
2025 yılı Türkiye için adeta bir “petrol yılı”na dönüştü. Gabar’da üretim rekorları kırılırken, Diyarbakır ve Batman’da Türkiye’nin enerji geçmişi yeniden canlanıyor. İşte bölgesel üretim verileri, çevre analizleri ve stratejik hedeflerle Türkiye’nin güncel petrol tablosu…

Türkiye, enerji bağımsızlığını sağlama hedefi doğrultusunda petrol arama ve üretim faaliyetlerine son yıllarda büyük bir ivme kazandırdı. Özellikle Güneydoğu Anadolu bölgesinde yürütülen çalışmalar, yerli üretim kapasitesini katlayarak artırırken; sahalarda keşfedilen yeni rezervler, Türkiye’nin petrol haritasını yeniden şekillendiriyor. Ancak üretim artışına paralel olarak çevresel etkiler, yerel kalkınma ve sürdürülebilirlik konuları da daha fazla gündeme geliyor. Bu kapsamlı dosya haberimizde, Türkiye’nin petrol üretimindeki güncel durumu, bölgesel gelişmeler ve çevresel etkileri tüm yönleriyle ele alıyoruz. Ayrıca konuya dair sorularımızı sektörümüzün değerli isimlerinden PETFORM Genel Sekreteri Murat Kalay Enerji Petrol Gaz okuyucuları için cevapladı.
2025 KEŞİF VE ÜRETİM RAKAMLARIYLA DOLU
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı 2025 yılını “keşif yılı” olarak ilan ederken, Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO) da bu vizyon doğrultusunda kara ve deniz sahalarında faaliyetlerini yoğunlaştırdı. Sadece bu yıl içinde yaklaşık 57 milyon varil yeni petrol rezervi keşfedilirken, Gabar bölgesi başta olmak üzere ülke genelinde 270 kuyuda sondaj yapılması planlandı.
Günlük toplam petrol üretimi 132 bin varile ulaşırken, bunun 78 bin varili tek başına Gabar sahasından elde edildi. Diyarbakır ve Batman gibi geleneksel üretim merkezlerinde ise daha sınırlı ancak istikrarlı bir üretim söz konusu. Türkiye geneli için 2025 yılı sonuna kadar hedeflenen günlük üretim miktarı 172 bin varil olarak açıklandı.
YENİ ENERJİ ÜSSÜ GABAR
2021’de başlatılan yoğun arama çalışmalarının ardından Gabar sahasında 867 milyon varil petrol rezervi tespit edildi. Bugün 99 aktif kuyunun bulunduğu sahada, günlük 81 bin varil üretim gerçekleşiyor. TPAO burada gelişmiş otomasyon sistemleri, robotik kuyu izleme ve drone tabanlı denetim teknolojileri kullanarak üretim kapasitesini artırırken, bölgenin yerel ekonomisine de istihdam yoluyla katkı sağlıyor. Gabar’ın yıllık ekonomik katkısı yaklaşık 2 milyar dolar olarak hesaplanıyor.
Diyarbakır ise 260 kuyunun yer aldığı 42 petrol sahasıyla Türkiye’nin ikinci büyük üretim bölgesi.
Türkiye’nin ilk petrol keşiflerinden biri olan Garzan sahası, 1956’dan bu yana üretimde. Günümüzde yaklaşık 1.700 varil/gün üretim yapan sahada, toplam kanıtlanmış rezerv 163 milyon varil düzeyinde. Garzan, Türkiye’nin petrol tarihinin simgesi olmaya devam ederken, modern teknolojilerle verimlilik artırma çalışmaları sürüyor.
YEŞİL YÖNETİM VE ÇEVRESEL DENETİM SÜRECİ
Türkiye’de petrol üretim tesisleri, 2872 sayılı Çevre Kanunu ve ilgili yönetmelikler çerçevesinde Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED), atık yönetimi, hava-su izleme raporları gibi yasal yükümlülüklere tabi.
Buna istinaden bazı firmalar, sıfır atık belgeleri, geri kazanım sistemleri ve emisyon kontrol teknolojileri gibi uygulamalarla çevresel etkileri azaltmaya yönelik adımlar atıyor. Özellikle TÜPRAŞ gibi büyük rafineri işletmeleri, su geri kazanımı ve atık azaltma projeleriyle öne çıkıyor.
YERLİ ENERJİ, YEREL HASSASİYET
Türkiye, 2025 yılı itibarıyla petrol üretiminde büyük bir ivme yakaladı. Gabar sahasındaki dev adım, ülkenin enerji arz güvenliğini sağlamada ve dışa bağımlılığını azaltmada stratejik bir mihenk taşı olarak öne çıkıyor. Arama ve üretim faaliyetlerindeki başarılar, Diyarbakır ve Garzan gibi sahalardaki operasyonel verimlilikle birleşiyor; bu da Türkiye’nin yerli enerji kapasitesini tarihsel seviyelere çıkarma yönünde umut verici bir tablo sergiliyor. Bu süreçte, çevresel etkilerin ve toplumsal geri bildirimlerin izlenmesi, sürdürülebilir ve uzun ömürlü bir üretim vizyonu için olmazsa olmaz. TPAO’nun Yeşil Enerji Sertifikası (YEK G) tedariği gibi adımlar ve entegre çevre yönetimi politikaları, üretim başarısının sadece miktarla değil, aynı zamanda sorumlulukla da büyüdüğünü gösteriyor.
• Batman (Garzan, Batı Kozluca, Dinçer sahaları):
Garzan sahası 1956’dan bu yana üretimde olup günde yaklaşık 1.700 varil üretim gerçekleştiriyor. Kanıtlanmış rezervi yaklaşık 163 milyon varil. Batı Kozluca sahası günlük yaklaşık 1.500 varil üretim sağlıyor ve toplam 138 milyon varil rezerv içeriyor.
Dinçer sahası ise günde 400 varil üretim kapasitesine ve 55 milyon varil rezerv hacmine sahip.
• Adıyaman sahası: Ortaya çıkarılan rezerv yaklaşık 72 milyon varil, üretim ise günde 800 varil civarında.
• Diyarbakır sahası: 2009’dan bu yana işletiliyor; günlük ortalama üretimi 250 varil, rezervi ise yaklaşık 16 milyon varil.
• Şırnak – Gabar ve çevresi: 2023 yılında Gabar’da keşfedilen yaklaşık 1 milyar varil rezerv, Türkiye’nin en büyük keşiflerinden biri. Bu bölgede halen yoğun şekilde petrol arama ve üretim faaliyetleri sürüyor.
• Trakya havzasında ağırlıklı olarak doğalgaz araması olsa da sınırlı petrol arama ruhsatları da mevcut. Bu bölgelere verilen ruhsatlar arasında Kırklareli ve Tekirdağ gibi iller var.
• Ege Denizi: TPAO’ya Ege Denizi’ndeki Türk karasuları içinde 9 petrol arama ruhsatı verildi; her bir ruhsat 8 yıllık süreyi kapsıyor.
• Karadeniz: Türkiye’ye MHY çerçevesinde belirlenmiş deniz yetki alanlarında dört ayrı saha için TPAO’ya petrol arama ruhsatı verilerek, deniz altı kaynak potansiyeli için girişimler başlatıldı.
• Doğu Akdeniz’de Akdeniz ve Libya kıta sahanlığı kapsamında TPAO’nun yeni ruhsat başvuruları bulunuyor; henüz faaliyet başlamadı ancak ileriki projeler için hazırlık aşamasında.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar hem Gabar başta olmak üzere saha bazlı muazzam üretim artışı hem de yerli teknoloji temelli “yeni dönem” stratejisi vizyonuna net yansımaları ifade eden açıklamalarda bulunmuştu.
GABAR SAHASI’NDA 80 BİN VARİLİ AŞAN ÜRETİM
“Cumhuriyet tarihinin en büyük petrol keşfi. Çok kısa bir sürede burada, günlük 80 bin varili aşan bir üretime çok şükür erişmiş durumdayız. 99 kuyuda bu üretim rakamını yakaladık.”
MART 2025 İTİBARIYLA TÜRKİYE GENELİNDE 132 BİN VARİL ÜRETİM
“Türkiye’nin petrol ve doğal gaz çalışmalarına hız kesmeden devam ettiğini ve günlük petrol üretiminin Mart 2025 itibarıyla toplam 132 bin varile ulaştığını bildirdi.”
“Gabar başta olmak üzere Van, Diyarbakır, Türkiye Suriye sınırının kuzey kısmında toplam 153 petrol arama kuyusu açılacağını belirten Bayraktar, ‘söz konusu sahalarda 95 kuyudan üretilen günlük petrol miktarı mart başı itibarıyla 78 bin varile ulaştı.’”
“2025 KEŞİFLER YILI” VURGUSU
“2025’in keşifler yılı olacağını kaydetti… Gabar’daki üretimin günlük 100 bin varile çıkmasını beklediğini ifade etti.”
2025’TE 41 MİLYON VARİL REZERV KEŞFİ
“Biz 2025 yılında yeni petrol rezervi olarak 41 milyon varillik petrol rezervi keşfettik. Bunun yüzde 58’i Diyarbakır’da. Yaklaşık 2,5 3 milyar dolarlık bir keşif.”
“Gabar’da 81 bin varil günlük üretime ulaşarak, Türkiye’nin günlük ihtiyacının yaklaşık %8’ini sadece buradan karşılar hale geldik.”
YENİ DÖNEME VURGU: YERLİ TEKNOLOJİYLE ÜRETİM
“Türk petrol ve doğal gaz aramacılığında yeni bir dönem açılıyor… Arama çalışmalarını Türkiye’nin kendi filoları, sismik ve sondaj gemileri ve mühendisleriyle yapma stratejisini 2017’de devreye aldık.”
EKONOMİK VE SOSYAL KATKILAR
“Gabar sahası, şu anda üretimimiz yıllık bize yaklaşık 2,3 milyar dolarlık bir ekonomik büyüklük, bir kazanç anlamına geliyor… Bu kadar miktarda ithal edeceğimiz petrolü de ithal etmekten bizi önlemiş oluyor.” Ayrıca, “Bu coğrafyanın geçmişte terörle anılan bölge olduğunu, şimdi huzurun ve petrolün bölgesi haline geldiğini” vurguladı.

“ORTAYA KONAN ARAMA FAALİYETLERİ ÜLKEMİZİ MUTLU EDECEK KEŞİFLERLE TAÇLANDIRILMIŞTIR”
Ülkemizde son yıllarda petrol ve doğal gaz arama-üretim sektöründe yaşanan gelişmeler, geçmişi yıllar öncesinden gelen kamu-özel sektör ayrımı olmaksızın ortaya konan mücadelenin önemli bir sonucudur. Bu ortak yürütülen uzun soluklu mücadelede son 10 yılda özellikle Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nca ortaya konan irade belirleyici olmuştur. Derin deniz sondaj gemilerinin, sismik gemilerin, malzeme ve ekipman anlamında günü yakalamışlığın, ortaya konan arama bütçelerinin ve adanmışlığın sonuçlarını yaşıyoruz. Sektör adına bu dönemde TPAO tüm imkanlarıyla ana omurgayı oluşturmakta, özel sektör oyuncuları da yerli/yabancı ayrımı olmaksızın bu zor süreçte ellerinden geleni yapmaya çalışmaktadır. Saha faaliyetlerinin kesintisiz devam etmesindeki temel unsur da başta TPIC olmak üzere yine yerli/yabancı servis firmalarının ileri seviye mühendislik anlayışıyla faaliyetlerini sürdürüyor olmasıdır.
Şüphesiz yoğunlaşmış ve gerçekçi planlar eşliğinde ortaya konan arama faaliyetleri ülkemizi mutlu edecek keşiflerle taçlandırılmıştır. Petrol ve doğal gazdaki üretim rakamları Cumhuriyet tarihindeki rekor seviyelere ulaşmış ve uzun soluklu mücadelemizde üretim eğrimizi yukarı yöne çevirmiştir. Bu üretim artışının en temel iki belirleyicisi Karadeniz Sakarya Gaz Sahası keşfi ve Gabar’daki ham petrol üretim artışı olmuştur.
Yakın coğrafyamıza ve dünya genelindeki arama-üretim faaliyetlerine baktığımızda, ülkemiz son yıllarda açtığı kuyu sayılarıyla, yaptığı sondajlarla ve saha faaliyetleriyle en yoğun ülke olmuştur. Bu durum, sektörün genelinin daha durağan bir dönemden geçtiğini düşündüğümüzde ülkemiz açısından daha anlamlı hale gelmektedir. Son yıllarda 200’ün üzerinde kuyu açarak örneği az bir performans ortaya konulmuştur. Komşu ülkelerimiz, özellikle Karadeniz özelinde sahip olduğumuz bilgi, teknoloji ve ekipman nedeniyle ortak projeler geliştirmek istemekte ve milli kuruluşumuz TPAO dünyanın her yerindeki imkanları değerlendirerek enerji diplomasisinin desteği ile faaliyetlerini artırarak global bir oyuncu olduğunu göstermektedir.
Petrol ve doğal gaz arama ve üretim anlamında geliştirdiğimiz kapasite global oyuncuların dikkatini çekmekte ve stratejik iş birlikleri ile yeni fırsatlar yaratmaktadır. Bu zorlu ve uzun süreç kamu-özel sektör iş birliğiyle vücut bularak özellikle, yakın coğrafyadaki komşu ülkelerimizle yapılabilecek iş birliklerine artırmaktadır.
Petrol ve doğal gaz arama-üretim faaliyetleri yüksek riskli, yüksek maliyetli, ileri düzey mühendislik gerektiren ve ileri teknolojinin kullanıldığı bir alandır. Şüphesiz, petrol ve doğal gaz arama-üretim sektöründe teknolojik atılımlar, ülkelerin kaderini değiştirmiş, daha önce varlığını bildiği ancak üretemediği kaynaklara ulaşmasını sağlamıştır.
Sahip olduğumuz yeni nesil derin deniz sondaj gemileri, kendi alanında uzmanlaşmış insan kaynağımız ve mühendislerimiz her geçen gün bilgi birikimlerini ve teknolojiyi kullanma kabiliyetlerini artırmaktadır. Sadece ülkemizdeki arama-üretim faaliyetleri için değil globalde, dünyanın her yerinde operasyonlar yapabilen ve sahip olduğu ileri düzey kapasite ile yatırım fırsatları kollayan bir ülke haline geldik.
Gabar Dağı keşfi ve bu keşfin çok hızlı bir şekilde üretime dönüştürülmesi dünya standartlarına bakıldığında üst düzey diyeceğimiz bir performansı işaret etmektedir. Ülkemizin özellikle petrol ve doğal gaz anlamında dışa bağımlılığının yüksek olması, üreteceğimiz her bir katre petrolün ve metreküp doğal gazın önemini artırmaktadır. Son keşifler ve özellikle Gabar özelindeki üretim artışı dışa bağımlılığımızı azaltmakta, yapılan yatırımların kaldıraç etkisiyle geri dönüşünü hızlandırmakta, bölgedeki istihdam ve ekonomik hareketliliği artırarak bölgenin kalkınmasına fayda sağlamaktadır.
Üretilen her bir varil petrol en temel yapısal bozukluğumuz olan dış ticaret açığının yönetilmesine imkan vermektedir. Ortaya konan keşifler ve bunların en üst düzey mühendislik metotlarıyla üretilmesi devamlılık ve yeni yatırımlar açısından kritik öneme sahiptir. Kısa sürede başardığımız üretim artışı aynı zamanda bölgedeki yatırım iklimini de etkilemekte, üretilen petrolün uluslararası pazarlara ulaşıp ticarileşmesi adına da yeni fırsatlar doğurmaktadır.
2020 ve sonrası ortaya konan başarı hikayesinin en temel göstergesi günlük ham petrol ve doğal gaz üretim rakamlarımızdır. Hepimizin malumu olduğu üzere bu üretim seviyeleri uzun soluklu planlama ve uygulama sonucunda ortaya çıkmıştır. Uzun yıllardan bu tarafa yaptığımız sismik çalışmalar, saha çalışmaları, sondajlar, arama kuyuları, üretim artırıcı metotlar, sahip olduğumuz ileri düzey teknolojik ekipmanlar, bu ileri teknolojiyi kullanabilen yetişmiş insan kaynağı ve ortaya konan iradedir. Bu başarılı sürecin amiral gemisi mili gururumuz ve kuruluşumuz TPAO’dur. Şüphesiz, kamu ve özel ayrımı yapılmaksızın ortaya konan büyüklü küçüklü mücadeleler de bu üretim artışına destek olmuştur. Diğer yandan başta TPIC olmak üzere özel sektör servis firmaları da 7/24 esasıyla insanüstü bir mücadele vererek ortaya konan iradenin vücut bulması ve üretim rakamlarına yansıması adına büyük çaba sarfetmişlerdir.
Hepimizin malumu olduğu üzere petrol ve doğal gaz arama-üretim faaliyetleri uzun soluklu, yeni yatırımlarla ve teknolojik metotlarla devam ettirilmesi gereken ve maceracı arama ruhunun asla kaybedilmemesi gereken bir alandır. Sahip olduğumuz imkanlar, artırdığımız kapasitemiz ve daha çok yapılacak işimizin olması bizlere yeni sorumluluklar getirmektedir.
Son dönemdeki temel taşıyıcı olan TPAO ve TPIC gurur kaynağımız olmuştur. Bu milli kuruluşlarımız ülkemiz sınırlarını aşan ve globalde kendini ispat eden bir seviyeye ulaşmıştır. Şimdi sıra yerli/yabancı ayrımı olmaksızın özel sektöründür. Özel sektör açısından bu maliyetli ve zorlu yatırımları gerçekleştirmek her geçen gün daha külfetli bir hale gelmektedir. Ancak, ülkemizin geleceğine olan inançla ortaya konan başarı hikayesinin desteği ile özel sektör olarak gerek TPAO gerekse diğer paydaşlarla stratejik iş birliklerini geliştirerek yeni ruhsatlara ulaşmalı ve arama faaliyetlerimizi artırmalıyız. Önümüzdeki dönemin özel sektör açısından da yeni keşiflere şahit olmasını temenni ediyoruz.
Son derece riskli ve maliyetli olan petrol ve doğal gaz arama-üretim yatırımlarının başarı oranı 1/10 diyebileceğimiz çok düşük bir seviyededir. Tamamen belirsizlikler üzerine kurulu bu riskli yatırımlar bilgi, teknoloji, ekipman ve değerlendirmelerle riskleri azaltarak belirgin hale getirilmeye çalışılmaktadır. Bu zorlu ve maliyetli süreç diğer yatırımlarla kıyaslandığında birçok yatırımcının ilgisini çekmemektedir. Bu yüzden yıllardır ülkemizde faaliyet gösteren firma sayısı kamu/özel ayrımı olmaksızın çok büyük rakamlara ulaşmamıştır. Ülkenin geleceği açısından stratejik öneme sahip bu yatırımlar TC Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’mız önderliğinde Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğümüz vasıtasıyla yönetilmeye, denetlenmeye ve geliştirilmeye çalışılmaktadır.
Petrol ve doğal gaz yatırımlarının çarpan etkisi ve ekonomiye katkısı diğer sektörlerle karşılaştırdığımızda oldukça yüksektir. Ekonomik hareketlilik anlamında aktif olan her bir kule ciddi istihdam sağlamakta ve yerel paydaşlarla birlikte bölgesel kalkınmaya destek olmaktadır.
Sakarya Gaz Sahası’nın keşfi ve üretimin ekonomiye kazandırılmış olması sadece ülkemiz için değil tüm enerji piyasaları için temel bir unsur olmuştur. Enerjide merkez ülke hedefi olma doğrultusunda dünyadaki gelişmeleri fırsata çevirerek ilerlerken yerli doğal gaz üretimimizin mevcudiyeti ve büyüklüğü doğal gaz piyasasının da derinleşmesi ve rekabetçi bir yapıya kavuşması için önem arz etmektedir.
Gabar Sahası özelinde, ortaya konan başarı hikayesi bölgedeki diğer potansiyel alanlar için de fırsatlar sunmaktadır. Gerçekçi planlarla kamu/özel ayrımı olmaksızın aramaya devam etmek mecburiyetindeyiz. Ortaya konan üretim rakamları bizi gururlandırırken geleceğe yönelik daha da fazla çalışmamız gerektiğini bizlere hatırlatmaktadır.
Orta Doğu’daki çatışmalar küresel doğal gaz piyasasında arz şokuna yol açtı7 Temmuz 202617:47 Togg kullanıcılarına yaz boyunca yüzde 20 indirimli şarj avantajı7 Temmuz 202617:04 YEO Teknoloji, Kosova’nın en büyük temiz enerji santralinin anahtar teslim inşası için imzaları attı7 Temmuz 202615:54 TORA’da Shell Emniyet Günü bir kez daha gerçekleşti7 Temmuz 202615:06 Avrupa’da gaz fiyatları sıcak havanın etkisiyle yaklaşık yüzde 5 yükseldi7 Temmuz 202614:25