
“Öyle hızlı bir değişim içindeyiz ki bu değişime uyumlanabilenlerin başarılı olduğu bir dönemden geçiyoruz. Zamanı tutamıyoruz, kayıp gidiyor. Şu anda bir saat önce söylediğimizin geçersiz olduğu bir dünyayla karşı karşıyayız. İkinci konu Türkiye ekonomisiyle ilgili. Biz iktisatçılar, ekonomik gidişatı harflerle adlandırmayı çok severiz.”
Türkiye ve Dünya Ekonomisinde Son Gelişmeler

Öyle hızlı bir değişim içindeyiz ki bu değişime uyumlanabilenlerin başarılı olduğu bir dönemden geçiyoruz. Zamanı tutamıyoruz, kayıp gidiyor. Şu anda bir saat önce söylediğimizin geçersiz olduğu bir dünyayla karşı karşıyayız. İkinci konu Türkiye ekonomisiyle ilgili. Biz iktisatçılar, ekonomik gidişatı harflerle adlandırmayı çok severiz. Türkiye’nin geçmişte yaşadığı ekonomik sorunları genelde ‘V’ ya da ‘W’ tipi ile anlattık. Temel sebebi şu; Adam Smith’i okumuşsunuzdur, onun bir tane görünmez eli vardır; ‘piyasayı dengeye getirir’ der. Görünmez el aslında fiyatları anlatır. Görünmez el hareket eder, ekonomi dengeye gelir. Ama biz son 7-8 sene içerisinde bu fiyatların serbestçe hareket etmesine müsaade etmedik. Üçüncü konu kârsızlık meselesi. Ben birçok şirketin yönetim kurulundayım, temel sorun kârsızlık. Son birkaç yılda, Türkiye’de likidite azalınca, sorunlar daha fazla büyümeye başladı. Dördüncüsü, pahalı kalitesizlik. Türkiye’nin ve dünyanın son dönemde yaşamış olduğu en genel tanım, pahalı ama kalitesiz. Beşincisi, bakış açısını değiştirmek lazım. Kutunun dışından bakabilmeyi öğrenmemiz lazım. Son olarak da maalesef bir deprem ülkesiyiz. Jeologların da dediği gibi deprem dayanıklı bir yapı stoğu oluşturmamız lazım. Türkiye nasıl ki önemli fay hatlarında yerleşikse, aynı zamanda siyasal, diplomatik, jeopolitik anlamda da önemli fay hatlarında.
ABD ulusal hegemonik güce sahipti, özellikle 1990’dan 2010’ların ortasına kadar tek kutuplu bir dünyada ön plandaydı. Fakat 2010’ların ortasından itibaren Çin’in sisteme adapte olmasıyla, Rusya’nın güvenlik anlamında adapte olmasıyla, üç boyutlu bir dünya yaşıyoruz. Bir tarafında ABD, bir tarafında Çin varsa, bir diğer tarafta ise tekno oligarklar var. Tekno oligarkların yaratmış olduğu bir denklem modelindeyiz. Burada gücü kaybeden ya da azalan taraf ABD, yeniden gücü kendine çekmek için mücadele ediyor. ABD’de destructive bir lider var, oyunu bozup tekrar geri çevirmeye çalışıyor. Çünkü tablodan çok net görünüyor, ABD ekonomik gücü kaybediyor. Savaş kaçınılmaz, çok net söyleyebilirim. Savaşı illa top tüfekle düşünmeyin, ticari savaş, siber güvenlik savaşı, dezenformasyon savaşı, biyolojik savaş gibi birçok çeşidi var. Bu ortam bizi daha çatışmacı ve agresif bir ortamla karşı karşıya bırakıyor. İkincisi; ‘küreselleşme öldü’ gibi söylemler var. Devinimde ölen bir şey yok. Kapitalizm ya da küreselleşme şekil değiştiriyor. Bunla birlikte ortaya bir şey çıktı; önce pandemide, sonra Rusya-Ukrayna Savaşı’nda, şu anda Trump tarifeleriyle beraber küresel tedarik sisteminin aksamış olduğunu gördük. Küreselleşmenin temel kavramı; ‘bir ürün nerede ucuz üretiliyorsa bırak orada üretilsin’ ama artık tedarik zincirinde sorunlar var. Bunun yerini bir kavram aldı; ulusal güvenlik ve dayanıklılık odaklı bölgeselleşme politikaları. Türkiye’nin ABD ile doğal gaz anlaşmaları yapması maliyet olarak pahalı görünebilir ama sürdürülebilirlik anlamında baktığınız zaman buna birebir uyuyor. Üçüncü değişim, popülizm ya da aşırı sağın iktidara geldiği bir eğilim gibi görünüyor. Artık seçmen de tüketici de yeni şeyler duymak istiyor; bunu vermemiz lazım. Dördüncü değişken; son yıllarda genç nesillerin bakış açısı farklılaşmaya başladı. Pandemiden sonra YOLO (You Only Live Once) diye bir inanış başladı, hayat bir gün, o da bugün. Yeni jenerasyon geleneksel hedefler yerine, anlık deneyim, kişisel refah ve yaşam kalitesini önemsemeye başladı. Artık tüketim sadece bir ihtiyaç fonksiyonu değil. Beşincisi; teknoloji ki artık bu hayatın en temel unsurlarından birisi. Değişen başka bir faktör doğurganlık. Türkiye’de doğurganlık oranı 1,48. Türkiye’nin en temel sorunlarından birisi. Uzun vadede genç jenerasyon kaybolacak. Yaşlılık, sağlık meselesi, alttan çalışan gelmeyecek. Çerkezköy’de Hint mahallesi, Manisa’da Çin mahallesi olacak. Dünyanın her tarafında böyle ama Türkiye en kötülerden biri. Son faktör, sürdürülebilirlik meselesi ama bunu sadece iklim ve hava sıcaklığı diye nitelendirmeyin. Sürdürülebilirlik her tarafta karşımızda. Aile şirketlerinde patrondan ikinci kuşağa devirde olduğu gibi siyasette de sonraki jenerasyonlara devir konusunda Türkiye’nin sürdürülebilirlik problemi var. 7 tane madde sıraladım. Dünün yarına göre daha farklı olduğunu ve geride kaldığını, yarının ise yeni şeyler getirdiğini söyleyen 7 faktör. Her sene Zirve’de yaptığım sunumda ‘önümüzdeki sene inşallah geçen seneye göre daha iyi olur’ diyorum ama çok da öyle olmuyor. Temel sebebi şu aslında; bilim çok nettir. Bir kez bilime aykırı bir hareket yapıp merkezden uzaklaştığınız zaman, merkeze dönmeniz zaman alır. Türkiye geçmişte fiyatların yükselmemesi için katı kurallar uyguladı. Enerjide de benzer şeyleri gördük 1970’te. Biz faizleri aşağı çektik, sonra ipin ucu elimizden kaçtı, yüzde 50 faizle iki yıldır boğuşmaya çalışıyoruz. Çünkü uzun süre fiyat mekanizmasını kontrol ettiğiniz zaman o bir yerden sonra kaçarsa, sert bir şekilde yukarı kaçar. Enflasyon patlak verdi. Demirel enflasyona toplum düşmanı diyordu. Enflasyonun sadece faiz ya da büyüme tarafına bakmayın. Bence enflasyonun Türkiye ekonomisine getirmiş olduğu en büyük problem; ahlaki çöküntüdür. Bunu nasıl çözeceğiz bilmiyorum. 2023’ün ortasından beri enflasyonu çözmek için Sayın Bakanımız Mehmet Şimşek’in öncülüğünde sıkı bir para politikası uyguladık. Bunda belli ölçüde başarılı olduk, yıllık enflasyon resmî rakamlarla yüzde 80’den yüzde 31’e, gayri resmi rakamlarla yüzde 150’lerden yüzde 31’e düşürdük. Başka başarılarımız da oldu; Türk Lirasının değerini kurtardık. Türk Lirası yatırımlarda tercih edilmiyordu, şu an geldiğimiz zaman mevduatın yüzde 60’ı civarı Türk lirası. Fakat her ilacın bir yan etkisi vardır.
Bakan Bayraktar, Sıfır Atık Festivali’ni ziyaret etti5 Haziran 202620:06 APED’den Dünya Çevre Günü’nde çağrı: Basılı fiş uygulaması kaldırılsın5 Haziran 202618:01 TABGİS’ten dağıtım şirketlerine ziyaret5 Haziran 202617:23 Sıfır Atık Forumu 2026’da döngüsel ekonomi ele alındı5 Haziran 202616:28 Nijerya, Türkiye ile madencilikte teknoloji transferi ve yatırım ortaklığı hedefliyor5 Haziran 202615:18