‘LPG stratejik bir yakıt’

Aygaz Genel Müdürü ve TOBB Türkiye LPG Meclisi Başkanı Melih Poyraz ile başta LPG piyasası olmak üzere yakıt piyasası hakkında konuştuk.

‘LPG stratejik bir yakıt’
Sertaç Komsuoğlu
  • Yayınlanma6 Şubat 2026 15:04

Aygaz Genel Müdürü ve TOBB Türkiye LPG Meclisi Başkanı Melih Poyraz ile başta LPG piyasası olmak üzere yakıt piyasası hakkında konuştuk.

Artık benzin, motorin, otogaz yerine aracı harekete geçiren her şeyi konuşmamız gerekiyor. Eğer akaryakıt veya LPG piyasasında kalıcı oyuncu olmak istiyorsanız, alternatif tüm yakıtları ciddiye almanız gerekiyor.

Yani…

Yanisi açık…

Aracı harekete geçiren her şeyi mevcut yakıt istasyonlarında tüketiciye sunmak zorundasınız. Zaten sektörün yarınında da olmak isteyen şirketler bu konuda gerekli yatırımları veya iş birliklerini yapıyor, kuruyor.

Tabii konu Aygaz ise sadece otogaz pazarını konuşmak anlamsız olur. Tüplü ve endüstriyel pazarı da Melih Poyraz’a sorduk, içten ve samimi cevaplar aldık.

Devam edelim…

Melih Poyraz aynı zamanda TOBB Türkiye LPG Meclisi Başkanı… Bu nedenle piyasanın son durumunu da değerlendirme fırsatı bulduk.

Önce röportajımızı okuyalım, sonrasında yorumlarımız olacak…

Aygaz’ın 2026–2030 dönemine yönelik stratejik öncelikleri nelerdir? Özellikle otogaz, tüp gaz ve endüstriyel LPG iş kollarında hangi büyüme/karlılık hedeflerini koydunuz?

2026–2030 döneminde Aygaz olarak önceliğimiz toplam LPG pazar payındaki liderliğimizi korurken, operasyonel verimliliğimizi artırmak, entegre iş modelimizi güçlendirmek ve sürdürülebilir büyümeyi sağlamak olacak. Ülkemizdeki doğalgaz penetrasyonunun doyum noktasına yaklaştığını görüyoruz. Bu sebeple, tüp gaz pazarındaki daralmanın önümüzdeki dönemde sona ereceğini ve tüp gazın, mobilite özelliği nedeniyle, en iyi alternatif enerji kaynaklarından biri olarak kalmaya devam edeceğini düşünüyoruz. Türkiye, dünyadaki en büyük otogaz pazarlarından biri konumunda. Pazarda ilkleri gerçekleştiren şirketimiz son olarak Aygaz 100 Oktan markası ile yeni bir ilke imza attı. 2026–2030 döneminde önceliğimiz; tüp gazdaki pazar liderliğimizi bayilerimizin de desteğiyle devam ettirmek, otogaz pazarındaki etkinliğimizi ve sektördeki öncülüğümüzü korumak. Bunun yanında istasyon ağında operasyonel verimliliği ve müşteri deneyimini ileri taşımak ve otogazı ekonomik ve çevresel açıdan güçlü bir alternatif yakıt olarak konumlandırmak da önceliklerimiz arasında yer alıyor. LPG’nin çok önemli bir alternatif yakıt olduğunu bu vesileyle bir kez daha vurgulamak istiyorum.

Aygaz’ı “%100 entegre LPG şirketi” olarak tanımlıyorsunuz. Bu entegrasyonun önümüzdeki 3 yılda hangi somut yatırımlar veya dönüşümlerle güçleneceğini anlatır mısınız?

Aygaz’ı “%100 entegre LPG şirketi” olarak tanımlarken, tedarikten son kullanıcıya kadar tüm değer zincirinin tek bir stratejik bakış açısıyla uçtan uca yönetilmesini kastediyoruz. Bu bakış açısı; LPG’nin temininden depolanmasına, lojistik planlamadan bayi yönetimine, tüp üretiminden nihai tüketiciye sunulan hizmet kalitesine kadar her aşamada süreklilik, verimlilik ve güvenlik sağlamayı hedefliyor. Ayrıca Aygaz’ın entegre yapısı; LPG arz güvenliğinin sağlanması, optimal stok yönetimi ve bayi ağının vereceği kesintisiz ve sürdürülebilir hizmet ile müşteri memnuniyetinin maksimize edilmesini mümkün kılıyor. Bu yapı, Türkiye gibi yüksek hacimli ve rekabetçi bir LPG pazarında sürdürülebilir liderliğin temelini oluşturuyor.

Günümüz dünyasında gündemin öne çıkan konularından olan jeopolitik gelişmeler ve ani fiyat değişimleri Aygaz’ın tedarik sistemini nasıl etkiliyor? Tedarik güvenliğine yaklaşımınız nasıl şekilleniyor?

Aygaz, tedarik zincirinde arz güvenliğini güçlendirmek için öncelikle kaynak çeşitliliğine önem veriyor. LPG’yi farklı coğrafyalardan temin ederek tek bir bölgeye bağımlılığı azaltıyor ve uzun vadeli tedarik sözleşmeleriyle olası jeopolitik riskleri minimize ediyoruz. Bu yaklaşım hem operasyonel süreklilik hem de maliyet yönetimi açısından kritik bir rol oynuyor.

Operasyonel tarafta ise güçlü bir lojistik altyapıya sahibiz: beş deniz terminali, beş dolum tesisi ve sekiz dağıtım merkezi ile Türkiye genelinde konumlanmış durumdayız.

Zincirin tamamına hâkim olmak, riskleri bertaraf etmek açısından çok önemli. Bu kapsamda taşımacılık tarafında da altyapımızı güçlendirmeye yönelik yatırımlar yapıyoruz. Aygaz’ın deniz yoluyla LPG taşımacılığı için filosunda 4 gemi bulunuyor. Bu sayede, tedarik güvenliğini doğrudan güçlendirerek hem arz sürekliliğini hem de lojistik verimliliği arttırıyoruz.

Tedarik noktasından başlayıp müşterilerimize kadar uzanan bu zinciri, küresel enerji piyasalarındaki belirsizliklere karşı dayanıklı bir yapıda tutmak ve güçlendirmek önemli bir hedef olarak iş planlarımızda yer alıyor.

LPG’nin enerji dönüşümündeki yeri ve rolünü nasıl görüyorsunuz? Aygaz, düşük karbon hedefine nasıl katkı sağlayabilir? Enerji verimliliği, yenilenebilir enerji, yenilenebilir LPG gibi alternatif yakıtlar konusunda planlarınız neler?

LPG’yi enerji dönüşümünde özellikle geçiş döneminin stratejik bir bileşeni olarak görüyoruz. Dünya geneline baktığımızda, LPG yalnızca emisyonları azaltan bir geçiş yakıtı değil; aynı zamanda özellikle Afrika gibi gelişmekte olan bölgelerde kadınlar için önemli bir sosyal etki yaratma potansiyeline sahip kritik bir enerji kaynağı. Ülkemize bakıp tüp gaz, doğal gaz, elektrik, her yerde var sanıyoruz ama dünya genelinde yaklaşık 750 milyon insanın – her 10 kişiden 1’inin – elektriğe erişimi yok. Daha da çarpıcısı, yaklaşık, 2,7 milyar insan ise ısınma ve yemek pişirme için kirletici biyokütle yakıtlar kullanıyor. Temiz enerjiye erişim oranı dünya genelinde %74 iken, Sahra-altı Afrika’da bu oran sadece %21. Orta ve Güneydoğu Asya’da %68, Amerika ve Avrupa’da ise %95. Bu rakamlar bize şunu gösteriyor: Dünya, enerjiye erişim konusunda büyük bir eşitsizlik yaşıyor. LPG’nin güvenli ve taşınabilir yapısı sayesinde:

• Odun veya biyokütle taşımak zorunda kalan kadınların fiziksel yükü azalıyor.

• Yakıt temini için yapılan düzensiz ve zorunlu odun kesimleri azalıyor, bu da ormanların korunmasını sağlıyor.

• Daha temiz ve sağlıklı pişirme çözümleriyle kadınların ve çocukların maruz kaldığı iç ortam hava kirliliği önemli ölçüde düşüyor.

• Bu sayede LPG hem çevresel sürdürülebilirliğe hem de toplumsal eşitliğe katkı sağlayan bir enerji çözümü olarak öne çıkıyor.

LPG çevreye daha duyarlı olması ve erişilebilirliğiyle, gelişmekte olan ülkelerde milyonlarca insan için temiz, güvenli ve ekonomik bir çözüm sunuyor. Bu bağlamda, Aygaz olarak sadece Türkiye’de değil, uluslararası alanda da sorumlu bir enerji oyuncusu olma hedefiyle hareket ediyoruz.

Şirket olarak Koç Holding’in 2050 karbon nötr hedefiyle tam uyumlu bir yol haritası izliyoruz. Bu kapsamda, Kapsam 1 ve 2 emisyonlarımızı 2030 yılına kadar %50 azaltmayı, 2050 yılına geldiğimizde ise tamamen karbon nötr bir yapıya ulaşmayı taahhüt ediyoruz.

Bu hedef doğrultusunda;

• Enerji verimliliği projelerimizi sürekli geliştiriyor, operasyonel süreçlerde enerji kullanımını azaltan uygulamaları yaygınlaştırıyoruz.

• Yenilenebilir enerji yatırımları ile Güneş Enerjisi Santrali projelerimizi büyütüyor ve elektrik ihtiyacımızı aşamalı olarak yenilenebilir kaynaklardan karşılıyoruz.

• Düşük karbonlu ürün portföyümüzü AR-GE çalışmalarıyla güçlendiriyoruz. rDME ve yenilenebilir LPG alternatifleri, LPG’nin çevresel etkisini azaltarak sektörümüzde sürdürülebilir dönüşümün önünü açıyor.

LPG, elektrifikasyon trendine rağmen Türkiye’de ve dünyada uzun süre talep görecek bir yakıt mı?

Elektrifikasyon hız kazanmakla birlikte dünyada fosil yakıtların kullanım süresi 2035 yılına kadar uzatıldı. Özellikle ülkemizde 2010 sonrası trafiğe kaydolan 3 milyonun üzerinde benzinli ve LPG’ye dönüştürülebilecek araç var. Bu konuda bizim beklentimiz yüksek; bu sebeple hem kendi yeni nesil filo araçlarımızı LPG’ye dönüştürdük, hem de BRC ile bir dönüşüm kampanyası başlattık ve sonuçlarından gayet memnunuz. Dünya genelinde de bu alana yapılan yatırımlar sonucunda oluşan arz artışı, otogazın alternatif yakıt türlerine kıyasla ekonomik avantajı sayesinde özellikle ulaştırmada uzun vadede önemini koruyacaktır.

Tüp üretimi, dolum tesisleri ve nakliye süreçlerinde çevresel riskleri azaltmak için ne tür yatırım ve teknoloji uyguluyorsunuz?

Dolum tesislerimizde enerji ve kaynak verimliliğini artırmak için sistemlerimizde yüksek verimli motorlar kullanıyoruz. LED aydınlatma ve enerji izleme sistemlerine sahibiz. Su tüketimini azaltan kapalı devre tüp yıkama sistemleri kullanıyoruz ve kullandığımız suyu yüksek teknolojili arıtma sistemlerimizde arıtarak proseslerimizde yeniden değerlendiriyoruz. Boya kabinlerimizde uçucu organik bileşenlerin çevreye yayılmasını engelleyecek sistemler kullanıyoruz.

Tüp üretim tesisimizde enerji tarafında; invertörlü kompresörler, yüksek verimli motorlar, ısı geri kazanım sistemleri ve reküperatif fırın teknolojileri sayesinde elektrik ve doğalgaz tüketimini önemli ölçüde azaltıyoruz. Üretimde kullanılan motorların yüksek enerji verimlilik sınıfına geçirilmesi, LED aydınlatma dönüşümü ve çatı üstü güneş enerjisi uygulamalarıyla enerji yoğunluğunu sürekli düşürüyoruz. Su yönetiminde; hidrostatik testler, yıkama ve boya öncesi proseslerde kullanılan sular kapalı devre sistemlerle yeniden kullanılıyor. Bunun yanında yağmur suyu toplama altyapısıyla tesis içi bahçe sulama ihtiyacının tamamı doğal kaynaklardan karşılanıyor.

Atık yönetimi alanında tüm tesislerimizde atıklarımızı sınıflandırıyor ve güvenli şekilde bertarafını sağlıyoruz; metal atıkları ise geri kazanım süreçlerine dahil ediyoruz.

Türkiye’nin LPG sektöründeki ilk ve tek AR-GE Merkezi Aygaz bünyesinde kurulmuştu, AR-GE Merkezi Aygaz’ın pazardaki konumuna ne gibi katkılar sağlıyor?

Aygaz AR-GE Merkezi, sektördeki liderliğimizi güçlendiren en önemli yapı taşlarından biri. Türkiye LPG sektöründe ilk ve tek AR-GE merkezine sahip olmak, bize hem teknolojik hem de stratejik anlamda büyük bir avantaj sağlıyor. Burada yürüttüğümüz çalışmalarla LPG’nin kullanım alanını genişletiyor, çevresel avantajlarını artırıyor ve enerji sektöründe inovatif çözümler geliştiriyoruz.

AR-GE Merkezimizin geliştirdiği dünyanın ilk kükürtsüz LPG kokulandırıcısı olan patentli ürünümüz GreenOdor’u 2022 yılından beri tüm tesislerimizde kullanıyoruz. Ulusal basında ses getiren 100+ oktanlı otogazımız, AR-GE merkezinin yoğun test ve analizleri neticesinde piyasaya sürüldü. Son tüketiciye yönelik Aygaz kamp ve barbekü serilerimiz ise müşterilerimizden yoğun ilgi gördü.

Son dönemde ise IoT teknolojisine sahip Akıllı Tartı ve Akıllı Dedektör gibi ürünlerimizi piyasaya sunduk. Bu ürünler, kullanıcı güvenliğini artırırken LPG’nin modern yaşamda daha etkin kullanılmasını sağlıyor. Bunun yanında, üretim ve dolum süreçlerinde geliştirdiğimiz otomasyon sistemleri ve dijital çözümler, operasyonlarımızı hızlandırıyor, maliyetleri düşürüyor ve verimliliği artırıyor. Ayrıca üniversite-sanayi-KOBİ iş birlikleriyle sektöre yenilikçi teknolojiler kazandırıyoruz.

Tesislerimizdeki teknolojik altyapıyı AR-GE merkezi otomasyon ekiplerimizle sürekli geliştiriyor, dolum öncesi hazırlık, dolum ve dolum sonrası kontrol, takip ve yükleme süreçleri için sektörde öncü teknolojileri geliştiriyor ve tesislerimizde uyguluyoruz.

Tüm bu faaliyetler, Aygaz’ın sadece bugünkü liderliğini korumasını değil, gelecekte de rekabetçi avantajını sürdürmesini sağlıyor. Biz, çevre dostu teknolojiler ve dijitalleşme odaklı projelerle hem sektöre hem de ülkemizin enerji dönüşümüne katkı sağlamaya devam edeceğiz.

Aygaz ismini sıklıkla inovasyon bültenlerinde görüyoruz, 65 yıllık bir şirket olarak inovasyon ruhunu canlı tutmak için neler yapıyorsunuz?

Aygaz olarak köklü geçmişimiz ve sektörel deneyimimiz, bize önemli bir rekabet avantajı sağlıyor. Yeniliğe verdiğimiz önem sayesinde dinamizmimizi koruyor ve geleceğe daima güçlü adımlarla ilerliyoruz. İnovasyonu bir “proje” değil, bir kültür ve yönetim yaklaşımı olarak ele alıyoruz. Bizim için inovasyon, yalnızca yeni ürün geliştirmekten ibaret değil; iş yapış biçimlerimizi, karar alma süreçlerimizi ve paydaşlarla kurduğumuz ilişkileri sürekli geliştirmek anlamına da geliyor.

Bu yaklaşımı canlı tutmak için üç temel alana odaklanıyoruz;

İlk olarak, çalışan katılımını merkeze alan kurum içi girişimcilik ve öğrenme yapılarıyla ilerliyoruz. Çalışanlarımızın fikirlerini yalnızca dile getirmekle kalmayıp, sahiplenerek projeye dönüştürebildiği bir sistem kurduk. Kurum içi girişimcilik, İnovasyon Akademisi, “İnovasyon Her Yerde” yaklaşımı ve Startup Mentorluk Programı bu yapının temel bileşenlerini oluşturuyor. Bu yapılar sayesinde çalışanlar, gerçek iş problemlerinden yola çıkarak fikirlerini ekipler halinde geliştiriyor; mentorluk ve metodolojik destekle bu fikirleri test edip olgunlaştırabiliyor. Böylece inovasyon, bireysel önerilerden ibaret kalmıyor; sahada karşılığı olan, uygulanabilir ve değer üreten projelere dönüşüyor.

İkinci olarak, açık inovasyon ve iş birliklerini stratejik bir kaldıraç olarak görüyoruz. Girişimler, üniversiteler ve teknoloji ekosistemiyle yakın temas içinde çalışıyor; yeni iş modelleri, dijital çözümler ve enerji dönüşümünü destekleyen teknolojileri birlikte geliştiriyoruz. Bu yaklaşım hem öğrenme hızımızı artırıyor hem de kurum içine farklı bakış açıları kazandırıyor.

Üçüncü odak alanımız ise stratejik uyum ve somut değer yaratma. İnovasyon çalışmalarımızı şirket stratejimiz ve sürdürülebilirlik hedeflerimizle doğrudan ilişkilendiriyoruz. Hayata geçirilen her projenin ölçülebilir fayda üretmesini, ticarileşme potansiyeli taşımasını ve uzun vadeli değer yaratmasını önemsiyoruz.

Özetle Aygaz’da inovasyon, kurum içi katılımı güçlendiren sistemler, ekosistem iş birlikleri ve stratejik odak sayesinde canlı kalan ve sürekli gelişen bir yapı. Bu sayede çevik, öğrenen ve kendini sürekli yenileyen bir organizasyon olmayı sürdürüyoruz.

Koç Grubu’nun bir diğer önemli markası Opet ile ortak girişimler çerçevesinde istasyon deneyimi nasıl evriliyor? Yakın dönemde hayata geçen somut ortak projeler var mı?

Otogaz kullanıcıları için erişilebilirlik son derece önemli. Opet ile birlikte, otogazın akaryakıt istasyonları içinde yüksek standartlı, güvenli ve müşteri odaklı bir deneyim ile sunulmasını sağlıyoruz. Opet ile her sene istasyon ağımızı genişleterek pazar payımızı ve erişilebilirliğimizi daha da artırıyoruz. Ortak kampanyalar ve dijital çözümlerle müşteri deneyimini sürekli geliştiriyoruz.

TOBB Türkiye LPG Meclisi Başkanlığı ve uluslararası LPG kuruluşlarındaki görevleriniz kapsamında, öncelik verdiğiniz regülasyon değişiklikleri neler?

LPG’nin enerji dönüşümündeki rolü artık yalnızca sektörün değil, küresel politika yapıcıların da gündeminde. G20 Liderler Bildirisi’nde LPG’nin ilk kez açıkça “temiz pişirme yakıtı” olarak tanımlanması, bu dönüşümün en güçlü göstergelerinden biri. Bu çerçevede hem TOBB Türkiye LPG Meclisi Başkanı hem de Dünya Likit Gaz Birliği (WLGA) Başkan Yardımcısı olarak önceliğimiz, LPG’nin düşük karbonlu geçişteki stratejik konumunu destekleyecek düzenlemelerin hayata geçirilmesi.

Bu kapsamda, öncelikle LPG’nin çevreci ve erişilebilir yapısına uygun şekilde vergi ve teşvik politikalarının yeniden ele alınması gerektiğine inanıyoruz. LPG’nin diğer alternatif yakıtlarla eşit rekabet koşullarına sahip olması için vergi yükünün hafifletilmesi ve teşvik kapsamına alınması büyük önem taşıyor.

Diğer yandan, modern LPG sistemlerinin uluslararası güvenlik standartlarına tam uyumlu olmasına rağmen, ülkemizde hâlâ geçerliliğini koruyan bazı sınırlamalar, örneğin kapalı otoparklara LPG’li araç giriş yasağı gibi uygulamalar, LPG’nin yaygınlaşmasının önünde engel oluşturuyor. Avrupa’daki örneklerde olduğu gibi, gerekli güvenlik altyapısına sahip otoparklarda bu araçlara izin verilmesi yönünde bir düzenleme ihtiyacı olduğunu düşünüyoruz.

Son olarak, Ulusal Taşıt Tanıma Sistemi (UTTS) uygulamasının LPG sektörü üzerindeki etkilerine dikkat çekmek isterim. Otogaz kullanımı toplam akaryakıt tüketiminde oldukça sınırlı bir paya sahipken, UTTS kapsamına alınması sektöre milyarlarca liralık yatırım yükü getiriyor. Bu durum hem ekonomik gerçekler hem de LPG’nin çevreci niteliği göz önüne alındığında yeniden değerlendirilmesi gereken bir konu. Bu yöndeki sektör talebimizi ilgili kamu otoriteleriyle paylaştık ve sürecin rasyonel bir zeminde ele alınmasını bekliyoruz.


Evet, Aygaz piyasanın dününde olan, bugününde olan yarınında da olacak bir şirket.

LPG piyasasında Aygaz gibi, geleceğe yatırım yapan şirketlerin olması büyük şans. Bu şirketler ülkemizin menfaatlerini, sektörün çıkarlarını ve ortak değerlerini kişisel çıkarlardan üstün tutuyor. Bu sayede dünyada sadece Türkiye’de enerji piyasası bileşenleri arasında LPG piyasası diye bir piyasa var. LPG piyasası Ankara’dan gördüğü bu saygıya aynı şekilde cevap veriyor.

2026 yılında yine rekabetçi, kurallı ve disiplinli bir piyasada pazar payı mücadelesi sürecek. EPDK’nın piyasa üzerindeki etkisi ve denetimdeki başarısı kurallı oyuncuların oyunda kalmasını sağladı.

Bir de ilavem olacak…

Son yaşadığımız deprem faciasında tüp gazın ne kadar önemli olduğunu görmüş olduk. Bu nedenle tüp gazın her zaman alternatif yakıtlarda üst sıralarda tutulması gerekiyor.