
“Amerikan başkanı Trump iktidara geleli yaklaşık 10,5 ay oldu. Amerika Birleşik Devletleri’nin Ulusal Güvenlik Stratejisi Belgesi, Trump’ın karakterini, yönetiminin karakterini ve nasıl bir dünyayı öngördüğünü çok net bir şekilde anlatıyor ve öyle bir durum ki Trump yönetimi, bitmekte olan bir dünya düzeninin bitişini hızlandırıyor. Yerine neyi kuracağı belli değil ama 19. Yüzyıldaki güç paylaşımı düzenini andıran bir hedefi olduğunu düşündürüyor.”
Enerji Geçişinde Meydan Okumalar Çağı

Amerikan başkanı Trump iktidara geleli yaklaşık 10,5 ay oldu. Amerika Birleşik Devletleri’nin Ulusal Güvenlik Stratejisi Belgesi, Trump’ın karakterini, yönetiminin karakterini ve nasıl bir dünyayı öngördüğünü çok net bir şekilde anlatıyor ve öyle bir durum ki Trump yönetimi, bitmekte olan bir dünya düzeninin bitişini hızlandırıyor. Yerine neyi kuracağı belli değil ama 19. Yüzyıldaki güç paylaşımı düzenini andıran bir hedefi olduğunu düşündürüyor.
Temel mesele; bugünün dünyasında, batısızlaşma veya derin bir güç kayması. Geçtiğimiz 300-350 yılın temel özelliği, dünya ekonomisinin merkezinin Avrupa’dan başlayarak Kuzey Atlantik Havzası’nda bulunmasıydı. Giderek hızlanan bir şekilde dünya ekonomisinin merkezi, Asya Pasifik merkezli bir ekonomiye doğru kayıyor. Amerika Birleşik Devletleri’nin temel avantajı; hem Atlas Okyanusu ekonomisinin hem de Pasifik Okyanusu ekonomisinin bir parçası oluşu. Hatta 19. ve 20. Yüzyıl başlarına baktığınızda, Amerika’nın daha çok Asya ile ilgilendiğini, Avrupa’nın işlerine pek de bulaşmak istemediğini görüyoruz.
İki kutuplu bir dünyada soğuk savaştan sonra tek kutuplu bir dünyaya geçildi. Amerika, kendi hataları neticesinde, dünya üzerindeki bu hegemonik gücünü yitirdikten sonra, nasıl bir dünyaya geçiyoruz? Büyük güçlerin kendi bölgelerinde etkili olacakları güç paylaşımına dayalı bir dünyadan bahsedenler de var. Aynı zamanda çok kutuplu bir dünyadan bahsediliyor. Yani Amerika ve Çin dışındaki ülkelerin ki Türkiye de o ülkelerden birisi, kendi ağırlıklarını dünya üzerinde göstermeye imkân bulacakları düşünülüyor. Kendi içinde büyük bir çıkar çatışması barındırıyor. Örneğin; Çin’in yaptıkları, diğer ortaklardan bazılarını rahatsız ediyor. Financial Times gazetesinin bugünkü başlığında, bizi de ilgilendirecek olan iki önemli nokta vardı. Birincisi; Çin’in dünyayla dış ticaret fazlası, 1 trilyon dolara çıkmış. Bu, bütün dünya açısından korkunç bir şey demek. Sanayisizleşmenin önemli unsurlarından birisi, Çin’in kendi deflasyonunu aşabilmek için damping dahil her türlü yöntemi de kullanarak üretim fazlasını dünyaya yığması. O nedenle Çin’e karşı gümrük vergileri yoluyla korunma sadece Amerika’nın yapmaya çalıştığı bir şey olmamalı. Herkes bir şekilde Çin’le mücadelede bu yönteme başvuracak gibi gözüküyor. Financial Times’ın bugünkü ikinci başlığı da yapay zekanın enerji talebine enerji yetiştirilememesiydi. Dolayısıyla fiyatlar Amerika’da uçmuş vaziyette. Bu Amerika’da enflasyonist baskıyı artırıyor Son olarak bu çok kutuplulukla ilgili şu uyarıyı yapmak istiyorum; baktığımız zaman, çok güçlü bir ülke, güçsüz ülkeler var. Amerika çok sorunlu, Çin şahane gidiyor gibi bakamıyorum. Yükselecek olan ülkelerin yükseleceğine şüphe yok ama gerek en güçlü ülkeler gerekse Türkiye gibi dünya sisteminde sözü geçme potansiyeli olan ülkeler açısından asıl meselenin, ülkelerin kendi kırılganlıklarını nasıl yönetecekleri olduğunu düşünüyorum. Kendi kırılganlıklarını en iyi şekilde yönetmeyi becerecek olan ülkelerin önümüzdeki dönemde şanslarının daha yüksek olduğu kanaatindeyim. Bunu beceremediğiniz, şartlara uyumu sağlayamadığınız, kendi iç dengelerinizi düzgün yönetemediğiniz takdirde potansiyel olmasının pek bir anlamı kalmadığını düşünüyorum.
Çok boyutlu mücadeleler var dünyada. Birincisi, dünyanın her yerinde yönetim baskısı artıyor. Hatta şiddete de başvuruluyor. Buna karşılık direniş de artıyor. Üç sene önce bir genç kadın, İran’daki devrim muhafızları tarafından yakalandı, işkence ile öldürüldü. Olaylar çıktı, büyük bir şiddetle bastırıldı. Artık İran’da rock konserleri düzenlenebiliyor, kadınların hiçbiri başörtüsü takmıyor. Bu şu demek değil, İran’daki sertlik yanlıları tekrar aynı baskıyı kurmak için kaşınmıyorlar anlamına gelmiyor ama sadece ve sadece baskıya değil, onun karşısındaki direnişe de bakmak gerektiğini düşünüyorum. Çünkü gidişatı onlar arasındaki güç dengesi ve ilişkiler belirliyor. Sonrasında, yerelleşme ve çoğulculuk arasında büyük bir kavga var. Mesela Mamdani, nasıl oluyor da Uganda doğumlu, Hint kökenli, baba Müslüman olduğu için Müslüman bir genç siyasetçi, üstelik de sosyalist, New York gibi bir yerde belediye başkanı seçiliyor. New York Amerika’nın bir aynası değil ancak şunu gösteriyor; ülkelerin genel siyaseti daha muhafazakâr ve daha yerelci noktaya doğru kayarken İstanbul, Londra, New York, Paris ve Amsterdam gibi metropol kentlerde çoğulculuk, asıl dinamiği teşkil ediyor. Londra’nın iki dönemdir belediye başkanı Pakistanlı bir Müslüman. Budapeşte’de Orban’a karşı daha liberal bir belediye başkanı seçimleri kazanıyor, Varşova’da aynı şey oluyor vs…
Bir diğer mesele ki bence en ciddi vakalardan birinin verileceği alan bu, özellikle gelişmiş ülkelerde ama sanırım gelişmekte olanlarda da nesiller arasında kaynakların nasıl paylaşılacağı meselesi. Kaynakları 90 yaşında bir kadın ya da erkeği yaşatmak için mi ayıracaksınız? Yoksa, yapay zekâ döneminde kendini iyice sıkışmış hisseden ve gelecek beklentileri konusunda büyük anksiyeteler yaşayan gençlerin önünü açacak yerlere doğru mu ayıracaksınız? Bir de bence cinsiyetler arası mücadele de daha sert bir şekilde yaşanacak. Baktığınız zaman dinden bağımsız olarak, Hindu, Müslüman, Yahudi, Hıristiyan dinlerinin giderek daha fazla sağa kayan muhafazakâr unsurların programının en başta gelen unsuru, kadınların ‘geleneksel’ rollerine geri gönderilmesi; ‘kadının yeri mutfaktır, işi de çocuk doğurmaktır’ şeklinde özetlenebilecek. Ama o kavga, özellikle kadınlar daha da eğitimli hale gelirken bence çok belirleyici kavgalardan birisi olacak.
Bakan Bayraktar, Sıfır Atık Festivali’ni ziyaret etti5 Haziran 202620:06 APED’den Dünya Çevre Günü’nde çağrı: Basılı fiş uygulaması kaldırılsın5 Haziran 202618:01 TABGİS’ten dağıtım şirketlerine ziyaret5 Haziran 202617:23 Sıfır Atık Forumu 2026’da döngüsel ekonomi ele alındı5 Haziran 202616:28 Nijerya, Türkiye ile madencilikte teknoloji transferi ve yatırım ortaklığı hedefliyor5 Haziran 202615:18