
Ortadoğu’da patlak veren çatışmalar ve Hürmüz Boğazı’nın fiilen kapanması küresel doğal gaz piyasalarında kartların yeniden karılmasına neden olurken, ABD ile İran arasındaki geçici uzlaşıyla başlayan yumuşama dalgasına rağmen piyasaların önümüzdeki iki yıl boyunca oldukça sıkışık kalması bekleniyor.

Geçtiğimiz yılın ikinci yarısından itibaren tatlı bir dengeye oturan küresel doğal gaz piyasaları, şubat ayı sonunda Ortadoğu’da patlak veren savaşla birlikte adeta bir arz şokuyla sarsıldı. Küresel sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) arzının neredeyse yüzde 20’sinin geçtiği Hürmüz Boğazı’nın fiilen kapanması, fiyatlarda akılalmaz bir dalgalanmayı beraberinde getirdi.
Haziran ortasında ABD ile İran arasında sağlanan geçici barış anlaşması boğazın kapılarını yeniden aralamak için umut ışığı yaksa da sular henüz durulmuş değil. Gemilerin geçişi yavaş yavaş artsa da ticaret hacmi kriz öncesi seviyelerin çok gerisinde kalmaya devam ediyor. Raporda, boğazın ancak yılın üçüncü çeyreğinde tamamen açılabileceği ve bölgedeki hasar görmemiş tesislerin tam kapasiteye dönmesinin son çeyreği bulacağı öngörülüyor.
MART AYINDAKİ FİYAT FIRTINASI VE ASYA’NIN GAZ ÇEKİMİ
Kriz patlak verdiğinde Asya ve Avrupa spot piyasaları bu duruma jet hızıyla tepki gösterdi. Mart ayına geldiğimizde doğal gaz fiyatları, 2022-2023 enerji krizinden bu yana gördüğü en yüksek aylık ortalamalara tırmandı. Bahar aylarında bir miktar gevşeme yaşansa da fiyatlar geçen yılın çok üzerinde seyretmeye devam ediyor. Avrupa’nın gösterge fiyatı TTF, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 32 artarak milyon İngiliz ısı birimi (MBtu) başına 16 dolar sınırına dayanırken, Asya spot LNG fiyatları (Platts JKM) yüzde 45’lik bir sıçramayla 17,5 dolar ortalamasını yakaladı.
İşin ilginç tarafı, Asya fiyatlarının Avrupa fiyatlarına kıyasla daha yüksek bir prim seviyesine ulaşması oldu. Bu fiyat makası, dünya genelindeki esnek LNG kargolarının rotasını Avrupa yerine hızla Asya pazarlarına çevirmesine yol açtı. Haziran sonundaki uzlaşı haberleriyle birlikte fiyatlarda yüzde 6 ila 12 arasında bir gevşeme görülse de yüksek enerji maliyetleri küresel tüketimi ciddi şekilde baskılamaya devam ediyor.
GÜBRE FABRİKALARINDA ŞALTER İNDİ: GIDA GÜVENLİĞİ TEHLİKEDE
Yüksek spot fiyatların ve azalan LNG arzının faturası sadece enerji sektörüyle sınırlı kalmadı, sanayide de taşları yerinden oynattı. Doğal gazı ana hammadde (besleme gazı) olarak kullanan amonyak ve üre gibi gaz bazlı gübre üreticileri bu krizden en ağır darbeyi alan kesim oldu. Özellikle Ortadoğu’dan gelecek arz hatlarına göbekten bağlı olan Asya pazarında tam anlamıyla bir üretim krizi yaşanıyor.
Bangladeş, Hindistan ve Pakistan gibi gelişmekte olan ülkelerde gübre fabrikaları yüksek maliyetler ve gaz kesintileri yüzünden şalter indirmek zorunda kaldı. Raporda, gübre fiyatlarında yaşanacak uzun süreli bir artışın küresel tarım ekosistemini doğrudan vuracağı ve başta Afrika olmak üzere dünyanın en kırılgan bölgelerinde gıda arz güvenliğini ciddi şekilde baltalayacağı konusunda çok net uyarılar yer alıyor.
KÖRFEZ’İN KAYBINI KUZEY AMERİKA VE AFRİKA SIRTLIYOR
Yaşanan büyük krize ve Körfez’den yapılan ihracatın bıçak gibi kesilmesine rağmen, küresel LNG arzının 2026 genelinde büyük bir değişim göstermeyerek yatay bir seyir izlemesi bekleniyor. Bunun arkasında ise Körfez dışındaki üreticilerin muazzam bir refleks göstererek üretimi artırması yatıyor. Tahminlere göre, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin toplam yıllık LNG arzı bu yıl geçen yıla oranla yüzde 45 gibi devasa bir düşüş (yaklaşık 54 milyar metreküp) kaydedecek.
Ancak Kuzey Amerika, Afrika ve Avustralya’deki yeni projelerin devreye girmesiyle küresel sisteme yaklaşık 50 milyar metreküplük taze bir arz eklenecek. Eski projelerin de gaz besleme kapasitelerini artırmasıyla bir 10 milyar metreküp daha kazanılacak ve böylece Körfez’den kaybedilen hacim büyük oranda ikame edilmiş olacak. Yine de bu hassas dengenin korunması, yeni projelerin takviminde herhangi bir ticari veya teknik gecikme yaşanmamasına sıkı sıkıya bağlı görünüyor.
ABD YATIRIMLARI HIZ KESMİYOR: 2030 SONRASINA BÜYÜK HAZIRLIK
Mevcut piyasa sıkışıklığı sürerken, uzun vadeli arz güvenliğini garantiye almak isteyen dev oyuncular yatırımlarına ara vermiyor. Mart ayının başından bu yana, tamamı Amerika Birleşik Devletleri’nde yer alan üç devasa LNG sıvılaştırma projesi için nihai yatırım kararı (FID) resmen onaylandı.
Bu projelerden ilki olan CP2 Faz 2 projesinin onaylanmasıyla, tesisin ticari operasyonlara başlayacağı 2030 yılının ikinci yarısında toplam pik üretim kapasitesinin yıllık 40 milyar metreküpe ulaşması hedefleniyor. Bununla da kalmayıp, Delfin LNG’nin yıllık 6 milyar metreküp kapasiteli ilk yüzer LNG (FLNG) gemisi ile Commonwealth LNG projesinin de yine 2030 yılında üretime geçmesi için düğmeye basıldı. Bu yatırımlar her ne kadar bugünkü yangını söndürmese de on yılın sonuna doğru küresel piyasalara derin bir nefes aldıracak.
ÇİN’İN DENGELEYİCİ ROLÜ VE SANAYİDEKİ YAVAŞLAMA
Bölgenin en büyük motoru olan Çin’de gaz talebi, yılın ilk ayındaki şiddetli soğuk hava dalgasının ardından ekonomik temellerin zayıflaması ve sanayi aktivitesinin hız kesmesiyle ciddi bir durulma dönemine girdi. Mart-Haziran döneminde Çin’in doğal gaz talebi yıllık bazda yüzde 4 daraldı. Küresel spot fiyatların el yakması nedeniyle Çin, şubat ve nisan ayları arasında LNG ithalatını yüzde 12 (yaklaşık 3 milyar metreküp) azaltarak kargoları spot piyasada yeniden sattı. Bu durum, küresel gaz piyasasının daha büyük bir kaosa sürüklenmesini engelleyen en önemli dengeleyici faktör oldu. Yerli gaz üretimindeki artış hızı da geçmiş yıllardaki yüzde 6’lık ortalamalardan yüzde 3 seviyelerine gerilerken, Orta Asya’dan gelen boru hattı gazında yaşanan düşüş de sürdü. Yılın geri kalanında Çin’in elektrik sektöründeki devasa “gazdan kömüre geçiş” potansiyeli, ülkenin yıllık gaz talebini baskılamaya devam edecek.
KATAR’DA HASAR BÜYÜK: PİYASALAR İKİ YIL DAHA SIKIŞIK
Kısa vadeli arz ikameleri bir şekilde sağlansa da madalyonun diğer yüzü önümüzdeki orta vadeli dönem için alarm zillerinin çalmaya devam ettiğini gösteriyor. Çatışmalar sırasında dünyanın en büyük sıvılaştırma tesisi olan Katar’daki Ras Laffan sahası başta olmak üzere bölgedeki bazı kritik gaz altyapılarının aldığı hasar, piyasaların rahatlama takvimini oldukça ileri bir tarihe öteledi.
Yapılan hesaplamalara göre, 2026 ile 2030 yılları arasında kriz kaynaklı toplam LNG arz kaybının 140 milyar metreküpü bulacağı tahmin ediliyor. Bu rakam, aynı dönemde dünya genelinde devreye alınması planlanan tüm yeni LNG kapasitesinin yüzde 15’ine denk geliyor. Arz darboğazının özellikle 2026 ve 2027 yıllarında yoğunlaşacak olması, önümüzdeki iki yıl boyunca doğal gaz piyasalarının eski tahminlere kıyasla çok daha gergin ve sıkışık geçeceğini net bir şekilde ortaya koyuyor.
NÜKLEER GERİ DÖNÜYOR, KÖMÜR SINIRLARI KALKIYOR
Krizden en çok etkilenen diğer dev Asya ekonomilerinde ise hükümetler radikal adımlar atmak zorunda kaldı:
• Japonya: Yılın ilk yarısında doğal gaz talebi yüzde 1,5 daraldı. Hükümet, ithal LNG’ye olan bağımlılığı azaltmak amacıyla 1 Nisan 2026’dan itibaren geçerli olmak üzere düşük verimli kömür santrallerine uyguladığı yüzde 50’lik kapasite sınırını bir yıllığına tamamen kaldırdı. Kashiwazaki-Kariwa nükleer santralinin yeniden devreye alınması da gaz talebini düşüren bir diğer etken oldu. Mart-Haziran döneminde ülkede kömürden elektrik üretimi yüzde 7 artarken, gazdan üretim yüzde 10 çakıldı.
• Güney Kore: Hürmüz Boğazı’ndan geçen LNG’ye yüzde 20 oranında göbekten bağlı olan Güney Kore, mart ayında Kori nükleer santralinin planlanan bakım takvimini öne çekti. Ancak Nisan ayında diğer nükleer ünitelerde üst üste binen plansız bakımlar nedeniyle nükleer arzı düşünce, ülke geçici olarak kömür ve gaza yüklenmek zorunda kaldı ve ilk yarıda gaz talebi yüzde 2 arttı. Buna rağmen IEA, yüksek ithalat maliyetleri sebebiyle yıl genelinde Kore’nin gaz talebinin yüzde 1 düşeceğini ve elektrik sektöründe kömüre dönüşün hızlanacağını öngörüyor.
• Hindistan: Ocak-nisan döneminde gaz talebi, fiyat hassasiyeti nedeniyle yüzde 4 geriledi. Hükümet mart ayında “Acil Durum Gaz Tahsis ve Yönlendirme” kararnamesi çıkararak gazı öncelikli olarak konutlara ve ulaşıma (CNG) ayırdı, elektrik ve sanayi sektörünün gazını ise kesti. Bu süreçte elektrik sektöründe gaz kullanımı yüzde 23 azalırken, kömürden üretim yüzde 6 arttı.
IEA’DAN KÜRESEL GÜVENLİK MİMARİSİ ÇAĞRISI
Yaşanan bu son dalgalanma, uluslararası enerji diplomasisinde “arz güvenliği” kavramının ne kadar kırılgan olduğunu bir kez daha kanıtladı. IEA, yayımladığı bu raporda sadece mevcut piyasa verilerini analiz etmekle kalmıyor, aynı zamanda hükümetlere küresel gaz arz güvenliği mimarisini acilen güçlendirme çağrısında bulunuyor.
Ajans, kendi bünyesinde faaliyet gösteren Doğal Gaz ve Sürdürülebilir Gaz Güvenliği Çalışma Grubu (GWP) vasıtasıyla üye ve ortak ülkeler arasındaki koordinasyonu artırmayı hedeflerken, boru hatları ve LNG terminallerinin çeşitlendirilmesinin ulusal güvenlik meselesi olduğunu vurguluyor. Görünen o ki, yenilenebilir enerjiye geçiş senaryoları konuşulurken doğal gaz, jeopolitik krizlerin göbeğinde bir süre daha küresel ekonominin en hassas karın boşluğu olmaya devam edecek.
Türkiye Petrolleri Kerkük’te28 Temmuz 202620:38 Muş’ta Alparslan-2 Barajı sahasındaki GES’te enerji üretimi başladı28 Temmuz 202618:01 Sungrow, Wood Mackenzie’nin Küresel BESS Entegratörleri ve PV İnvertör Üreticileri sıralamalarında birinci oldu28 Temmuz 202616:40 Tora’dan Dalgıç Pompaları Akıllandıran Çözüm: Akıllı Dalgıç Pompa28 Temmuz 202616:38 Fırat EDAŞ’tan izinsiz kazı ve müdahalelerde oluşabilecek risklere karşı uyarı28 Temmuz 202616:26