
TÜREK 2026’nın ikinci gününde düzenlenen “Sanayi Günü” oturumlarında; yerli üretim kapasitesi, offshore rüzgar yatırımları, teknoloji dönüşümü ve küresel tedarik zincirindeki yeni fırsatlar masaya yatırıldı. TÜREB, GWEC ve Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı temsilcileri, Türkiye’nin rüzgar enerjisinde üretim üssü olma hedefi doğrultusunda yerlileşme ve sanayi yatırımlarının stratejik önemine dikkat çekti.
Türkiye rüzgar enerjisi sektörünün büyük organizasyonlarından biri olan Türkiye Rüzgar Enerjisi Kongresi (TÜREK 2026), ikinci gün programına “Sanayi Günü” oturumuyla devam etti.
Yerli üretim kapasitesi, teknoloji dönüşümü, tedarik zinciri yapılanması ve offshore rüzgar yatırımlarının öne çıktığı oturumlar; sektör temsilcileri, yatırımcılar, kamu otoriteleri ve uluslararası kuruluşların yoğun katılımıyla gerçekleştirildi.
Sanayi Günü açılışında sırasıyla TÜREB Başkanı Dr. İbrahim Erden, Küresel Rüzgar Enerjisi Konseyi (GWEC) CEO’su Ben Backwell ve T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Dr. Çetin Ali Dönmez konuşma yaptı.

Kongrenin ikinci gününde düzenlenen oturumlarda; yerli üretim kapasitesi, yeşil sanayi politikaları, küresel yatırım eğilimleri, ihracat potansiyeli, teknoloji yatırımları, offshore rüzgar projeleri ve enerji ekipmanlarında yerlileşme başlıkları kapsamlı şekilde ele alındı.
“Rüzgar sanayisi stratejik üretim gücüne dönüşüyor”
Açılış konuşmasını gerçekleştiren TÜREB Başkanı Dr. İbrahim Erden, Türkiye’nin rüzgar sanayisinde 20 yılı aşan dönüşüm süreci sonunda Avrupa’nın güçlü üretim merkezlerinden biri haline geldiğini söyledi.
Erden, “Bugün kanattan kuleye, jeneratörden bağlantı ekipmanlarına kadar birçok kritik bileşeni Türkiye’de üretebiliyoruz. Türkiye, rüzgar sanayisinde güçlü, güvenilir ve temiz bir üretim merkezi haline geldi” dedi.

Yerlileşmenin artık yalnızca bir politika tercihi değil, doğrudan ekonomi politikası olduğuna dikkat çeken Erden, rüzgar sanayisinin yalnızca enerji üretimiyle sınırlı kalmadığını; kalkınma, ihracat ve teknolojik dönüşüme de katkı sunduğunu ifade etti.
Türk rüzgar sanayisinin Avrupa’dan Latin Amerika’ya kadar birçok pazara ihracat gerçekleştirdiğini belirten Erden, sektörün yeniden güçlü büyüme ivmesi yakalayabilmesi için yerli aksam destek mekanizmalarının güncellenmesi gerektiğini kaydetti.
Erden, “Savunma sanayisinde yakalanan başarı hikayesinin benzeri rüzgar sanayisinde de mümkün. Türkiye, offshore rüzgar, kümelenme projeleri ve yeni yatırımlarla küresel tedarik zincirindeki konumunu daha da güçlendirecek” ifadelerini kullandı.

GWEC: “Türkiye küresel rüzgar ekosisteminde kritik rol üstlenecek”
GWEC CEO’su Ben Backwell ise küresel enerji dönüşümünde geri dönüşü olmayan tarihi bir kırılma yaşandığını belirterek, enerji güvenliği, ekonomik rekabet ve iklim hedeflerinin artık yenilenebilir enerji ekseninde şekillendiğini söyledi.
Rüzgar enerjisinin artık yalnızca çevresel bir tercih değil; güvenilir, rekabetçi ve stratejik bir enerji kaynağı haline geldiğini vurgulayan Backwell, dünyadaki yeni elektrik talebinin büyük bölümünün yenilenebilir enerji kaynaklarıyla karşılandığını ifade etti.
Türkiye’nin son yıllarda rüzgar enerjisinde önemli bir gelişim gösterdiğini belirten Backwell, ülkenin yalnızca kurulu güç açısından değil; ekipman, teknoloji ve üretim kapasitesi bakımından da küresel pazarda öne çıkan güçlü bir sanayi merkezi olduğunu söyledi.
Türkiye’nin Avrupa ile Asya arasında stratejik bir üretim ve enerji koridoru konumunda bulunduğunu kaydeden Backwell, ülkenin önümüzdeki dönemde küresel rüzgar ekosisteminde daha kritik bir rol üstleneceğini ifade etti.
Offshore rüzgar yatırımlarına da değinen Backwell, Türkiye’nin ilk offshore rüzgar ihalesine yönelik hazırlıklarını önemli bulduklarını belirterek, Türkiye’yi Küresel Deniz Üstü Rüzgar İttifakı’na katılmaya davet etti.
COP31 sürecinin Türkiye açısından önemli fırsatlar sunduğunu belirten Backwell, GWEC’in bu süreçte TÜREB ile yakın iş birliği içinde çalışacağını söyledi.

Dönmez: “Yerlileşme stratejik zorunluluk haline geldi”
T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Dr. Çetin Ali Dönmez de konuşmasında enerji arz güvenliği açısından yerlileşmenin stratejik önemine dikkat çekti.
Dönmez, “Bugün artık bazı ürünleri yalnızca parayla satın almanın yeterli olmadığı bir dönemden geçiyoruz. Bu nedenle enerji teknolojilerinde yerli üretim kapasitesinin artırılması uzun vadeli stratejik zorunluluktur” dedi.
Türkiye’nin yenilenebilir enerji kaynaklarını kalkınma stratejisinin merkezine yerleştirdiğini belirten Dönmez, rüzgar enerjisinin sahip olduğu sanayi değer zinciri, teknoloji geliştirme kapasitesi ve ihracat potansiyeliyle enerji dönüşümünde kritik rol üstlendiğini ifade etti.
Türkiye’nin rüzgar enerjisi alanında önemli üretim ve teknoloji altyapısı oluşturduğunu kaydeden Dönmez, Bakanlık olarak yatırım teşvikleri ve Ar-Ge destekleriyle sektörü desteklemeyi sürdürdüklerini belirtti.
HIT-30 programı kapsamında rüzgar teknolojilerinin öncelikli yatırım alanları arasında yer aldığını ifade eden Dönmez, offshore rüzgar teknolojileri, yeni nesil türbin sistemleri ve kritik ekipman üretimlerine yönelik destek mekanizmalarının devreye alındığını söyledi.
Türkiye’nin “Made in Europe” yaklaşımında stratejik konumda değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Dönmez, özellikle Kuzeybatı Ege’de gelişen üretim ekosisteminin offshore yatırımlar ve yeni lojistik altyapılarla daha güçlü hale geleceğini ifade etti.

Diyarbakır’da Dicle Üniversitesi yerleşkesinde petrol için 6 sondaj kuyusu açılacak4 Haziran 202613:02 Yeniköy Kemerköy Enerji, Water Europe üyesi oldu4 Haziran 202612:11 Rüzgar ve güneş yatırımları Türkiye’nin çevre hedeflerine katkı sağlıyor4 Haziran 202612:10 Togg iki modeliyle elektrikli otomobil satışlarında zirvede4 Haziran 202612:08 Girişim Elektrik Başkanı Harmanlı, enerji altyapısı yatırımlarının Türkiye için fırsat sunduğunu belirtti4 Haziran 202611:51