
Küresel enerji krizlerinin gölgesinde Türkiye, enerjide tam bağımsızlık hedefi doğrultusunda yeni rotasını belirledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Enerji Bakanı Bayraktar’ın verdiği mesajlar, Türkiye’nin enerji stratejisinde yeni dönemin şifrelerini ortaya koydu. Hedef; yenilenebilir enerji kapasitesini üç katına çıkarmak, şebekeyi güçlendirmek ve Türkiye’yi bölgesel enerji merkezine dönüştürmek.
‘2025 Yılı Yenilenebilir Enerji Yatırımları Toplu Açılış Töreni’ Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 2025 Yılı Yenilenebilir Enerji Yatırımları Toplu Açılış Töreni’nde verdiği mesajlar, Türkiye’nin enerji politikalarında yeni dönemin temel önceliklerini ortaya koydu.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 2025 yılında devreye alınan yenilenebilir enerji yatırımlarının toplu açılış töreninde yaptığı açıklamalar, Türkiye’nin enerji politikasında iki temel eksenin öne çıktığını gösteriyor; enerji arz güvenliği ve yenilenebilir enerji yatırımlarının hızlandırılması. Açıklamalarda dikkat çeken nokta, son dönemde yaşanan bölgesel krizlerin enerji güvenliği üzerindeki etkisinin, Türkiye’nin yerli ve yenilenebilir kaynaklara yönelimini daha da güçlendiren bir gerekçe olarak sunulması oldu.
ENERJİ GÜVENLİĞİ ARTIK EKONOMİK DEĞİL STRATEJİK BİR MESELE
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşmasında geniş yer ayırdığı İran merkezli kriz ve Hürmüz Boğazı’ndaki gelişmeler, enerji arz güvenliğinin yalnızca ekonomik değil aynı zamanda ulusal güvenlik meselesi olarak değerlendirildiğini gözler önüne serdi.
Petrol ve doğal gaz fiyatlarında yaşanan sert yükselişlerin küresel ekonomide enflasyon ve resesyon riskini yeniden gündeme taşıdığına işaret eden Erdoğan, Rusya-Ukrayna savaşı sonrasında yaşanan enerji krizine benzer bir tablonun tekrar ortaya çıktığını vurguladı. Bu yaklaşım, Türkiye’nin enerji stratejisinde dışa bağımlılığı azaltma hedefinin neden öncelikli hale geldiğini de açıklıyor.
Türkiye’nin enerji arzında ithal kaynakların payının halen yüzde 57 seviyesinde olması ve yıllık enerji ithalat faturasının 60 ila 100 milyar dolar arasında değişmesi, enerji politikalarının temel motivasyonunu oluşturuyor.
ARTAN ELEKTRİK TALEBİ YENİ YATIRIMLARI ZORUNLU KILIYOR
Konuşmada öne çıkan bir diğer başlık ise elektrik talebindeki büyüme oldu. Son 20 yılda enerji talebinin iki katına çıktığını belirten Erdoğan, elektrik tüketiminin yalnızca 2025 yılında yüzde 2,1 arttığını, 2035’e kadar ise en az yüzde 50 büyümesinin beklendiğini açıkladı.
Özellikle yapay zeka uygulamaları ve veri merkezlerinin hızla artan elektrik ihtiyacı, önümüzdeki dönemde enerji yatırımlarının önemini daha da artıracak. Bu durum yalnızca Türkiye’nin değil, tüm dünyanın karşı karşıya olduğu yeni enerji denklemine işaret ediyor.
Ekonominin kesintisiz büyümesini sürdürmesi de enerji talebini artıran önemli faktörlerden biri olarak öne çıkıyor. Erdoğan’ın vurguladığı üzere Türkiye ekonomisi son 23 çeyrektir büyümesini sürdürüyor ve bu büyüme enerji tüketimini doğrudan etkiliyor.
RÜZGAR VE GÜNEŞ’TE ÜÇ KAT BÜYÜME HEDEFİ
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıkladığı rakamlar, Türkiye’nin yenilenebilir enerji kapasitesinde son yıllarda önemli bir sıçrama gerçekleştirdiğini de gösteriyor.
2005 yılında toplam kurulu güç içinde yenilenebilir enerji payı yüzde 33 seviyesindeyken bugün bu oran yüzde 62,5’e yükselmiş durumda. Özellikle güneş enerjisinde kaydedilen ilerleme dikkat çekiyor. 20 yıl önce neredeyse sıfır seviyesinde olan güneş enerjisi kurulu gücü bugün 26 bin 770 megavata ulaşmış bulunuyor.
Türkiye’nin 2035 hedefi ise daha iddialı. Hükümet, güneş ve rüzgar enerjisinde mevcut yaklaşık 40 bin megavatlık kapasiteyi 120 bin megavata çıkarmayı planlıyor. Bunun için toplam 80 milyar dolarlık yatırım öngörülüyor.
Bu hedef, önümüzdeki 10 yılda her yıl ortalama 8 milyar dolarlık yenilenebilir enerji yatırımının devreye alınması anlamına geliyor.
OFFSHORE RÜZGAR DÖNEMİ BAŞLIYOR
Konuşmada dikkat çeken stratejik başlıklardan biri de deniz üstü (offshore) rüzgar enerjisi oldu.
Türkiye’nin 2035 yılına kadar 5 bin megavat offshore rüzgarkapasitesi oluşturmayı hedeflediğini açıklayan Erdoğan, bugüne kadar büyük ölçüde kara tipi rüzgar santrallerine dayanan sektör için yeni bir yatırım alanının işaretini verdi.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın son dönemde offshore YEKA çalışmalarını hızlandırması da bu hedefle uyumlu bir gelişme olarak değerlendiriliyor.
5,6 MİLYAR DOLARLIK YATIRIMIN EKONOMİK KARŞILIĞI
Açılışı yapılan yatırımların ekonomik etkisi de programın dikkat çekici hususlardan biri olarak öne çıktı. 2025 yılı içerisinde 78 ilde devreye alınan 7 bin 110 santralin toplam kurulu gücü 8 bin 313 megavat olarak açıklandı. Bu yatırımların yaklaşık yüzde 97’si güneş ve rüzgarsantrallerinden oluşuyor. Toplam 5,6 milyar dolarlık yatırımla hayata geçirilen santrallerin yıllık elektrik üretimi 17,3 teravatsaat olacak.
Enerji yönetiminin hesaplamalarına göre bu üretimin doğal gaz santralleriyle karşılanması durumunda yıllık 3,5 milyar metreküp doğal gaz ithalatı gerekecek ve yaklaşık 1,8 milyar dolarlık ek maliyet oluşacaktı. Bu nedenle söz konusu yatırımlar yalnızca yeni kapasite oluşturmakla kalmıyor aynı zamanda cari açığın azaltılmasına ve enerji ithalatının düşürülmesine de katkı sağlıyor.
ÇEVRESEL TARTIŞMALAR SÜRECEK
Erdoğan’ın konuşmasının en dikkat çekici bölümü ise yenilenebilir enerji yatırımlarına yönelik itirazlara ilişkin değerlendirmeleri oldu.
Çevresel kaygılar nedeniyle bazı projelere karşı çıkan kesimlere sert eleştiriler yönelten Erdoğan, hidroelektrik, rüzgar, güneş ve nükleer enerji yatırımlarından geri adım atılmayacağını söyledi.
Bu açıklamalar, özellikle son dönemde gündemde olan enerji ve maden yatırımlarına ilişkin izin süreçleri ile çevresel etki değerlendirmeleri konusundaki tartışmaların önümüzdeki dönemde de devam edeceğine işaret ediyor.

YENİLENEBİLİR ENERJİ YATIRIMLARINDA YAKALANAN İVME SÜRÜYOR
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar da 2025 Yılı Yenilenebilir Enerji Yatırımları Toplu Açılış Töreni’ndeki konuşmasında, yenilenebilir enerjide ortaya koyulan hedeflere ulaşmak için gece gündüz çalıştıklarını söyledi.
Son 24 yılda enerji sektöründe birçok yapısal reformun hayata geçirildiğini dile getiren Bayraktar, “İlk yıllarda, rekabetçi bir piyasa yapısına geçmeyi hedefleyerek, enerji piyasalarımızı serbestleştirdik. Özel sektörün yatırımcı olduğu, devletin ise düzenleyici ve denetleyici rol üstlendiği bir model ile enerji sektörümüzde köklü bir dönüşüm gerçekleştirdik” ifadelerini kullandı.
Bakan Bayraktar’ın açıkladığı verilere göre Türkiye, 2024 yılında devreye aldığı 6 bin 818 megavatlık yenilenebilir enerji kapasitesinin ardından 2025’te daha yüksek bir kurulu gücü sisteme kazandırarak yeni bir rekora ulaştı.
Bu tablo, son yıllarda güneş ve rüzgar yatırımlarında yakalanan ivmenin sürdüğüne işaret ediyor. Özellikle enerji talebinin sürekli arttığı ve enerji ithalatının cari denge üzerindeki baskısını koruduğu bir dönemde, yeni kapasite artışları yalnızca elektrik üretimini değil, enerji güvenliğini de güçlendiriyor.
Bakanlığın verdiği mesaj, yenilenebilir enerjinin artık alternatif değil Türkiye’nin enerji arzının temel bileşeni haline geldiği yönünde.
YENİ ENERJİ MİMARİSİNİN MERKEZİNDE ELEKTRİK OLACAK
Bayraktar’ın konuşmasındaki en önemli stratejik vurgu, ‘yeni enerji mimarisi’ tanımlaması oldu.
Enerji dönüşümünün merkezine elektriğin yerleştirilmesi; ulaşım, sanayi, binalar ve veri merkezleri gibi birçok alanda elektrifikasyonun hızlanacağı anlamına geliyor. Elektrikli araçlardan yeşil sanayiye kadar uzanan dönüşüm süreci, önümüzdeki yıllarda elektrik talebini önemli ölçüde artıracak.
Bu nedenle Türkiye’nin yalnızca yeni üretim tesisleri kurması değil aynı zamanda iletim ve dağıtım altyapısını da güçlendirmesi gerekiyor. Bayraktar’ın açıklamaları, enerji politikalarının artık üretim kadar şebeke yatırımlarına da odaklandığını gösteriyor.
‘GÜNEŞ VE RÜZGAR’DA AVRUPA ÖLÇEĞİNE ULAŞILDI
2002 yılında yok denecek seviyede olan güneş ve rüzgarkurulu gücünün bugün 42 bin megavata yaklaşması, Türkiye’nin enerji dönüşümündeki en dikkat çekici başarılarından biri olarak öne çıkıyor.
Bu kapasite birçok Avrupa ülkesinin toplam elektrik kurulu gücünü aşmış durumda. Son yıllarda özellikle güneş enerjisindeki hızlı büyüme, Türkiye’yi Avrupa’nın en dinamik yenilenebilir enerji pazarlarından biri haline getirdi.
2035 yılında 120 bin megavatlık rüzgar ve güneş kurulu gücü hedefine ulaşılması durumunda Türkiye’nin mevcut kapasitesini yaklaşık üç kat artırması gerekecek. Bu da önümüzdeki on yılın yatırım gündeminin büyük ölçüde yenilenebilir enerji projelerinden oluşacağını gösteriyor.
YEKA MODELİ YATIRIMCI İLGİSİNİ KORUYOR
Bayraktar’ın açıkladığı rakamlar, YEKA modelinin yatırım çekme kapasitesini koruduğunu ortaya koyuyor.
2024 ve 2025 yıllarında toplam 3 bin 800 megavatlık kapasite tahsisi yapılırken yatırımcılardan 630 milyon dolarlık kapasite tahsis bedeli toplandı. Bu durum, yatırımcıların Türkiye yenilenebilir enerji piyasasına olan ilgisinin sürdüğünü gösteriyor.
Bu yıl planlanan 2 bin megavatın üzerindeki yeni YEKA yarışmaları da sektör açısından yeni yatırım dalgasının habercisi niteliğinde.
OFFSHORE RÜZGAR YENİ BÜYÜME ALANI OLACAK
Açıklamalarda öne çıkan en stratejik başlıklardan biri deniz üstü (offshore) rüzgar projeleri oldu.
Saros Körfezi, Gökçeada, Bozcaada ve Edremit açıklarında belirlenen sahalar, Türkiye’nin offshore rüzgar sektörüne giriş yapacağını gösteriyor. Avrupa’da özellikle Kuzey Denizi ülkelerinin enerji dönüşümünde kritik rol oynayan offshore projeler, daha yüksek kapasite faktörleri sayesinde karasal rüzgar santrallerine göre önemli avantajlar sunuyor.
Türkiye’nin 2035 yılına kadar 5 bin megavat offshore rüzgarkapasitesi hedeflemesi, sektör için yeni bir yatırım ve teknoloji ekosistemi oluşturabilir. Ancak bu hedefin gerçekleşmesi için liman altyapısından tedarik zincirine kadar geniş kapsamlı hazırlıkların yapılması gerekecek.
ASIL BÜYÜK YATIRIM ŞEBEKEYE GELİYOR
Konuşmanın en dikkat çekici bölümlerinden biri ise iletim altyapısına ilişkin açıklamalar oldu.
Bayraktar, 30 milyar dolarlık yatırımla toplam 30 bin kilometrelik yeni iletim hattı kurulacağını açıkladı. Bu açıklama, enerji dönüşümünün önündeki en büyük zorluklardan biri olan şebeke kapasitesi sorununa yönelik önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.
Çünkü yenilenebilir enerji yatırımları arttıkça üretim kapasitesinden çok elektriğin sisteme entegrasyonu kritik hale geliyor. Özellikle güneş ve rüzgar yatırımlarının yoğunlaştığı bölgelerde iletim kapasitesinin artırılması, yeni santrallerin devreye alınabilmesi açısından belirleyici olacak.
Bu nedenle önümüzdeki dönemde enerji sektöründe üretim yatırımları kadar iletim yatırımları da gündemde olacak.
ELEKTRİĞİN TANAP’I HEDEFİ BÖLGESEL ENERJİ MERKEZİ VİZYONUNU GÜÇLENDİRİYOR
Türkiye, Gürcistan, Azerbaycan ve Bulgaristan arasında planlanan yeni elektrik bağlantı projesi ise enerji diplomasisi açısından dikkat çekici bir girişim olarak öne çıkıyor.
Bayraktar’ın ‘elektriğin TANAP’ı olarak tanımladığı proje, Türkiye’nin yalnızca enerji tüketen ve üreten bir ülke değil, aynı zamanda bölgesel enerji ticaret merkezi olma hedefini de destekliyor.

TOPLU AÇILIŞ GERÇEKLEŞTİRİLDİ
Konuşmaların ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan, Balıkesir, Eskişehir, Mardin, Şanlıurfa ve Trabzon’la canlı bağlantı yaparak yapımı tamamlanan yenilenebilir enerji yatırımlarının açılışını gerçekleştirdi.
TÜREB: “Rüzgar enerjisi Türkiye’nin enerji arz güvenliğini temsil ediyor”4 Haziran 202611:28 Günlük elektrik üretim ve tüketim verileri4 Haziran 202611:25 Brent petrolün varili 96,91 dolardan işlem görüyor4 Haziran 202611:24 UAEA Yönetim Kurulu, BAE’deki Barakah Nükleer Enerji Santrali’ne saldırı nedeniyle olağanüstü toplanacak4 Haziran 202611:23 Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı ile UAEA Başkanı Grossi, nükleer güvenlik konularını görüştü4 Haziran 202611:16