
“Türkiye 2017-2019 arasında elektrik tüketiminde zayıf kaldı, yani elektrik tüketimimiz artmadı. 2020 yılında COVID’le beraber yine aynı seviyelerde kaldı, fakat 2021 yılından sonra bir artış trendi yakaladık.”
‘2035 için 4,2 milyonluk elektrikli araç beklentisi var’

Türkiye 2017-2019 arasında elektrik tüketiminde zayıf kaldı, yani elektrik tüketimimiz artmadı. 2020 yılında COVID’le beraber yine aynı seviyelerde kaldı, fakat 2021 yılından sonra bir artış trendi yakaladık. Sıcak bir yazdı, soğuk bir kıştı ve elektrik talebimiz artmıştı. Yıllar içinde de bu artış trendi devam etti. Günün sonunda 6 yıllık zaman içerisinde yüzde 20 oranında bir talep artışımız var. 2010-2025 dönemine bakarsak yıllık bileşik büyüme oranımız yüzde 3,7. Daha geriye gidersek yüzde 5-6’ları hatırlayacağız ama enerji verimliliği uygulamaları ve toplam tüketimin azalması, bunda etkileyici unsurlardan oldu. 2019’da COVID etkisi, 2021’de sonrası hızlı toparlanma, sanayinin kendine gelmesi, sıcak yaz…2023’te ılıman hava, düşük sanayi üretimi ve maalesef deprem felaketiyle birlikte sabit kalan bir talep… 2024 yazının da çok sıcak geçtiğini, talebin 353 teravatsaatlere çıktığını gördük. 360 teravatsaat ise TEİAŞ’ın yayınladığı resmî verilere göre bizim yaptığımız tahminle ilintili. Bu taraftan bakınca aslında sanayide elektrik tüketiminin önemini daha iyi anlıyoruz, çünkü gayrisafi yurtiçi hasıla daha çok tüketimle dönüyorsa, elektrik tüketiminde sanayinin payı düşme eğiliminde. Yaklaşık yüzde 40’a kadar düştü elektrik tüketimindeki sanayinin payı. 2026’da aynı seviyede kalır ama 2027-28’de biraz daha toparlanmasını, artmasını bekliyoruz. Bunun içerisinde nihai talep kırılımında yani net tüketimde de sanayinin payı yüzde 40.2. Sanayiyi evsel tüketim izliyor, yüzde 27.2. Ticarethanelerde toplam elektriğin yüzde 26’sını tüketmiş oluyoruz. 2024 kırılımı bu şekilde.
Yakın gelecekte elektrik tüketimi için izleyeceğimiz birkaç faktör var. Birincisi ulaşım sektöründe, ulaşım sektöründeki dönüşüm hızı, beklediğimizin biraz daha üzerinde. Çünkü EPDK’nın tahminlerine göre 2025 yılında düşük senaryoda 200 bin, orta senaryoda 270 bin, yüksek senaryoda 362 bin elektrikli araç sayısına ulaşmayı bekliyorduk. Gerçekleşen rakam 321 bin oldu. Yani baz senaryo ile yüksek senaryonun tam ortasında bir yerde kaldı. Gelecek dönemde ise EPDK’nın tahminlerine göre; 2030 yılında baz senaryoda 2035’e kadar 700 binleri, 1,3 milyonu, 1,7 milyonu yakalamasını bekliyoruz. Biz de buna yakın tahmin yapıyoruz açıkçası. Özellikle son dönemdeki elektrikli araç dönüşümüyle birlikte 2035 için en yüksek senaryoda 4,2 milyonluk bir araç beklentisi var EPDK tarafından. Peki bu talebe nasıl yansıyor? Orta senaryoda, 2024 yılına baktığımızda elektrikli araçların 0,5 teravatsaatlik talebe etkisi olmuş. 2035 yılına geldiğimizde brüte döndüğümüzde net talep 10 teravatsaat civarında ama hat kayıplarını değerlendirdiğimizde brüt talepte yaklaşık 11 teravatsaatlik, yani bugünkü elektrik tüketiminin ilave yüzde 3’ü kadar bir ilave talep bekliyoruz elektrikli araçların tüketiminden kaynaklanan. Diğer konu, bizim projelerimizde çok gündeme gelmeye başladı, veri merkezleri. Geçtiğimiz aylarda Sayın Cumhurbaşkanımızın veri merkezleri konusunda açıkladığı hedef ve beklenti doğrultusunda analize bir ekleme yaptık. Mevcut veri merkezi kapasitemiz 0.25 gigavat seviyesinde. Bu yaklaşık 3 teravatsaatlik yıllık elektrik tüketimine tekabül ediyor. 2030 yılında veri merkezi hedef kapasitemiz ise 1 gigavat, yani tam 4 katına çıkmak. Bununla birlikte uluslararası şirketler, yakın coğrafyayı bizimle birlikte değerlendiriyor, kararlarını, elektrik sistemindeki arz güvenliği, fiyatlar ve kesinti performansı (kesinti olmaması) üzerinden alıyorlar. Yaklaşık 1 gigavatlık veri merkezine ulaştığımızda, toplam tüketime 12 teravatsaatlik bir katkı yapmasını bekliyoruz. 2030 yılında 12 teravatsaat veri merkezlerinden, 4-5 teravatsaat de elektrikli araçlardan ilave tüketim geldiğini düşünürsek, bizi elektrifikasyondan dolayı toplamda 17-18 teravatsaat civarında etkileyecek. Diğer faktörler, 2053 yılında yeşil hidrojen üretiminde 70 gigavat elektrolizör kapasitesi hedefimiz, son dönemdeki hidrojen alanındaki teknolojik gelişmelerin istendiği kadar hızlı gitmemesi, maliyetlerin hızlı düşmemesi ve taahhütlerin yerine getirilememesi gibi kısıtlardan dolayı tekrar değerlendirilmeye muhtaç. Binalarda ısınmanın elektrifikasyonu, daha fazla ısı pompasıyla ya da merkezi sistemlerle ısınmanın karşısında bir rakip var, rakip de konut tarifesinde doğal gaz fiyatlarındaki sübvansiyon. Bunu beraber incelemek gerekiyor. Doğal gaz tarifelerinde konutta sübvansiyon azaldıkça bu tarafta bir iyileşme, daha doğrusu elektrik talebine artı gelecek bir yük görebiliriz. Son olarak da sanayinin elektrifikasyonu. Çok geniş bir kavram. İşin başında tetikleyici olan aslında sınırda karbon düzenleme mekanizmasıyla beraber 2053 net sıfır hedefimiz. O yüzden dönüşebilen sektörler, öncelikle kolay dönüşebilen sektörler, daha sonra da zor dönüşen sektörlerin dönüşebilen süreçlerinin elektrifikasyona uğraması ve bazı süreçlerin fosil yakıtlardan elektrik tüketimine kaymasını bekliyoruz. Burada da tetikleyici faktör, ülkemizdeki karbon fiyatı da olacak. Sadece ihracatçıların SKDM’den yara almadan geçebilmeleri değil, bir yandan hem teşvik hem ucuz kredilerle desteklenmesi gerektiği ortada. O yüzden elektrifikasyon beklentilerini yaparken biz de biraz daha işin detayına inip rakamları biraz daha inceliyoruz. Peki bunları yaparken kurulu gücümüz nereye geldi? 1 Aralık 2025 itibarıyla 121 bin 493 megavatlık kurulu gücümüz var. Bunun 22 megavatı ithal ve yerli kömür, küçük bir kısmı sıvı yakıtlar, doğal gazda 24 bin megavatlık kapasitemiz devam ediyor, hidroelektrikte nehir tipi ve barajlı santralleri birlikte değerlendirdiğimizde 32 bin megavatın üzerinde, 1700 megavat jeotermal, 14 bin 300 megavat rüzgar, 2300 diğer yenilenebilir ve atık olarak sınıflandırdığımız kapasite… Şu anda hidroelektrikleri barajlı ve nehir tipi olarak bölecek olursak, tekil olarak en büyük kapasitemiz bu sene itibarıyla güneş enerjisi oldu.
2024 yılında yüzde 18.2’lik rüzgâr ve güneşin üretimdeki payı var. Önemli bir nokta burada, 2010’ların başında özellikle, doğal gaz kombine çevrim yatırımı furyası vardı. Bir noktadan sonra fiyatlarda rekabeti getirip, arz fazlasına, fiyatların düşmesine neden olmuşlardı. O dönemlerde elektrik toplam üretiminde yüzde 45-50 bandına gelen doğal gaz payı vardı. Dönemin bakanlarının açıklamalarında, doğal gazın elektrik üretimindeki payının yüzde 20’ye düşürülmesi hedeflenmişti ve son yıllarda başarılı. 2020-22-23-24, yıllarının ortalaması yaklaşık yüzde 20 civarına gelmiş durumda. Bu gelişiminde kapasitedeki, üretimdeki payının düşüşünde tabii artan yenilenebilir enerji kapasitesinin payı çok fazla. Güneş ve rüzgâr, 2013 yılında yüzde 3.1 iken, 18.2’ye ulaşmış durumda. Elektrik üretiminde bir şeyi vurgulamak lazım, doğal gazın payı hidroelektrikle el ele gidiyor. Hidroelektrik üretimimiz sulak bir yılda fazlaysa doğal gaz üretimi azalıyor. Son iki yıldır da kurak yıllar geçirdiğimiz için daha fazla doğal gaz üretimi beklerdik ama devreye giren Lisanssız Elektrik Üretim Yönetmeliği kapsamında santrallerin kapasitesinin fazla oluşu bunu engellemiş oldu.
‘Rusya, yabancı yatırımcıları teşvik ediyor’

Rusya Yenilenebilir Enerji Geliştirme Derneği’nin temel amacı, Rusya yenilenebilir enerji piyasasında yatırımları teşvik etmek ve sektördeki kilit paydaşlar için daha elverişli koşullar oluşturmaktır. Bu kapsamda dernek, yenilenebilir enerji sektöründen çok sayıda temsilciyi bir araya getirmektedir. Rusya yenilenebilir enerji pazarının en büyük şirketleri arasında yer alan 25’in üzerinde üye şirketimiz bulunmakta olup, dernek güçlü ve kurumsal bir yapıya sahiptir. Devlet kurumları, sektör toplulukları ve medya ile yakın ilişkiler yürütülmekte, aynı zamanda uluslararası ilişkilerin geliştirilmesine yönelik çalışmalar sürdürülmektedir. Geçtiğimiz ay, Birleşmiş Milletler himayesinde Moskova’da yenilenebilir enerji konulu ilk “hard talk” etkinliği düzenlenmiştir. Bunun yanı sıra RREDA’daki meslektaşlarımızla düzenli iş birliği yapılmakta, istatistik paylaşımı gerçekleştirilmekte ve birçok farklı kuruluşla ortak çalışmalar yürütülmektedir. Rusya yenilenebilir enerji piyasasındaki temel eğilimleri ortaya koyan bazı veriler paylaşacağım sizlerle. Bu eğilimler genel olarak olumlu değerlendirilmektedir. Yenilenebilir enerji kurulu gücünde istikrarlı bir büyüme gözlemlenmekte olup, halihazırda devreye alınmış kapasite 7 gigavatın üzerindedir. Bu büyüme sürecinin devam etmesi beklenmekte ve 2030 yılına kadar Rusya’nın toplam yenilenebilir enerji kapasitesinin yaklaşık 15 gigavat seviyesine ulaşacağı öngörülmektedir. Bu durum, mevcut kapasitenin yaklaşık iki katına çıkacağı anlamına gelmektedir. Aynı grafikte, yenilenebilir enerji yatırımlarına paralel olarak CO₂ emisyonlarında sağlanan azalma da görülmektedir. Rusya’da 2013 yılından bu yana yenilenebilir enerji alanında elde edilen başarının temelinde, rekabetçi seçim ihaleleri olarak adlandırılan özel bir destek programının uygulanması yer almaktadır. Bu program kapsamında geliştirilen bazı projeler henüz devreye alınmamış olmakla birlikte, söz konusu projelerin yakın dönemde işletmeye alınması beklenmektedir. 2025 yılında Uzak Doğu Bölgesi için ilave bir seçim programı hayata geçirilmiş ve bu program son derece başarılı sonuçlar üretmiştir. Program, bölge açısından kritik öneme sahip olan enerji açığının giderilmesine önemli katkı sağlamıştır. Yenilenebilir enerjiye özel olarak böyle bir programın Rusya’da uygulanmış olması, sektör açısından son derece dikkat çekici bir gelişme olarak değerlendirilmektedir. Rusya toptan enerji piyasası ile destek programlarının sonuçları ve gelecek planlarından bahsetmek isterim. İkinci destek programı 2021 yılında başlatılmış olup, 2035 yılına kadar uygulanması planlanmaktadır. Bu program çerçevesinde 7,5 gigavatın üzerinde ilave yenilenebilir enerji kapasitesinin kurulması hedeflenmektedir. İki destek programı arasındaki temel fark, ikinci programın ağırlıklı olarak ekipman yerelleştirmesi ve ihracat göstergelerine odaklanmasıdır. Bu çerçeve, yatırımcıların projelerini hangi koşullar altında hayata geçirebileceklerini anlamaları açısından büyük önem taşımaktadır.
Bakan Bayraktar, Sıfır Atık Festivali’ni ziyaret etti5 Haziran 202620:06 APED’den Dünya Çevre Günü’nde çağrı: Basılı fiş uygulaması kaldırılsın5 Haziran 202618:01 TABGİS’ten dağıtım şirketlerine ziyaret5 Haziran 202617:23 Sıfır Atık Forumu 2026’da döngüsel ekonomi ele alındı5 Haziran 202616:28 Nijerya, Türkiye ile madencilikte teknoloji transferi ve yatırım ortaklığı hedefliyor5 Haziran 202615:18