TABGİS’ten Enerji Petrol Gaz’a ‘Eşel Mobil Sistemi’ değerlendirmesi

Türkiye Akaryakıt Bayileri Petrol ve Gaz Şirketleri İşveren Sendikası (TABGİS) Genel Başkanı Akın Ketenci, eşel mobil sisteminin işleyişi ve sektöre olası yansımalarına ilişkin sorularımızı yanıtladı.

TABGİS’ten Enerji Petrol Gaz’a ‘Eşel Mobil Sistemi’ değerlendirmesi
Petroturk | Enerji Haberleri
  • Yayınlanma9 Nisan 2026 12:16

Türkiye Akaryakıt Bayileri Petrol ve Gaz Şirketleri İşveren Sendikası (TABGİS) Genel Başkanı Akın Ketenci, eşel mobil sisteminin işleyişi ve sektöre olası yansımalarına ilişkin sorularımızı yanıtladı.

Akaryakıt fiyatlarında geçici olarak yeniden devreye alınan eşel mobil sisteminin sektöre etkilerini değerlendiren Akın Ketenci, uygulamanın akaryakıt fiyatlarındaki dalgalanmayı azalttığını ancak sürdürülebilirliği açısından uzun vadede ciddi soru işaretleri barındırdığını belirtiyor.

Eşel mobil sisteminin yeniden uygulanmasını sektör açısından nasıl değerlendiriyorsunuz?

Eşel mobil pompa satış fiyatlarına doğrudan etkisi olan petrol fiyatları ve dövizde meydana gelebilecek ani hareketlenmeyi sübvanse edebilmek amacıyla zaman zaman devreye alınan ve fiyat hareketinin yönüne bağlı olarak ÖTV’de değişiklik yapılması suretiyle uygulanan bir sistem. Elbette, öncelikle tüketicilerin yararı doğrultusunda uygulanmakla birlikte sektörümüz ve ülke ekonomimiz açısından da büyük önem taşıyor.

Uygulamanın sektör açısından önemli olan tarafı, rafineri çıkış fiyatlarındaki artışın her seferinde %75’inin ÖTV’den feragat edilerek akaryakıt pompa satış fiyatını sınırlandırması, böylece sektörün işletme sermayesi üzerindeki baskının ve kartlı ödemelerin maliyeti gibi finansal yüklerinin kısmen de olsa kontrol altında tutulmasına yardımcı olmasıdır. Akaryakıt fiyatına gelen her zamda, sadece elektronik sistemler üzerinden yapılan cari satışların vadesinden kaynaklanan yük dahi, bayilerin fiziksel stok yetersizliği nedeniyle sermayelerinin erimesine neden oluyor. Bu nedenle eşel mobil sisteminin fiyatların dengede tutulmasına olan katkısı yadsınamaz.

Bu sistem akaryakıt bayilerinin kâr marjlarını veya operasyonlarını nasıl etkiliyor?

Operasyonel açıdan öncelikle şunu ifade edelim, eşel mobil ve benzeri uygulamalarda başlangıç anında ciddi bir operasyonel karmaşa oluyor. Bu nedenle gerek karar alıcıların gerekse rafineriler ve dağıtıcıların öngörülü davranarak uygulama takvimini doğru belirlemesi ve ikmal zincirinin devamlılığını sağlamaları şarttır. Aksi takdirde; akaryakıt fiyatlarının yükselişiyle tüketicinin de ürün talebinin arttığı bir ortamda, terminal noktalarında operasyonun durdurulması ya da kısıntılı ikmal yapılması, müşterilerin bayileri stokçulukla itham etmesine kadar varan haksız sonuçlar doğurabiliyor.

Kâr marjı açısından değerlendirildiğinde; her ne kadar ürün fiyat artışı sübvanse edilerek dengelense de ÖTV’deki azalmaya rağmen artan pompa satış fiyatı, bayi marjının yüzdesel olarak hızlı düşmesine neden oluyor. Dolayısıyla, pompa fiyatının artışı ile doğru orantılı olarak marjın da en azından mevcut yüzdesel dengeyi korumasını gözetmek gerekiyor.

Eşel mobil sistemi akaryakıt fiyatlarındaki dalgalanmayı gerçekten azaltıyor mu?

Eşel mobil sisteminin fiyatlardaki dalgalanmayı azalttığı açıktır. Sistem devrede olmasaydı örneğin 10 Mart 2026 tarihinde litresi 65 TL olan motorin 79 TL, 60 TL olan benzin ise 65,5 TL olacaktı. Uygulama kapsamında artışın %75’i ÖTV’den karşılanırken, %25’i de fiyata yansımaktadır.

Diğer taraftan gerçek şu ki, savaşın başladığı gün 72-74 dolar civarında seyreden Brent petrol varil fiyatı, hızla 115 dolara yükseldi, şu anda ise 93 dolar seviyesinde. Bu fiyat 100 dolar üzerinde seyrettiği sürece, ÖTV sıfıra kadar düşeceğinden bu seviyeden sonraki her artış pompa fiyatına doğrudan yansıyacak ve dalgalanmayı azaltma etkisi olamayacaktır. Bu nedenle, Sayın Hazine ve Maliye Bakanımızın da işaret ettiği üzere, uluslararası piyasalardaki fiyat yükselmelerinin geçici olacağı varsayımının gerçekleşmesini biz de ümit ediyoruz.

Vergi indirimi nedeniyle devletin gelir kaybı oluşuyor. Bu sistem sürdürülebilir mi?

Sistemin devlete vergi yönünden faturası yıllık 15 milyar dolar civarında. Buna ilave olarak, artan akaryakıt ithalatı ve dolayısıyla cari açığın büyümesinin enflasyon üzerinde olumsuz etkisi ve sair nedenler de değerlendirilirse, sistemin sürdürülebilir olamayacağı çok açıktır. 2022 yılındaki Rusya-Ukrayna savaşının etkisiyle ham petrol fiyatı yaklaşık bir yıl süreyle 80 doların üzerinde seyretmişti. Umarız bu kez daha kısa sürer. Aksi takdirde vergi indiriminin sürdürülebilir olmamasının yanı sıra, akaryakıt sektörü de ciddi finansal sorunlarla karşı karşıya kalacaktır.

Orta Doğu’daki gerilim ve petrol fiyatlarındaki artış Türkiye’de akaryakıt piyasasını nasıl etkileyebilir?

Hürmüz Boğazından petrol çıkışı yapan ülkeler, aslında Türkiye’nin doğrudan yoğun petrol ithalatı yaptığı ülkeler değil. Ancak dünya tüketiminin %20’sine denk gelen bir arzın kısılması, talebin yön değiştirmesine ve fiyatın doğrudan etkilenmesine neden oluyor. Petrol tüketiminin %90’ını ithal eden bir ülke olarak, nasıl ki cari açığımız çok olumsuz etkilenecekse, aynı şekilde global ikmal kaynaklarının kısıtlanmasına neden olan her türlü siyasi gerilim ya da savaş ortamı Türkiye akaryakıt piyasasını da sarsacaktır. Bu durum, yerli ve yabancı sermayeli tüm rafinerilerimizi ve dağıtıcı firmaları finansal ve operasyonel olarak zorlayacak, bayilerimizi ise işletme sermayesi ve finansal giderler açısından çıkmaza sokabilecektir.

Eşel mobil yerine akaryakıt fiyatlarını dengelemek için başka nasıl bir uygulama olabilir?

Petrol ve dolayısıyla akaryakıt, uluslararası piyasada fiyatlanan bir emtiadır. Kendi ihtiyacının çok daha fazlasını üreten ve hatta maliyetinin altında satış yapan istisnai ülkeler dışında neredeyse tüm dünyada fiyatın belirlenmesinde fark yaratan en büyük unsur vergi. Dolayısıyla, ihtiyaç fazlası üretimi olmayan ülkelerde ilk etapta akaryakıt fiyatlarını dengelemek için, bu ülkelerin kendi inisiyatifleri doğrultusunda vergiler üzerinden sübvansiyon sağlanması dışında başka bir uygulama mümkün görünmüyor. Ancak böyle kriz zamanlarında fiyat içinde vergiden sonra en büyük pay olan ürün fiyatının etkili bir şekilde dengede tutulabilmesine yönelik anlık, gerçekçi ve sürdürülebilir çözümlere ihtiyaç bulunuyor. Örneğin, eşel mobilin ikinci kez devreye alındığı 5 Mart 2026 tarihinde fiyat bileşiminde ürün fiyatından sonra %40’lık oranıyla en büyük paya sahip olan toplam vergi içindeki ÖTV tamamen sıfırlansa dahi, KDV etkisi nedeniyle vergilerin payı %20’ye düşürebilirken, buna karşılık ürün fiyatlarındaki artış nedeniyle pompa satış fiyatının beş günde %8 yükselmesine engel olunamamıştır.

Ürün fiyatlarına yönelik her ne kadar ulusal stokların kullanılması, körfez dışı küresel üretimin arttırılması gibi formüller bulunsa da dünya enerji piyasalarında bu gibi çözümler uzun vadeli başvurulacak yöntemler olarak değerlendiriliyor.