Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın 2024 yılı bütçesi TBMM’de kabul edildi

TBMM Genel Kurulunda Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın 2024 yılı bütçesi kabul edildi.

Genel Kurulda, bütçe üzerindeki konuşmaların ardından soru-cevap kısmına geçildi.

Enerji Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, gelen eleştirilere yönelik; “Gelen sorulara yapılan eleştirilere baktığımızda karşımıza şöyle bir tablo çıkıyor açıkçası. Bölge halkı rahatsız oluyor, dolayısıyla madenlerimizi çıkarmayalım. Dünya nükleerden vazgeçiyor, nükleer yapmayalım. Kömürümüz yer altında kalsın onu da çıkarmayalım. Yine hatırlarsınız bizim Akdeniz’de ne işimiz var. Karadeniz’de doğal gaz petrol mü arayacağız gibi eleştiriler vardı. Biz de neden bunları yapıyoruz, Biz neden doğal gaz arıyoruz, petrol arıyoruz, nükleer santral yapıyoruz. Temel sebep şu: Büyüyen ve güçlü Türkiye’nin her gün 1 milyar KW elektriğe ihtiyacı var. Her gün bir milyon varil petrol ve petrol ürününe ihtiyacı var. 150 milyon metreküp ortalama her gün doğal gaza ihtiyacı var ve yaklaşık 400 bin ton kömür ihtiyacı var. Yani Türkiye’nin büyüyen ve gelişen ekonomisi için mutlaka bu enerji tedarikinin sağlanması lazım. Bunu sağlarken dışa bağımlı kaynaklarla bunu yapmak istemiyoruz. Enerjide tam bağımsız bir ülke olmak istiyoruz. Milli güvenliğinin ayrılmaz parçası olan enerji güvenliğini sağlamak için bu yatırımları yapmamız gerekiyor. Dolayısıyla biz de 21 yıl olduğu gibi ülkemizin tüm kaynaklarını milletimizin refah seviyesini yükseltmek Türkiye ekonomisini daha rekabetçi ve güçlü kılabilmek için gençlerimize yeni istihdam kaynakları sunabilmek için kullanmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

“DÜNYA NÜKLEERE DOĞRU GİDİYOR”

Akkuyu Nükleer Enerji Santraline ilişkin soruları yanıtlayan Bayraktar şu ifadeleri kullandı:

“Dünya nükleerden vazgeçerken biz nükleer yapıyoruz dendi. Neden yapıyoruz? Bu kesinlikle doğru değil. Dünyada 412 santral aktif bir şekilde elektrik üretiyor. Birçok gelişmiş ülkenin elektrik ihtiyacı nükleer enerjiden kaynaklanıyor. Şu anda 17 ülkede 58 tane yeni reaktörün inşası devam ediyor ve dünyada ülkeler enerjisinin ortalama yüzde 10’unu nükleerden karşılıyor. Biz ülke olarak neyi hedefliyoruz? Biz de elektrik talebimizin yüzde 10’unu nükleerden karşılayalım istiyoruz.Çok daha güncel bir bilgiyi sizlerle paylaşayım. Bugün Birleşmiş Milletler iklim değişikliğiyle alakalı Taraflar Konferansı neticelendi, bu Taraflar Konferansı kapsamında aralarında Amerika’nın, İngiltere’nin, Fransa’nın, Birleşik Arap Emirlikleri’nin, 22 ayrı ülkenin olduğu net sıfır emisyon hedefine ulaşabilmek için dünyadaki mevcut nükleer kapasitenin ve 2050 yılına kadar 3 katına çıkarılması gerektiği konusunda bir deklarasyon yayınlandı. Dolayısıyla, dünya nükleere doğru gidiyor eğer iklim değişikliğiyle alakalı yani çevreyle alakalı kaygılarımızda ciddiysek mutlaka dünyanın nükleer gücünün artması gerekiyor dolayısıyla biz de ülke olarak bu çerçevede ilerliyoruz..

Akkuyu Nükleer Santrali 2010 yılında hükümetler arası anlaşmayla Rusya Federasyonu ile Türkiye Cumhuriyeti devleti arasında akdedilmiş ve bu Mecliste onaylanmış, kanunlaşmış bir hukuki metin etrafında yürümektedir. Dolayısıyla, hukuka herhangi bir uygunsuzluğu vs. söz konusu değildir. Bu tesis ve buradaki proje şirketi Türk Ticaret Kanunu kapsamında çalışan bir şirkettir, Türk şirketidir. Bizim hükümetler arası anlaşma kapsamında hisselerin dağıtımından yöneticilerin atanmasına, paydaşların yatırım biçimine, hisselerin transferine ilişkin kısıtlamalar, proje şirketi ve projeye uygulanabilir finansman mekanizmaları da dahil ancak bunlarla sınırlı kalmamakla birlikte, proje şirketinin yönetimine ilişkin konular, ulusal güvenlik ve ekonomi konularında ulusal çıkarların korunması amacıyla Türk tarafının yani bizim iznimize ve rızamıza tabidir. Burada çok net bir ifade var. Biz geçen sene 19 Kasımda Enerji Komisyonumuzu aldık, Akkuyu’ya götürdük. Müzeyyen Hanım oradaydı, kendisi de geldi, gördü; soruyorum kendisine: Orada siz Ruslara ait bir radar sistemi gördünüz mü? Yani oranın bir Rus askeri üssüne dönüşeceği, limanın kontrolünün onlarda olduğu gibi iddialar kesinlikle söz konusu ve doğru değildir.”

“KARADENİZ GAZI DÜNYA TARİHİNDE REKOR SÜREDE KARAYA ÇIKARILDI”

Karadeniz’de uzun süren sismik araştırmalar ve çalışmalar sonucunda bulunan doğal gazın rekor bir sürede karaya çıkarıldığını belirten Bayraktar; “Karadeniz’de gaz bulduk. 2016’da değiştirdiğimiz stratejiyle, kendi sondaj ve sismik gemilerimizle, kendi mühendisimize, kendi jeoloğumuza güvenerek, onların emekleriyle, onların çalışmalarıyla bu keşfi yaptık ve bu keşfi hakikaten dünya tarihinde rekor bir sürede, iki buçuk yılda, üç yıldan az bir sürede karaya çıkardık. Bahsettiğimiz keşif deniz derinliğinin 2 bin 100 metre olduğu, aynı zamanda o deniz tabanından sonra 2-3 bin metre daha sondajın yapılarak oradan gazın çıkarıldığı ve 170 kilometre boru hattıyla Filyos Limanı’na, karaya çıkardığımız bir projeden bahsediyoruz. Dolayısıyla bu gaz şu anda üretilmektedir, bu gazı Nisan ayında karada yaktık Sayın Cumhurbaşkanımızın teşrifleriyle. Bu gaz şu anda evlerimizde hane halkımızın kullanımına sunulmuştur. İnşallah, ifade ettiğim gibi hedefimiz ilk fazla üretimi 10 milyon metreküpe çıkarmak daha sonra da 40 milyon metreküpe çıkarmaktır. İnşallah bunu da çıkaracağız” dedi.

“KEŞİFLER MİLLETİMİZİN REFAHINI ARTTIRACAK”

‘Gabar’daki petrol nerede?’ sorularına yönelik Bayraktar; “30 bin varile, üretime çıktık diyorum, herhalde ona da sizleri götürüp orada üretimi göstermemiz gerekiyor. Ama istirham ediyorum, oraya gidip bunları gördükten sonra burada farklı bir ifade lütfen kullanmayalım. Bu keşifler milletimizin refahını artıracak, cari açığı düşürecek ve dışa bağımlı inşallah ülkemizin gündeminden çıkaracaktır. 21 yılda uyguladığımız politikalar sonucu enerji faturalarının vatandaşlarımızın gelirleri içerisindeki payını da düşürdük. 1 Ocak 2002 asgari ücretle elektrik tüketim tutarı payı yüzde 20 yani asgari ücretli aldığı ücretin yüzde 20’siyle elektrik faturası ödüyor, 2023 Aralık inşallah önümüzdeki ay asgari ücret yenilenecek ama asgari ücretle sadece yüzde 2,6’sıyla elektrik faturasını ödüyor. Doğal gazda 1 Aralık 2002’de asgari ücretli aldığı ücretin yüzde 25,7’sini doğal gaz faturası için ödüyordu, 1 Aralık 2023’te bu oran sadece yüzde 6’ya düştü. Petrol ve petrol ürünlerinde asgari ücretle 2002’de 131 litre benzin alırken 2023’te bu rakam 339 litreye, mazotta da yani motorinde de 180 litreden 316 litreye geldi. Dolayısıyla biz büyük bir kararlılıkla bu arama ve üretim faaliyetlerimize devam ediyoruz” diye konuştu.

GES kapsamında toplam 76 bin megavatlık kapasitenin tahsis edildiğini bildiren Bayraktar, yeni santral kapasitelerinin açılacağını aktararak; “10 bin megavat lisanslı, yaklaşık 26 bin megavat lisanssız, 33 bin megavat depolamalı ve 5 bin 400 megavat yani toplam 76 bin megavatlık kapasiteyi şu anda biz tahsis etmiş durumdayız. Bunlar yatırımcılarımızın elinde, en kısa zamanda bunların devreye alınmasını, yeni santral kapasiteleri için de ocak ayından itibaren bu süreci tekrar açmayı hedefliyoruz” dedi.

YAZ SAATİ UYGULAMASI AÇIKLAMASI

Son olarak yaz saati uygulamasına yönelik açıklamalarda bulunan Bayraktar; “Türkiye’de 1940 yılında yaz saati uygulamasının Avrupa’yla aynı tarihlerde yapılmasına karar verilmiş. 1962-72 arasında Türkiye’de aralıklı olarak bugünkü gibi yaz saati uygulaması yapılmış. 78-84 arasında ise sürekli yaz saati uygulamasına geçilmiş. Yine, petrol krizinin doğurduğu -yani enerjiyi verimli kullanalım diye- 84 yılından sonra da Batı’yla daha uyumlu olabilmek için yaz saati uygulaması değiştirilmiş. Şimdi, biz, 20 Kasım 2015 yılında İstanbul Teknik Üniversitesiyle bir protokol kapsamında yaz saati uygulamasının enerji verimliliğine etkisini araştırmışız. Burada 11 kişilik bir akademisyen heyeti var. Bu heyetin içerisinde psikolojik danışmanlık ve rehberlik bölümü uzmanları var, sosyologlar var, diğer teknik arkadaşlar var. Bu raporda çok çarpıcı bir ifade var, müsaadenizle onu çok kısa okumak istiyorum. Son kısmını söyleyeyim: Yaz saati uygulamasının yıl boyunca uygulanması, enerji planlaması, iktisadi kazanç, sosyolojik ve psikolojik anlamda daha doğru olacaktır. Dolayısıyla, bu rapora dayanarak… Yani siz nasıl faydası yok. diyorsunuz, onu siz söyleyebilirsiniz. Ama onun ötesinde şunu da ifade edeyim: Türkiye’de, İstanbul’da güneş saat 08.20’de ağarıyor, Paris’te saat 08.34’te, Berlin’de yine sekiz buçukta güneş ağarıyor; oralarda hiçbir problem olmuyor, bizde neden problem oluyor, anlamakta güçlük çekiyorum” ifadelerini kullandı.