‘Astor Şarj’ın odaklandığı en önemli nokta Türkiye’deki 2030 hedefleri’

EPDK’nın çalışmaları, Türkiye’de elektrikli araç sayısının önümüzdeki yıllarda hızla artacağını ortaya koyuyor. Bu artış, şarj altyapısının da paralel şekilde gelişmesini zorunlu kılıyor. Astor Şarj, bu gelişim sürecinde Türkiye’nin önde gelen şarj ağı işletmecilerinden biri olarak tüm operasyonlarını 2030 hedefleri doğrultusunda şekillendirmeyi misyon edindi.

‘Astor Şarj’ın odaklandığı en önemli nokta Türkiye’deki 2030 hedefleri’
Petroturk | Enerji Haberleri
  • Yayınlanma30 Eylül 2025 13:16
Sibel Cennetoğlu – Ankara

Dünya genelinde çevre dostu ulaşım çözümlerine olan ilgi her geçen gün artıyor. Karbon salınımını azaltması, enerji verimliliği sağlaması ve fosil yakıtlara olan bağımlılığı düşürmesiyle öne çıkan elektrikli araçlar, sürdürülebilir geleceğin en önemli unsurlarından biri haline geldi. Türkiye’de de elektrikli araç sayısı hızla yükselirken, şarj altyapısına yapılan yatırımlar bu dönüşümü destekliyor. Biz de bu kapsamda, sektördeki gelişmeleri ve geleceğe dair öngörüleri konuşmak üzere Astor Şarj Satış ve İş Geliştirme Müdürü Gökhan Eraslan ile bir araya geldik.

Astor Şarj Satış ve İş Geliştirme Müdürü Gökhan Eraslan, elektrikli araçların yükselen önemine ve şirketin bu alandaki stratejilerine ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu:

Astor Enerji A.Ş.’nin KAP’a yaptığı bildirimle şarj ağı işletmeciliği faaliyetlerini ayrı bir yapı altında sürdürme kararı aldığı açıklandı. Bu stratejik kararın sektör, yatırımcılar ve şirketin uzun vadeli hedefleri açısından ne ifade ettiğini değerlendirir misiniz?

Biz 2022 Haziran ayında Astor Enerji olarak EPDK’ya şarj araştırmacı lisansı başvurularında bulunarak lisansımızı almıştık. Bugün artık geldiğimiz noktada faaliyetler beklentilerin çok üzerinde büyüyerek hem operasyon hem işin finansal tarafı artık Astor Enerji bünyesinde devam ettirilemeyecek kadar büyük hale geldi. Dolayısıyla Astor Şarj’ın artık ayrı bir şirket ve ayrı bir operasyon olarak yönetilmesinin daha doğru olduğuna karar verdik. Yapılacak ilk genel kuruldan sonra Astor Şarj A.Ş olarak artık yeni bir şirket kurarak yolumuza buradan devam edeceğiz. Buradaki KAP açıklamasının niyeti aslında budur.

ASTOR ŞARJ’DA HEDEF: 2030

Şirket olarak misyon ve vizyonunuzu bizimle paylaşır mısınız? Bu değerler, gelecekteki adımlarınızı nasıl şekillendiriyor?

2022 yılında lisans başvurumuzu yaptığımızda, Türkiye’deki karbon ayak izi hedefleri ve elektrikli araç sektöründeki hızlı gelişmeleri öngörerek bu alana güçlü yatırımlar gerçekleştirdik. Enerji sektörünün farklı alanlarında faaliyet gösteriyor olmamız, sektördeki dinamikleri ve yenilikleri yakından takip etmemize her zaman imkan tanıdı. Bu alandaki vizyonumuz 2030 yılına odaklanıyor. 2030, hem dünyada hem Türkiye’de elektrikli araç sektörü için önemli bir dönüm noktası olacak. Hedefimiz, o tarihte Türkiye’deki yaklaşık 2 milyon araca hizmet verebilen en büyük şarj ağı operatörlerinden biri konumuna ulaşmak. Bu hizmeti yalnızca şarj imkânı sunmakla sınırlı tutmuyoruz. Kullanıcıların temiz tuvalet, yeme-içme ve dinlenme alanları gibi ihtiyaçlarını da karşılayabilecekleri ‘şarj hub’ konseptini hayata geçirmek önceliklerimiz arasında. Önümüzdeki dört yıllık süreçte çalışmalarımızı bu hedef doğrultusunda sürdürüyoruz. EPDK’nın 2024 yılında yayımladığı rapora göre, 2030’da Türkiye’de 1,7 milyon elektrikli aracın yollarda olması öngörülüyor. Bu da şarj altyapısının hızla geliştirilmesini zorunlu kılıyor. Bizim temel misyonumuz, bu hedef doğrultusunda Türkiye’nin önde gelen şarj ağı işletmecilerinden biri olarak sektöre liderlik etmektir.

“HIZLI ŞARJ EDEBİLENLERİN VE HIZLI ŞARJ OLABİLENLERİN ÇOK DEĞERLİ OLDUĞU BİR DÖNEMDEN GEÇİYORUZ”

Hızlı şarj, elektrikli araç kullanıcıları için artık menzil kadar kritik bir ihtiyaç. Astor Şarj olarak, bu alandaki yenilikleri nasıl değerlendiriyorsunuz ve şirketinizin 2030 hedefleri doğrultusunda hızlı şarj alanındaki stratejik planlarınız nelerdir?

Hızlı şarj edebilenlerin ve hızlı şarj olabilenlerin çok değerli olduğu bir dönemden geçiyoruz ve bu eğilimin önümüzdeki yıllarda da devam edeceğini öngörüyoruz. Hızlı şarj konusu aslında iki parametreye dayanmaktadır. Birincisi, talep tarafını temsil eden araç; ikincisi ise arz tarafını temsil eden elektrikli araç şarj ünitesidir.

Şarj üniteniz ne kadar güçlü olursa olsun, eğer aracınız bu arzı talep edebilecek düzeyde değilse o gücü alamazsınız. Dolayısıyla hızlı şarj konusu hem kullanılan araca hem de şarj ünitesine bağlı bir parametredir. Aracın şarj alabilme kapasitesi birinci önemli faktör, şarj ünitesinin şarj verebilme kapasitesi ise ikinci önemli faktördür. Bu iki faktör doğru ayarlandığında, verimli bir şarjlanma sağlanabilmektedir.

Yeni nesil elektrikli araçlarda en önemli konuların başında hızlı şarj olabilme kapasitesi ve menzil gelmektedir. Kullanıcıların en büyük beklentilerinden biri şarjda geçirilen sürelerin azaltılmasıdır. Ne kadar yüksek hızlı şarj sağlanırsa, şarjda geçirilen süre o kadar düşmektedir. İkinci önemli konu ise menzildir. Menzil ne kadar yüksek olursa şarj ihtiyacı da o kadar azalacaktır. Burada batarya kapasitesini, içten yanmalı araçlardaki yakıt depolarına benzetebiliriz. 45 litrelik depo da vardır, 120 litrelik depo da. Bataryası güçlü olan araç, doğal olarak daha uzun menzile sahip olacaktır.

Bunun yanı sıra verimlilik de kritik bir parametredir. Nasıl ki 30 yıl önce 100 kilometrede 15 litre yakıt tüketen araçlar varken, bugün 6-6,5 litreler fizibil görülüyorsa; aynı şekilde elektrikli araçlarda da enerji verimliliği büyük önem taşımaktadır.

Astor olarak biz bu noktada şarj hızlanmasına yönelik vizyonumuzu net biçimde ortaya koyuyoruz. Halihazırda sektörde ortalama şarj cihaz gücü en yüksek firmayız. 2030 hedefleri doğrultusunda, 2023’ten bu yana yalnızca günün değil, yarının ihtiyaçlarına da çözüm üretmek amacıyla yatırımlar yapıyoruz. Bugün sahip olduğumuz 300 kW ve 400 kW gücündeki şarj ünitelerimiz, önümüzdeki yıllarda üretilecek araçların ihtiyaçlarını karşılayacak teknolojilere uygun olarak geliştirilmiştir. Yani biz, yarının ihtiyacını bugünden karşılamış oluyoruz. Ayrıca çok yakında, özellikle 2026 sonrasında 720 kW’lık şarj üniteleriyle sektörde hizmet vermeye başlayacağız. Dolayısıyla Astor Şarj denildiğinde öne çıkan en önemli parametre kesinlikle hızdır. Yüksek hızlı ve yüksek güçlü şarj üniteleri, temel motivasyonumuzun merkezinde yer almaktadır.

ASTOR ŞARJ’IN SEKTÖRDEKİ EN ÖNEMLİ AVANTAJI, ASTOR ENERJİ’DEN GELEN GÜÇLÜ ALTYAPI KAPASİTESİ

Astor Şarj’ı pazardaki diğer oyunculardan ayıran temel farklılıklar nelerdir? Kullanıcıların neden Astor Şarj’ı tercih etmesi gerektiğini nasıl ifade edersiniz?

Burada en önemli parametrelerden biri, Astor Şarj’ın sektördeki en hızlı şarj istasyonlarına ve şarj ünitelerine sahip operatörlerden biri olmasıdır. İkinci önemli parametremiz ise, 2030 hedefleri doğrultusunda sürdürülebilirliği ve elektrikli araç ekosistemine geçişi desteklememizdir. Peki, bunu nasıl destekliyoruz?

Elektrikli araçların, içten yanmalı araçlara kıyasla birçok avantajı bulunmaktadır. Öncelikle bakım maliyetleri; elektrikli araçların bakım maliyetleri standart araçlara göre oldukça düşüktür. İkinci avantaj, ÖTV uygulamasıdır. ÖTV avantajları sayesinde elektrikli araçların ilk alım maliyetleri, geleneksel araçlara göre daha makul seviyelerdedir. Üçüncü unsur ise teknolojidir. Bugün milyon liralık bir benzinli araçta hâlâ manuel el freni ya da anahtarla çalıştırma sistemleri görülebilirken, benzer segmentteki elektrikli araçlarda bu tür detaylarla karşılaşmak mümkün değildir. Teknoloji seviyesi bakımından elektrikli araçlar çok daha ileridedir.

Bir diğer önemli avantaj da sürüş maliyetleridir. Elektrikli araçlar, hibrit kullanımda (ev, ofis ve halka açık şarj istasyonları) benzinli araçlara göre yaklaşık yarı yarıya bir fiyat avantajı sunmaktadır. Kilometre maliyeti açısından da ciddi bir fark yaratmaktadır. Biz de Astor Şarj olarak, sürüş maliyetlerindeki bu avantajı desteklemek amacıyla sektörde en uygun fiyatlarla müşterilerimize elektrik ve şarj temini sağlıyoruz. Bu, öne çıktığımız en önemli farklılıklardan biridir.

Şarj ünitelerimizin yalnızca gücü ve hızı değil, kalitesi de ön plandadır. Tedarikçilerimiz aracılığıyla sektörde en kaliteli şarj cihazlarını kullanan firmalardan biriyiz ve bu konuya büyük önem veriyoruz. Kullanıcılarımızın ve araçlarının güvenliğini en üst düzeyde gözetiyoruz.

Bunun yanı sıra, şarj ünitelerimizi konumlandırdığımız noktaları, yani şarj istasyonlarını seçerken de büyük bir titizlikle hareket ediyoruz. Premium ve doğru lokasyonlarda yatırımlar gerçekleştiriyoruz. Çünkü bizim için önemli olan, kullanıcılarımızın şarjda geçirdiği süreyi verimli değerlendirebilmesidir. O 20 dakikalık süreyi, bir yük olmaktan çıkarıp hayatlarına değer katacak şekilde geçirebilmelerini hedefliyoruz.

Sonuç olarak, Astor Şarj’ın bugün sektördeki yaklaşık 180 rakibinden ayrışmasını sağlayan temel özellikler; yüksek hızlı ve güçlü şarj üniteleri, sürdürülebilirlik vizyonu, uygun maliyet politikası, en kaliteli cihazları kullanma hassasiyeti, güvenlik önceliği ve stratejik lokasyon seçimleridir.

Elektrikli araç şarj sektörünü rakamsal verilerle özetlemeniz mümkün müdür?

Temmuz 2024 itibarıyla Türkiye’de toplam 21.070 şarj soketi bulunmaktadır. Şarj soketi, bir elektrikli araca hizmet verebilecek bir plak olarak değerlendirilmektedir. Dolayısıyla Temmuz 2024’te Türkiye’de aynı anda yaklaşık 21.000 aracın şarj edilebileceği bir kapasite söz konusuydu.

Temmuz 2025’e gelindiğinde bu sayı 32.682 adete ulaşmıştır. Bu durum, toplam şarj soketi sayısında Türkiye genelinde yüzde 55’lik bir artış anlamına gelmektedir. Burada önemli bir parametre, Türkiye’de toplam soket sayısının artmasına rağmen, soketlerin türleridir. AC soketler yavaş şarj olarak nitelendirilirken, DC soketler hızlı şarj kapsamına girmektedir. Türkiye’de toplam soket sayısı yüzde 55 artarken, DC soket sayısı yüzde 81 artış göstermiştir. Bu da halkın ve kullanıcıların hızlı şarj talebine yöneldiğini, yatırımcıların, CFO’ların ve şarj operatörlerinin yatırımlarını hızlı şarj alanında şekillendirdiğini göstermektedir.

Türkiye’nin öne çıkan özelliklerinden biri, soket başına düşen araç sayısıdır. Bir şarj soketine Türkiye’de 8,90 araç düşerken, Avrupa’da bu sayı 13’tür. Bu durum, güncel koşullar dikkate alındığında, Türkiye’nin şarj altyapısı açısından Avrupa’ya kıyasla oldukça güçlü olduğunu ortaya koymaktadır. Mevcut yatırımlar ve piyasa ilgisi göz önüne alındığında, Türkiye’nin şarj altyapısında Avrupa’nın önünde kalmaya devam edeceği açık bir şekilde anlaşılmaktadır.

Bu noktada Astor Şarj’ın bugün itibarıyla sahip olduğu istasyon sayısı, şarj ünitesi kapasitesi ve hedeflediğiniz büyüklükler hakkında bizlerle rakamsal verileri paylaşabilir misiniz?”

Astor Şarj olarak, şu anda 52 ilde 259 şarj hizmet noktasında toplam 762 şarj soketiyle hizmet verebilmektedir. Bugüne kadar 750 binden fazla müşterimize şarj imkânı sağladık ve başarılı şarj işlemleri gerçekleştirdik. Mevcut durumda uygulamamızda 170 bin kayıtlı kullanıcımız bulunmaktadır. Bu da, Astor Şarj’ın pazarın yüzde 50’sinden fazlasına hitap edebildiği anlamına gelmektedir.

2024 Temmuz’da günlük ortalama 590 araç şarj ederken, bugün yüzde 380 artışla günde 2 bin 830 araç şarj edebilmektedir. Ağustos ayında ise günlük ortalama 3 bin 265 araç şarj edilmiş, toplam aylık şarj sayısı 101 bin 240’a ulaşmıştır. Bu veriler, sektörün gidişatı açısından son derece önemlidir.

Astor Şarj’ın sektördeki en önemli avantajlarından biri, ana şirketimiz Astor Enerji’den kaynaklanan altyapı gücümüzdür. Astor Enerji, orta ve yüksek gerilim tarafında uçtan uca çözümler sağlayan bir şirkettir. Bu deneyim ve güç sayesinde, rakiplerimizden farklı olarak yalnızca elektrikli araç şarjına hizmet verecek altyapılar inşa ettik. Bu altyapılar, trafo merkezleri olarak nitelendirilmekte olup, tek amacı elektrikli araçlara şarj hizmeti sunmaktır.

Şu anda 14 farklı elektrik dağıtım bölgesinde yaklaşık 48 MW’lık orta gerilim elektrik altyapısını tahsis ettik. 48 MW’lık güç, Türkiye’de önümüzdeki 2-3 yıl için şarj ihtiyacını karşılayabilecek kapasitededir. Bu gücün 30 MW’ı aktif olarak kullanılmakta, kalan 18 MW ise elektrikli araç sayısındaki artışa bağlı olarak rezerv olarak tutulmaktadır. Araç sayısı ve yoğunluk arttıkça, istasyon sayımızı artırarak çözüm sağlamaya devam edeceğiz.

Elektrik temini ve şarj işlemi, özellikle elektrikli araç deneyimi yeni olan müşterilerimiz için bilinmeyen bir süreç olduğundan, müşteri destek hizmetlerimizle kullanıcılarımızı yönlendirmekteyiz. 7/24 çağrı merkezimizde, günlük en az 20 yeni müşterimize adım adım şarj sürecini anlatıyor ve başarılı şarj işlemi gerçekleştirmelerini sağlıyoruz. Ayrıca, WhatsApp çözüm merkezimiz üzerinden kullanıcılarımız her zaman bize ulaşabilmekte, taleplerini, şikâyetlerini ve isteklerini iletebilmektedir. Müşteri odaklılık, Astor Şarj için öncelikli bir unsurdur; gelen talepler mutlaka değerlendirilip aksiyon alınmaktadır.

Yatırımlarımızı, bölgedeki ve şehirlerdeki elektrikli araç sayısına göre planlamaktayız. Türkiye’de 300 bini aşkın elektrikli araç bulunmakta olup, araçlar yavaş yavaş ülke genelinde homojen olarak dağılmaktadır. İstanbul, İzmir ve Ankara gibi büyük şehirlerde hâlâ pazarın çoğunluğu bulunmakla birlikte, küçük şehirlerde de belirli adetlere ulaşılmıştır.

Orta vadeli hedefimiz, Türkiye’nin 81 ilinde yüksek hızlı şarj imkânı sunabilmektir. Uzun vadede ise, şu ana kadar yoğun olarak otomotiv sektörüne hizmet verdiğimiz pazara ek olarak, ticari ve ağır ticari araçlara şarj hizmeti sunmayı planlıyoruz. Tır, otobüs ve kamyon gibi araçların Türkiye şartlarına uygun menzillerle üretilip pazara girmesiyle, ticari araç yatırımlarımızı artırarak sürdüreceğiz.

Türkiye’de yenilenebilir enerji yatırımlarının artışı ve elektrikli araç sektörünün büyümesi arasındaki ilişkiyi nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu gelişmelerin ülke ekonomisine ve cari açığın azaltılmasına etkileri nelerdir?

Türkiye’nin en önemli cari açığına neden olan unsurlardan biri enerji sektörüdür.

Yaklaşık 2015 yılından itibaren, Türkiye’de yenilenebilir enerji sektörüne ciddi yatırımlar yapılmaktadır. Ülkemizdeki her sektördeki sermaye sahipleri, enerji sektörüne ve özellikle yenilenebilir enerjiye yatırım gerçekleştirmiş durumdadır. Bu durum, Türkiye için önemli bir avantaj oluşturmaktadır.

Elbette hâlâ istenilen noktaya ulaşılamamış olmakla birlikte, yenilenebilir enerjideki payın artarak devam etmesi öngörülmektedir. Bu bağlamda Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile EPDK’nın çalışmaları da oldukça yoğun ve etkin bir şekilde sürdürülmektedir. Türkiye’de yenilenebilir enerji kaynakları sürekli olarak teşvik edilmekte ve üretim miktarları her geçen gün artmaktadır.

Türkiye’nin toplam elektrik tüketimi içerisinde yenilenebilir enerji kaynaklarıyla sağlanan elektrik miktarının pazar payı, yatırımların devam etmesiyle artış göstermektedir. Bu noktada elektrikli araçlar; hem cari açığın azaltılmasında hem de yenilenebilir enerjiden üretilen elektriğin doğru noktalarda kullanılmasıyla karbon ayak izinin azaltılmasında kritik bir parametredir.

Dolayısıyla elektrikli araç teknolojisi ile Türkiye’de yenilenebilir enerji kaynaklarındaki üretim ve yatırımların artışı, birbirini destekleyen ve ülkemiz açısından son derece faydalı iki gelişme olarak değerlendirilmektedir.

Güneş, rüzgar, Karadeniz’deki hidrolik enerji, Ege’deki HES projeleri, jeotermal ve diğer yenilenebilir kaynaklar göz önünde bulundurulduğunda, Türkiye’de yenilenebilir enerji alanındaki yatırımlar her geçen gün artarak devam etmektedir. Astor Enerji olarak enerji sektörüne yakın bir konumda bulunmamız nedeniyle, son 10 yıldır bu yatırımlardaki gelişmeleri yakından takip edebilmekteyiz. Bu durum, ülkemiz adına son derece olumlu bir gelişme olarak değerlendirilmektedir.

“ELEKTRİK ŞARJ ALTYAPISINDA JENERATÖRLER KULLANILSA DAHİ ARAÇLARA GEREKEN ENERJİ SAĞLANAMIYOR”

Elektrikli araç şarj istasyonlarında enerji sürekliliği ve depolama çözümleri konusundaki değerlendirmeleriniz neler?

Depolama alanı, şu anda hâlâ Ar-Ge aşamasında ve gelişmekte olan bir alan. Bu sadece şarj üniteleri özelinde bir Ar-Ge çalışması değil; enerji sürekliliği ve operasyonel risk yönetimi açısından kritik bir konu. Örneğin akaryakıt istasyonlarında, yer altı depolarından sürekli yakıt temini sağlanabiliyor. Elektrik şarj altyapısında ise jeneratörler kullanılsa dahi araçlara gereken enerji sağlanamıyor; bu nedenle enerji kesintileri şarj istasyonlarının çalışmasını doğrudan etkiliyor.

Depolama çözümleri, enerji arzının kısıtlandığı veya kesintilerin yaşandığı bölgelerde, kısa süreli (30 dakika – 2 saat) enerji temini sağlayabilir ve bu sayede sistemin sürekliliğini artırabilir. Ayrıca elektrik piyasasındaki fiyat dalgalanmalarından faydalanarak, arzın maksimum olduğu saatlerde düşük maliyetle elektrik alıp, kullanıcıya standart fiyatla sunmak karlılık yaratabilir. Ancak bu, elektrik piyasasındaki anlık fiyatların doğru yönetilmesini ve teknik altyapının yeterli kapasiteye sahip olmasını gerektiriyor.

Türkiye’de mevcut şarj altyapısında, uzun süreli elektrik kesintileri nadir olmakla birlikte, kısa süreli kesintiler (20-30 dakika) yaşanabiliyor. Bu tür durumlarda depolama çözümleri geçici bir çözüm sunabilir. Ancak mevcut öncelikler ve yatırım stratejileri doğrultusunda, depolama şu an için kritik bir öncelik teşkil etmiyor; ilerleyen dönemde üzerine çalışılması planlanan bir alan olarak görülüyor.

“ŞARJ CİHAZLARININ YERLİLEŞTİRİLMESİ VE MİLLİLEŞTİRİLMESİ, SEKTÖR İÇİN KRİTİK ÖNEME SAHİP”

Şarj altyapısına yatırım yapılırken öncelik verilmesi gereken alanlar ve mevcut teşvikler göz önüne alındığında, Astor Şarj olarak Türkiye’de altyapı yatırımlarınızı nasıl planlıyorsunuz ve sektördeki diğer oyunculardan farkınızı hangi stratejilerle ortaya koyuyorsunuz?

Türkiye’de şarj altyapısına yatırım yapılırken öncelik verilmesi gereken alanlar, sektör özelinde değerlendirildiğinde oldukça netleşiyor. Örneğin, Astor Şarj olarak 48 MW’lık şarj altyapısı tahsis ettik ve bu, kritik bir öneme sahip. Özellikle şehir merkezlerinde, standart bir trafo merkezi konutları, mahalleleri ve aydınlatmaları beslerken, biz yalnızca şarj istasyonlarına hizmet veren trafo merkezleri ve altyapılar oluşturuyoruz.

Mevcut akaryakıt istasyonlarındaki altyapı çoğunlukla yeterli değil. Örnek vermek gerekirse, Türkiye’de yaklaşık 11 ila 12 bin akaryakıt istasyonu bulunuyor ve çoğunun trafoları 50-100 kVA seviyesinde. Oysa yüksek hızlı şarj istasyonları için gereken güç, mevcut trafoların kapasitesinin çok üzerinde. Bu nedenle yatırım önceliği, şarj işletmecileri için elektrik altyapılarının güçlendirilmesi ve tahsis edilmesine verilmelidir.

Kamu tarafında bu yönde teşvikler mevcut. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından yayımlanan teşvikler, şarj ünitelerinin Türkiye’ye homojen olarak yayılmasını amaçlıyor. Teşvikler kapsamında, cihazların ilk yatırım maliyetleri ve vergisel avantajlar sağlanıyor; ancak belirli bir dağılım şartı bulunuyor. Örneğin, şarj ünitelerinin sosyoekonomik olarak önde gelen ilçelere kurulmasının yanı sıra, daha az gelişmiş bölgelere de yatırımlar yapılması teşvik ediliyor.

Bir diğer kritik konu, şarj cihazlarının yerlileştirilmesi ve millileştirilmesi. Şarj altyapısı; trafo merkezleri, orta gerilim hücreler, beton köşkler, alçak gerilim panoları ve kablolardan oluşuyor ve bu ürünlerin büyük çoğunluğu Türkiye’de üretiliyor. Ancak şarj cihazlarının dünya standartlarında kaliteye sahip olması ve uzun ömürlü olması, sektörde yatırım maliyetlerini düşürerek Türkiye’de şarj istasyonu sayısının artırılmasını sağlayacaktır.