
Türkiye Madenciler Derneği Başkanı Mehmet Yılmaz, İstanbul Finans Merkezi’nde kurulması planlanan Maden Borsası’na ilişkin sürecin devam ettiğini belirterek onayın ardından 2026 yılı içinde işlemlere başlanmasının beklendiğini ifade etti.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar’ın ‘Türkiye Madenciler Derneği’ tarafından Ankara’da gerçekleştirilen ‘Sorumlu Madencilik Zirvesi ’nde duyurduğu ‘Maden Borsası’ projesinde takvim netleşiyor. İstanbul Finans Merkezi çatısı altında kurulması planlanan borsa ile altın, bakır, bor ve nadir toprak elementlerinde şeffaf ve referans fiyatlı bir piyasa oluşturulması hedefleniyor.
Türkiye Madenciler Derneği (TMD) Başkanı Mehmet Yılmaz, Ankara’da bir grup gazeteciyle yaptığı toplantıda, İstanbul Finans Merkezi bünyesinde planlanan borsanın sektöre yeni bir derinlik kazandıracağını belirtti.
Yılmaz, madencilik sektöründe finansman gücünü artırmak ve fiyat oluşumunda şeffaflığı sağlamak amacıyla Türkiye’de maden borsası kurulmasına yönelik çalışmaların sürdüğünü belirterek, “Onayın kısa süre içinde alınmasını ve 2026 yılı içinde işlemlere başlanmasını bekliyoruz” dedi.
Maden borsasının hem yerli hem de uluslararası sermayeyi sektöre çekmeyi hedeflediğini vurgulayarak, “Sektörün finansman ve fiyat şeffaflığını artırmak, yatırımcı açısından öngörülebilir bir piyasa yapısı oluşturmak istiyoruz. Bu hedefe, ülkemizin yol haritası niteliğindeki 12. Kalkınma Planı’nda da açık şekilde yer verilmişti” ifadelerini kullandı.
Borsanın, altın, bakır, bor ve nadir toprak elementleri gibi stratejik minerallerde referans fiyat oluşumunu sağlayacağını dile getiren Yılmaz, “Türkiye maden çeşitliliği açısından son derece zengin. Ancak bu potansiyel, uluslararası piyasalarda finansman tarafında yeterince etkin fiyatlanmıyor. Maden borsası ile hem üretici hem de yatırımcı için daha derin, öngörülebilir ve riskleri azaltılmış bir alım-satım zemini oluşturulacak” değerlendirmesinde bulundu.
Maden borsasının İstanbul Finans Merkezi çatısı altında planlandığını hatırlatan Yılmaz, işletim için Enerji Piyasaları İşletme A.Ş. (EPİAŞ) bünyesinden Sermaye Piyasası Kurulu’na başvuru yapıldığını aktardı.
Yılmaz, “EPİAŞ’ın enerji piyasalarında vadeli piyasa altyapısı ve şeffaf fiyat mekanizmaları konusundaki tecrübesi, maden borsasının sağlıklı ve güvenilir bir şekilde hayata geçirilmesi açısından önemli bir avantaj sağlayacak” dedi.
ALTINDA REZERV ARTIŞI ÜRETİMLE DESTEKLENEMİYOR
Başkan Yılmaz, küresel piyasalarda altın fiyatlarının ulaştığı seviyelerin artık kalıcı bir zemine oturduğunu belirterek, “Altında 5 bin dolar seviyesi artık yeni normal haline geldi. Fiyatlar 5 bin 500 doları, hatta 6 bin doların üzerine kadar çıktı. Bir miktar düzeltme yaşandı ancak şu anda yeniden 5 bin dolar seviyelerindeyiz” dedi.
Altın fiyatları üzerindeki en önemli belirleyicilerden birinin jeopolitik gelişmeler olduğuna dikkat çeken Yılmaz, “Bugün İran’a yönelik olası bir müdahaleye dair söylenti bile piyasaları hemen hareketlendirdi. Jeopolitik risklerin altın üzerinde etkisi çok büyük. Ancak asıl temel faktörlerden biri de Amerika’nın ekonomik görünümü ve küresel kamuoyundaki algısının ciddi biçimde bozulmuş olmasıdır. ABD artık politikası ve istikrarı net olan bir ülke olarak görülmüyor” değerlendirmesinde bulundu.
Altın fiyatlarındaki yükselişin ülkelerin borçluluğu üzerindeki etkisine ilişkin soruyu da yanıtlayan Yılmaz, “İthalatçı ülkeler için altın fiyatının yükselmesi ekonomiye doğrudan negatif etki yapar. ABD ölçeğinde bakıldığında, altın dolarla alınıp satıldığı için bu durum büyük bir sorun yaratmıyor. Ancak Türkiye gibi altın ithalatçısı ülkeler için tablo çok farklı” ifadelerini kullandı.
Yılmaz, çarpıcı bir istatistiği paylaşarak, “2025 yılı verilerine göre altının ONS fiyatı her 100 dolar arttığında, Türkiye’nin cari dengesine yaklaşık 400 milyon dolar ilave negatif maliyet oluşuyor. Bu, altın fiyatlarındaki her yükselişin doğrudan döviz ihtiyacını artırması anlamına geliyor” dedi.
“Altın artıyor, rezervlerimiz de artıyor” algısının sahadaki gerçeklikle örtüşmediğini vurgulayan Yılmaz, üretimdeki gerilemeye dikkat çekti. “Rezervler artıyor olabilir ama üretim düşüyor. 2025 yılı sonu itibarıyla toplam altın üretimimiz 28,4 tona geriledi. Bu rakam, sektör hedeflerimizin neredeyse yarısı ve son beş yılın en düşük seviyesi” diyen Yılmaz, darphane verilerini örnek gösterdi.
Yılmaz, “Biz yılda 28 ton altın üretirken, Darphane sadece 2025 yılında 49,7 ton ziynet ve sikke altın bastı. Yani çeyrek altın için bile kendi üretimimiz yetmiyor. İthalata ya da hurda altına mahkûm hale geliyoruz. 2025 yılında toplam 126,3 ton altın ithal ettik. Üretmeyince dışarıdan alıyorsunuz, bu da doğrudan döviz harcamanız anlamına geliyor” ifadelerini kullandı.
MADENLERDE KADEMELİ REHABİLİTASYON MODELİ
Madencilik faaliyetlerine yönelik kamuoyunda en çok tartışılan başlıklardan birinin maden kapatmaları ve rehabilitasyon süreçleri olduğunu belirten Başkan Mehmet Yılmaz, sektörde bu alanda önemli adımlar attığını vurguladı.
Rehabilitasyonun Türkiye’de ‘asıl sorun’ gibi görüldüğünü ifade eden Yılmaz, “Bu konuda yapılan yeni kanuni düzenlemelerle sürecin daha sağlıklı işleyeceğini düşünüyoruz. Sahaların rehabilitasyon süreci kamuoyu tarafından izlenebilir hale geliyor. Ayrıca yapılan yeni yasal düzenlemelerle rehabilitasyonun finansmanı da garanti altına alınmış durumda. Bizler de web sitemiz üzerinden yayınlanan TÜRMES projemizle madenlerimizde şeffaflığı esas alıyoruz” dedi.
Rehabilitasyonun yalnızca maden kapandıktan sonra yapılan bir süreç olmadığını vurgulayan Yılmaz, “Biz işletme devam ederken rehabilitasyon yapıyoruz. Bunun en somut örneklerinden biri Uşak’taki madenimiz. Burada 11 yıldır döküm yapılan sahaları kademeli olarak yeşillendirdik. Madencilikle çevrenin birlikte yönetilebileceğini sahada gösteriyoruz” değerlendirmesinde bulundu.
MADEN KAZALARINI ÖNLEMEDE YENİ VİZYON
Başkan Yılmaz, TMD tarafından kurulan Güvenli Madencilik Forumu (GMF) hakkında da açıklamalarda bulundu.
Dünyadaki Mining Safety Round Table modelinin Türkiye’ye uyarlanmış ilk örneği olduğunu aktaran Yılmaz, “GMF; Türkiye’nin öncü 16 madencilik şirketini kapsıyor ve sektördeki 150 bin çalışanın yaklaşık yüzde 13,3’ünü yaklaşık 20 bin kişiyi temsil ediyor. Forumun ilk saha toplantısı 11–12 Şubat 2026’da Uşak Kışladağ’da gerçekleştirildi. Amaç; iş kazaları ve ‘ramak kala’ olaylarının anonim ve şeffaf şekilde paylaşılması, risklerin diğer madenlerde yaşanmadan önlenmesi. Tüm veriler ICMM standartlarına göre raporlanıyor. Bu veriler ICMM standartlarına göre raporlanacak. Hedefimiz, bir madende yaşanan riskin diğerinde yaşanmadan önlenmesi. Bu yapı, Türkiye’deki diğer sanayi kollarına da örnek olacak bir modeldir” ifadelerini kullandı.
Lisanssız elektrik üretim tesislerinde 10 yıllık YEKDEM sonrası ihtiyaç fazlası enerji fiyatı belirlendi13 Haziran 202614:22 Yer altı maden işletmelerinde meydana gelen maliyet artışlarının karşılanmasına ilişkin kararda değişikliğe gidildi13 Haziran 202614:20 Denizüstü Rüzgar Enerjisi Derneğinin ilk liman toplantısı Mersin’de düzenlendi13 Haziran 202609:00 GKRY, İsrail, Yunanistan ve ABD, Doğu Akdeniz Enerji Merkezi kurulması için anlaştı13 Haziran 202608:30 Elektrikli araçlar dünyanın çevresini 4 bin 400 kez dolaştı13 Haziran 202608:00