‘Enerji verimliliği sanayinin rekabet gücünü yeniden tanımlıyor’

15. Türkiye Enerji Zirvesi kapsamında ‘Enerji Verimliliği Oturumu – İsveç Konsolosluğu & Business Sweden’ gerçekleştirildi. Enerji Verimliliği ve Yönetimi Derneği (EYODER) Genel Sekreteri Yasemin Somuncu’nun moderatörlüğünü yaptığı oturumda Arlight Genel Müdürü Altuğ Bilgiç, Atlas Copco Genel Müdürü Nuri Köse ve Alfa Laval Genel Müdürü Serdar Şengün konuşmacı olarak yer aldı.

‘Enerji verimliliği sanayinin rekabet gücünü yeniden tanımlıyor’
Petroturk | Enerji Haberleri
  • Yayınlanma19 Ocak 2026 16:54

15. Türkiye Enerji Zirvesi kapsamında ‘Enerji Verimliliği Oturumu – İsveç Konsolosluğu & Business Sweden’ gerçekleştirildi. Enerji Verimliliği ve Yönetimi Derneği (EYODER) Genel Sekreteri Yasemin Somuncu’nun moderatörlüğünü yaptığı oturumda Arlight Genel Müdürü Altuğ Bilgiç, Atlas Copco Genel Müdürü Nuri Köse ve Alfa Laval Genel Müdürü Serdar Şengün konuşmacı olarak yer aldı.


‘Enerji tasarrufu, işletmeler için rekabet avantajı yaratıyor’


Atlas Copco Genel Müdürü Nuri Köse

Atlas Copco, 1873 yılında İsveç’te kurulmuş, endüstriyel verimliliği işinin merkezine alan köklü bir şirkettir. Bugün 73 ülkedeki organizasyonumuzda yaklaşık 55 bin çalışanımızla faaliyet gösteriyoruz. 2024 yılı itibarıyla global ciromuz yaklaşık 15 milyar euro seviyesindedir.

150 yılı aşkın süredir faaliyetlerini sürdüren Atlas Copco, endüstriyel verimlilik çözümlerini üç temel prensip üzerine inşa etmektedir. Bunlardan ilki etkileşimdir. Satış organizasyonumuz, sanayinin mevcut ve potansiyel müşterilerimizin bugünkü ve gelecekteki ihtiyaçlarını, karşılaşabilecekleri fırsatları ve zorlukları derinlemesine anlayacak şekilde yapılandırılmıştır. İkinci temel prensibimiz inovasyondur. Global ciromuzun önemli bir bölümünü, ürünlerimizi sanayinin değişen ihtiyaçları doğrultusunda geliştirmeye ayırıyoruz. Üçüncü ve son prensibimiz ise taahhüttür. Geliştirdiğimiz çözümlerin, müşterilerimizin sahalarında en verimli şekilde işletilmesini ve sonuçlarının ölçülebilir olmasını sağlamak, kurum kültürümüzün temel unsurlarından biridir.

Bu 150 yıllık yolculukta, bugün sanayinin karşı karşıya olduğu en önemli zorluklardan birinin, aynı zamanda en büyük fırsatlardan biri olan enerji olduğunu görüyoruz. Özellikle basınçlı hava uygulamalarına yönelik enerji verimliliği çözümlerimizle, sanayi kuruluşlarının rekabet gücünü artırmayı, sürdürülebilir üretim ve büyümelerine katkı sağlamayı hedefliyoruz. Bu yaklaşım, vizyonumuzun merkezinde yer almaktadır.

Basınçlı hava sistemleri, sanayide sıklıkla “enerji canavarı” olarak tanımlanır. Basınçlı hava, temiz ve güvenilir bir enerji kaynağı olmakla birlikte, aynı zamanda maliyeti yüksek bir girdidir. Kompresörler ile kurutucu ve filtre gibi hava şartlandırma ekipmanları, birçok tesiste toplam enerji maliyetinin önemli bir bölümünü oluşturmaktadır. Bu nedenle, bu ekipmanlarda sağlanacak her bir enerji tasarrufu yüzdesi, işletmelerin rekabet gücüne doğrudan katkı sağlamaktadır. Aynı zamanda karbon ayak izinin azaltılmasına da önemli ölçüde destek olmaktadır.

Bu doğrultuda Ar-Ge yatırımlarımızı, ekipmanlarımızın birim hava üretimi başına tükettiği enerji miktarını en aza indirmek üzerine yoğunlaştırıyoruz. Bu alandaki en güçlü yetkinliğimiz, farklı basınçlandırma teknolojilerine olan kapsamlı hâkimiyetimizdir. Bir diğer önemli fark yarattığımız alan ise her tesis için doğru ürünün, doğru simülasyonlar eşliğinde belirlenmesini sağlamamızdır. Türkiye organizasyonumuzda görev yapan saha mühendislerimizi artık yalnızca satış temsilcisi olarak değil, aynı zamanda enerji mühendisi olarak konumlandırıyoruz.

Mühendislerimiz, fiyat odaklı bir yaklaşımdan ziyade, tesislere en uygun ekipmanın ve teknolojinin doğru şekilde seçilmesi ve ölçeklendirilmesi sorumluluğunu üstlenmektedir.

Ekipmanların çalışma rejimlerinin doğru izlenmesi ve etkin biçimde yönetilmesi, enerji verimliliği açısından büyük önem taşımaktadır. Bu kapsamda, yatırımlarımızı ve müşteri bilgilendirme çalışmalarımızı uzaktan izleme ve merkezi kontrol sistemleri üzerine yoğunlaştırıyoruz. Ekipmanların optimum aralıklarda ve maksimum performansla çalışmasını sağlarken, enerji geri kazanım sistemleriyle kompresörlerden açığa çıkan atık ısının yeniden ısı enerjisi olarak değerlendirilmesine yönelik saha çözümleri sunuyoruz. Ayrıca, ekipmanların orijinal yedek parçalarla ve uzman ekipler tarafından bakımının yapılmasını sağlayarak, işletmelerin toplam işletme maliyetlerini de optimum seviyede tutmayı hedefliyoruz.

Enerji alanındaki birçok uzmanın da ifade ettiği üzere, en ucuz enerji tasarruf edilen enerjidir. Bu görüşe ben de katılıyorum. Enerji konusunda dışa bağımlılığın yüksek olduğu bir dönemde, tüm paydaşlara önemli sorumluluklar düştüğüne inanıyorum. Teknoloji firmaları ve çözüm sağlayıcılar olarak, ürün ve hizmetlerimizi Türkiye’de güçlü satış ve servis organizasyonlarıyla sunarak sorumluluk almamız gerektiğini düşünüyoruz. Kamu tarafında ise altyapı yatırımları ve teşvik mekanizmalarıyla enerji verimliliği ve dönüşüm süreçlerinin hızlandırılması büyük önem taşımaktadır.

Sivil toplum kuruluşlarına düşen en önemli görev ise bu alandaki farkındalığın artırılmasıdır. Sanayi kuruluşlarının, özellikle de küçük ve orta ölçekli işletmelerin enerji verimliliği konusunda bilinç seviyelerinin yükseltilmesi gerekmektedir. Toplantılar, seminerler ve eğitim programları aracılığıyla sanayicilerin, mühendislerin, işletmecilerin ve bakım ekiplerinin enerji verimliliği konusunda bilgilendirilmesi, sivil toplum kuruluşlarının bu sürece sunabileceği en önemli katkılardan biridir.


‘Her aydınlatma, doğru aydınlatma değildir’


Arlight Genel Müdürü Altuğ Bilgiç

Arlight, 1991 yılında Ankara Saray’da kurulmuş olup aydınlatma sektöründe faaliyet göstermektedir. Şirket olarak, yapay aydınlatmayı en yüksek verimlilik ve en ileri teknolojiyle sunmayı hedefliyoruz. Teknolojinin her alanda hızla gelişmesiyle birlikte, daha az enerjiyle daha yüksek performans elde etmek mümkün hale gelmektedir. Arlight olarak bu dönüşümü aydınlatma alanına yansıtıyor, teknoloji ve mühendislik yatırımlarımızla farklı ve yenilikçi çözümler geliştirmeye odaklanıyoruz.

2023 yılında paylaşılan verilere göre, dünya genelinde üretilen enerjinin yaklaşık yüzde 16,5’i elektrik tüketimi kapsamında aydınlatmaya ayrılmaktadır. Bu oran oldukça yüksek bir seviyeye işaret etmektedir. Türkiye özelinde bakıldığında, 2024 yılında yaklaşık 354 teravatsaat elektrik üretildiği ve bunun yaklaşık 58,5 teravatsaat’inin aydınlatma amaçlı tüketildiği görülmektedir. Bu veriyi daha anlaşılır kılmak gerekirse, Türkiye’de rüzgâr ve güneş enerjisinden elde edilen toplam üretimin neredeyse tamamının aydınlatma için kullanıldığını söylemek mümkündür. Bu tablo, aydınlatma alanında ciddi bir tasarruf ve verimlilik potansiyeli bulunduğunu ortaya koymaktadır.

Aydınlatmanın tarihsel gelişimine bakıldığında, verimliliğin önemli ölçüde arttığı görülmektedir. Aydınlatma verimliliği, birim enerji başına elde edilen ışık miktarını ifade eden lümen/watt değeriyle ölçülmektedir. Geleneksel akkor ampuller yaklaşık 18 lümen/watt seviyesinde ışık üretirken, günümüzde bu değer LED teknolojileriyle 200 lümen/watt seviyelerine kadar çıkabilmektedir. Bu da aynı aydınlatma seviyesine yaklaşık yüzde 90 daha az enerji tüketimiyle ulaşılabileceği anlamına gelmektedir.

Günümüzde LED teknolojisi yeni norm haline gelmiş olsa da asıl sorulması gereken “hangi LED” sorusudur. Her LED ürünü aynı performansı sunmamaktadır. Dolayısıyla her aydınlatma çözümü doğru aydınlatma anlamına gelmez. Doğru renk, doğru renk sıcaklığı ve doğru aydınlık seviyesinin sağlanması büyük önem taşımaktadır. Arlight olarak, doğru aydınlatmayı doğru mekânda ve doğru teknolojiyle sunma yaklaşımını benimsiyoruz. Yaygın kanının aksine, her durumda en yüksek verimliliğe sahip LED ürünün kullanılması her zaman en doğru çözüm olmayabilir. Örneğin, bir restoran ortamında çok parlak bir ışık tercih edilmezken, bir hastanede tamamen farklı bir aydınlatma yaklaşımı gerekmektedir. Bu doğrultuda, ışığın insan yaşamı, psikolojisi ve verimliliği üzerindeki etkilerini de dikkate alarak çözümler geliştiriyoruz.

Enerji verimliliğinde ilk adım, doğru bilgiye sahip olmak ve mevcut durumu sorgulamaktır. Hangi alanda ne kadar enerji tüketildiğinin ve bu tüketimin nasıl optimize edilebileceğinin analiz edilmesi gerekmektedir. Doğru ürünün, doğru yerde ve doğru maliyetle tercih edilmesi kadar, bu ürünlerin uygun bakım süreçleriyle desteklenmesi de büyük önem taşımaktadır. Her üründe olduğu gibi, aydınlatma ürünlerinde de kalite seviyeleri farklılık göstermektedir.

Bu noktada EYODER gibi sivil toplum kuruluşlarının rolü büyük önem taşımaktadır. Güncel bilginin paylaşılması, bu bilginin teknik şartnamelere ve satın alma süreçlerine yansıtılması ve doğru ürünlerin tercih edilmesini teşvik eden mekanizmaların oluşturulması, sektörün gelişimine önemli katkı sağlayacaktır. Teknoloji sürekli gelişmekte ve bu gelişimin belirli standartları bulunmaktadır. Bu standartlar doğrultusunda bilinçli tercihler yapıldığında, aydınlatma alanında önemli kazanımlar elde etmek mümkündür. STK’lar ve teknolojiye yön veren şirketlerin temel sorumluluğu, bu bilgiyi doğru ve anlaşılır şekilde paylaşmaktır.


‘Isı eşanjörleri enerji verimliliğinin kalbinde yer alan ekipmanlardır’


Alfa Laval Genel Müdürü Serdar Şengün

Alfa Laval, 1883 yılında İsveç’te kurulmuş; ısı transferi, santrifüj operasyonları ve akış ekipmanları alanlarında ürün ve çözümler sunan global bir mühendislik şirketidir. Bugün 100’ün üzerinde ülkede faaliyet gösteren Alfa Laval, dünya genelinde yaklaşık 22 bin çalışanıyla hizmet vermektedir.

Enerji verimliliğine bakış açımız, endüstriyel proseslerde maksimum performansın minimum kaynak kullanımıyla sağlanması üzerine kuruludur. Bu kapsamda enerji verimliliği, Alfa Laval için yalnızca teknik bir hedef değil; aynı zamanda sürdürülebilirlik ve karbon salımının azaltılması stratejisinin temel taşlarından biridir. Bu vizyonumuzu üç ana eksende ele alıyoruz.

Birinci eksen, teknolojik mükemmeliyet yaklaşımımızdır. Isı eşanjörlerimizle endüstriyel proseslerde enerji geri kazanımını mümkün kılıyoruz. İkinci eksen, santrifüj operasyonlar ve akış ekipmanlarıyla proseslerin optimize edilmesi ve bu sayede enerji verimliliğinin artırılmasıdır. Üçüncü eksen ise dijitalleşme ve akıllı izleme çözümleridir.

Nesnelerin interneti (IoT) ve sensör teknolojileri sayesinde ekipmanlarımızın performansını anlık olarak izleyebiliyor, elde edilen veriler üzerinden enerji verimliliği analizleri gerçekleştiriyoruz. Uzaktan izleme imkânı sayesinde ekipmanların bakım ihtiyaçlarını önceden tespit ederek müşterilerimizi bilgilendiriyor ve daha öngörülebilir bakım süreçleri sağlıyoruz.

Enerji verimliliği vizyonumuz, yalnızca teknolojik kazanımlar değil; aynı zamanda çevresel ve ekonomik fayda yaratmayı da hedeflemektedir. Bu doğrultuda karbon ayak izinin azaltılması, döngüsel ekonominin desteklenmesi ve müşterilerimizin sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşmasına katkı sağlanması temel önceliklerimiz arasında yer almaktadır. Özetle Alfa Laval, enerji verimliliğini dijitalleşme ile birleştirerek endüstriyel prosesleri daha akıllı, daha temiz ve daha ekonomik hale getirmeyi amaçlamaktadır.

Isı eşanjörleri çoğu zaman görünmeyen, ancak enerji verimliliğinin merkezinde yer alan kritik ekipmanlardır. Alfa Laval olarak yeni nesil eşanjörlerimizi yalnızca yüksek ısı transferi performansı sunacak şekilde değil; aynı zamanda sürdürülebilirlik ve dijitalleşme odaklı olarak tasarlıyoruz. Ekipmanlarımız, uzaktan izleme ve performans takibi yapılabilecek şekilde sunulmakta, bu sayede enerji kayıpları henüz oluşmadan tespit edilebilmektedir. Isı eşanjörlerinde oluşabilecek kirlenmelerin daha fazla enerji tüketimine yol açtığı bilinciyle, bakım süreçlerini daha öngörülebilir ve verimli hale getiren çözümler geliştiriyoruz.

Enerji sektöründe, proses verimliliğinin artırılması doğrudan karbon ayak izinin azaltılmasına katkı sağlamaktadır. Benzer şekilde, dericilik gibi enerji yoğun sektörlerde yakıt tüketiminin azaltılmasına doğrudan etki ederek hem sürdürülebilirlik hem de çevresel etkilerin azaltılması açısından önemli faydalar sunulmaktadır. Dijitalleşme ve yüksek verimlilik odaklı çözümlerimiz, müşterilerimizin hem operasyonel performanslarına hem de sürdürülebilirlik hedeflerine katkı sağlamaktadır. Enerji santrallerinde kullanılan eşanjörlerimiz sayesinde yıllık bazda çok ciddi miktarda enerji geri kazanımı elde edilmekte; bu kazanım, yaklaşık 20 bin hanenin yıllık elektrik tüketimine eşdeğer bir büyüklüğe ulaşmaktadır.

Türkiye’de enerji verimliliği ve düzenli bakım konusundaki farkındalığın her geçen gün arttığını gözlemliyoruz. Bir yandan artan enerji maliyetleri, diğer yandan işletmelerin rekabet gücünü artırma isteği, firmaları enerji verimliliği odaklı çözümlere yönlendiriyor. Bu süreçte işletmeler adeta bir “enerji avcılığı” yaklaşımıyla, israfı minimize etmeye ve verimliliği maksimize etmeye odaklanıyor. Sonuç olarak, enerji kayıplarını ne kadar azaltabilirseniz, rekabet gücünüzü de o ölçüde artırmanız mümkün hale geliyor.