
Yenilenebilir enerji altyapılarında dijitalleşme hız kazanırken, yerli teknoloji girişimi Werover sahadaki görünmez riskleri görünür kılan çözümleriyle öne çıkıyor.
Enerji sektörü artık sadece rüzgarı hissetmekle yetinmiyor; onun kalp atışlarını da dinliyor. Werover, su altı tünellerinden türbin kanatlarına uzanan akıllı çözümleriyle yenilenebilir enerjinin görünmeyen dünyasını görünür kılıyor. Searover karanlık tünelleri 3D haritalarla aydınlatırken, Windrover rüzgarın kanadından gelen sesleri dinleyerek, erken aşamada hasar tespitini mümlün kılıyor. Hedef mi? Yenilenebilir enerjide sürdürülebilirliği sağlamak!
Yenilenebilir enerji üretim varlıklarının süreklilik, erişilebilirlik ve performans yönetimi ihtiyaçlarından hareketle kurulan Werover, enerji altyapılarında ‘durum izleme, arıza öncesi teşhis ve kestirimci & önleyici bakım çözümleri sunan yerli teknolojiler geliştiriyor. Şirketin iki ana çözümü olan Searover ve Windrover. Hidroelektrik Enerji Santralleri ve rüzgar türbin kanatlarında operasyonel görünürlüğü artırarak kestirimci ve önleyicii bakım çözümleri sunuyor.
Hidroelektrik Enerji santralleri için geliştirilen Searover, hidroelektrik enerji tünellerinin içindeki suyu boşaltmaya gerek duymadan, 3 Boyutlu tünel hartialaması ve modelleme, sediment birikimi analizi, kaplama ve korozyon tespiti ile yapısal bütünlük izleme yetenekleri sunuyor. Gelişmiş sonar, kamera ve sensör füzyonu teknolojisi ile sahadan toplanan veriler, yapay zeka tabanlı analiz motorunda işlenerek karar vericilere sonuçları, teknik rapor olarak sunuyor.
Rüzgar türbini kanatlarından gelen sesleri toplayarak, yapay zeka tabanlı bir ses analizi yaparak erken aşamada kanat hasar tespitini mümkün kılan Windrover, kanat üzerindeki çatlak, erozyon, deliminasyon, yıldırım hasarı gibi hasarları, yapay zeka tabanlı ses analizi ile erken aşamada tespit ederek, kanatlar için sürekli bir sağlık izleme sistemi sunuyor. Bu sayede, hasarlar büyümeden bakım onarım faaliyetleri yapılarak, olası kanat kayıpları önleniyor, duruş süreleri kısalıyor ve maliyetler yüzde 50 oranında düşüyor.
Werover’ın orta vadeli hedefi arıza odaklı üretim kayıplarını azaltma ve üretim varlıklarının yaşam döngüsü maliyetini optimize eden dijital çözümler ile, yenilenebilir enerjiyi sürdürülebilir hale getirmek.
Werover, yetkilisi Balca Yılmaz, gazetemiz muhabiri Sibel Cennetoğlu’nun sorularını, gazetemiz okuyucuları için cevaplandırdı.
Keyifli okumalar…
Werover olarak yenilenebilir enerji varlıklarının dijitalleştirilmesine odaklanıyorsunuz. Bu vizyon nasıl ortaya çıktı?
2018 yılında, TÜBİTAK tarafından aldığımız 1512 desteği ile, su altı robotları geliştirmeye başladık. Şirketimizin kurucuları, Balca Yılmaz ve Çağlar Erat, İstanbul Teknik Üniversitesi Kontrol ve Otomasyon Mühendisliği okurken, üniversite yıllarında geliştirdikleri fikir ve robotik çalışmaları ticarileştirmeye başladılar. İlk başlarda, endüstriyel görevler için kullanılan su altı robotları geliştiriyorduk. Daha sonralarda yaptığımız iş ve projelerimiz görünür hale geldi ve su altı robotu tarafındaki bilgi ve deneyimimizi, hidroelektrik enerji santrallerine taşıdık. Bu süre zarfında, birçok firma ile iletişime geçerek, operasyonel zorlukları dinleme şansımız oldu. Böylelikle, hidroelektrik enerji tünelleri için, santral içerisindeki suyu boşaltmadan, enerji tünellerinin, denetlenmesini mümkün kılacak özel su altı robotları geliştirdik. Bu sualtı robotlarımız ticarileşti ve patentlendi. Tübitak, Avrupa Uzay Ajansı gibi önemli kurumlardan destekler aldık. Bugün 6000 saatten fazla hidroelektrik enerji tünel inspection deneyimine sahibiz.
Werover olarak çıkış noktamız, enerji üretim altyapılarında görünmeyen problemleri görünür kılmak oldu. Yenilenebilir enerji santralleri doğası gereği dağınık, erişimi zor ve sürekli çalışması gereken sistemler. Biz de bu noktada, sahadaki operasyon ekiplerinin ‘gözleri ve kulakları’ olacak çözümler geliştirdik. Başlangıçta su altı robotlarımızla hidroelektrik enerji tünellerini denetliyorduk; zamanla bu yaklaşımı rüzgar alanına taşıdık.
“Yapay zeka, nesnelerin interneti ve robotik çözümler” üçlüsü, enerji sektörüne ne tür bir dönüşüm kazandırıyor?
Bu üçlü aslında enerji sektörünü reaktif bir yapıdan proaktif bir yapıya dönüştürüyor. Yani artık “arızayı beklemek” yerine, veriye dayalı olarak “önceden görmek” mümkün. IoT cihazlarımız sayesinde santrallerden sürekli veri toplanıyor, yapay zeka algoritmalarımız bu verileri analiz ederek anormallikleri erken aşamada tespit ediyor. Robotik sistemlerimiz ise bu tespitlerin sahada doğrulanmasını ve bakım planlarının optimize edilmesini sağlıyor. Sonuçta, insan hatası azalıyor, bakım maliyetleri düşüyor ve üretim sürekliliği artıyor.
Yenilenebilir enerji varlıklarının dijital ikizini oluşturmak veya uzaktan izlemek nasıl bir fark yaratıyor?
Dijital ikiz yaklaşımı, fiziksel bir varlığın sanal bir kopyasını oluşturmak anlamına geliyor. Searover gibi sistemlerle toplanan veriler sayesinde, bir hidroelektrik santralinin tünel veya cebri boru hattındaki değişimleri uzaktan takip etmek mümkün hale geliyor. Bu sayede potansiyel riskler, deformasyonlar veya tortu birikimleri erken tespit ediliyor. Böylece yalnızca bakım süreçleri değil, üretim planlaması da veriyle yönetilebilir hale geliyor. Bu fark, enerji sürekliliği ve maliyet optimizasyonu açısından kritik bir değer yaratıyor.
Türkiye’de bu alanda teknoloji geliştiren yerli şirket sayısı oldukça az. Werover bu anlamda nasıl bir boşluğu dolduruyor?
Türkiye’de uzun yıllar boyunca yenilenebilir enerji altyapıları dış kaynaklı ekipman ve denetim çözümleriyle yönetildi. Biz, bu alandaki teknolojik bağımsızlığı güçlendiren yerli bir alternatif sunuyoruz. Hem donanım hem yazılım tamamen kendi mühendislik ekibimiz tarafından geliştiriliyor. Ayrıca sistemlerimiz sadece tespit değil, analiz ve karar destek süreçlerini de kapsıyor. Bu yönüyle Werover, sahadaki mühendislerin iş yükünü azaltan, bakım planlamasını dijitalleştiren ve santral işletmecilerine stratejik veri sağlayan bir teknoloji partneri konumunda.
Türkiye’de, yenilenebilir enerji kaynakları için dijital kestirimci ve önleyici çözüm önerileri sunmaya ve teknolojimizi globalde de görünür kılmaya devam ediyoruz.
Geliştirdiğiniz robotik çözümler hangi enerji altyapılarında (örneğin rüzgar, güneş, hidroelektrik) aktif olarak kullanılıyor?
Bugün iki ana ürün hattımız var: Windrover ve Searover. Searover, hidroelektrik santrallerin su altı altyapılarında —özellikle tünel, cebri boru ve vana hatlarında— 3D haritalama, sediment birikimi analizi ve yapısal bütünlük takibi için kullanılıyor. Gelişmiş sonar ve kamera sistemleriyle donatılan bu robotlar, su boşaltmadan denetim yapılmasına imkan tanıyor. Windrover ise rüzgar türbini kanatlarında akustik tabanlı sürekli izleme sağlıyor. Her iki sistem de yapay zeka destekli veri analiziyle enerji üreticilerine erken uyarı ve karar desteği sağlıyor.
Yenilenebilir enerji yatırımlarının sürdürülebilirliği açısından dijital izleme neden bu kadar kritik hale geldi?
Çünkü enerji üretimi kadar “enerjinin sürekliliği” de artık sürdürülebilirliğin bir parçası. Arıza veya bakım nedeniyle yaşanan duruşlar yalnızca finansal değil, çevresel kayıplara da yol açıyor. Dijital izleme sayesinde, riskler erken tespit edilip plansız duruşlar önleniyor. Ayrıca, fiziksel denetimlere olan bağımlılık azaldığı için sahaya daha az insan ve araç gönderiliyor — bu da karbon salımını dolaylı olarak düşürüyor. Sonuçta hem operasyonel hem çevresel sürdürülebilirlik sağlanıyor.
Werover’un geliştirdiği teknolojilerin karbon ayak izini azaltma veya enerji verimliliğini artırma noktasında nasıl katkıları var?
Searover, su altı hatlarının bakımını optimize ederek hidroelektrik santrallerdeki verim kayıplarını önemli ölçüde azaltıyor. Örneğin, sediment birikiminin erken tespitiyle enerji dönüşüm kaybı yüzde 10’a kadar önlenebiliyor. Windrover tarafında ise erken hasar tespiti sayesinde türbin kanatlarının büyük onarımlarının veya tamir amaçlı taşıma süreçlerinin önüne geçiliyor. Bu da hem lojistik hem malzeme hem de üretim kesintilerinden kaynaklı karbon emisyonlarını düşürüyor. Özetle, bizim teknolojilerimiz yenilenebilir enerji üretimini yalnızca daha verimli değil, aynı zamanda daha “sürdürülebilir” hale getiriyor.
Diyarbakır’da Dicle Üniversitesi yerleşkesinde petrol için 6 sondaj kuyusu açılacak4 Haziran 202613:02 Yeniköy Kemerköy Enerji, Water Europe üyesi oldu4 Haziran 202612:11 Rüzgar ve güneş yatırımları Türkiye’nin çevre hedeflerine katkı sağlıyor4 Haziran 202612:10 Togg iki modeliyle elektrikli otomobil satışlarında zirvede4 Haziran 202612:08 Girişim Elektrik Başkanı Harmanlı, enerji altyapısı yatırımlarının Türkiye için fırsat sunduğunu belirtti4 Haziran 202611:51