
Petrol piyasasında hareketli günler yaşıyoruz. Petrol Ofisi Grubu CEO’su Mehmet Abbasoğlu ile gündemi değerlendirdik.
Petrol piyasasında hareketli günler yaşıyoruz. Petrol Ofisi Grubu CEO’su Mehmet Abbasoğlu ile gündemi değerlendirdik.
Petrol Ofisi Grubu CEO’su Mehmet Abbasoğlu ile buluştuk. Petrol Ofisi Grubu’nun bp’yi devralmasından bu yana geçen süreci detaylı olarak değerlendirdik. Petrol Ofisi, bp’yi satın alarak petrol piyasasında tüm taşları yerinden oynattı. Bu birleşme sonrasında piyasanın iddialı oyuncuları hedef ve stratejilerini doğal olarak güncelledi. Hatta bu satın alma süreci sonrasında piyasanın bazı oyuncularında da ortaklık yapılarında değişiklik oldu ve görünen o ki olmaya devam edecek.
EPDK’nın kurulma amacı petrol piyasasında regülasyonu sağlayarak, disiplinli, kurallı, piyasanın gelişiminde rol alacak şirketlerin rekabetçi olarak tüketiciye hizmet vermesi… Şu anda çok net görülüyor ki EPDK bu yolda çok başarılı oldu.
Biz bu piyasada yüzlerce dağıtım şirketi gördük. Hiç kimsenin bilmediği, tanımadığı, maalesef çoğunun da piyasanın kurallarını bozduğu bir piyasadan bugünlere geldik. Bu başarıda EPDK’nın kurduğu sistem ve kurallı oyuncular baş rolü paylaşıyor.
Evet, Petrol Ofisi’nin bp’yi satın almasına dönersek… Petrol Ofisi çok zor bir süreci kazasız belasız geçti. Bunda da başta Mehmet Abbasoğlu ve Petrol Ofisi çalışanlarının büyük etkisi var. Yine bp’den Petrol Ofisi Grubu ailesine katılan çalışanlar da uyum sürecini çok hızla geçti.
Mehmet Abbasoğlu sorularımıza net cevaplar verdi.
Önce röportajı okuyalım. Sonra ilave yorumlarımız olacak.
◦ Operasyonel birleşmenin neredeyse sene-i devriyesine gelmek üzereyiz. Hepimiz için zihin açıcı bir süreç oldu. Geçirdiğimiz herhangi bir dönemi büyük zorluk diye nitelemezdim belki ama yine de en hassas konu neydi derseniz entegrasyon süreci derdim. Bu tür süreçlerin en kritik konusu kültür uyumu, biz bu süreci İnsan Kaynakları ve Dijital Dönüşüm Direktörlüklerimizin de yoğun çalışmalarıyla pürüzsüz bir şekilde geçirdik.
◦ Bir diğer hayati konu ise operasyonel süreklilikti elbette. En önemli sınavlarımızdan biri tüketicimize ve paydaşlarımıza bu geçişi hissettirmemekti ki burada da ikmal ve depolama faaliyetlerimizdeki altyapının gücü girdi devreye. Terminal operasyonlarında da istasyon operasyonlarında da entegrasyon pürüzsüz gerçekleşti. Bayi ilişkileri, ürün alımı, mahsuplaşma, stok yönetimi, finansal bilgi transferi, taşıt tanıma müşterilerinin entegrasyonu gibi komplike teknik süreçlerde hiçbir sıkıntı yaşanmadı. İstasyonlarda nihai tüketiciye yapılan satışlarda da B2B satışlarda da ikmalde tek saliselik bir aksama bile yaşanmadan geçirildi süreç.
◦ Biz birleşme öncesinde de Türkiye’nin en yaygın istasyon ağına sahip markaydık. Fakat bizim yumuşak karnımız büyük şehirlerdeki merkezi lokasyonlardı. bp’nin eskiden Mobil birleşmesinden de aldığı istasyonları bünyemize katarak bu yumuşak karnımızı ikame etmiş olduk birleşme öncesi yaklaşık 1950 istasyonumuz vardı. Şimdi bu rakam 2700’ler civarında. Dolayısıyla müşterimizle çok daha geniş bir ağda buluşabiliyoruz.
◦ Bu satın almanın diğer kritik etkisi ise aslında bizim buzdağının görünmeyen yüzü diyebileceğimiz operasyonlarımızda gerçekleşti. En nihayetinde tüketici bizi istasyonlarımızla tanıyor ama Petrol Ofisi dev bir yapı: Petrol Ofisi ülke geneli ve yakın coğrafyaya hava, deniz ve kara araçlarında ihtiyaç duyulan tüm yakıt çeşitlerini sağlayabilen tek şirket. 9 akaryakıt terminali, 18 havaalanı ikmal ünitesi, 1 LPG terminali, yılda çeyrek milyon uçağa yakıt ikmali, 1,5 milyon metreküplük yakıt depolama kapasitesi ile sektöre liderlik ediyoruz. Denizcilikte 1 milyon tonluk satışla lideriz. Uluslararası sularda etkin oyunculardan biriyiz. Kocaeli’ndeki madeni yağ fabrikamız ile 400’den fazla ürün gamı ile tüm sektörlere hizmet verdiğimiz gibi 33 ülkeye ihracat yapıyoruz.
◦ Öte yandan en büyük müşterimiz kamu; 6500’ü aşkın kurumun enerji tedarikini üstleniyoruz. Bu çok önemli bir sorumluluk. Tüm bu genel resme baktığınızda ikmal ve depolamadaki süreçler operasyonumuzun can damarı. Biz bp satın almasında yalnızca istasyon ağımızı değil depolama kapasitemizi daha da derinleştirecek çok önemli varlıkları da bünyemize katmış olduk.

◦ Bu satın alma ile devraldığımız ATAŞ, Çekisan, Ambarlı tesisleri emtia ticaretinin güvenliği ve yarattığı ekonominin verimi ekseninde çok kıymetli varlıklar. ATAŞ 500 bin tonluk depolama kapasitesine sahip. Dahası, Adana ile Mersin arasında çok stratejik bir bölgede yer alıyor. Gabar’dan günlük 70 bin varil petrol çıkıyor. Doğu Akdeniz’de kendine yol edinmesi gereken molekül var. Türkiye’nin enerji koridoru olması için de bu gibi yerleşkeler hayati önem taşıyor. 1 milyon metrekarenin üzerinde bir araziden bahsediyoruz. Büyüme için de her türlü altyapı yatırımı için müsait bir ortam var.
◦ Yalnızca akaryakıt olarak da düşünmemek lazım. Doğu Akdeniz koridoru her anlamda bir çekim merkezi. Sürekli büyüyen bir pazar. Biz döngüde jet yakıtından daha çevreci olan SAF’a (Sustainable Aviation Fluid), yine denizcilikte ultra düşük kükürtlü yakıt yağı ULSFO ya da farklı kanallarda kullanılacak biyoyakıtlara kadar çok farklı çeşit sunabilen bir merkez olabilme altyapısı sağlayabiliyoruz.
◦ Dolayısıyla bu satın alma aslında hem tüketiciye hem de ülke genelinde enerjinin güvenli, hızlı ve sürdürülebilir dağıtımını gözeten milli bir yatırım. Bizim Petrol Ofisi Grubu olarak öncelikli hedefimiz Türkiye’mizin enerji dönüşümünde referans altyapı grubu olmak. Bu yönde emin adımlarla ilerliyoruz.
◦ Haklısınız, onur duyduğumuz gelenekselleşmiş liderliklerimiz var, 2025 itibarıyla toplam akaryakıt yurtiçi satışlarındaki liderliğimizin 17’nci yılındayız. Lider kalabilmek büyük emek ve sürdürülebilir yatırım gerektiriyor. Biz her yıl minimum 1,5 – 2 milyar lira bandında operasyonel yatırım yapıyoruz.
◦ Bu çerçevede perakendeye olan yatırımımız elbette ki sürecek. bp istasyonlarının da ağımıza dahil olmasıyla birlikte ülke genelindeki istasyon kalitesini aynı standartta buluşturmak için hem fiziki hem de hizmet altyapısına olan yatırımlarımızı derinleştirdik. 2026 Kasım itibarıyla satın alma bünyesindeki istasyon dönüşümlerini tamamlamış olacağız. İstasyonlarımızdaki müşteri deneyimi bizim için en kritik unsur. Dolayısıyla bu deneyimi doğru denetleyip iyileştirecek teknolojilere ve istasyonların çekim merkezi haline gelmesinde çok önemli rol oynayan akaryakıt dışı operasyonlara yani market ve hizmet segmentine olan yatırımlarımızı da artıracağız.
◦ İstasyonlarımıza ve nihai tüketiciye değen yatırımlarımıza eş zamanlı olarak B2B ve kamuya yönelik ürün ve hizmetlerimize, havacılık ve denizcilik alanlarındaki marka ve girişimlerimize de özel olarak odaklanıyoruz. Paydaş ekonomisiyle zenginleşen yatırımlar ve bu yöndeki iş birlikleri bizim için çok önemli.
◦ Bu anlayışın en güncel iki örneğini havacılık alanından verebilirim. Biri POTAS diğeri de PONAK.
◦ POTAS’ta kıymetli ortağımız TAV Antalya Akaryakıt iş birliği ile yılda 40 milyon yolcu ağırlayan Antalya Havalimanında toplam 85 bin metreküplük 5 yeni akaryakıt tankı kurduk.
◦ Kısa bir süre önce imzaladığımız yeni bir anlaşma ile de Nakkaş Holding ortaklığıyla PONAK’ı hayata geçirdik. PONAK da dünyanın sayılı havalimanları arasında gösterilen İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı’nda toplam 20.000 metreküp depolama kapasiteli 4 yakıt tankıyla havalimanındaki uçaklara yakıt tedarik ve ikmal hizmeti verecek.
◦ Denizcilikte de ulusal ve uluslararası sularda özellikle de alternatif ve çevreci yakıt ikmal ve tedariki için yatırımlarımızı hızlandırıyoruz.

◦ Akaryakıtta rekabetin ayrıştırıcı noktalarından birinin akaryakıt dışı gelirler olması tüm sektör için bir norm haline geldi. Bence burada denge ve karlılık çok önemli. Ne kadar “çok” satış yaptığınızdan ziyade operasyonların kendine gelir yaratan birer kar merkezi olarak sürekliliğinin sağlanması gerektiğine inanıyorum. Biz yapılanmamızı bu şekilde ilerletiyoruz.
◦ Örneğin biz halihazırda Petrol Ofisi olarak yaklaşık 15 şehirde 100 marketi doğrudan kendimiz yönetiyoruz. Büyüme rakamlarımız üç haneli. Öte yandan bu perakende yapılanmasını dijitale de taşıdık. Getir’le iş birliğine giderek tüketicilerimizin marketlerimize diledikleri yerden ulaşabilmelerini sağladık. Şu an 39 marketimiz Getir Çarşı bünyesinde hizmet veriyor. Bu yaklaşımı diğer e-Pazar yerleri ile de sürdüreceğiz.
◦ Öte yandan biliyorsunuz kahve sektörün yıldızı. Biz burada da çok kanallı bir paydaş stratejisi ilerledik. Uzun süredir Tchibo ile başarılı bir iş birliğimiz var. Burada bir hem tüketici ekseninde hem de bayi ekseninde bir kazan kazan formülü var. Zira kahve hizmetinin sektördeki alışkanlıklarını dışına çıkarak bir ilke imza attık ve Tchibo ile distribütörlük anlaşması imzaladık. Böylece tüketiciye en modern hizmeti verirken bayilerimizin ve iş ortaklarımızın karlılığına katkı sağladık. Şu an Tchibo noktası olarak konumladığımız 1000’inci marketimizi de açmak üzereyiz.
◦ Dönüşüm programımızı hızlandırarak hem NOB dediğimiz akaryakıt dışı gelirlere yönelik hizmet skalamızı genişletiyor hem de istasyonlarımızdaki toplam deneyimi daha rafine hale getirmek üzere premium marketlerimizi yepyeni bir tasarım ve operasyon diliyle kurguluyoruz. Çok yakında bu alanda yepyeni bir lansmanımız olacak.
◦ Tüm iş kollarımızda sürdürülebilirlik odağımızı artırıyoruz. Alternatif yakıtlar ekseninde özellikle denizcilik ve havacılıkta bayrak taşıyıcıyız. Türkiye’nin 2025 itibarıyla Emisyon Kontrol Alanı (ECA) kapsamına girmesiyle birlikte çevreci denizcilik yakıtlarına geçiş sürecine öncülük ettik ve yüzde 0,10 kükürt içerikli ultra düşük sülfürlü yakıt (ULSFO) ikmalimizin ardından ilk ULSFO üretimini de Kocaeli Derince Terminali’nde başarıyla gerçekleştirdik. PO/Marine markamız, biyoyakıt ve yenilenebilir ham madde tedarikinde uyguladığı sürdürülebilirlik standartları sayesinde, dünyanın en prestijli çevre belgelerinden biri olan Uluslararası Sürdürülebilirlik ve Karbon Sertifikasyonunu (ISCC) 2024 yılında almaya hak kazandı. Biyoenerji alanında çevresel, sosyal ve etik kriterleri esas alan bu uluslararası sertifikasyon, PO/Marine’in sürdürülebilir yakıt tedarikinde küresel standartlara uygunluğunu tescilledi. Çevreci denizcilik yakıtlarına uluslararası düzeyde de öncülük eden PO/Marine, 2024 yılında Singapur’da gerçekleştirdiği 300 tonluk ilk B24-biyoyakıt ikmaliyle Türkiye merkezli ilk uluslararası biyoyakıt satışını gerçekleştirdi.

◦ Havacılıkta da üyesi olduğumuz Uluslararası Hava Taşımacılığı Birliği’nin (IATA) “2050’ye Kadar Net Sıfır Karbon Emisyonu” kararı doğrultusunda sürdürülebilir havacılığı destekliyoruz. Bu çerçevede 2022 yılından bu yana Türkiye’nin önde gelen havayolları tarafından işletilen uçaklara sera gazı emisyonlarını yüzde 80’e kadar azaltan sürdürülebilir havacılık yakıtı Neste MY Sustainable Aviation Fuel (SAF) ikmalini gerçekleştiriyoruz.
◦ Elektriklilerde ise bildiğiniz gibi son derece yoğun bir gündem var. Talep her geçen gün artıyor. PETDER verilerine göre elektrikli araçlarda yüzde 130’u bulan, soket yatırımlarında ise yüzde 125’i aşan büyüme hızı da elektrikli araçlardaki potansiyeli gözler önüne seriyor. Sektör için önemli fırsat pencereleri var. Burada önemli olan verileri ve tüketici içgörüsünü iyi anlamak, kaynak tüketimini doğru analiz etmek. Bütüncül yaklaşım kritik olduğuna inanıyorum.
◦ Örneğin Kocaeli’de yer alan Ar-Ge merkezimiz POTEM’de elektrikli araçlara özel soğutucu sıvılar gibi özel ürünler geliştirerek pazara sunuyoruz. Diğer yandan Borusan EnBW ile sürdürdüğümüz iş birliği ile ki 100 istasyonu aşmış durumdayız, ülkenin elektrikli araç parkına yaptığımız yatırımları artırmak üzere binlerce istasyonumuzu elektrikli şarjlarla donatmaya başladık. Dahası biliyorsunuz e-POwer üniteleri ile bu sürecin öncülüğünü bundan yaklaşık 9 yıl önce yine biz yapmıştık.
◦ Ülke olarak çok büyük bir acıyla sınandık. Yaralarını hala sarmaya çalıştığımız çok zor bir süreçti hepimiz için. Sektörde dolar olarak çok yara aldı o dönem. Enerji sektörü 11 milyar liranın üzerinde kayıp yaşadı ki bu zararın yaklaşık 9 milyar lirası özel sektöre ait. Akaryakıt sektörü dikeyinde baktığımızda da afet bölgesinde 355 milyon dolarlık bir hasar yaşanmıştı. Burada olmazsa olmaz tek unsur var o da hazır olmak.
◦ Biz o dönem afet bölgesine hava, kara ve denizden kesintisiz enerji tedariki sağlayabilen tek kurumduk. Depremlerden etkilenen bölgelerdeki yaraları sarabilmek ve ihtiyaçları karşılayabilmek adına ilk günden itibaren tüm imkanlarımızı seferber ettik. Bölgeye hızla 100 milyon TL’lik kaynak aktararak 5 milyon litrelik akaryakıtı bölge istasyonlarımızdan kademeli olarak AFAD’ın bilabedel kullanımına sunduk. Afetin ilk anından itibaren tüm kılcallarımızla tüm ülke sathında kesintisiz çalışan, 3 vardiya sistemine dayalı bir kurguyu hayata geçirdik. 3 bine yakın tankerle 65 milyon litrenin üstünde yakıtı bölgeye aktardık. Yine bölgedeki yardım uçakları trafiğinin sorunsuz ilerlemesi için toplam 840 yardım uçağına 7 milyon litre yakıt ikmali yaptık. Denizcilik operasyonumuz aracılığıyla TPAO’nun gemilerine yakıt ikmali sağladık.
◦ Yaşadığımız afette çok önemli dersler aldık. Akaryakıta erişim sıkıntısı korkunç boyutlara ulaşmıştı malum. Burada en önemli sorunlardan biri terminallerle akaryakıt istasyonları arasındaki ulaşımın zarar gören yollar nedeniyle aksaması oldu. Hem karayolu transferinde alternatif yöntemler oluşturmak hem de karayoluna alternatifler üretmek zorundayız. Özellikle olası Marmara depreminde deniz ulaşımının çok daha kritik hale geleceğini öngörüyoruz. Bu çerçevede Derince Terminal ve Marmara Ereğlisi’ndeki tesislerimizde deniz yolu ikmal zincirinin daha da kuvvetlendirilmesi için barç ve gemi filomuzu genişletiyoruz.
◦ Diğer yandan karayollarına yönelik mikro akaryakıt taşıyıcı filomuzu da oluşturduk. Bu filoyla afet zamanlarında zarar gören yollarda ikmalin daha kolay yapılabilmesi amaçlıyoruz. Tüm bunların yanı sıra bilgi işlem biriminde de tüm terminaller arasında kendi fiber hattını döşeyerek kesintisiz acil durum iletişimini idame ettirmek üzere ileri teknoloji bir iletişim altyapısı da kurguladık.
◦ Derince Terminalimizde 80 konteynerlik alanı kapsayan bir yerleşke için altyapı hazırlığı içerisindeyiz. Derince’deki madeni yağ tesislerimizin kapasitesini artırdığımız hamlemizde olası İstanbul depreminde şehirdeki tüm istasyonlarımızın 4 günlük akaryakıt satışını karşılayacak motorin tankımızı da devreye almıştık. Yatırımlarımıza istikrarla devam ediyoruz.
◦ Biz sosyal etki ve kurumsal sosyal sorumluluk adımlarımızı vicdanlı büyüme, sürdürülebilir kalkınma ve içinde bulunduğumuz ekosisteme katma değer sunmak anlayışları üzerine kurgulamaya özen gösteriyoruz. Farkındalık geliştirirken, davranışsal değişikliklerin de şekillenebileceği projeler üretmeye çalışıyoruz.
◦ Bu yaklaşımla toplumsal cinsiyet eşitliği, eğitim, spor ve sivil topluma yönelik çalışmalarımızla bugünümüze ve yarınımıza akılcı ve kalıcı fayda sağalamaya gayret gösteriyoruz. Temel hedefimiz kendi kendini yenileyebilen bizden sonra da devam edebilecek süreçler geliştirmek.
◦ Türkiye akaryakıt dağıtım sektörü yaklaşık 1,8 trilyon TL’lik bir hacme sahip. Bu hacim kamuya yaklaşık 686 milyar TL’lik bir dolaylı vergi kaynağı yaratıyor. Öte yandan ülke genelinde yaratılan istihdam, ülkenin enerji hedeflerinde sektörün üstlendiği rol gibi değişkenleri de düşünürsek, sektörün verimli büyümesinin ne kadar önemli olduğu bir kez daha ortaya çıkıyor.
◦ Sektörün en önemli gündem maddesi karlılık. İstasyonlara yapılan yatırımların fonlamasını karşılamak gittikçe zorlaşıyor. Çünkü gözden kaçan önemli bir nokta var. İstasyon ya da akaryakıt dağıtım işi aslında çok geniş bir değerler zincirinden oluşuyor. İstasyonu aslında nihai ürün gibi düşünmek lazım. İstasyon ağlarının hinterlandına bakmalıyız. İstasyonu besleyen sistemde navlun ve lojistik masraflarından, SEÇ-G yatırımlarının finansmanından, ulusal stok tutma yükümlüğünün getirdiği fonlama maliyetlerine uzanan çok yoğun bir maliyet zinciri var. Bu süreçlerin fonlama maliyeti faiz konjonktüründe düşünüldüğünde resim daha da netleşiyor.
◦ Bu çerçevede özellikle günlük fiyatlama metodolojilerinin tartışıldığı, mevcut sistemde tüketicinin yakıt zammı öncesi yaşadığı endişeyi bertaraf edecek çözümlerin geliştirildiği, istasyon satışları içine ağırlığı yüzde 90’lara yaklaşan kartlı alışverişlerdeki komisyon maliyetlerinin düşürülmesine yönelik çözümlerin ele alındığı, kısa süre önce yürürlüğe giren iklim kanunu çerçevesinde uygulanabilir sektör düzenlemelerin üzerinde durulduğu bir çoklu diyalog ortamı sektörümüz için azami önem taşıyor.
◦ Türkiye’de 13 bin civarında irili ufaklı bayi var. Ölçek ekonomisinden ötürü yeterli hacmi sağlayamayan istasyonlar, artık maliyetlerini karşılayamaz hale geldi. Maliyetler enflasyon odaklı artıyor. Bu kulvarda yenilikçi çözümlere ihtiyaç var.
◦ Biz bu noktada Petrol Ofisi olarak yarattığımız ölçek ekonomimizden fayda sağlamaya ve paydaşlarımıza değer yaratan hizmetler üretmeye özen gösteriyoruz. Hazine bölümümüz orta ölçekli bir bankanın nakit akışına sahip. Buradan nasıl bir değer yaratırız diye düşündük. Hem çok önemli bir sorumluluk hem de önemli bir kaynak. Biz de bir fintek şirketi kurduk.
◦ Binlerce bayi ve distribütörümüz için sanal ve fiziki POS ile elektronik cüzdan ve B2B ödeme platformu geliştirmesi yapıldı. Yalnızca birkaç ay içinde istasyonlarımızda, iç paydaşlarımızın finansal maliyetlerinde yüzde 25’e varan tasarruf oranı sağlandı. B2B ödeme platformu sayesinde de tek bir entegrasyonla KOBİ ve daha küçük ölçekte binlerce işletme 20’den fazla banka ile tek kanaldan buluşma imkânına kavuştu. POFintech 15 milyonuncu işlemini gerçekleştirdi, rakamlar hızla artıyor. Bu noktada binlerce bayimizin sırtındaki kart komisyonu gibi finansal ve bürokratik yükleri alabilmekten ötürü mutluyuz.
Mehmet Abbasoğlu tüm sorularımıza içten ve samimi cevaplar verdi. Petrol piyasasındaki hareketlilik devam ediyor. Piyasadan çıkacak olanlar, piyasaya girmek isteyenler…
Petrol Ofisi çok önemli bir hamle yaparak pozisyonunu aldı. Doğal olarak rekabetçi bir piyasada, bazı markaların da stratejileri bu satın almaya göre güncellendi. Piyasa kurallı ve disiplinli olduğu sürece bu rekabetten en çok ülkemiz ve tabii ki tüketiciler faydalanacaktır.
HESİAD ailesi büyüyor17 Haziran 202612:54 Garanti BBVA, Kınalı-Malkara Otoyolu Projesi’nde “Sürdürülebilirlik Koordinatörü” olarak görev aldı17 Haziran 202612:30 IEA: Küresel petrol arzı mayısta ABD/İsrail-İran Savaşı öncesinin 13,6 milyon varil altında kaldı17 Haziran 202612:28 Rusya: ASEAN ülkelerine enerji tedarikimiz yüzde 40 arttı17 Haziran 202612:26 Tüpraş Ventures’tan enerji dönüşüm teknolojilerine yeni yatırımlar17 Haziran 202612:23