
TEİAŞ Yük Tevzi Dairesi Başkanı Sıttık Ünal’ın açılış konuşmalarını yaptığı ‘Büyük Tüketici Oturumu: Toplayıcılık ve Talep Tarafı Katılımı’nın moderatörlüğünü Energy Pool Türkiye Genel Müdür Yardımcısı Doğan Sönmez üstlendi. Oturumun konuşmacıları Zeros Energy Satış Müdürü Mehmet Kaan Kaya ve Kaptan Demir Çelik İç Piyasa Satış Müdürü Selin Çebi oldu. Oturumda Talep Tarafı Katılımı’nın geleceği ve nasıl şekillenmesi gerektiği tartışıldı.
TEİAŞ Yük Tevzi Dairesi Başkanı Sıttık Ünal’ın açılış konuşmalarını yaptığı ‘Büyük Tüketici Oturumu: Toplayıcılık ve Talep Tarafı Katılımı’nın moderatörlüğünü Energy Pool Türkiye Genel Müdür Yardımcısı Doğan Sönmez üstlendi. Oturumun konuşmacıları Zeros Energy Satış Müdürü Mehmet Kaan Kaya ve Kaptan Demir Çelik İç Piyasa Satış Müdürü Selin Çebi oldu. Oturumda Talep Tarafı Katılımı’nın geleceği ve nasıl şekillenmesi gerektiği tartışıldı.
‘200 MW’ın yeterli gelmeyeceği günler olacaktır’

Talep tarafı hikâyesi çok eski bir hikâye. Biz talebi bugüne kadar sistemi dengelemek adına kullanabilmemiz için çok fazla başarısız girişim neticesinde en son ismini Talep Tarafı Yedeği’nden Talep Tarafı Katılımı’na (TTK) çevirip kapsamını değiştirdik. Bu kapsamda geçtiğimiz yaz, bir başarısız denememiz daha oldu. Bu mecradan yine Talep Tarafı Katılımı’nı sisteme açıklamak nasip olmuştu. Bu başarısızlıktan aslında çıkaracağımız derslerle beraber bir sonraki adımda başarmanın ilk adımı olacak ve buna inanıyorum. Çünkü o ihtiyaç sistemde eksilmeden artacak. Çok şükür, yapmış olduğumuz 1 Aralık–28 Şubat tarihlerini kapsayacak 3 aylık dönem için TTK’yı başarılı bir şekilde iki tane toplayıcımızın katılımıyla gerçekleştirmiş olduk. 1 Aralık–28 Şubat arasında 3 aylık dönem için 20 gün artı 10 gün opsiyonlu kritik gün ilan edebileceğimiz talep tarafını aktive ettik. 6 aylık sürenin çok uzun olduğunu gördük. Çünkü yaz ve kış farklı tüketicilerin farklı esneklikleri olduğunu öğrendik; bunu 3 aya indirdik. Asgari kapasitemiz 2300–4500 arası skaladaydı. Toplayıcının 500–400 arasındaki limitini 300–500 olarak revize etmiş olduk. Bundan dolayı 62,5 olan minimum gereksinim 37,5 ile sınırlandırılmış oldu. Kritik gün sayısını azalttık. Bunu daha ihtiyacın olduğu bir alana sıkıştırıp 4 saate kadar düşürmüş olduk. 9 saatlik alanda aynı gün içerisinde aktive edip sonra aktivasyonu sonlandırıp tekrardan aktive etme özgürlüğü gibi bir şey vardı ama gerçek hayatta karşılığı yoktu. Biz bunu karşılığı olan sürece dahil etmiş olduk. Tabii finanssız olmuyor. En önemli şeylerden bir tanesi finans. Dolayısıyla kapasite 2000 TL/MW’tan 5000 TL’ye yükselmiş oldu. AFL 1,5 zaten azami fiyat limitiyle bir çarpan olduğu için otomatik olarak sürecin içerisinde aktivasyon değiştiği zaman alınacak fiyat da değişmiş olacak. Mevzuattaki değişikliği revize eden bir değişiklik oldu. 1 Aralık günü ilk gündü ve bu günü kritik gün ilan ettik. 200 MW, sistem işletmecisi olarak küçük bir değer gördük ama ayın 2. ve 3. günlerinde bu MW’ın sistem için etkisi çok büyüktü bizim için. TEİAŞ’ın aksiyon planlarında şunu göz önünde bulundurduk; geçmişte yaşadığımız üzere, 200 MW’ın yeterli gelmeyeceği günler olacaktır. Biz bunu aslında bir mali karşılığı olacak şekliyle gönüllü olmasını talep ediyoruz. Şebeke yönetmeliği sistem güvenliği için son noktada bize, tüketimi bir şekliyle kesmekle ilgili bir yetki vermiştir. 2022 ocak ayında hepimiz yaşadık; çimentocular, o esnek yükü bugün istekle esnetmiyor ama devlet sopasını eline aldığı zaman, ister istemez tüm şebekenin güvenliği için üretim bantlarını yarı yarıya düşürüp taktik uygulaması sürüyor. Doğal gaz kaynaklarının çeşitlenmesi bizim açımızdan, arz güvenliği açısından çok önem taşıyor. 200 MW’lık TTK’ya katılan tüketiciler zaten mekanizma içerisindeler. TTK’ya katılan tüketicileri kritik saatlerde bu mekanizmayı kullanarak da sistemin dışına çıkarıyoruz. Masada operasyonel noktada olduğu zaman da Talep Tarafı Katılımı’ndaki tüketicileri bir kenara ayırıp, geri kalan tüketicileri sistemde enerji talebini azaltmaya yönelik geçirmek zorunda kalırız. TEİAŞ olarak talep tarafını öncelememiz ve bu kadar mekanizmanın çalışmasını istememiz, hala 2025 senesinde sanayicinin üretimine müdahale etmek istemeyişimizden kaynaklanıyor. Yaz aylarında biraz daha işimiz kolay. Tarımsal sulamaya biraz daha öncelik veriyoruz ama kış olduğu zaman elimizde fazla seçenek yok.
‘Talep Tarafı Katılımı’nın sunduğu bir cazibe var’

Mevcutta toplayıcılıkla ilgili 2015’in mart ayı itibarıyla bizim öncülüğümüzde ilk lisansımızla birlikte toplayıcılık faaliyeti operasyonel olarak başladı. O kadar bir ilerleme kaydetti ki bugüne geldiğimizde belki şu anki oturumda bile 38 tane aktif toplayıcı var ve bunların 20’si fiili faaliyet gösteriyor. Bu, rekabetin devam eden süreçte ne denli artacağının göstergesi. Bununla birlikte şu an Türkiye’de yaklaşık 121,5 GW üretim kurulu gücü var. Her ne kadar biz 121,5 GW güçten bahsediyor olsak da toplayıcıya girebilecek kapasite o kadar fazla değil. Mevcut regülasyona göre 24 GW’lık bir kapasite toplayıcılık tarafında faaliyet gösterebilir. Bu kadar kısa sürede 1 mart itibarıyla başladığımızı düşünürsek, 24 GW’lık pazarın ya da katılımcıların şu an 7,5 GW’ı toplayıcı gruplarına dahil olmuş durumda. Her 10 rüzgar santralinden 7’si, her 10 güneş santralinden 5’i şu anda toplayıcı grubuna geçmiş durumda. Bu da devam eden süreçte dengeden sorumlu grupta uygulanan yüzde 10’luk sapma kuralının yüzde 5 olarak güncellenmesiyle birlikte bu sayının çok hızlı bir şekilde artacağının da göstergesi. Santral dağılımına baktığımız zaman bizim açımızdan çok güzel bir tablo. Burada şu an Zeros Enerji olarak 112 santral yöneterek en fazla santral yöneten toplayıcı grubuz. Toplayıcı güce bakınca ön sıralarda 4 tane şirket fark yaratıyor. Talep Tarafı Katılımı’yla ilgili mevcut durumda toplayıcılık tarafı her ne kadar bireysel bir alan olsa da doğrudan ilişkili. Şu an Türkiye’de yaklaşık 500 MW’lık kojenerasyon portföyü yönetiyoruz. Haliyle TTK ihale sürecinde kojenerasyonu bizim de katılımcılarımıza karşı oluşan sorumluluğumuzla birlikte Talep Tarafı Katılımı’na aktardık. Standart bir tüketim tesisine göre özellikle elektrik piyasasında faaliyet gösteren lisanslı bir kojenerasyonun çok fazla avantajı var. Lisanslı bir üretici biliyorsunuz, veri tarafında KAGÜP (Kesinleşmiş Alış-Geliş/Alış-Geliş-Üretim Programı) bildirimi yapıyor ve her gün piyasa işlemleri gerçekleştiriyor. Bu günlük operasyonlara çok aşina. Bizim teknolojimizi de kullandığı için gidip kapılarını çaldığımızda hayatlarında çok fazla bir şeyin değişmeyeceğini anladılar. Birden çok değişken var ve her gün planlama yapmanız gereken bir yapı. İhtiyacınız olan ısı, 24 saatin her diliminde oluşan PTF, her gün bir sonraki günü planlamanızı gerektiriyor. Şu an portföyümüzde bulunan katılımcılarla bu yapıyı kurguladık ve bu altyapıyla birlikte Talep Tarafı Katılımı sürecine girdik. Tüketim tesisi, yalnızca yük düşerek yani tüketimini azaltarak ya da kaydırarak talimatı yerine getirebilirken, kojenerasyonu olan bir katılımcı bunun yanına üretim esnekliğini de dahil edebiliyor. Bunun 2 farklı nüansı var. Buna ihtiyacı olan ısı da dahil olduğunda bu planlamayı maliyet endeksiyle değerlendirmesi gerekiyor. Talep Tarafı Katılımı’nın sunduğu bir cazibe var. Bunlar da sürece dahil olunca aslında çalışmayan bir kojenerasyon tesisi talimat geldiğinde çalışarak şebekedeki yükünü azaltıyor ve katma değer yaratmış oluyor. Bizim bu ihalede olmamızın en büyük nedenlerinden biri, kojenerasyonların bu ihaleye katılıyor olması. Sanayici için aslında 2 tane önemli husus vardı. Bir tanesi ilk olmak. Gerçekten hem sistem hem kendilerine katkı sağlamak için kritik. Mevcut sistemlerin esnekliğine güvenerek bu sürece dahil oldular. İkincisi de; elde edilecek kazanım, bu da reel. Çünkü mevcut durumda, her bir tüketim tesisinin bizim özelimizde kojenerasyon santralini devreye aldığında da maliyeti var; bu maddi ya da operasyonel fark etmez. Gelir beklentisi ne kadar yukarı yönlü oluşursa, katılımcıların buraya rağbet etmesi o denli fazla olacak. Elde edilen kazanım toplayıcıyla talep tarafında katılan katılımcı arasında paylaşıldığı için sürece dahil olan katılımcının cebine giren kazanç olmuyor. Bu gelirin artması, bu paylaşımı da daha adil bir noktaya getirecektir diye düşünüyorum.
‘Tüketicilerin konfor alanından çıkması çok önemli’

Talep Tarafı Katılımı birçok mecrada “çok fazla esneklik yok, bu iş olmaz” şeklinde noktalara evrildi. Sanayi tesislerinin potansiyel esnek yükü 4500 MW ama her şey yolunda giderse 4500 MW’lık bir ihale gerçekleşir diyemeyiz. İşin içinde sezonsallık durumları var. Demir-çelik fabrikalarının sipariş dönemine denk gelebilir. Aşağı doğru giden eğri görüyoruz ama yapılan son ihalede 900 MW’lık bir esnek yükle sözleşme aşamasında konuştuk. Son olarak teklif edilen kapasite eğrisinin aşağı doğru gittiğini gözlemlesek de başarı olduğunu kabul etmekle mükellefiz. 200 MW sağlanmasındaki başarı hikâyesinde önemli olan etkenler nelerdir diye araştırınca otoritelerin olumlu iradesi çok önemliydi. Hem TEİAŞ hem de EPDK tarafında çalıştaylar düzenlendi, birçok yerde oturumlar yapıldı ve her iki kurum da elinden gelen her şeyi yaptı. Bu işin olmazsa olmazı demir-çelik firmaları. Demir-çelikçiler olmazsa esneklik yükü bulamayız. Demir-çelik tarafından yıllarca şu anda sektörün yoğunluğundan kaynaklı talep tarafı “frenli yaklaşım” söz konusu. Tüm taraflar için başarılı olacak mı? Herkesin bir kazanç noktası olacak mı? Çok değerli. Toplayıcı başarılı olduğu zaman para kazandığı zaman yanındaki arkadaşını davet edecek. Tüketicilerin konfor alanından çıkması çok önemli; bundan çok net bir şekilde eminim. Bunda da katılım artacak, hatta net bir şekilde söyleyeyim, bir sonraki ihalenin minimum 2-2,5 katında esneklikle gerçekleşeceğini temenni ediyorum. En büyük yaşanan problemlerden bir tanesi, demir-çelik tarafından yük düşme salınımı çok fazla olduğu için bir cezalandırma süreci var. Oradaki ceza olsun ama o toleransı artırmak belki demir-çelik tarafını cezbedici hale getirebilir. Bir tüketim tesisi 2 tane toplayıcı altında bulunamıyor. Birçok toplayıcı onların elektrik tedarikini yapıyor olacak. Bu da birazcık kısıtlamaya neden olabilir. Orayı belki ayırmak yine hacmi artıracak seçeneklerden bir tanesi; işin maddi boyutu. Şu an için bence rakam olarak baktığımızda, her ne kadar hacim anlamında dikkate değer gözükmese de ciddi bir kazanç olduğunu kendimize sorduğumuz zaman anlayacağız.
‘Dengelemek için bir şey yapmak istiyorsanız bu ceza olmamalı’

Demir-çelik sektörünün bazen hakkının yendiğini düşünüyorum. Çok büyük değişimlerden buraya geldi. Çok büyük evreler atlattık. Demir-çelik sektörü Türkiye için çok önemli bir sektör. İthalatın çok yüksek, ihracatın ise çok düşük olduğu; rekabetin kıran kırana geçtiği, belki de kârlılığın çok düşük olduğu bir dönemdeyiz. Dolayısıyla ihaleyi takip ederken temmuzdaki ihalenin iptal olması noktasında herkesin çok korktuğunu düşünüyorum. Biz enerji üretimi yapmıyoruz, biz demir-çelik üretimi yapıyoruz. Bizim asıl işimiz demir-çelik üretmekken bize bir YAL(Yük Al) talimatı gelecek; kanun koyucular birtakım teşviklerde bulunuyor. Teşviklerin yanı sıra KGÜP (Kesinleşmiş Günlük Üretim Programı) sapma miktarıyla bence herkes şaşırdı ama mesela burada olumlu yönlerinden bahsedilirken cezaların devamlılığından bahsetmedik. Toplamda 4 saat talimat var; bir öncesi ve bir sonrası var ve KGÜP’e uymamanın bir cezası var. Rakamlar çok yükseltilmiş. Biz bu rakamı tüketici olarak tek başımıza almayacağız. Biz toplayıcıyla anlaşma yapacağız. Kanun koyucu toplayıcıyla toplantı yaptığında bu işin dışında kalan tüketici bu gelirin tamamını elde etmiyor. O iş durduğunda verimliliği düşürüyor, vardiyası kayıyor, birçok teknik aksaklığa sebep oluyor. Asıl işi bu olmayan bir sektörden sistemi dengelemek adına bir şey istiyorsanız bence bu ceza olmamalı. Öneriler noktasında, bence evet, her şey çok güzel, biz de destekliyoruz; ama Talep Tarafı Katılımı mekanizmasında her sektöre aynı gözle yaklaşılmaması gerektiğini düşünüyorum. Bu sefer birilerinin kazancı birilerinin kaybına dönüşüyor.
Bayramın enerji karnesi: 54 milyar liralık yakıt, milyonlarca ton karbon6 Haziran 202608:30 Antalya Büyükşehir Belediyesi’nden geleceğe Yeşil Miras6 Haziran 202608:10 Mühendislik Fakültesi Öğretim Üyesi Atmaca’dan enerji verimliliği uyarısı6 Haziran 202607:55 Bakan Bayraktar, Sıfır Atık Festivali’ni ziyaret etti5 Haziran 202620:06 APED’den Dünya Çevre Günü’nde çağrı: Basılı fiş uygulaması kaldırılsın5 Haziran 202618:01