Regülasyon ve Rekabet’in zirvesi

Enerji Piyasalarında Regülasyon ve Rekabet Zirvesi’nde konuşan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Türkiye’nin enerji piyasalarında yeni bir dönüşüm sürecine hazırlandığını ve küresel enerji krizlerine rağmen Türkiye’nin arz güvenliği açısından güçlü konumunu koruduğunu vurguladı. EPDK Başkanı Mustafa Yılmaz da Türkiye’de enerji piyasasının büyüklüğüne ve dönüşümüne dikkat çekti.

Regülasyon ve Rekabet’in zirvesi
Petroturk | Enerji Haberleri
  • Yayınlanma11 Mayıs 2026 09:05
Sibel Cennetoğlu – Antalya

Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) ve Rekabet Kurumu tarafından düzenlenen ‘Enerji Piyasalarında Regülasyon ve Rekabet Zirvesi’ 24-25 Nisan tarihlerinde Antalya’da gerçekleştirildi.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, buradaki konuşmasında, dünya tarihinin büyük enerji krizlerinden birinin yaşandığını ve bu durumun küresel ekonomiyi etkileyecek belirsizlikleri beraberinde getirdiğini söyledi.

Bakan Bayraktar, küresel ölçekte yaşanan enerji krizinin derinleştiğine dikkat çekerek Türkiye’nin enerji sektöründe hem arz güvenliği hem de piyasa yapısı açısından kapsamlı bir dönüşüm sürecinden geçtiğini açıkladı.

Bayraktar, özellikle pandemi sonrası dönemde artan enerji maliyetlerinin hane halkı üzerindeki etkisini azaltmak amacıyla elektrik ve doğal gazda tüketim bazlı destek modeline geçildiğini belirtti. Yeni sistemde düşük tüketimli aboneler desteklenirken, yüksek tüketim grupları kademeli olarak destek kapsamı dışına çıkarılıyor. Son üç yılda sağlanan enerji sübvansiyonlarının toplam büyüklüğünün güncel fiyatlarla 1,85 trilyon liraya ulaştığına işaret eden Bayraktar, bu modelin sosyal devlet anlayışıyla uyumlu bir piyasa mekanizması oluşturmayı hedeflediğini vurguladı.

KÜRESEL ENERJİ KRİZİ VE ARZ GÜVENLİĞİ

Küresel enerji piyasalarında yaşanan dalgalanmaların, özellikle Hürmüz Boğazı’nda yaşanan gelişmelerle daha da derinleştiğine dikkat çeken Bayraktar, enerji sektörünün artık sadece ekonomik değil aynı zamanda jeopolitik ve güvenlik odaklı bir alan haline geldiğini ifade etti. “Enerji alanında adeta büyük bir buhranla karşı karşıyayız” diyen Bayraktar, bu sürecin yeni bir enerji mimarisini zorunlu kıldığını dile getirdi.

Türkiye’nin mevcut durumda petrol ve doğal gaz arzında ciddi bir riskle karşı karşıya olmadığını belirten Bayraktar, kaynak çeşitlendirme, LNG altyapısı ve depolama yatırımları sayesinde sistemin dirençli hale getirildiğini söyledi.

ALTYAPI VE ÜRETİMDE KAPASİTE ARTIŞI

2002 sonrası dönemde enerji piyasalarının serbestleşmesiyle birlikte Türkiye’nin üretim altyapısında büyük bir genişleme yaşandığını belirten Bayraktar, elektrik kurulu gücüne 90 bin megavatın üzerinde yeni kapasite eklendiğini hatırlattı.

Türkiye’nin hidrokarbon arama faaliyetlerinde de önemli bir aşama kaydettiğini vurgulayan Bayraktar, Sakarya Gaz Sahası’nda günlük 9,5 milyon metreküp üretime ulaşıldığını, Gabar’da ise günlük 81 bin varil petrol üretildiğini açıkladı. Türkiye’nin denizlerde ve karalarda genişleyen arama filosu ile küresel ölçekte daha aktif bir oyuncu haline geldiğini ifade etti.

YENİ ENERJİ MİMARİSİ: DİJİTALLEŞME VE ELEKTRİKLEŞME

Bayraktar, 2026 yılı itibarıyla Türkiye’nin uzun vadeli enerji planlamasında yeni bir revizyon sürecine girdiğini belirterek, hazırlanmakta olan programın merkezinde dijitalleşme, elektrikleşme ve esnek piyasa yapılarının yer alacağını söyledi. Yeni enerji mimarisinin, artan elektrik talebine yanıt verebilecek ve yenilenebilir enerji entegrasyonunu hızlandıracak şekilde tasarlandığını ifade etti.

BÖLGESEL ENERJİ MERKEZİ HEDEFİ

Türkiye’nin mevcut enerji krizini aynı zamanda stratejik bir fırsata dönüştürmeyi hedeflediğini belirten Bayraktar, yeni boru hattı ve iletim projeleriyle ülkenin bölgesel enerji merkezi konumunu güçlendirmeyi amaçladıklarını söyledi.

Türkmen gazının Hazar üzerinden Türkiye’ye taşınması, Irak-Türkiye petrol hattının Basra’ya kadar uzatılması ve Katar-Türkiye doğal gaz hattı gibi projelerin gündemde olduğunu belirten Bayraktar, ayrıca Azerbaycan merkezli yeşil elektrik iletim projeleri ve bölgesel enterkonnekte hatların da enerji ticaretinde yeni bir dönem başlatabileceğini ifade etti.

LNG VE DEPOLAMA YATIRIMLARI HIZLANIYOR

Türkiye’nin LNG altyapısında da önemli bir kapasite artışı sağladığını belirten Bayraktar, günlük gazlaştırma kapasitesinin 30 milyon metreküpten 161 milyon metreküpe çıkarıldığını, yeni FSRU yatırımlarıyla bu kapasitenin daha da artırılacağını açıkladı.

Depolama tarafında ise Silivri ve Tuz Gölü tesislerinde kapasite artışlarının sürdüğünü belirten Bayraktar, 2028 itibarıyla Türkiye’nin yıllık doğal gaz tüketiminin en az yüzde 20’sini depolayabilecek seviyeye ulaşmasının hedeflendiğini kaydetti.

TALEP ARTIŞI VE YENİLENEBİLİR ODAK

Elektrik talebinin son 20 yılda üç kat arttığını ve önümüzdeki 30 yılda da benzer bir büyüme beklendiğini vurgulayan Bayraktar, bu artışı karşılamak için özellikle yenilenebilir enerji yatırımlarının hızlandırıldığını ifade etti.

ENERJİDE STRATEJİK ROL VE PİYASA VURGUSU

TBMM Sanayi, Ticaret, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Başkanı Mustafa Varank ise konuşmasında enerjinin rolünün köklü biçimde değiştiğine dikkat çekti.
Varank, enerjinin artık yalnızca ekonominin, kalkınmanın ve üretimin temel girdisi olmadığını; aynı zamanda ekonomi politikalarının, teknolojik dönüşümün, sürdürülebilir kalkınmanın ve milli güvenliğin merkezinde yer aldığını belirtti.

Enerji sektöründe öngörülebilir yatırım ortamının oluşturulması, yatırımcı güveninin artırılması, arz güvenliğinin sağlanması ve tüketici haklarının korunmasının kritik önemde olduğunu vurgulayan Varank, serbest piyasa yapısının derinleştirilmesinde kurumların belirleyici rol üstlendiğini ifade etti.

Türkiye’nin çok boyutlu enerji, tedarik ve kaynak çeşitlendirme stratejileri sayesinde kriz dönemlerinde sistemini ayakta tutabildiğini kaydeden Varank, şu değerlendirmede bulundu:
“Avrupa ülkeleri salgın döneminde olduğu gibi olağanüstü tedbirleri gündeme alırken Türkiye, enerjide tam bağımsızlık hedefi doğrultusunda kararlılıkla ilerliyor. Enerji arz güvenliği, tedarik ve depolama noktasında bir sorunumuz yok. Kaynak çeşitlendirme politikalarımızın değeri bugün daha net görülüyor. Bölgemizde yaşanan tüm krizlere rağmen Türkiye’nin istikrarını koruyarak enerji merkezi olarak yükselmesi tesadüf değil.”

ENERJİ PİYASASINDA “HİBRİT YAPI” VE REKABET VURGUSU

Rekabet Kurumu Başkanı Birol Küle ise enerji sektörünün tarihinin en kapsamlı dönüşüm süreçlerinden birinden geçtiğine dikkat çekerek, jeopolitik gelişmeler, arz zinciri kırılganlıkları, fiyat dalgalanmaları ve iklim politikalarının sektörü çok katmanlı bir yeniden yapılanmaya zorladığını ifade etti.

Küresel enerji krizlerinin, enerji arz güvenliğinin yalnızca ekonomik değil aynı zamanda ulusal güvenlik, dış politika ve makroekonomik istikrarla doğrudan bağlantılı olduğunu ortaya koyduğunu belirten Küle, bu durumun birçok ülkede daha müdahaleci enerji politikalarının benimsenmesine yol açtığını söyledi.

Türkiye’nin enerji politikalarının son 20 yılda arz güvenliği, kaynak çeşitliliği ve dışa bağımlılığın azaltılması ile serbestleşme ve rekabetin güçlendirilmesi olmak üzere üç temel eksen etrafında şekillendiğini aktaran Küle, enerji piyasalarının yüksek altyapı bağımlılığı ve doğal tekel özellikleri nedeniyle tamamen serbest piyasa koşullarına bırakılamayacağını vurguladı.
Küle, bu nedenle enerji piyasalarında düzenleme ile rekabetin birlikte var olduğu hibrit bir yapının söz konusu olduğunu belirterek, rekabet hukukunun yalnızca ihlallere müdahale eden değil, aynı zamanda piyasaların şeffaf, etkin ve sürdürülebilir şekilde işlemesini sağlayan temel bir politika aracı haline geldiğini kaydetti.

Türkiye’nin bölgesel enerji merkezi olma hedefi doğrultusunda düzenleyici ve rekabetçi çerçevenin birlikte ele alınmasının önemine işaret eden Küle, kurumlar arası iş birliğinin kritik rol oynadığını ve zirvede yapılacak değerlendirmelerin enerji politikalarının geleceğine katkı sağlayacağını ifade etti.

ENERJİ PİYASASI 145 MİLYAR DOLARLIK BÜYÜKLÜĞE ULAŞTI

Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) Başkanı Mustafa Yılmaz da Türkiye’de enerji piyasasının büyüklüğüne ve dönüşümüne dikkat çekerek yaklaşık 300 bin kişinin istihdam edildiği ve 145 milyar dolarlık hacme ulaşan bir yapıyı yönettiklerini söyledi.

Yılmaz, “Adil ve öngörülebilir bir piyasanın olmazsa olmazı regülasyon ve rekabettir. Bu iki kavram, sürdürülebilir kalkınmanın ve güçlü bir ekonomik geleceğin en kritik yapı taşlarıdır” dedi.

EPDK’nin 25 yıllık kurumsal birikimine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Yılmaz, kurumun vizyoner, kapsayıcı ve dünyaya açık bir yapıya sahip olduğunu vurguladı. Düzenlemelerde yalnızca bugünün değil geleceğin ihtiyaçlarının da gözetildiğini belirten Yılmaz, hukuki, teknik, teknolojik, toplumsal ve çevresel boyutların birlikte ele alındığını, kararların kamuoyuna açık istişare süreçleriyle olgunlaştırıldığını ifade etti.

12 MİLYON KULLANICIYA UZAKTAN SAYAÇ TAKİBİ

Milli Akıllı Sayaç Sistemleri kapsamında önemli bir aşamaya gelindiğini açıklayan Yılmaz, yerli ve milli sayaç, modem ve yazılımların üretiminin tamamlandığını, testlerin başarıyla sonuçlandığını ve sahada kurulumların başladığını bildirdi.

2026 ve 2027 yıllarında yaklaşık 2,8 milyon PRO tipi akıllı sayacın devreye alınmasının planlandığını aktaran Yılmaz, bu sayede yaklaşık 12 milyon kullanıcının sayacının uzaktan haberleşebilir hale geleceğini söyledi. Ayrıca 15 milyon kullanıcının şebeke bağlantı noktasındaki tedarik sürekliliği ve teknik kalite parametrelerinin izlenebileceğini belirten Yılmaz, bu uygulama için vatandaşlardan herhangi bir ücret alınmayacağını kaydetti.

YERLİ YAZILIMA TEŞVİK, REKABETE DESTEK

EPDK’nin düzenleme yaklaşımında tüketiciyi koruyan, yatırımcıyı destekleyen ve rekabeti güçlendiren bir denge gözetildiğini dile getiren Yılmaz, 2026-2030 tarife döneminde yerli yazılım kullanan elektrik dağıtım şirketlerine WACC oranında yüzde 5 artış sağlandığını açıkladı. Bu adımın yerli ve milli yazılımların geliştirilmesini teşvik edeceğini, dışa bağımlılığı azaltacağını ve sektörün rekabet gücünü artıracağını ifade etti.

PETROL VE LPG PİYASASINDA GÜÇLÜ YAPI

Petrol piyasasının 66 milyar dolarlık hacmiyle ulaşım sektörünün enerji ihtiyacını karşıladığını belirten Yılmaz, 13 bini aşkın lisanslı oyuncuyla tüketicilere yılda 34 milyon tonun üzerinde akaryakıtın kesintisiz sunulduğunu söyledi. Kaçak akaryakıt sorununun ortadan kaldırıldığını ve kalite standartlarının Avrupa seviyesine ulaştığını vurgulayan Yılmaz, zorunlu stok uygulamasının arz güvenliğini küresel krizlere karşı güçlendirdiğini ifade etti.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “doğal gaza erişimi olmayan yerleşim yeri kalmayacak” hedefi doğrultusunda çalışmaların sürdüğünü belirten Yılmaz, Türkiye’nin otogaz tüketimi ile araç ve istasyon sayısı bakımından dünyanın en büyük LPG pazarlarından biri olduğunu dile getirdi.

Elektrikli araç şarj altyapısında da hızlı bir büyüme kaydedildiğini söyleyen Yılmaz, bu alanın net sıfır hedefi açısından kritik olduğunu ve yatırımcı-tüketici dengesi gözetilerek geliştirilmeye devam edileceğini ifade etti.