödeyen bir sistemde kaliteden ödün verdiğinizde maksimum 1 senelik geri dönüşümü kazanmış oluyorsunuz. Bu yatırımcı için önemli bir karar. Yatırımcı 1 sene için 25 seneyi riske atabiliyor. Konuya bu açıdan bakmak gerekiyor. Burada önemli bir kaç tane nokta var. 

Yatırımcının aklında kalacak şekilde özetlemek gerekirse bir kere en önemli ekipman panel. Doğru ve kaliteli bir panel seçimi gerekiyor. İnvertör hata oranları panele göre oldukça düşük olduğu için burada panel önemli olarak karşımıza çıkıyor. İkinci en önemli nokta konstrüksiyon. Konstrüksiyon bu konu ile ilgili en fazla tasarruf edilebilen ve kolaya kaçılarak sahadaki işi en fazla kolaylaştıran kısım. Konstrüksiyondan tasarruf edince aynı zamanda işçilikten de bir tasarruf etmiş oluyorsunuz fakat bu tasarruf ‘Sözde’ bir tasarruf. Konstrüksiyonun yüzde 100 çekme testinin yapılmış olması ve aynı zamanda bina iskeletine monte edilmesi gerekiyor. Türkiye’deki uygulamaların büyük bir çoğunluğu sadece çatı malzemesine monte edilir şekilde gerçekleşiyor. Bina iskeletine monte edilmeyen her konstrüksiyon ve panel ekstrem iklim koşullarının gözüktüğü her noktada tehlike arz ediyor. İklim değişikliği hayatımıza bu kadar girmiş ve her yerde ekstrem iklim olayları ile karşılaşıyorken konuya bu pencereden bakıp bu tesisin 25 sene boyunca her türlü iklim koşuluna gerçekten dayanıyor olması bakış açısını mutlak gerçek olarak işin bir tarafına koymak lazım. 

Üçüncü en önemli nokta ise mühendislik. 1 KW’lık santrali 1 ila 10 senelik tecrübeli bir mühendisle de yapabilirsiniz. Şantiyenin başındaki mühendis de önemli bir maliyet kalemidir. O ekipmanları tasarlayacak bir mühendislik kadrosu aynı zamanda o ekipmanları uygulayacak bir mavi ekip kadrosu var. Mavi ekip kadrosunun başarısı da en az mühendislik kadrosununkiler kadar önemli. Bu konuya da bu perspektiften bakmak gerekiyor. Yatırımcıların bu aşamada uygulama şirketlerini soruyor ve sorguluyor olması lazım.

‘MEVCUT MAHSUPLAŞMA YAPISININ DEVAM ETMESİ ÇATI GES SEKTÖRÜ İÇİN OLDUKÇA ÖNEMLİ’

İşin finansman tarafına baktığımızda şu anda finansman olanaklarını yeterli görüyor musunuz? Bu konuda daha fazlası için neler yapılabilir?

Çatı konusunu ben 2 farklı şekilde değerlendiriyorum. Bireysel solar çatı ve sanayi çatı GES tarafı. Sanayi tarafında finansman seçeneği olarak hemen hemen tüm bankalar ve leasing kuruluşları bu işin içerisinde. Ülkemizde 6.000 MW’lık finanse edilmiş GES var. Bence bu tarafta herhangi bir finansmana erişim problemi görünmüyor. Problem maliyet tarafında. Özel kaynakların daha uluslararası kuruluşlar tarafından Türkiye’ye gelmesi, finansman seçeneklerinin fiyat anlamında zenginleşerek daha rekabetçi olması gerekiyor. Bu tarafta bir de ‘Yap- İşlet-Devret’ modellerinin regülatif alt yapıyla uyumlu kontratları ve bu konunun regülatörü tarafından da şeffaf bir şekilde daha kolay kontrata dönüştürecek şekilde yasal alt yapısının oluşması gerekiyor. Şu anda ‘Yap- İşlet-Devret’ modellerini yapan tüketici ve yatırımcılar arasında özel kontratlar var. Bunlar mevcut yönetmeliğe uyumlu. Bu yönetmelik kolaylaşırsa kontratlar da kolaylaşır.

Mesken tarafında gelirsek şayet bu tarafta hikaye biraz daha zor. Burada Solarçatı olarak Türkiye’nin en önemli bankalarından bir tanesi olan Garanti Bankası’yla Türkiye’de ilk defa bireysel müşterilerin erişimi için bir finansman paketi oluşturarak günümüz koşullarından daha uygun bir finansman paketi oluşturduk. Burada hem banka hem de şirketimiz önemli bir insiyatif geliştirerek önemli bir adım atmış oldu. Burada iki tarafın da elini bağlayan tüketici kredilerinin 36 ay ile sınırlı olması. Bu süreç hala kısa. Bu konunun Mortgage konut kredisinde olduğu gibi uzun vadeli bir şekilde finanse edebilmesi gerekiyor. 

İşin KDV konusu kısmı da var. Bu konunun bireysel tarafta yeniden değerlendirilerek KDV teşviki getirilmesi konunun gelişimini hızlandıracaktır. Bu iyi niyetli bir temenni. Bu sınırlamamanın kaldırılması mevcut sistemi hızlandırır. Bireysel tarafta elektro mobilitenin hayatımıza girmesiyle birlikte bu alandaki gelişim önemli bir şekilde yükselecek. Mevcut mahsuplaşma yapısının bir şekilde devam etmesi çatı GES sektörünün benzer hızla artması için de oldukça önemli.