
Biyoçözümlerin ekonomik etkisini ortaya koyan ilk Türkiye raporuna göre sektör, 2035’e kadar 75 binden fazla istihdam yaratma potansiyeli taşıyor. Raporda, enerji, tarım ve sanayide yerli kaynaklardan daha yüksek katma değer üretilmesinin mümkün olduğu vurgulandı.

Türkiye’de bugün yaklaşık 4 milyar avroluk üretim değeri oluşturan biyoçözümler sektörünün, uygun politika ve yatırım ortamının sağlanması halinde 2035 yılına kadar 10,8 milyar avronun üzerine çıkabileceği ve 75 binden fazla kişiye istihdam sağlayabileceği bildirildi.
Amsterdam Data Collective (ADC) iş birliğiyle hazırlanan “Biyoçözümlerin Değeri: 2035’e Kadar Büyüme ve Refah-Türkiye Raporu”, Ankara’da düzenlenen toplantıyla kamu, sanayi, akademi ve iş dünyasından temsilcilerin katılımıyla açıklandı.
Türkiye’de biyoçözümlerin ekonomik etkisini ortaya koyan ilk çalışma niteliğindeki rapora göre sektör bugün yaklaşık 4 milyar avroluk üretim çıktısı oluştururken, 28 binden fazla kişiye istihdam sağlıyor. Doğru hedeflenmiş politikalar ve yatırımlarla bu ekonomik hacmin 2035 yılına kadar 10,8 milyar avroyu aşabileceği, istihdamın ise 75 bin kişinin üzerine çıkabileceği öngörülüyor.
Raporda, biyoçözümlerin enerji güvenliği, sürdürülebilir yakıtlar, tarımsal verimlilik ve sanayi dönüşümü açısından Türkiye için önemli fırsatlar sunduğu vurgulandı. Sektörde yaratılan her bir doğrudan istihdamın yaklaşık 1,6 ilave dolaylı istihdam oluşturduğu belirtilirken biyoçözümlerin ihracat, yüksek katma değerli üretim ve ekonomik dayanıklılığa katkı sağlayabileceği ifade edildi.
Biyoçözümlerin sanayide verimliliğin artırılması, biyolojik bazlı girdilerin kullanımının yaygınlaştırılması, yerli değer zincirlerinin güçlendirilmesi, düşük karbonlu üretimin desteklenmesi ve kaynak verimliliğinin artırılmasında önemli rol oynayabileceği kaydedildi.
“ENERJİ GÜVENLİĞİ VE REKABETÇİLİK AÇISINDAN STRATEJİK ÖNEME SAHİP”
Toplantıda konuşan Novonesis Türkiye Ülke Müdürü Pınar Tunçkol, biyoçözümlerin artık yalnızca sürdürülebilirlik gündeminin değil, aynı zamanda rekabetçilik, sanayi dönüşümü ve ekonomik dayanıklılığın da önemli bir unsuru haline geldiğini söyledi.
Türkiye’nin güçlü sanayi altyapısı, üretim kabiliyeti, tarımsal potansiyeli ve stratejik konumuyla bu dönüşümden yararlanabilecek ülkeler arasında öne çıktığını belirten Tunçkol, raporun biyoçözümlerin büyümeye, yüksek nitelikli istihdama, ihracat rekabetçiliğine ve sürdürülebilir kalkınmaya sağlayabileceği katkıları ortaya koyduğunu ifade etti.
Biyoçözümlerin tarımdan enerjiye, gıdadan sanayiye kadar geniş bir alanda ekonomik fayda yarattığını dile getiren Tunçkol, konunun yalnızca teknoloji değil aynı zamanda yatırım, ihracat, enerji güvenliği ve yüksek katma değerli üretim meselesi olduğunu söyledi.
Türkiye’nin hem güçlü bir tarımsal üretim altyapısına hem de gelişmiş bir sanayi ekosistemine sahip olduğuna işaret eden Tunçkol, bu durumun ülkeyi biyoekonomi alanında avantajlı bir konuma taşıdığını kaydetti.
Tunçkol, doğru politika çerçeveleri, güçlü bir inovasyon ekosistemi ve uygun yatırım ortamı sağlanması halinde sektörün ekonomik büyüklüğünün 2035 yılına kadar yaklaşık 11 milyar avroya ulaşmasının beklendiğini belirterek istihdamın da 75 bin kişiye kadar çıkabileceğini söyledi.
“TÜRKİYE’NİN YENİ BİR EKONOMİ KURMASINA GEREK YOK”
Danimarka’nın Türkiye Büyükelçisi Ole Toft ise sürdürülebilir yakıtlar, döngüsel ekonomi ve enerji güvenliğinin artık yalnızca çevre politikalarının değil ekonomik dayanıklılığın da temel unsurları haline geldiğini belirtti.
Biyoçözümlerin bu dönüşümde kritik rol üstlendiğini ifade eden Toft, Türkiye’nin sahip olduğu güçlü sanayi altyapısı ve tarımsal kapasite sayesinde önemli bir avantaj yakalayabileceğini söyledi.
Türkiye’nin biyoekonomi alanında ilerlemek için tamamen yeni bir ekonomik model oluşturmasına gerek bulunmadığını dile getiren Toft, enerji, tarım ve sanayideki mevcut potansiyelin daha etkin kullanılmasının yeterli olacağını kaydetti.
Biyoçözümlerin yalnızca çevresel fayda sağlamadığını, aynı zamanda verimliliği artırarak ekonomik dayanıklılığı güçlendirdiğini vurgulayan Toft, yaklaşan COP31 sürecinin bu hedeflerin hayata geçirilmesi açısından önemli fırsatlar sunduğunu ifade etti.
Toft, Danimarka’nın Türkiye ile bu alandaki iş birliğini sürdürmeye hazır olduğunu belirterek, “Danimarka, Türkiye’nin bu yolculuğunda daima yanında olacaktır” dedi.
Raporda, Türkiye’nin güçlü tarım ve sanayi altyapısını bir araya getirerek yalnızca biyoçözümleri kullanan bir ülke değil aynı zamanda bölgesel bir biyoekonomi ve biyolojik üretim merkezi haline gelebileceği değerlendirmesine de yer verildi.
Otomotivde “6 ay-6 bin kilometre” ve ilan kısıtlaması uygulamalarının süresi 6 ay uzatıldı22 Haziran 202610:36 OEDAŞ, 4,8 milyar TL tutarındaki 2026 yatırımlarına başladı22 Haziran 202610:13 SEDAŞ, enerji hatları yakınındaki çalışmalar için tedbir çağrısında bulundu22 Haziran 202610:02 Brent petrolün varili 78,43 dolardan işlem görüyor22 Haziran 202609:59 TotalEnergies Türkiye’ye Brandverse Awards’tan gümüş ödül22 Haziran 202607:42