HESİAD ailesi büyüyor

Türkiye hidroelektrik sektörünün çatı kuruluşu HESİAD, sektörün önde gelen şirketlerinden Diler Holding, Energo-Pro, Enerjisa Üretim ve Margün Enerji’nin 2026 yılında üye olarak katılımıyla daha da büyüdü.

HESİAD ailesi büyüyor
Petroturk.com | Enerjinin Haber Merkezi
  • Yayınlanma17 Haziran 2026 12:54

Yeni üye katılımlarının yanı sıra sektörün genel görünümü hakkında da bir değerlendirme yapan HESİAD Başkanı Elvan Tuğsuz Güven, HESİAD olarak hidroelektrik sektörünün sürdürülebilir büyümesi, yatırım ortamının geliştirilmesi ve Türkiye’nin enerji dönüşüm hedeflerine katkı sağlanması için çalışmalarına kararlılıkla devam edeceklerini belirtti. Güven, ‘Yeni üyelerimizin bilgi birikimi ve deneyimlerinin sektörümüzün gelişimine önemli katkılar sunacağına inanıyoruz’ açıklaması yaptı.

Sanayi, madencilik, demir-çelik ve enerji alanlarında faaliyet gösteren Diler Holding, ülkemizin köklü sanayi kuruluşlarından biri olarak; Avrupa’nın önde gelen hidroelektrik yatırımcıları arasında yer alan Energo-Pro, hidroelektrik santral yatırımları, işletmeciliği ve ekipman üretimindeki uluslararası deneyimiyle; Türkiye’nin lider özel sektör elektrik üreticilerinden Enerjisa Üretim, yenilenebilir enerji alanındaki güçlü portföyüyle; yenilenebilir enerji yatırımları ve sürdürülebilir büyüme stratejisiyle sektörün önemli oyuncularından Margün Enerji ise özellikle güneş ve yenilenebilir enerji alanındaki başarılı yatırımlarıyla ön plana çıkıyor.

Rakamlarla hidroelektrik sektörü genel görünümü

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı verilerine göre Türkiye’nin kurulu gücü 2026 yılı Nisan sonu itibarıyla 125 GW seviyesini aşarken, bunun yaklaşık yüzde 26’sını hidroelektrik santraller oluşturuyor. Ülkemizde işletmede bulunan hidroelektrik santral sayısı ise 777’ye ulaşmış durumda.

2026 yılının ilk beş ayında Türkiye’nin toplam elektrik üretimi 143.021 GWh olarak gerçekleşti. Kaynak bazında üretim dağılımına bakıldığında hidroelektrik santrallerinin payı geçen yılın aynı dönemindeki yüzde 16,5 seviyesinden yüzde 32,4’e yükselirken, rüzgâr enerjisinin payı yüzde 11,4’ten yüzde 12,6’ya çıktı. Güneş enerjisinin payı yüzde 10,6’dan yüzde 10,0 seviyesine gerilerken, doğalgaz santrallerinin üretimdeki payı ise yüzde 21,8’den yüzde 12,2’ye düştü.

Fiyatlandırmada yaşanan sıkıntılar sektörü zorlamaya devam ediyor

Bununla birlikte, artan hidrolojik üretim, yenilenebilir kaynaklardaki büyüme ve arz fazlası dönemleri elektrik piyasa fiyatları üzerinde aşağı yönlü baskı oluşturdu. EPİAŞ verilerine göre 2026 yılının ilk beş ayında oluşan ortalama Piyasa Takas Fiyatı yaklaşık 1.616,63 TL/MWh seviyesinde gerçekleşti. Hafta içi ortalama piyasa fiyatı 1.724 TL/MWh (39,44 USD/MWh; 33,68 EUR/MWh) olurken talebin daha düşük ve yenilenebilir enerji üretiminin daha yüksek olduğu hafta sonlarında fiyatlar 1.354 TL/MWh (31,2 USD/MWh; 26,50 EUR/MWh) seviyesinde kaldı. Bu verilerle hafta sonu piyasa fiyatları hafta içi ortalamasının yaklaşık yüzde 21 altında gerçekleşmiş ve özellikle hidroelektrik ile diğer yenilenebilir enerji üreticilerinin gelirleri üzerinde önemli bir baskı oluşturmuş oldu.

HESİAD Başkanı Elvan Tuğsuz Güven, fiyatlandırmada yaşanan sıkıntıların sektörü ciddi oranda zorlamaya devam ettiğini ifade ederek şunları kaydetti: “Mayıs ayında ortalama PTF yalnızca 13 USD/MWh ile tarihi düşük seviyelerden birini gördü, Ocak-Mayıs dönemi ortalama piyasa fiyatı ise 40 USD/MWh olarak gerçekleşti. 2025 yılının aynı döneminde ortalama PTF’nin 65,3 USD/MWh olduğu dikkate alındığında, piyasa fiyatlarında yaklaşık yüzde 43 oranında gerileme yaşandığını, bunun da hem yatırımcıları hem de işletmecileri ciddi bir sıkıntıya soktuğunu söylememiz gerek. Bununla da kalmadı, 2026 yılının ilk beş ayında toplam 3.624 saatin 351 saatinde PTF sıfır TL/MWh olarak gerçekleşti. 2025 yılının tamamında sıfır fiyat oluşan saat sayısı ise yalnızca 42 idi.”

‘Sürdürülebilirlik riski’ hala çok yüksek seyrediyor

Tüm yaşananlara rağmen hidroelektrik santraller, esnek üretim kabiliyetleri, depolama özellikleri, sistem dengeleme hizmetleri ve ani talep değişimlerine hızlı cevap verebilme yetenekleri sayesinde Türkiye’nin enerji arz güvenliğinin vazgeçilmez unsuru olmaya devam ediyor. Yenilenebilir enerji dönüşümünün hızlandığı mevcut dönemde hidroelektrik santrallerin sisteme sağladığı esneklik ve depolama kapasitesi her zamankinden daha stratejik hale gelmiş durumda. Ancak elektrik üreticileri açısından gelirlerde daralmaya neden olan mevcut tablo, yatırımcıların finansman imkanları, ülke ekonomisi için yarattıkları katma değer, yeni yatırım projeksiyonları ve sektörün sürdürülebilir büyümesi açısından dikkatle takip edilmesi gereken önemli bir gelişme olarak öne çıkıyor.