
15.Türkiye Enerji Zirvesi’nin ilk günü özel sunumların ardından ‘Elektrik Piyasası Oturumu’ ile devam etti. Moderatörlüğünü İnavitas Yönetim Kurulu Üyesi Murat Kirazlı’nın yaptığı oturumda Enerji Ticareti Derneği (ETD) Başkanı Bilal Tuğrul Kaya, SHURA Enerji Dönüşümü Merkezi Araştırma Koordinatörü Hasan Aksoy ve Elektrik Üreticileri Derneği (EÜD) Başkanı Tamer Çalışır konuşmacı olarak yer aldı.
15. Türkiye Enerji Zirvesi’nin ilk günü özel sunumların ardından ‘Elektrik Piyasası Oturumu’ ile devam etti. Moderatörlüğünü İnavitas Yönetim Kurulu Üyesi Murat Kirazlı’nın yaptığı oturumda Enerji Ticareti Derneği (ETD) Başkanı Bilal Tuğrul Kaya, SHURA Enerji Dönüşümü Merkezi Araştırma Koordinatörü Hasan Aksoy ve Elektrik Üreticileri Derneği (EÜD) Başkanı Tamer Çalışır konuşmacı olarak yer aldı.
‘Olmayan enerji en pahalı enerjidir’

Küresel tabloya bakıldığında elektriğin ana ihtiyaç olduğu dünya artık yadsınamaz bir gerçek. Enerji çağında bugün geldiğimiz nokta, elektrik çağı. Elektrik çağında üretim kadar tüketim de bir o kadar önemli bir unsur. Türkiye’deki üretimin geçmişine baktığınız zaman hidroelektriklerle başlayan konvansiyonel kömürle devam eden sonra ithal kömür ve doğal gazın girmesi, akabinde rüzgâr, jeotermal, güneş ve diğer unsurların girmesiyle bugünkü şeklini alan yapımızda yüzde 62’lik bir yenilenebilir enerji portföyüne sahip olduk. Koyulan hedefler belli. Daha az dışa bağımlılık yaratan, birincil kaynağa bağımlılığı azaltan alternatiflerle beraber yenilenebilir enerjiye doğru geçiş. En önemli kalemlerden bir tanesi de esneklik ihtiyacı. Tam bu noktada depolamayı çok başarılı bir örnek olarak atfediyoruz.
Dengenin ve denklemin tamamlanması açısından bataryalar olmazsa olmaz durumuna gelmiş durumda. Çünkü talep tarafıyla ilgili gerek ekonomik gerekse de diğer unsurlarla beraber değişkenlik varken üretim tarafında da bir o kadar değişkenlik olduğu zaman bunu yönetmek en önemli unsurlardan bir tanesi.
Bir tarafta nükleer; baz yük olarak neredeyse Türkiye’nin yaklaşık 4800 megavatla yüzde 8’ine tekabül eden bir gücü tek başına ortaya koyacak. Diğer tarafta kömür, doğal gaz, özellikle baz yükün geri kalan kısmını tamamlayacak ama dışa bağımlılığı azaltan yenilenebilir de diğer taraftan gelecek. Çok başarılı ihalelerle YEKA’lar bugün yüksek fiyatla talep görüyorsa demek ki yatırımcının uzun vadeli yenilenebilir enerjiye karşı talebi var. Bunlar yapılabilir ve ihtiyaç duyulan projeler.
Elektriğin son kullanıcıya ucuz olarak iletilmesi sadece elektriğin fiyatını ucuzlatarak olan bir şey değil. Maliyetini de ucuzlatmanız gerekiyor. Baz yükünüzü tamamlamanız sonrasında gerekli fleksibiliteyi sağlamanız bunun dışında da ağırlığı yenilenebilir enerjiye vermeniz lazım. Kesinti, gece gündüz farkı ve diğer iklim koşulları dikkate alındığı zaman aradaki kompanseyi sağlayacak esneklik de bataryalardan geliyor. Bu üçlü arasındaki geçişin en önemli unsuru bataryalar olacak.
Kurulu güç; anlık emre amade güç demek değildir . Öyle bir anınız olur ki su yok, güneş yok, rüzgâr yok ama diğer tarafta talep var. Bu talebin karşılanamadığı anda esasında olmayan enerji, en pahalı enerjidir. Kurulu gücünüzü en azından minimuma göre organize ediyor olmanız lazım.
TEİAŞ’ın yatırım yapması gereken alanlara ilişkin olarak şu aşamada farklı alternatif modeller gündeme gelmektedir. Bunlardan ilki, yatırımcıların bir araya gelerek söz konusu yatırımları birlikte üstlenmesi, ikincisi harici bir yatırımcının yatırımı gerçekleştirerek sisteme entegre olması, üçüncüsü ise TEİAŞ’ın bu yatırımları kendi kaynaklarıyla hayata geçirmesidir.
Mevcut durumda alan, bölge ve kapasite açısından sınırlı bir yapıyla karşı karşıyayız. Bu çerçevede, kısa vadede yeni duyuruların yapılacağı bilinmektedir. Halihazırda yeni kapasiteler için yer bulunmaktadır ancak bu kapasitelerin tamamı teknik ve idari açıdan eşit nitelikte değildir. Özellikle Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı uhdesinde olmayan diğer bakanlıkların yetki alanına giren hususların da çözülmesi gerekmektedir.
Yatırımcı tarafında ciddi bir istek ve motivasyon bulunmakla birlikte aşılması gereken çok sayıda idari ve teknik engel mevcuttur. Bu nedenle sürecin ilerleyebilmesi adına daha fazla ve somut adım atılmasına ihtiyaç duyulmaktadır. Bu adımlar sektör tarafından da yakından beklenmektedir. ‘Süper izin’ mekanizması devreye alınmış olsa da ikincil mevzuatın henüz yayımlanmamış olması nedeniyle uygulamada belirsizlik sürmekte ve yatırımlar fiilen bekleme aşamasında bulunmaktadır.
‘Elektrik çağına girmiş bulunuyoruz’

Öncelikle elektrik sistemi bir dönüşümün içinde. Bir tarafta yenilenebilir enerji kaynakları hızlı bir şekilde artıyor. SHURA olarak 2018’de yaptığımız ilk çalışmada 2026 yılında 60 gigavat yenilenebilir enerji rüzgâr ve güneş dediğimizde o zamanlar insanların yüzünde bir tebessüm olurdu. 2018’de güneş ve rüzgârın 40-50 gigavatlara gelmesi hayal gibiydi. Görüyoruz ki günümüzde bu kaynaklar hızlı şekilde sisteme giriyor. Diğer yandan net sıfır hedefleri var, oraya ulaşmak için enerji verimliliği çok önemli bir etken. Bir diğer etken de elektrifikasyon. Elektrik çağına da aslında bir nevi girmiş bulunuyoruz. 2050 yılına geldiğimizde, dünya toplam tüketiminin 3 kat fazla olacağı tahmin ediliyor ki bu durum Türkiye için de geçerli bir durum.
Elektrik sistemi gitgide daha da karmaşıklaşıyor. Nedeni şu. Yenilenebilir enerji değişken üretime sahip, daha dağıtık enerji kaynakları hayatımıza giriyor. Dinamik elektrifikasyon hayatımıza giriyor. Aslında sistem baştan sona tekrar yazılıyor diyebiliriz. Bunu sadece Türkiye için söylemiyorum dünyada da bu şekilde. Gelişen bir elektrik sisteminde elektrik piyasasının sabit kalması mümkün değil. Elektrik piyasasının da iyileşmeye, reformlara ihtiyacı olduğu açık.
“ELEKTRİK ŞEBEKE KOŞULLARINI GÖSTEREN FİYAT SİNYALLERİNE İHTİYACIMIZ VAR”
Elektrik şebekesi ciddi bir dönüşümden geçiyor; dağıtık üretim artıyor, elektrifikasyon artıyor. Dolayısıyla güneşin çok önemli bir rolü var.
Elektrik şebeke koşullarını gösteren fiyat sinyallerine ihtiyacımız var.
Piyasada bizim bu koşulları anlık olarak tüketiciye, üreticilere gösteren bir piyasaya doğru gitmemiz gerekiyor. Tabii böyle bir piyasa yapısında da esneklik ön planda olacak. Bu esneklik bataryalardan gelebilir elbette ama bataryaları söylerken burada üzerine basarak söylemek istiyorum; bize bir saatlik batarya depolama kapasitesi bütün sorunlarımızı çözmeyecek. Önümüzde çok uzun bir periyot var ve o esneklik ihtiyacını 2 ila 4 saatlere çıkacak batarya depolama kapasitelerine ihtiyacımız var. Diğer ülkelerle bağlantılarımızın güçlendirilmesi gibi diğer esneklik seçeneklerini kullanmamız gerekecek. Burada elektrik piyasasının rolü, sadece elektriğin ticaretinin yapıldığı ya da arz talebin dengelenmesi değildir, aynı zamanda esneklik aracıdır. Hem üreticiye, hem tüketiciye bir esneklik olanağı sağlar. Dolayısıyla burada hem taban ve tavan fiyatların belirlenmesi kritik önemde orada da bir esneklik olması gerekiyor. Sizin verdiğiniz fiyat sinyalleri hem üretim hem tüketim hem depolama tesislerinde bir aktarım yapması gerekiyor ki esnekliği uygulayabilelim.
Özetle, önümüzdeki dönemde elektrik şebekesine uyumlu bir piyasaya doğru gitmemiz gerekiyor. Dünya, özellikle Almanya bunu tartışmaya başladı, Avrupa’da birçok bölge kullanıyor. Amerika’da ve Avustralya’da zaten var. Bugünden yarına yapalım demiyorum, bunun bir hazırlık süreci olması lazım. Minimum 5 senelik bir plan yapılması gerekiyor.
‘Enerji ticareti sadece vade ticaretine döndü’

Serbest piyasanın dinamiklerinde şu anda ne kadar memnunsunuz diye sorarsanız enerji ticaretinin sadece vade ticaretine döndüğü bir ortamdayız. Bu tabii bize ileriye dönük umut vermiyor. Fakat bunların bir vadede geri döneceğine de inanıyorum. Serbest piyasanın ve fiyatların oluşumunun neden gerekli olduğunu bir daha hatırlamak lazım. Filmi geriden sararsak; 2000’li yıllarda tebliğ vardı, üç fiyat açıklanırdı. O zaman da yatırım oluyordu. Ondan sonraki süreçte de yatırımlar devam etti. Şimdi yeni YEKDEM var, YEKA ihaleleri, burada da yatırımcılar yatırımlarına devam diyor. Fakat serbest piyasanın dinamiklerini çalışması özelliğini kaybettik. Bu da şöyle bir şeye sebep oluyor; serbest piyasada çıkan fiyatların hem formunu, hem yatırım sinyalini oluşturamıyor. İkincisi bunun etrafında oluşabilecek ekosistemi kaybettik. Bunlar birbirinden farklılaşabilen dinamiklerle değişebilen, fiyatlara göre hareket eden piyasa oyuncuları.
Yatırımcıların baktığı şeyler esasında donuk bir fizibilite. Burada bir renk eksik. O rengi maalesef ki son dönemde bir miktar piyasamızda kaybetmiş durumdayız. Ama bu nasıl buraya geldi? Bundan 3-4 sene önce serbest piyasamız gayet sağlıklı bir şekilde çalışıyordu. Enerji emtialarının Rusya-Ukrayna savaşı sonrasında hızlıca artması sonrasında tedbiren getirilen tavan fiyatının sıkılaşması gibi birtakım uygulamalardan sonra enerji ticareti büyük oranda vade ticaretine döndü. Artık görüyoruz ki bu enerji emtia fiyatları da o derece yüksek bir seviyede değil. Bence bu filmi geri sarabilmek çok kolay çünkü altyapı orada duruyor. Bunu yaptığınız zaman, inanın yeni teknolojiye, verime, gelişime kapı açacak ülkeye çok güzel yeni teşebbüsler çıkacak, verimlilik çıkacak. Kaliteli insan kaynağı olan firmaların öne çıktığı, buna yatırım yapmayan firmaların da geriye düştüğü bir piyasaya geçiş yapacağız. Ben bu konuda da inanın umutluyum. Şu andaki sistemde eksik olan kısmı çok hızlıca telafi edip biz buraya doğru yürüyebiliriz diye düşünüyorum.
Öngörülebilirliğin giderek azaldığı, öngörülemezliğin ise bizzat yönetilmesi gereken bir dünyaya doğru ilerliyoruz. Perspektifimizi elektrik piyasamıza çevirdiğimizde, uzun yıllar boyunca temel paradigma; milisaniye seviyesinde üretilen elektriğin yine milisaniye seviyesinde tüketildiği ve bu dengenin ülke genelinde neredeyse eş zamanlı olarak sağlandığı bir şebeke yapısıydı. Bu durum, sistemin doğası gereği bir zorunluluktu. Elbette buna ek olarak bazı lokal kısıtlar da mevcuttu. Bugün ise bu yapıdan, paradigmanın köklü biçimde dönüştüğü yeni bir döneme geçiyoruz. Bu dönüşümü tetikleyen unsur yalnızca batarya depolama sistemleri değildir, asıl belirleyici olan, yeşil dönüşümle birlikte şebekelerde ortaya çıkan ve giderek artan tahmin edilemezliktir. Üretim ve tüketim dinamikleri artık çok daha değişken ve öngörülmesi güç bir yapıya evrilmiştir. Bu öngörülemez ortamda, batarya ve depolama sistemleri, sisteme bir tercih değil, büyük ölçüde bir ihtiyaç olarak dahil olmaktadır. Bu nedenle depolama çözümleri, elektrik piyasasında giderek daha merkezi bir rol üstlenecektir. Şahsen bugün genç bir mühendis olarak mesleğe yeniden başlıyor olsaydım en fazla ilgimi çekecek alanın depolama ve batarya sistemleri olacağını söyleyebilirim. Çünkü bu alanda ciddi bir potansiyel ve geniş bir oyun alanı bulunmaktadır.
Pil depolama sistemlerinin şebekeye entegrasyonu ile birlikte enerji piyasasında yeni iş modellerinin, teknolojik çözümlerin ve katma değerli uygulamaların önünü açacak geniş bir alan oluşacaktır. Bu dönüşüm hem sektörün yapısını hem de insan kaynağı ihtiyacını niteliksel olarak yeniden şekillendirecektir.

Bayramın enerji karnesi: 54 milyar liralık yakıt, milyonlarca ton karbon6 Haziran 202608:30 Antalya Büyükşehir Belediyesi’nden geleceğe Yeşil Miras6 Haziran 202608:10 Mühendislik Fakültesi Öğretim Üyesi Atmaca’dan enerji verimliliği uyarısı6 Haziran 202607:55 Bakan Bayraktar, Sıfır Atık Festivali’ni ziyaret etti5 Haziran 202620:06 APED’den Dünya Çevre Günü’nde çağrı: Basılı fiş uygulaması kaldırılsın5 Haziran 202618:01