COP31 2026’da Türkiye’de

Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’nin 31. Taraflar Konferansı (COP31), 2026 yılında Türkiye’nin ev sahipliğinde gerçekleştirilecek. Karar, kapsamlı diplomatik müzakereler, iş birliği odaklı stratejiler ve uluslararası diplomaside atılan adımlarla kesinleşti.

COP31 2026’da Türkiye’de
Petroturk | Enerji Haberleri
  • Yayınlanma1 Aralık 2025 12:14
Mehmet Ekici – İstanbul

Türkiye, iklim değişikliğiyle mücadelede uluslararası iş birliği ve kapsayıcılık ilkelerini ön plana çıkararak COP31’in başkanlığı ve ev sahipliğini üstleniyor. Karar, Türkiye’nin adaylık sürecinde yürüttüğü diplomatik temaslar ve Avustralya ile yapılan müzakerelerin ardından kesinleşti. Türkiye, konferansın yalnızca kendi bölgesine değil, iklim krizinden en çok etkilenen kırılgan bölgelere de odaklanan bir platform olarak gerçekleşmesini hedefliyor.

DİPLOMATİK SÜRECİN ADIM ADIM İLERLEYİŞİ

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Brezilya’nın Belem kentinde gerçekleştirilen COP30 Genel Kurulu’nda yaptığı açıklamada, Türkiye’nin COP31’in taraflar konferansı başkanlığını ve ev sahipliğini üstlendiğini duyurdu. Kurum, iklim değişikliğiyle mücadelenin insan ve doğa arasında bir “merhamet sözleşmesi” anlayışıyla yürütüldüğünü vurguladı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın uluslararası diplomasideki rolü sayesinde farklı görüşlere sahip tarafların bir araya gelerek çözümler üretebildiğini belirten Kurum, bu yaklaşımın dünya barışına ve küresel sorunların çözümüne katkı sağladığını ifade etti.

Türkiye’nin COP31 adaylığı, BM Genel Kurulu çerçevesinde Avustralya ile yürütülen diplomatik müzakerelerle şekillendi. Başlangıçta eş başkanlık modeli üzerinde görüş ayrılıkları yaşanmış olsa da, Türkiye süreci tek başına yürütmeye hazır olduğunu ortaya koydu. Sonuçta, COP31’in başkanlığı ve ev sahipliği Türkiye’ye geçti. Avustralya ise COP31 müzakerelerinde başkan yardımcısı ve “müzakere başkanı” olarak yer alacak. Bu model, çok taraflılığı güçlendiren ve kapsayıcı bir yaklaşımı temsil eden olağanüstü bir uygulama olarak değerlendiriliyor.

AVUSTRALYA İLE İŞ BİRLİĞİ MODELİ

Süreçte Avustralya tarafında bazı tartışmalar da yaşandı. Ülke içindeki muhalefet, İklim Değişikliği Ve Enerji Bakanı Chris Bowen’ın uluslararası müzakerelerdeki rolünü eleştirdi. Bowen’ın görevinin enerji fiyatlarını düşürme sorumluluğuyla çelişeceği öne sürüldü. Ancak uzmanlar, Bowen’ın daha önce dünya çapında birçok COP toplantısını yöneten bakan ve diplomat örnekleriyle bu sorumluluğu dengeli biçimde yerine getirebileceğini belirtti. Bowen, COP31 öncesi Pasifik odaklı toplantıları yürütecek ve müzakerelerde önemli bir rol üstlenecek.

Türkiye, COP31’i yalnızca kendi bölgesinin değil, tüm kırılgan bölgelerin çıkarlarını gözeten adil ve dengeli bir konferans olarak düzenlemeyi taahhüt ediyor. Bakan Kurum, sürecin tüm taraflar ve küresel iklim krizine karşı yürütülen çabalara hayırlı olmasını diledi. Ayrıca Türkiye’nin COP31 sürecinde, 2053 net sıfır emisyon hedefine yönelik somut adımlar attığını ve Sıfır Atık Seferberliği gibi küresel çevre hareketlerine katkı sunduğunu vurguladı.

Böylece Türkiye, COP31 sürecinde hem diplomatik liderliğini pekiştiriyor hem de kapsayıcı, adil ve şeffaf bir iklim eylemi modeli sunuyor. Konferansın, dünyanın farklı bölgelerinden gelen delegeleri bir araya getirerek, iklim krizine karşı küresel iş birliğini güçlendirmesi hedefleniyor.

BAKAN KURUM TÜRKİYE’NİN COP31 YOLCULUĞUNU PAYLAŞTI

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Türkiye’nin önümüzdeki yıl ev sahipliği ve başkanlığını yürüteceği COP31 Taraflar Konferansı ile ilgili paylaşım yaptı.

Bakan Kurum, Türkiye’nin iklim değişikliği ile mücadelede hayata geçirdiği başlıkların sıralandığı paylaşımına, “21 yılda hayata geçirdiğimiz devrim niteliğindeki kararlar sonrasında, iklim değişikliği ile mücadelemiz COP31 Taraflar Konferansı’na ev sahipliğiyle taçlandı. O tarihi adımlarla Türkiye, dünyadaki çevre politikalarını belirleyen en büyük platformlardan birinin direksiyonuna geçmiş; iklim değişikliğiyle mücadelede yalnızca takip eden değil; yol gösteren küresel bir aktör haline gelmiştir” notunu düştü. 2004’te BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’nin imzalanmasıyla başlayan Türkiye’nin iklim eylemi, 2021 yılında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın dünyaya ilan ettiği 2053 Net Sıfır Emisyon Hedefi ile hızlandı. Son 2 yılda COP31 ev sahipliği için yürütülen mekik diplomasisi Brezilya’da 5 gün boyunca devam eden müzakereler sonrası Türkiye’nin zaferiyle sonuçlandı.

Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (BMİDÇS/ UNFCCC) 31. Taraflar Konferansı’na (COP31) Türkiye’nin ev sahipliği yapması, hem uluslararası görünürlük hem de iklim diplomasisinde belirleyici konuma gelmesi açısından büyük önem taşıyor. Taraflar Konferansları, 196 ülkenin katılımıyla her yıl düzenleniyor. Sera gazı azaltım hedefleri, uyum politikaları, iklim finansmanı, kayıp zarar mekanizmaları ve karbon piyasalarının kurallarının belirlendiği oturumlar iklim kriziyle mücadele eden dünya için hayati önem taşıyor. Paris Anlaşması’nın uygulanmasına ilişkin kurallar da COP toplantılarında şekilleniyor.

“TÜRKİYE YOL GÖSTEREN KÜRESEL BİR AKTÖR HALİNE GELMİŞTİR”

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Türkiye’nin iklim değişikliği ile mücadelede hayata geçirdiği başlıkları, “21 yılda hayata geçirdiğimiz devrim niteliğindeki kararlar sonrasında, iklim değişikliği ile mücadelemiz COP31 Taraflar Konferansı’na ev sahipliğiyle taçlandı. O tarihi adımlarla Türkiye, dünyadaki çevre politikalarını belirleyen en büyük platformlardan birinin direksiyonuna geçmiş; iklim değişikliğiyle mücadelede yalnızca takip eden değil; yol gösteren küresel bir aktör haline gelmiştir” mesajıyla paylaştı.

2004’TE TARİHİ İMZA

Türkiye’nin iklim kriziyle mücadele için attığı kararlı adımlar 2004’e uzanıyor. Türkiye, 21 Mart 1994 tarihinde yürürlüğe giren Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’ne 4 Mayıs 2004’te taraf oldu. 2009 yılında ise Kyoto Protokolü’ne katıldı. Türkiye, Paris İklim Anlaşması ise 22 Nisan 2016’da New York’ta düzenlenen Yüksek Düzeyli İmza Töreni’nde 175 ülke temsilcisiyle birlikte “gelişmekte olan bir ülke” olarak imzaladı. Paris Anlaşması, Kyoto Protokolü’nün sona erme tarihi olan 2020 sonrası iklim değişikliği rejimini düzenlemeyi amaçlayan anlaşmayı bugüne kadar dünya genelinde 195 taraf (194 Devlet ve Avrupa Birliği) kabul etti.

TÜRKİYE’NİN ÖNCELİĞİ KAPSAYICILIK VE ADİL İKLİM EYLEMİ

Diplomatik kaynaklar, Türkiye’nin adaylık sürecinde iş birliği ve kapsayıcılık ilkelerini ön plana çıkardığını, bunun yalnızca bölgesel bir tercih değil, küresel dayanışmaya yönelik bir çağrı niteliği taşıdığını belirtti. Türkiye, Pasifik ve Afrika gibi kırılgan bölgeler için özel oturumlar düzenleyerek, bu ülkelerin iklim krizine karşı taleplerini ve acil ihtiyaçlarını doğrudan gündeme taşıyacak. Süreç boyunca Türkiye, tüm tarafların katılımını sağlayacak şeffaf ve adil bir yaklaşım benimsiyor.

Bakan Kurum, COP31’in Antalya’da gerçekleştirilecek etkinliklerin merkezinde Türkiye’nin duracağını vurguladı. Kurum, konferansın sadece bir toplantı değil, aynı zamanda küresel bir yeşil ticaret fuarına ev sahipliği yapacağını, bu sayede ülkeler arası iş birliğinin ve teknolojik paylaşımın güçleneceğini belirtti. Türkiye, konferansı kıtalar ve medeniyetler arası bir köprü olarak konumlandırmayı hedefliyor.

NEDEN PARİS İKLİM ANLAŞMASI?

Genel hedefi, küresel ortalama sıcaklık artışını sanayileşme öncesi döneme göre 2 derecenin altında tutmak ve mümkünse 1,5 derece ile sınırlamak olan Paris Anlaşması, iklim değişikliği konusunda yasal olarak bağlayıcı bir uluslararası anlaşma oldu. Ülkeler tarafından gerçekleştirilen giderek daha iddialı iklim eylemlerinden oluşan 5 yıllık bir döngü üzerine kurulu olan Paris Anlaşması için ülkeler 5 yılda bir, Ulusal Katkı Beyanları’nı (NDC) sunmakla yükümlü.

2053 NET SIFIR EMİSYON HEDEFİ VE İKLİM ŞURASI

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından 2053 Net Sıfır Emisyon Hedefi’nin açıklanmasının ardından ülkemizin uzun dönemli yol haritasının yapı taşlarını tüm paydaşlarla belirlemek amacıyla Türkiye’nin ilk İklim Şurası 21-25 Şubat 2022 tarihleri arasında Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından gerçekleştirildi. Şuraya kamu, özel sektör, üniversiteler, STK’lar ve öğrenciler dahil olmak üzere çeşitli paydaş gruplarından yaklaşık 5000 kişi katıldı. Şura sonrası 76’sının önceliklendirildiği toplam 217 tavsiye kararı ile Türkiye’nin uzun dönemli iklim değişikliği politikalarına yön veren bir yol haritası belirlendi. Bu yol haritası, İklim Kanunu, NDC, İklim Değişikliği Azaltım Stratejisi ve Eylem Planı ve Uzun Dönemli İklim Değişikliği Stratejisi hazırlıkları için temel teşkil etti.

BAKANLIĞIN İSMİNE İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ EKLENDİ

12. Kalkınma Planında da (2024-2028) “Çevrenin Korunması” başlığı altında Paris Anlaşması ve Türkiye’nin Ulusal Katkı Beyanı çerçevesinde ulusal koşullar gözetilerek sera gazı emisyonlarının azaltılması ve iklim değişikliğine uyum eylemlerinin güçlendirilmesine ilişkin tedbirler yer aldı. Orta Vadeli Program (OVP) 2024-2026’da “Yeşil Dönüşüm” başlığı altında 2053 Net Sıfır Emisyon Hedefi ve ulusal kalkınma öncelikleri doğrultusunda, sera gazı emisyon azaltımını desteklemek için hedefler belirlendi. Ardından bu alandaki koordinasyon İklim Değişikliği Başkanlığı’na verildi. Aynı kararnameyle T.C. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın ismi T.C. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı olarak değiştirildi. İklim Değişikliği ve Hava Yönetimi Koordinasyon Kurulu (İDHYKK) yerini İklim Değişikliği ve Uyum Koordinasyon Kurulu’na (İDUKK) bıraktı.

ULUSAL KATKI BEYANLARI SUNULDU

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, 6-18 Kasım 2022’de Mısır’ın Şarm El Şeyh kentinde düzenlenen 27. Taraflar Konferansı’nda (COP27) Türkiye’nin Güncellenmiş Birinci Ulusal Katkı Beyanını (NDC) sundu. Türkiye, 2015 yılında yüzde 21 olarak açıkladığı hedefini 2030 yılı için yüzde 41 oranında azaltım hedefine yükselttiğini duyurdu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından 24 Eylül 2025’te ise New York’ta düzenlenen İklim Zirvesi’nde açıklanan Türkiye’nin İkinci Ulusal Katkı Beyanı (NDC 3.0), BMİDÇS Sekretaryasına sunuldu. Yeni beyan kapsamında, sera gazı emisyonlarının 2035 yılı itibarıyla referans senaryoya kıyasla 466 milyon ton CO2 eşdeğeri azaltılması ve emisyonların 643 milyon ton CO2 eşdeğeri seviyesinde sınırlandırılması taahhüt edildi.

TÜRKİYE’NİN İLK İKLİM KANUNU

Ulusal Katkı Beyanları ve 2053 Net Sıfır Emisyon Hedefi kapsamında Türkiye, en önemli adımı İklim Kanunu’nu hazırlayarak attı. 9 Temmuz 2025’te 20 madde ve 2 geçici maddeden oluşan Türkiye’nin ilk İklim Kanunu yürürlüğe girdi. Kanun, iklim değişikliği ile mücadelede esas olan sera gazı emisyonlarının azaltılması ve iklim değişikliğine uyum faaliyetlerini, planlama ve uygulama araçlarını, gelirleri, izin ve denetim ile bunlara ilişkin yasal ve kurumsal çerçevenin usul ve esaslarını kapsadı. İklim Kanunu ile iklim değişikliğiyle mücadeledeki kararlığını ortaya koyan Türkiye, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’un öncülüğünde COP Taraflar Konferansı’na başkanlık yapma hayalini kararlılıkla gerçeğe dönüştürdü.

COP BAŞKANLIK SERÜVENİ İÇİN İLK ADIM 2022’DE ATILDI

Türkiye, 2022’de Şarm El-Şeyh’te düzenlenen COP27’de, COP31 adaylığını ilan etti. Türkiye ile birlikte Birleşmiş Milletler çatısı altındaki Batı Avrupa ve Diğerleri (WEOG) grubunda yer alan Avustralya da aday oldu. Yaklaşık 2 yıl boyunca iki ülke arasında dostane görüşmelerle müzakere süreci yürütüldü. Bakan Kurum, bu bağlamda Avustralya İklim Değişikliği ve Enerji Bakanı Chris Bowen ve Azerbaycan İklim Değişikliğinden Sorumlu Cumhurbaşkanı Özel Temsilcisi, COP29 Başkanı Muhtar Babayev ile mekik diplomasisi yürüttü. Kimi zaman çevrimiçi kimi zaman yüz yüze kimi zaman uluslararası zirvede bir araya gelen 3 ülke arasında dostane diyaloglar gerçekleşti. Görüşmelerde Bakan Kurum, Türkiye’nin COP31’e ev sahipliği için gerek lojistik gerek insan kaynağı olarak hazır olduğuna dikkat çekti. Bakan Kurum, bu süreci yöneterek gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler arasında yeşil dönüşümü güçlendiren bir köprü oluşturmayı hedeflediklerinin altını çizdi. Taraflar 22 Eylül’de Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 80. Oturumu kapsamında New York’ta da bir araya geldi.

BELEM’DE AVUSTRALYA İLE ÇETİN MÜZAKERE

Süreç 10 Kasım’da Brezilya’nın Belem kentinde başlayan COP30 Taraflar Konferansı’nda nihayete erdi. COP31 dönem başkanlığı ve ev sahipliği için Türkiye’yi temsil eden Bakan Kurum, bir hafta boyunca Brezilya, Azerbaycan ve Avustralya ile müzakere yürüttü. Bakan Kurum müzakerelerde tarihi bağlarla örülü Türk-Anzak dostluğuna atıfta bulunarak Çanakkale’de temeli atılan bu ruhla iklim krizinin dünyadaki etkilerine karşı da ortak bir mücadelenin ortaya konulabileceğinin altını çizdi. Türkiye’nin, Akdeniz havzasında yer alması nedeniyle iklim değişikliğinin etkilerini derinden yaşayan ülkelerden biri olduğunu belirten Bakan Kurum, gelişmiş diğer ülkelerle kıyaslandığında, iklim değişikliğinde tarihsel sorumluluğu çok daha az olsa da Türkiye’nin kararlı iklim eylemlerini hayata geçirdiğine dikkat çekti. Türkiye’nin iklim değişikliği ile mücadelede küresel aktörlerinden biri olduğunu ifade eden Bakan Kurum, Türkiye’nin bu deneyimlerini paylaşma ve çok taraflı iklim diplomasisinde liderlik etmeye hazır olduğunu vurguladı. Bakan Kurum, Türkiye’nin İklim Kanunu, Sıfır Atık Hareketi, döngüsel ekonomi modelleri ve yenilenebilir enerji kaynağı çeşitliliğiyle 2053 Net Sıfır Emisyon Hedefi’ne kararlılıkla yürüdüğünü ve bu alanda örnek olduğunu belirtti.

196 ÜLKENİN LİDERLERİ TÜRKİYE’DE BULUŞACAK

2 yıllık diplomasi trafiği ve 5 günlük müzakereler Türkiye’nin zaferiyle sonuçlandı. Önümüzdeki yıl düzenlenecek COP31 Taraflar Konferansı’nın Dünya Liderler Zirvesi de dahil olmak üzere Türkiye’nin ev sahipliği ve başkanlığında yapılmasına karar verildi. Avustralya’nın sürece COP31 Başkanı tarafından görevlendirilecek ve sadece müzakere süreçleri çerçevesinde “Müzakereler Başkanı-President of Negotiations” rolü ile destek sağlaması, Pre-COP’un ise Pasifik ülkelerinin birinde Avustralya öncülüğünde yapılması konularında da uzlaşma sağlandı. Türkiye “Hiçbir ülkenin geride bırakılmayacağı daha adil ve kapsayıcı bir diplomasi” hedefiyle ev sahipliğini elde etti. Tarihi bir diplomasi başarısı gösteren Türkiye; iklim değişikliği ile mücadelede BM’nin en önemli organizasyonu olan COP’a ilk kez ev sahipliği yapacak. Türkiye oturumlarda gelişmekte olan ülkelerle gelişmiş ekonomiler arasında köprü olacak. 196 ülkenin liderleri iklim krizine karşı taahhütlerini, politikalarını ve çözüm önerilerini Türkiye’de tartışacak.

COP’A EV SAHİPLİĞİ YAPMAK KÜRESEL BİR PRESTİJ

COP Taraflar Konferansı’na ev sahipliği uluslararası görünürlük ve iklim diplomasisinde belirleyici konuma gelme açısından küresel önem taşıyor. COP toplantısında, ülkelerin sera gazı azaltım hedefleri, uyum politikaları, iklim finansmanı, kayıp-zarar mekanizmaları ve karbon piyasalarının kuralları belirleniyor. Ev sahipliği, ülkelere hem diplomatik hem ekonomik hem de çevresel birçok kazanım sunuyor. Bir ülke COP’a ev sahipliği yaptığında, küresel iklim politikalarının merkezine yerleşerek önemli bir diplomatik görünürlük elde ediyor. Zirveye katılan on binlerce delege sayesinde turizm, konaklama, ulaşım ve hizmet sektörlerinde ciddi bir ekonomik hareketlilik yaşanıyor. Bu süreç aynı zamanda ev sahibi ülkede yeşil dönüşüm çalışmalarına ivme kazandırıyor. Yenilenebilir enerji, sürdürülebilir şehircilik ve iklim uyum projeleri daha güçlü bir şekilde gündeme taşınıyor. Uluslararası finans kuruluşları ve iklim fonlarının ilgisi artarken, ülke temiz enerji ve iklim finansmanı alanlarında daha fazla yatırım çekme potansiyeline sahip oluyor. Bununla birlikte ev sahibi şehir, iki hafta boyunca dünyanın dikkatini üzerine çekerek “iklim diplomasisinin merkezi” konumuna geliyor ve küresel tanınırlığını güçlendiriyor.