Küresel enerji krizine karşı TCMB tedbirleri sahada

Orta Doğu’daki savaşın tetiklediği enerji fiyat artışları Türkiye’de enflasyon ve cari dengeyi baskılarken, TCMB Başkanı Fatih Karahan, sıkı para politikası ve enerji tedbirleriyle sürecin yönetildiğini açıkladı.

Küresel enerji krizine karşı TCMB tedbirleri sahada
Petroturk | Enerji Haberleri
  • Yayınlanma6 Mayıs 2026 09:02
Sibel Cennetoğlu – Ankara

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Fatih Karahan, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonuna, TCMB Kanunu gereğince Bankanın faaliyetlerine ilişkin sunum yaptı.

Geçen aylarda jeopolitik gelişmelerin belirleyici olduğuna dikkati çeken Karahan, başta enerji ve ulaştırma hizmet fiyatlarında olmak üzere, savaşın etkilerinin hissedildiğini söyledi.

Fatih Karahan, Şubat sonunda başlayan ABD/İsrail ile İran arasındaki savaşın enerji fiyatlarını artırdığını, Hürmüz Boğazı’nın kapatılmasının küresel enerji arzı açısından risk oluşturduğunu belirterek, “Savaş, dezenflasyon sürecini olumsuz etkilese de kararlılığımızı değiştirmiyor. Önümüzdeki dönemde de tüm para politikası araçlarını temel amacımız olan fiyat istikrarı doğrultusunda kullanmaya devam edeceğiz” diye konuştu.

Petrol fiyatlarındaki oynaklığın son dönemde azalsa da halen tarihsel ortalamasının üzerinde olduğunu dile getiren Karahan, endüstriyel metal ve tarımsal emtialar kaynaklı olarak enerji dışı fiyatların da arttığını ifade etti.

“YATIRIMLARIN KATKISI DEVAM EDİYOR”

TCMB Başkanı Karahan, enerji fiyatlarına bağlı olarak manşet enflasyonun küresel ölçekte yükseldiğine, bu duruma küresel anlamda para politikalarının ilk tepkisinin sınırlı olduğuna işaret ederek, “Gelişmiş ülkelerde daha önce beklenen faiz indirimlerinin ötelendiğini görüyoruz. ABD Merkez Bankasının (Fed) yıl boyunca politika faizini değiştirmeyeceği fiyatlanırken Avrupa Merkez Bankasının (ECB) ise yılın ikinci yarısında politika faizini artırması bekleniyor. Bundan sonraki süreçte savaşın gelişimini enerji nakliyatındaki aksamaların boyutu ve süresi belirleyici olacak” değerlendirmelerinde bulundu.

Fatih Karahan, sıkı para politikalarının hedeflenen sonucu olarak, talep kompozisyonunda dengeli seyrin devam ettiğini bildirerek 2025’te tüketimin büyümeye katkısının 2023’e kıyasla belirgin olarak gerilediğini, yatırımların katkısının ise devam ettiğini söyledi.

Türkiye’nin ekonomik göstergelerine ilişkin bilgi veren Karahan, “Küresel ticarette jeopolitik koşullardaki zorluklara rağmen geçen ay ihracatta artış, ithalatta ise azalış gerçekleşti. Yüksek fiyatlar nedeniyle enerji ithalatının artmasına karşın, altın ve enerji hariç ithalatta düşüş gözlendi. Böylelikle dış ticaret açığı nisan ayında ilk çeyreğe kıyasla geriledi” ifadelerini kullandı.

TCMB Başkanı Karahan, cari açığın yılın ilk çeyreğinde, dış ticaret ve hizmetler dengesindeki görünüme bağlı olarak arttığını, milli gelire oran olarak tarihsel ortalamaların altında kalmayı sürdürdüğünü söyledi.

Savaşın enerji fiyatlarında tetiklediği hızlı yükselişin, Mart ayındaki enerji ithalatında belirgin artışa neden olduğunu aktaran Karahan, bir önceki çeyreğe göre gerileyen altın ithalatının cari dengeye pozitif katkı verdiğine dikkati çekti.

Fatih Karahan, korumacı önlemlerin halihazırda küresel talep üzerinde oluşturduğu aşağı yönlü risklere, jeopolitik riskler ve enerji fiyatlarındaki artışın faaliyeti sınırlayıcı ikincil etkileri kaynaklı riskler de eklendiğini belirterek, “Bu gelişmeler yılın geri kalanında dış ticaret açığı üzerinde yukarı yönlü baskıyı artırıyor. 2026’da cari açığın milli gelire oranının uzun dönem ortalamasının altında gerçekleşeceğini öngörüyoruz. Bununla birlikte jeopolitik gelişmelerin seyri her iki yönde de belirsizlik içeriyor” diye konuştu.

Ayrıca petrol fiyatlarındaki artışın yansımasıyla petrokimya ürünleriyle bağlantısı güçlü olan kalemlerde de fiyat artışları olduğunu ifade eden Karahan, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Şubat 2026’nın sonunda Orta Doğu’da başlayan gerilim, negatif arz şoklarına yol açarak enflasyonist baskıları artırdı. Yurt içi enerji fiyatları, petrol ve doğal gaz fiyatları öncülüğünde hızlandı. Yavaşlama eğiliminde olan enerji yıllık enflasyonu son iki ayda 19 puan artış gösterdi. Tetiklenen maliyet artışları sonucunda elektrik ve doğal gaz tarifelerinde güncellemeye gidildi. Özellikle doğal gazda meskenler için fazla tüketim yapan hanelerin daha yüksek ödediği kademeli fiyat uygulamasına geçilmesiyle fiyat artışı belirgin oldu.”

Karahan, ham petrol fiyatlarındaki artışların tüketici fiyatlarına olan etkisini sınırlamak üzere akaryakıt ürünlerinde eşel mobil sisteminin devreye alındığını hatırlatarak bu sistemin petrol fiyatlarındaki artışların enflasyona yansımasını önemli ölçüde sınırladığını kaydetti.

TÜRKİYE KRİZİ NASIL YÖNETİYOR?

Enerji fiyat şokları Türkiye ekonomisi üzerinde olumsuzluklar oluşturmaya devam etse de uygulanan politikalar bu etkinin kontrol altına alınmasına yönelik önemli araçlar sunuyor. Mevcut görünümde, para politikası ile enerji politikalarının eşgüdümü, önümüzdeki dönemin en kritik belirleyicisi olması bekleniyor.

Enerji fiyat şokunun küresel ölçekte etkileri sürerken, Türkiye’nin bu süreçte attığı bazı adımların olumsuz tabloyu sınırladığı görülüyor.

EŞEL MOBİL İLE FİYAT ARTIŞINA TAMPON

Akaryakıt fiyatlarında uygulanan eşel mobil sistemi, petrol fiyatlarındaki artışın doğrudan pompa fiyatlarına yansımasını engelleyerek kısa vadede tüketici enflasyonunu baskılıyor. Bu mekanizma, özellikle ulaştırma maliyetleri üzerinden oluşabilecek zincirleme fiyat artışlarını sınırlayan önemli bir araç olarak öne çıkıyor.

TCMB’nin sıkı para politikası duruşu, iç talebi dengeleyerek enerji fiyatlarından gelen maliyet baskısının enflasyona ikinci tur etkilerini azaltmayı hedefliyor. Tüketimin büyümeye katkısının azalması ve yatırımların öne çıkması, daha sürdürülebilir bir büyüme kompozisyonuna işaret ediyor.

Enerji fiyatları yükselmesine rağmen, altın ve enerji hariç ithalatta görülen düşüş dikkat çekiyor. Bu gelişme, Türkiye’nin dış ticaret dengesini koruma yönünde önemli bir tampon işlevi görüyor ve cari açık üzerindeki baskıyı sınırlıyor.

DOĞAL GAZDA KADEMELİ TARİFE

Enerji sübvansiyonlarının daha hedefli hale getirilmesi amacıyla doğal gazda kademeli tarifeye geçilmesi, kamu maliyesi üzerindeki yükü kontrol altına alırken, tüketimde daha rasyonel bir yapı oluşturmayı amaçlıyor.

ENERJİ ARZ GÜVENLİĞİNDE ÇEŞİTLENDİRME

Son yıllarda LNG tedariki, depolama kapasitesi ve alternatif kaynaklara yapılan yatırımlar sayesinde Türkiye, küresel arz şoklarına karşı geçmiş dönemlere kıyasla daha esnek bir yapı sergiliyor. Bu durum, özellikle ani fiyat sıçramalarının iç piyasaya etkisini yönetmede avantaj sağlıyor.