‘Elektrikli araçlardan yeşil enerjiye Ankara KDZ’lerle sıçrama hazırlığında’

Ankara Sanayi Odası (ASO), küresel üretim dengelerinin hızla değiştiği bir dönemde, Türkiye’nin ve özelde Ankara sanayi ekosisteminin Küresel Değer Zincirleri’ndeki stratejik konumunu güçlendirecek dönüşüm adımlarını mercek altına aldı. İlgili raporda, elektrikli araçlardan yeşil enerjiye, sürdürülebilir lojistikten ileri malzeme teknolojilerine kadar birçok başlıkta Ankara’nın potansiyelini gösterebileceği alanların altı çizildi.

‘Elektrikli araçlardan yeşil enerjiye Ankara KDZ’lerle sıçrama hazırlığında’
Petroturk | Enerji Haberleri
  • Yayınlanma6 Ağustos 2025 11:48

Sibel Cennetoğlu – Ankara

Ankara Sanayi Odası, ‘Küresel Değer Zincirlerinde Stratejik Konum: Ankara Sanayi Ekosistemi İçin Yönelimler ve Politika Önerileri’ başlıklı bir rapor yayınladı.

Raporda, Türkiye’nin ve özelde Ankara’nın Küresel Değer Zincirlerindeki (KDZ) mevcut pozisyonu ile sanayinin yüksek katma değerli aşamalara geçebilmesi için gerekli olan yapısal dönüşüm başlıklarına ve politika önerilerine yer verildi.

Çalışmada, küresel ticaretin yaklaşık yüzde 70’inin doğrudan veya dolaylı olarak Küresel Değer Zincirleri (KDZ) üzerinden yürütüldüğü, gelişmiş ülkelerin ihracatının yüzde 50’si, gelişmekte olanların ise yüzde 60’ından fazlasının bu zincirler içinde gerçekleştiği hatırlatıldı.

Bu yeni rekabet paradigmasında öne çıkmak isteyen ülkelerin artık yalnızca üretim miktarını değil, nitelikli istihdam ve teknolojiye erişimleriyle üretimin niteliğini de artırması gerektiği vurgulandı.

KDZ’lerin merkezinde artık düşük maliyet değil teknoloji kullanımının ve nitelikli insan kaynağının yer aldığına dikkat çekilen raporda, Ar-Ge’den tasarıma, lojistikten satış sonrası hizmetlere kadar uzanan yüksek katma değerli markalaşma ve sürdürülebilirlik faaliyetleri gibi alanlardaki yetkinliklerin, ülkelerin küresel sistemdeki yerini belirlediği ifade edildi.

“ANKARA’YI TEKNOLOJİ GELİŞTİREN BİR MERKEZE DÖNÜŞTÜRÜYORUZ”

ASO Başkanı Seyit Ardıç, rapora ilişkin değerlendirmesinde dijitalleşme, sürdürülebilirlik ve yenilikçilik ekseninde dönüşen küresel ekonomide Ankara’nın iddialı bir oyuncu olabileceğine dikkat çekti.

“Bu süreçte yalnızca üretimi artırmak yeterli değil. Verimlilik eşliğinde ekonomik çeşitliliğimizi ve ürün sofistikasyonu yüksek ihracatımızı artırarak KDZ’lerde daha güçlü bir yer edinmeliyiz” diyen Ardıç, şöyle devam etti:

“Ankara’yı üretimin ötesine taşıyıp teknoloji geliştiren bir merkeze dönüştürmek için tüm paydaşlarla iş birliği içinde çalışıyoruz. Sanayi dönüşümünü ölçebilecek veri setleri geliştirerek, izleme ve değerlendirme mekanizmaları aracılığıyla süreçleri takip edip iyileştirerek; hızlı büyüyen ve potansiyel gösteren KOBİ’lerimizi, hedefli destek mekanizmaları ile KDZ’lere entegrasyonda stratejik aktörler haline getirilebiliriz. Bu rapor; Ankara’nın küresel üretim sistemlerinde sadece bir tedarik noktası değil, karar zincirlerinde yer alan, yenilik geliştiren, risk yöneten ve teknolojik çözümler sunan bir aktör haline gelmesi için hazırlandı. Bu doğrultuda, ASO bünyesinde ‘Finansa Erişim Merkezi’, ‘KOBİ Yönlendirilmiş Fon Programı’, ‘Küresel Ölçekli Tedarikçi Yükseltme Platformu’ gibi firmalarımızın kapasite, kaynak ve yetkinliklerini daha üst seviyelere taşıyacak rehberlik ve yönlendirme kanalları planlamaktayız. Bu alanlar sadece Ankara’nın değil, ülkemizin sanayi vizyonu açısından da stratejiktir. Ankara Sanayi Odası olarak bu dönüşüm sürecinde, yalnızca mevcut koşulları yönetmekle yetinmeyecek; geleceği tasarlayan, ortak aklı büyüten, kapsayıcı şekilde teknolojiyi, çevreyi ve insanı merkezine alan bir üretim modelini kurumsallaştırmak için çalışmaya devam edeceğiz.”

‘ASO SERBEST BÖLGESİ VE ASO TEKNOLOJİ ÜSSÜ PROJELERİYLE KDZ’LERDE GÜÇLENECEĞİZ’

Ankara Sanayi Odası’nın, sanayi ve teknolojinin gelişimindeki öncü rolüyle iki yeni vizyon projesini hayata geçirmeye hazırlandığını belirten ASO Başkanı Ardıç, “4 Organize Sanayi Bölgemizin yer aldığı Temelli Sanayi Havzası’nda kuruluş çalışmalarına başladığımız ASO Teknoloji Üssü ve ASO Serbest Bölgesi, Ankara’nın Küresel Değer Zincirlerine daha güçlü bir şekilde eklemlenmesini sağlayacak. 440 bin metrekaresi kapalı olmak üzere 1,2 milyon metrekare alan üzerinde kuracağımız ASO Teknoloji Üssü tam kapasiteye ulaştığında faaliyet gösterecek 800’ün üzerinde firmayla 20 bin civarında yeni nitelikli istihdam ve yıllık 1,5 milyar dolar ihracat artışı sağlayacak. ASO Teknoloji Üssü’nün hemen karşısındaki 4,5 milyon metrekare alan üzerinde kurulması planlanan ASO Serbest Bölgesinde ise faaliyet gösterecek 200’e yakın firmanın 40 bin civarında ilave istihdam oluşturmasını, dış ticaretimize 4 milyar dolar civarında katkı sağlanmasını planlıyoruz. Bu iki projeyle birlikte Ankara ekonomisi yüksek katma değerli üretim ve ihracata katkısıyla Küresel Değer Zincirlerinde ülkemizin rolünü artıracak, sürdürülebilir kalkınmamıza en üst düzeyde katkı sunacaktır” dedi.

TÜRKİYE’NİN KÜRESEL ÜRETİM ZİNCİRLERİNDEKİ YERİNİ GÜÇLENDİRECEK ADIMLARINDA ENERJİ SEKTÖRÜNÜN ROLÜ

Raporda, Türkiye’nin küresel üretim zincirlerindeki yerini güçlendirecek yapısal dönüşüm adımları masaya yatırıldı.

Ankara sanayisinin mevcut yapısından yüksek katma değerli aşamalara geçebilmesi için atılması gereken adımların detaylı şekilde ele alındığı ASO raporunda; ‘Ar-Ge ve tasarım kabiliyetlerinin güçlendirilmesi ve sürdürülebilir üretim ve yeşil dönüşüm yatırımlarının teşvik edilmesi’ gibi başlıklardan oluşan sektörel unsurlar öne çıktı.

Rapordan öne çıkan unsurlar şu şekilde sıralandı:

PANDEMİ SONRASI YENİ DENGE: KÜRESEL DEĞER ZİNCİRLERİNDE YEŞİL DÖNÜŞÜM

2020’li yıllara girilirken küresel değer zincirleri (KDZ), iklim krizi, dijitalleşme ve jeopolitik kırılmalar gibi çok katmanlı baskılar altında yeniden şekillenmeye başladı. Bu dönüşümün merkezinde ise pandemiyle gelen kırılma, yeşil dönüşüm ivmesi ve ‘Endüstri 4.0’ teknolojilerinin hızlı entegrasyonu yer aldı.

2019’un sonlarında ortaya çıkan COVID-19 pandemisi, başta Çin olmak üzere birçok üretim merkezinin geçici olarak kapanmasına yol açtı. Bu durum, küresel çapta ilaç, çip ve medikal ekipman gibi stratejik ürünlerde arz krizini tetikledi. Küresel şirketler, “Just-in-Time” (tam zamanında üretim) anlayışından uzaklaşarak daha fazla stok tutma ve tedarikçi ağlarını çeşitlendirme yönünde stratejiler geliştirmeye başladı.

Pandemi sonrası toparlanma süreci, şirketlerin sadece ekonomik değil, çevresel ve etik performanslarını da göz önünde bulundurmasını zorunlu kıldı. Elektrikli araç üretimi, yenilenebilir enerji yatırımları, geri dönüştürülebilir malzeme kullanımı ve sürdürülebilir lojistik uygulamaları, KDZ’lerin vazgeçilmez unsurları hâline geldi.

Özellikle yatırım tarafında, Çevresel, Sosyal ve Yönetişim (ESG) kriterleri öne çıktı. Yeşil krediler ve sürdürülebilir fonlar, yalnızca çevreci projeleri değil, aynı zamanda uzun vadeli risk yönetimini de mümkün kıldı.

Bir diğer kritik dönüşüm, üretim hatlarına entegre edilen yeni nesil teknolojiler oldu. IoT (nesnelerin interneti), yapay zekâ, 3D baskı ve blockchain gibi çözümler, tedarik zincirlerini hem daha şeffaf hem de daha esnek hâle getirdi. Amazon, Tesla ve BMW gibi devler, tam otomatik fabrikalar kurarken yerel tedarikçilere yönelme stratejileriyle üretimi bölgeselleştirme adımları attı.

VERİMLİLİK VE KÜRESEL DEĞER ZİNCİRLERİNDE TÜRKİYE SIÇRAMA EŞİĞİNDE

Rapora göre, küresel ticaretin yapısı hızla değişirken, Türkiye üretim süreçlerinde düşük maliyet avantajının ötesine geçerek verimlilik temelli sanayi politikalarına yönelmek zorunda. Ankara Sanayi Odası ve Dünya Bankası verileri, Türkiye’nin bilgi ve teknolojiye dayalı büyüme sürecine geçişte kritik bir dönemeçte olduğunu gösteriyor.

Ucuz iş gücü, doğal kaynaklara erişim ve düşük lojistik maliyetleri üretim avantajı sunmaya devam etse de artık sürdürülebilir verimlilik artışı olmadan rekabet gücünü korumak neredeyse imkânsız. Hammaddeye yakınlık, enerji fiyatları ve enerji verimliliği gibi unsurlar üretim maliyetlerini etkilerken, asıl farkı yaratacak olan unsur, yüksek kaliteli ve esnek üretim kapasitesi olarak öne çıkıyor.

Verimlilik, yalnızca üretim miktarını değil, kaynakların etkin kullanımı, enerji verimliliği, katma değer yaratımı ve rekabet gücü ile doğrudan bağlantılı. Bu nedenle, Türkiye’nin ‘Yeni Sanayi Stratejisi’ de bu eksende şekilleniyor.

DİJİTAL VE ENERJİ DÖNÜŞÜMÜNDE FIRSAT PENCERESİ

Türkiye için dijitalleşme ve enerji dönüşümü ise sanayide rekabetçi sıçrama yapabilmek için nadir bulunan eşzamanlı fırsatlar sunuyor. Endüstri 4.0, yapay zekâ, otomasyon ve yeşil enerji teknolojileri gibi alanlar, sadece sanayi verimliliğini artırmakla kalmıyor aynı zamanda Türkiye’nin KDZ’lerde daha yüksek katma değerli halkalara geçişine de kapı aralıyor.

Bu noktada uygulanması gereken politika önerileri şu şekilde sıralandı:

-Ar-Ge ve inovasyona dayalı üretim modeli kurulmalı, enerji verimliliği ve dijital altyapı yatırımları hızlandırılmalı,

-Nitelikli insan kaynağı için sanayi-eğitim iş birliği güçlendirilmeli,

-Yerel ve küresel yetenek havuzlarından daha iyi yararlanılmalı,

-ESG ve sürdürülebilirlik kriterleri, ihracat stratejilerinin parçası olmalı.

ANKARA, ENERJİ GİBİ STRATEJİK SEKTÖRLERE KRİTİK GİRDİLER SAĞLIYOR

Rapora göre Ankara, savunma elektroniği, medikal cihaz üretimi ve enerji elektroniği gibi orta-yüksek teknoloji sektörlerinde yakaladığı ivmeyle küresel değer zincirlerinde (KDZ) kritik bir aktör olma yolunda ilerliyor. 2023 verilerine göre Ankara’nın ihracatında en yüksek payı, 6,2 milyar dolarla bu segmentteki ürünler oluşturdu.

Ankara, ileri malzemeler ve nanoteknoloji alanında savunma, enerji, medikal ve havacılık gibi stratejik sektörlere kritik girdiler sağlıyor. ODTÜ Kompozit Araştırma Merkezi ve Bilkent NANOTAM gibi akademik yapılar, Ar-Ge’nin ticarileşmesine katkı sağlarken, bu iş birlikleri daha hafif zırhlar, yüksek verimli güneş panelleri ve biyomalzemeler gibi ürünlerle KDZ’lerdeki yerimizi yukarı taşıyor.

Küresel değer zincirlerine entegre olmanın ön koşulu, dinamik ve sektör odaklı bir işgücü yapısı. Bu kapsamda Ankara Sanayi Odası (ASO), OSB’lerdeki teknik liseler ve MYO’larla iş birliğine giderek, ERP sistemleri, otomasyon, temiz enerji gibi alanlara özel modüler eğitim programları geliştirmeyi hedefliyor. Kadınlar ve gençler gibi potansiyel segmentler için yeniden beceri kazandırma (reskilling) çalışmaları kritik rol oynayacak.

YEŞİL VE DİJİTAL DÖNÜŞÜMÜN ANAHTARI

KOBİ’lerin yeşil ve dijital dönüşüme uyum sağlayabilmesi için finansmana erişim en büyük engel olarak öne çıkıyor. ASO’nun gündemindeki ‘ASO Finans Erişim Merkezi’ projesi, bu sorunu çözmek için özel danışmanlık, finansal okuryazarlık ve yatırımcı-banka eşleştirmesi gibi hizmetleri içerecek.

Ayrıca önerilen ‘KOBİ Yönlendirilmiş Fon Programı’, performansa dayalı, geri ödemesiz desteklerle Ar-Ge ve patent yatırımlarının önünü açacak. Böylece KOBİ’lerin stratejik dönüşümü, sürdürülebilir kalkınma hedefleriyle uyumlu hale gelecek.

MOTORLU TAŞITLAR VE DİĞER RİSKLİ SEKTÖRLERDE YEŞİL MUTABAKAT ALARMI

Türkiye’nin ihracatında başı çeken motorlu taşıtlar sektörü, AB’nin karbonsuzlaşma politikaları ve elektrikli araçlara geçiş süreci nedeniyle ciddi bir dönüşüm baskısı altında. Benzer riskler, enerji, kimyasallar, madencilik ve ulaştırma gibi sektörler için de geçerli.

Türkiye’nin karbon yoğun sektörlerde rekabet gücünü koruyarak sürdürülebilirliğini artırabilmesi için yapılması gerekenler arasında şu unsurlar sıralandı:

-Sektörel karbon ayak izi haritaları çıkarılmalı,

-İhracatçı firmalara CBAM (Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması) uyumu için teknik ve mali destek sağlanmalı,

-Ulusal karbon etiketleme sistemi kurulmalı,

-Yeşil OSB dönüşüm programları başlatılmalı.

Bu adımların hem çevresel riskleri azaltması hem de Türkiye’nin küresel değer zincirlerindeki konumunu güçlendirmesi bekleniyor.

Raporun sonuç kısmında ise Ankara’nın sanayi ekosisteminin yalnızca üretim değil; inovasyon, yetenek geliştirme ve yeşil dönüşüm üzerinden şekillendiğine vurgu yapıldı. Savunma elektroniğinden enerji teknolojilerine uzanan geniş yelpazede yüksek katma değerli üretim kapasitesi, başkent sanayisini KDZ’lerde daha yukarı taşımaya aday olarak gösterilen alanlar arasında yer alıyor.