CİGRE 4. Güç Sistemleri Konferansı Ankara’da gerçekleştirildi

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakan Yardımcısı Zafer Demircan, Türkiye’nin yeni enerji stratejisinin odağında arz güvenliği, enerji bağımsızlığı ve 2053 net sıfır hedeflerinin bulunduğunu belirterek, önümüzdeki 10 yıldaki kapasite artışının neredeyse tamamının yenilenebilir enerji kaynaklarından sağlanacağını söyledi.

CİGRE 4. Güç Sistemleri Konferansı Ankara’da gerçekleştirildi
Petroturk | Enerji Haberleri
  • Yayınlanma1 Aralık 2025 11:54
Sibel Cennetoğlu – Ankara

Türkiye Elektrik Sanayi Birliği (TESAB) ve Uluslararası Büyük Güç Sistemleri Konseyi (CIGRE) Türkiye Ulusal Komitesi iş birliğiyle düzenlenen 4. Güç Sistemleri Konferansı Ankara’da gerçekleştirildi.

Kamu, özel sektör temsilcileri ve akademiyi buluşturan etkinlikte, iki gün boyunca yerli ve yabancı davetli konuşmacılar, bildiri sunumları, özel oturumlar ve paneller düzenlendi.

Konferansın açılışında konuşan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakan Yardımcısı Zafer Demircan, Paris Anlaşması ile birlikte dünyada başlayan enerji dönüşüm sürecine dikkat çekerek Türkiye’nin bu dönüşümle uyumlu yeni bir enerji stratejisi belirlediğini ifade etti.

Demircan, “Enerji ithalatına bağımlı bir ülke olarak arz güvenliğini sağlarken, aynı zamanda enerji bağımsızlığımızı ve yerlileştirme süreçlerimizi de birlikte yürütmemiz gerekiyor. Bunu yaparken dünyayla paralel biçimde 2053 net sıfır hedeflerimizi sağlayacak altyapıyı kurmak zorundayız. Bu kapsamda önümüzdeki 10 yıl içerisinde yapacağımız neredeyse tüm kapasite artışını yenilenebilir üzerinden yapmayı planlamaktayız” dedi.

Demircan, Türkiye’nin 2024 yılında yaklaşık 65 milyar dolar enerji ithalatı yaptığını hatırlatarak, bu yükü azaltmak için yenilenebilir yatırımlara öncelik verdiklerini ifade etti.

“YENİLENEBİLİR VE NÜKLEER BİRLİKTE BÜYÜYECEK”

Türkiye’nin 2024 yılında yaklaşık 65 milyar dolara yakın enerji emtiası ithalatı yaptığını anımsatan Demircan, “Bunu ne kadar azaltabilirsek, toplamda ekonomik anlamda ülkeye kazandıracağımız değer o kadar büyüyecek. Bu kapsamda, önümüzdeki 10 yıl içerisinde yapacağımız neredeyse tüm kapasite artışını yenilenebilir üzerinden yapmayı planlamaktayız. Bunun içerisinde nükleer güç santrallerinin de yeri var. Ancak sistemin temelde büyümesi yenilenebilir enerji kaynaklarının üzerinden olacak. Şu an yaptığımız stratejik ve teknik taktiksel yaklaşımlarımızın sonuç getirdiğini görüyoruz. Yaklaşık 61 bin megavatın üzerinde proje stokumuz var. Bunun yaklaşık 35 bin megavatı depolamalı yenilenebilir enerji kaynakları. Bunların sisteme bağlanmasıyla yenilenebilir enerji kaynaklarının sistem içinde dezavantajı olan sistemin kararlılığı konusunu da depolama fonksiyonuyla çözmeye çalışmış olacağız” değerlendirmesinde bulundu.

2053 net sıfır hedefi için baz yük kapasitesinin yalnızca hidrokarbon kaynaklarına dayanmaması gerektiğini söyleyen Demircan, bu kapsamda nükleer enerji projelerine hız verildiğini ifade etti. Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nin ilk ünitesinin gelecek yıl devreye alınmasının planlandığını belirten Demircan, “İkinci ve üçüncü projelerimizle yaklaşık klasik konvansiyonel nükleer güç santrali olarak 15 bin megavatın üzerine çıkacağız. Yaklaşık 5 bin megavatlık bir SMR dediğimiz küçük modüler reaktör sistemini inşa etmeye çalışıyoruz. Bu getireceğimiz 20 bin megavatlık nükleer güç ile ülkenin baz yük ihtiyacının önemli bir kısmını karşılamayı planlıyoruz” diye konuştu.

“ENERJİ BAĞIMSIZLIĞI VE YERLİLEŞTİRME SÜRECİ BİRLİKTE İLERLEMELİ”

Paris Anlaşması sonrası küresel ölçekte enerjide yeni bir dönüşüm sürecinin başladığını söyleyen Demircan, bu sürecin yeni stratejik vizyonları zorunlu kıldığını ifade etti.

Türkiye’nin de yeni bir enerji stratejisi ortaya koyduğunu vurgulayan Demircan, “Yeni stratejimizin tabii ki diğer ülkelerde de olduğu gibi merkezinde arz güvenliğinin sağlanması var. Bu strateji ülke özelinde arz güvenliğinin sağlanmasının yanı sıra enerjide ithalat bağımlısı olan ve çok büyük bir mali yükü kaldırmak zorunda olan bir ülke olarak özellikle enerji bağımsızlığımızı ve yerlileştirme süreçlerini de birlikte götürebilmemiz lazım. Bunu yaparken, dünyayla paralel olarak 2053 net sıfır hedeflerini de sağlayabilecek bir altyapıyı da oluşturmamız gerekiyor” ifadelerini kullandı.

“TÜRKİYE ENERJİ DÖNÜŞÜM HEDEFLERİNE GÜÇLÜ ŞEKİLDE İLERLİYOR”

Elektrik Üretim AŞ (EÜAŞ) Genel Müdürü ve CIGRE Türkiye Ulusal Komitesi Başkanı Zafer Benli, CIGRE Türkiye’nin teknik bilgi ve tecrübe paylaşımını güçlendirmek için birçok farklı alanda faaliyet yürüttüğünü söyledi. 60 ülkedeki ulusal komiteler arasında en gençlerden biri olmalarına rağmen önemli çalışmalara imza attıklarını belirten Benli, enerji ve elektriğe bakışı kökten değiştiren bir dönüşüm süreci yaşandığını ifade etti.

Benli, enerji dönüşüm sürecinin arz güvenliği, çevresel sürdürülebilirlik ve adil erişim üzerine kurulu olduğunu belirterek, “Güneş ve rüzgar kurulu gücündeki hızlı artış, şebeke istikrarını stratejik bir öncelik haline getirdi. Artık geleneksel hidroelektrik santrallerin yerini, şebeke istikrarını sağlayan pompaj depolamalı santraller alıyor. Şebeke istikrarı olmadan enerji dönüşümünü gerçekleştirmek mümkün değil” diye konuştu.

Bu dönüşümün enerji arz güvenliği, çevresel sürdürülebilirlik ve adil erişim sac ayaklarından oluştuğunu kaydeden Benli, “Biz de Türkiye olarak bakanlığımızın liderliğinde enerji dönüşüm hedeflerimize güçlü şekilde ilerliyoruz. Bu dönüşüm kaçınılmaz olarak köklü değişimleri de beraberinde getiriyor. Güç sistemleri ve şebeke ihtiyaçlarımızı giderek çeşitlendiriyor, enerji sistemimizin omurgası olan ve tüm sistemimizi ayakta tutan şebekemiz bu süreçte yepyeni sorunlarla karşılaşıyor ve çözümler geliştiriyor. Dağıtık üretim, üreten tüketici ve şebeke istikrarını amaçlayan üretim gibi kavramlar elektrik üretim paradigmasını kökünden değiştirdi” dedi.

TÜRKİYE’NİN ENERJİ VİZYONU GÜÇLÜ BİR LİDERLİĞİN GÖSTERGESİ

CIGRE Başkanı Konstantin Papailiou ise Türkiye’nin enerji dönüşümüne verdiği önemi memnuniyetle karşıladığını belirterek, “Bu da siyasi liderliğinizin enerji dönüşümünü yönetmenin ve gezegenin karbon salımını azaltmanın ne kadar önemli olduğunu kavradığının bir göstergesi. Enerji dönüşümü sadece Türkiye’nin, Yunanistan’ın, İsviçre’nin ya da ABD’nin sorunu değil, tüm gezegenin sorunu. Bu nedenle Türkiye’nin enerji dönüşümü için büyük adımlar atmasını, çok fazla yatırım yapmasını ve pek çok şey gerçekleştirmesini görmekten son derece mutluyum. Bununla gurur duymalısınız.” değerlendirmesinde bulundu.

Papailiou ise Türkiye’nin enerji dönüşümüne verdiği önemin de altını çizerek, “Enerji dönüşümü yalnızca Türkiye’nin değil, tüm dünyanın ortak sorunu. Türkiye’nin bu alandaki yatırımlarını ve vizyonunu görmekten son derece mutluyum. Bu çalışmalar güçlü bir liderliğin göstergesidir” değerlendirmesinde bulundu.

Açılış konuşmalarının ardından program kapsamında Zafer Benli’nin moderatörlüğünde “Enerji Arz Güvenliği, Şebeke Esnekliği ve Karbon Nötr Dönüşüm Hedeflerinde Kurumsal Perspektif“ paneli düzenlendi.

Panele Enerji İşleri Genel Müdürü Ahmet Özkaya, EPDK Başkan Yardımcısı Hacı Ali ulutaş, TEİAŞ Genel Müdür Yardımcısı Deniz Coşkun ve ELDER Başkan Yardımcısı Mehmet Atalay görüş ve değerlendirmelerde bulundu.