‘Bulunduğumuz yüzyılda enerji tüketimimiz 32 kat artıyor’

Petrol ve Doğal Gaz Platformu Derneği (PETFORM) Genel Sekreteri Murat Kalay’ın moderatörlüğünü üstlendiği, Enerji Ticareti Derneği (ETD) Doğal Gaz İş Birimi Ticaret Başkan Yardımcısı Ahmet Polatkan, Rus Gaz Derneği İcra Direktörü Başkan Yardımcısı Nikolai Isakov, Sıvılaştırılmış ve Sıkıştırılmış Doğal Gazcılar Derneği (SSDGD) Yönetim Kurulu Başkanı Serkan Hotoğlu ve GAZBİR Tarifeler ve Planlama Yöneticisi Tufan Şener’in konuşmacı olarak yer aldığı Doğal Gaz Piyasası Oturumu’nda doğal gaz piyasasının geleceği ele alındı.

‘Bulunduğumuz yüzyılda enerji tüketimimiz 32 kat artıyor’
Petroturk | Enerji Haberleri
  • Yayınlanma19 Ocak 2026 10:06

Petrol ve Doğal Gaz Platformu Derneği (PETFORM) Genel Sekreteri Murat Kalay’ın moderatörlüğünü üstlendiği, Enerji Ticareti Derneği (ETD) Doğal Gaz İş Birimi Ticaret Başkan Yardımcısı Ahmet Polatkan, Rus Gaz Derneği İcra Direktörü Başkan Yardımcısı Nikolai Isakov, Sıvılaştırılmış ve Sıkıştırılmış Doğal Gazcılar Derneği (SSDGD) Yönetim Kurulu Başkanı Serkan Hotoğlu ve GAZBİR Tarifeler ve Planlama Yöneticisi Tufan Şener’in konuşmacı olarak yer aldığı Doğal Gaz Piyasası Oturumu’nda doğal gaz piyasasının geleceği ele alındı.


‘Doğal gaz anlamında önümüz uzun yıllar açık’


Petrol ve Doğal Gaz Platformu Derneği (PETFORM) Genel Sekreteri Murat Kalay

İçinden geçtiğimiz dönemde, aslında dünyada da dengelerin değiştiği ve yeni yapıların oluştuğu bir sürece doğru gidiyoruz. Biz de devlet aklıyla bu süreci yönetmeye çalışıyoruz. Enerji Bakanlığımız uzun vadede arz güvenliği perspektifinden ödün vermeden, bu kadar yaygın kullanılan doğal gazın en ideal fiyatla tüketiciye kesintisiz ulaşması için mücadele ediyor. Burada da en güçlü koz, tabii ki milli kuruluşumuz BOTAŞ. Onlar da var gücüyle bu zor denklemi dünya çapında uluslararası gerçeklerle dengeleyip yönetmeye çalışıyor. Özel sektör temenni ettiğimiz kadar bu süreçte yer alamasa da önümüzdeki dönemde arzu ettiğimiz yerlere geleceği inancını taşıyorum. Bir diğer kurum da EPDK. Çünkü kendileri özellikle dünya gerçeklerini, dünyadaki gelişmeleri ve uygulamaları yakından takip ederek ülkemizi sisteme entegre edip, gerekli altyapı ve düzenlemeleri oluşturuyor. Devlet aklıyla ideal şekilde bu piyasanın daha rekabetçi, daha dengeli bir yapıya kavuşması da hepimizin arzusu. Enerjide merkez ülke olma hedefi bunu zorunlu kılan bir husus. Yaptığımız LNG anlaşmaları, çeşitlilik, arz kaynaklarını farklılaştırma çabaları çok kıymetli. Dünya da çok enteresan bir dönem geçiriyor. Özellikle bu zorlu dönemde yetişmiş iş gücü ve potansiyel var. Bunun gerçekten ideal şekilde kullanılıp faydalanılması gerektiğini de düşünüyorum. Doğal gaz anlamında önümüz uzunca yıllar açık. Ülkemiz de bu manada enerji bağımsızlığı yönünden üretimi artırarak, hem de ticarette çok yol alarak ilerlemek istiyor. Özellikle Güneydoğu Avrupa ve Avrupa’nın içlerine kadar gidebilecek bir sistem, bizim biraz daha girişken yapımız ve kıvrak enerjimiz bunu da yönlendirebilir. Özel sektörün tekrar zamanı geldiğinde, doğru kurallarla, doğru işleyişle uluslararası sisteme daha entegre, rekabetçi bir piyasa oluşturması gerektiği gerçeğinin de altını çizmek istiyorum.


‘Doğal gaz önemli bir geçiş yakıtı’


Sıvılaştırılmış ve Sıkıştırılmış Doğal Gazcılar Derneği (SSDGD) Yönetim Kurulu Başkanı Serkan Hotoğlu

Sürdürülebilir ve global krizlere karşı hazır bir enerji arayışı var. 1800’lü yıllardan itibaren enerji tüketimi ve nüfus nasıl artmış? Neden 1800’lü yıllar? Çünkü 19. yüzyıl aslında sanayileşmenin başladığı, yeni enerjilerin hayatımıza girdiği bir dönem. İlk 100 yıl çok hızlı hareket etmiyor ama içinde bulunduğumuz yüzyılda enerji tüketimimiz 32 kat artıyor. Nüfus 8 kat artarken enerji tüketimimiz 32 kat artmış. Bunun paralelinde tabii ki dünyadaki karbon salımı da artmış. 2030 yılı için emisyon hedeflerine baktığımızda iki hedef var; ya 2 derece ısınmasına müsaade edeceğiz ya da 1,5 derece. 1,5 derece ısınmasına müsaade edeceksek yüzde 43 karbon azaltmamız lazım. İlk önce hayatımıza kömür giriyor, yaklaşık 1 megavat/saat elektrik üretmek için bugünkü verimlilik değerleriyle 1 ton civarı karbon salımı ortaya çıkarıyor. Hemen arkasından yeni enerji arayışı petrol devreye giriyor. Petrolde, kömüre nispeten daha az karbon salımı var. Onun devamında doğal gaz devreye giriyor. Bundan önce arada hidroelektrik santrallerinin hayatımıza girdiği 1930-1940’lar var. Gelecekte hangi yakıtlar var? Günümüzde olan nükleer, güneş, rüzgâr ve sentetik yakıtlar. İnsanlık artan enerji ihtiyacına bilinçli ya da bilinçsiz yeni kaynaklar bulmuş ve karbon salımına dikkat etmiş. Aslında sürecin ta kendisi, full transition’ı yaklaşık 200 yıldır yaşıyoruz. Popülasyon artmaya devam ediyor ama yapay zekânın hala tam olarak bütün popülasyon tarafından kullanıldığını düşünmüyorum. Şu anda temel enerji kullanımında kömür en yüksek karbon salımına sahip olan kaynak. Dünyada tüketilen enerjinin yüzde 27’si kömür ama karbona katkısı yüzde 42. Petrol dünyada tüketilen enerjinin yüzde 30’u ama karbona olan katkısı yüzde 30. Doğal gazın, dünyadaki enerji oranı yüzde 23 ama karbon salımı yüzde 20. Yeni giren yakıtların karbona olan katkısı çok daha düşük ama geleneksel yakıtlar aslan payını hâlâ tutuyor. Eğer geleneksel yakıtlarla devam edeceksek, doğal gaz önemli bir geçiş yakıtı. Binalarda elektrifikasyon kaçınılmaz. Ulaştırma, diğerlerinden farklı olarak binalar gibi bir yerde durmuyor veya enerji üretimi gibi yerleşik elektriğe bağlanabilir değil. Ulaştırma, karbon dönüşümünde Avrupa Birliği’nin önemli bir odak noktası. Bunun için daha esnek çözümlere ihtiyaç var. Ağır ticari vasıtalar ve denizcilik, olmazsa olmaz. Tek alternatif şu anda LNG gözüküyor ve Türkiye’de bugün göz önünde bulundurduğumuzda biyogazın elektrik üretiminde kullanılması o kadar verimli bir şey değil. Türkiye, Avrupa ülkeleri arasında üçüncü büyük ağır vasıta parkına sahip ve limanlara baktığımızda, dünya genelinde port call sıralamasında 8. büyük liman kapasitesine sahip. Türkiye’de toplam ağır vasıtaların tükettiği akaryakıt oranı yaklaşık 14 milyon metreküptür. Bu da aşağı yukarı 14 milyar metreküp doğal gaza tekabül eder. Denizcilik yakıtları da 3 milyon ton, 3 milyar metreküp doğal gaza tekabül eder. Türkiye’nin 3 FSRU, 2 tane LNG terminalinin, bu tüketimle birlikte düşündüğünüzde ciddi fayda getireceğine inanıyoruz. Bizce bu kanunda da yeri var, dağınık küçük sıvılaştırma tesisleri ve yerli doğal gazın sıvılaştırılarak araçlara servis edilmesi yönünde öngörülebilen fizibilite çalışmaları yapılmalı. Önümüzdeki 4-5 yıllık dönem içerisinde artan global LNG arzı ile beraber fiyatların daha da aşağıda seyredeceğine inanıyoruz. Bu perspektifle inanılmaz bir fırsat sağlıyor. Türkiye’de ağır vasıta ve denizcilik yakıtlarında LNG’ye öncelik verecek politikalar izlenilmeli ve teşvik mekanizmaları üzerinde konuşulmalı. Türkiye limanlarında LNG kullanılan gemilere tanınacak indirim ve teşvikler olmalı. Elektrik üretimi için kullanılan biyogaz, biyometana dönüştürülerek ‘Guarantee of Origin’ mekanizmaları da sağlanarak LNG kullanan araçlarda ‘Carbon Setting’ mekanizması gündeme getirilmeli.


‘Doğal gaz abone sayımız 22,5 milyonu aştı’


GAZBİR Tarifeler ve Planlama Yöneticisi Tufan Şener

Dağıtım sektörü bugün itibarıyla Türkiye genelinde 13 milyar Amerikan doları civarında bir yatırıma sahip ve tarifeler kapsamında yıllık 500 milyon dolar civarında yatırımımız var. Şebekemiz Türkiye’nin 81 ilinin her noktasında var, burada da 235 bin kilometreye yakın bir şebeke uzunluğuyla tüm tüketicilerimize hizmet vermeye çalışıyoruz. Geçtiğimiz yıllara göre dört aşamalı evrim modeli vardır, bu evrim modeline göre sektörümüz artık gelişmeden biraz daha olgunluk noktasına doğru ilerliyor. Yıllık yaklaşık yüzde 7 ve önümüzdeki yıllarda da yüzde 5- 6 oranında bir şebeke büyüme oranına dikkat çekmek istiyorum. Bu yıl itibarıyla da Avrupa ülkeleri özelinde şebeke uzunluklarına baktığımızda, 2026 yılının ilk yarısından sonra üçüncü çeyrekte de yaptığımız yeni yatırımlarla Avrupa’nın en uzun üçüncü şebekesi haline geleceğiz. Öngörümüz bu şekilde. Bugün itibarıyla 962 yerleşim yerinde doğal gaz arzı sağlanmış durumda ve bu ilçelerin yüzde 85’ine doğal gazı götürdük. Beldelerde de İçişleri Bakanlığı’nın verilerine göre yüzde 35 civarında bir arz oranımız mevcut. Biz genel tercih olarak boru gazı yöntemiyle bu yerleşim yerlerine doğal gazı götürüyoruz ama bazı yerlerde gerek coğrafi koşullar gerek teknik değerlendirmeler nedeniyle de LNG ve CNG yöntemiyle de arz sağladığımız yerler var. 183 yerleşim yerinde CNG yöntemiyle, 49 yerleşim yerinde ise LNG yöntemiyle doğal gaz kullanılıyor. Yaklaşık 150 yerleşim yerinin boru gazına geçişi 5 yıllık süreçte tamamlandı. Türkiye’de nüfusun yüzde 85’i doğal gaza halihazırda erişim imkânı buluyor ve bunun büyük bir kısmı doğal gazı aktif bir şekilde kullanıyor. Nüfusun yüzde 95’i doğal gazı boru gazı yöntemiyle kullanmakta. Bugün üçüncü çeyrek itibarıyla doğal gaz abone sayımız 22,5 milyonu aştı. Geçmiş yıllardaki verileri değerlendirdiğimiz zaman yaklaşık 500 bin abonenin sisteme dahil olmasıyla yılı 23 milyon abone ile tamamlayacağımızı öngörüyoruz. Bu bizi Avrupa’nın en büyük üç pazarı haline getirmiş oluyor. Potansiyel abonelerimizin de aktif bir şekilde doğal gaz kullanmaya başlamasıyla Avrupa’nın en fazla abone sayısına sahip ülkelerinden bir tanesi olacağımızı söyleyebiliriz. Sektörümüzde dijitalleşmeye gerçekten çok büyük yatırımlar yapıyoruz ve önemsiyoruz bu konuyu. 2023, 2024 ve 2025 yıllarında bağlantı sözleşmesi, yeni abonelik, mevcut işlemlerimiz ve fesihler dahil 4,5 milyon civarında işlem yapıldı. Bunun fiziki işlemlerden yapılma oranı, yaklaşık 3,8 milyon civarında. Özellikle 2018-19 döneminde e-Devlet entegrasyonu ile oldukça hız kazandı. Sözleşme yenilemelerde, fesihlerde dijitalleşme oranımız oldukça yüksek. Özellikle fesihte, her iki işlemden bir tanesi dijital kanallar aracılığıyla yapılıyor. Sözleşme yenilemelerde de bu oranımızı yüzde 35’lere kadar çekmiş bulunuyoruz. Burada bizim gördüğümüz üzere bağlantı anlaşması dediğimiz süreçlerde dijitalleşme biraz daha düşük konumda. Bu yılın ilk 10 ayında 48,5 milyar metreküplük tüketimimiz var. 2024 yılına göre yaklaşık yüzde 17 artmış durumda. Bu artışın sebeplerine baktığımızda, üç ana sektör olarak nitelendirdiğimiz konutlar, sanayi ve elektrik santrallerindeki tüketim artışı dikkat çekici. Yılın en fazla çekişinin olduğu gün, 330 milyon metreküple şubat ayında gerçekleşti. Konut tüketiminin artmasıyla tabii Türkiye genelindeki tüketimimiz de arttı ve bu yılın konut tüketiminin 21-22 milyar metreküple tamamlanacağını düşünüyoruz. Kuraklık ve yağışın düşmesi nedeniyle geçtiğimiz yıla göre elektrik santrallerindeki tüketimimiz arttı. Artık sadece doğal gazı tek başına doğal gaz olarak düşünmek belki önümüzdeki 10-15 yıllık süreçte bizleri bir noktaya taşıyacaktır ama bu nokta mutlaka bir yerde sona erecektir. Çünkü fosil yakıtlar 15-20 yıl sonra bu kadar aktif olmayacak. Biz bunu öngörerek Türkiye’deki ilk hidrojen araştırma merkezini Konya’da kurduk. Yaklaşık 2020 yılından beri çalışmalarımız devam ediyor. Burada yüzde 20’ye kadar hidrojenin dağıtım şebekesine entegrasyonu konusunda çalışmalar tamamlandı. Bakanlığımıza ve EPDK’ya raporlarımızı aktardık. Bu noktada da artık hidrojenin ve diğer biyometan veya biyogazın performansı, güvenliği, bu yakıtın doğal gazla karıştırılmasında veya şebekeye direkt entegrasyonunda nasıl etkileyeceği ve güvenlik çalışmaları sürüyor.


‘Kapasitemiz çok iyi ve yeterli durumda’


Enerji Ticareti Derneği (ETD) Doğal Gaz İş Birimi Ticaret Başkan Yardımcısı Ahmet Polatkan

Tabii ki doğal gaz piyasası şu anda istediğimiz seviyede değil. Her sene Türkiye Enerji Zirvesi’nde ve benzer platformlarda bunu konuşuyoruz ancak karamsar bir tabloda da değiliz. Çünkü son 10 yılda özellikle şebeke operatörünün aldığı harika aksiyonlar var. Son 10 yılda doğal gazın giriş kapasitesi yaklaşık günlük 400 milyon metreküplere geldi. Geçtiğimiz kış baskılanmamış şekilde 320 milyon metreküplük bir tüketim gördük. Dolayısıyla altyapı tarafında aslında ülkemizin doğal gaz ticaret merkezi olması namına harika adımlar atıldı diyebilirim. Yine yakın zamanda, özellikle kaynak çeşitliliği konusunda çok önemli adımlar atıldı. Elbette Azerbaycan burada önemli rol alıyor, yüzde 20’lik bir payımız var. Ancak yine LNG anlaşmaları yapıldı. Kapasitemiz çok iyi ve yeterli durumda. Dolayısıyla kaynak çeşitliliği anlamında da ülkemizde bir pazar olmak istiyorsak, doğru adımlar atılmalı. Oyuncu sayısını artırmamız lazım. Burada segmentleri ayırırsak ithalatta yeterli oyuncu sayımız var mı diye sorgulayabiliriz. Ancak şunun altını çizmek istiyorum: Ticaret merkezi olmak adına illa ithalatta serbestleşme zorunlu değil. Ancak şu bir gerçek, ithalatta serbestlik olmayacaksa da oyuncu sayımızı artırmamız lazım. En azından içeride sınır ötesinde belki devletin daha ağırlıklı rol alma arzusu olabilir ama içeride bu serbestliği bir şekilde sağlamamız lazım. Onun dışında işin ihracat tarafı var, ihracatta kapasite biraz kısıtlı. İthalat için söylediğim iletim şebekesinde atılmış olan olumlu aksiyonları, ihracat tarafında söyleyemiyoruz. Şu anda kısıtlı bir kapasite var ve erişim zor. Teminat mekanizmaları var ve kapasite almak da kolay değil. Doğal gaz en temiz fosil yakıt şu anda. Karbonsuzlaşma dolayısıyla önümüzdeki dönemde uzunca bir süre doğal gazın payı hâlâ önemli bir yer alacak enerji miksinde. Bir de tabii bu yıl değişik deneyimler yaşandı, Avrupa’da da yenilenebilir kaynakların gelmesiyle birlikte takdir edersiniz ki İspanya’da büyük bir kesinti yaşandı. Burada doğal gaz çevrim santrallerinin ne kadar kritik olduğu anlaşıldı. Gazdan elektrik üretimi konusunda çok ciddi bir irademiz var. Çünkü doğal gazın sadece konutlarda veya sanayide değil; aynı zamanda önümüzdeki dönemde elektrik üretimindeki önemi de artacak.


‘Önümüzdeki yüzyıl doğal gaz yüzyılı olacak’


Rus Gaz Derneği Başkan Yardımcısı ve İcra Direktörü Nikolai Isakov

Nüfus, dünyada hızlı bir şekilde artıyor. Dolayısıyla enerji tüketimi artacaktır, özellikle sanayi de gelişince bu çok belirgin bir şekil alıyor. Yarın doğal gazın konumu ne olacak diye bir araştırma yapılmış ve doğal gaz talebi artacağı ortaya çıkmıştır. Eksperlerin değerlendirmelerine göre 2050’de 5 trilyon metreküpü geçeceği öngörülüyor. İhracatçılar forumu da 5 trilyon 350 milyon metreküp doğal gaz talebi olacağını öngörüyor. Bu yükseliş hiç durmayacaktır, özellikle enerjide de payı yükselecektir. Yenilenebilir enerji kaynaklarını elbette artırmak gerekiyor ama ne yaparsak yapalım, yenilenebilir enerji kaynağı bazen sıfır verimde olabilir. Çünkü iklim değişikliğiyle ilgili çok farklı durumlarla karşılaşabiliyoruz. Burada doğal gaza gelince, enerji üretiminde sabit ve stabilizasyon anlamında ciddi fark yaratıyor. 20. Yüzyıla petrol, gaz ve kömür yüzyılı diyebiliriz. Önümüzdeki yüzyıl, sürdürülebilir enerji artı doğal gaz yüzyılı olacaktır. Rusya Federasyonu şu anda büyük doğal gaz kaynaklarını elinde tutuyor, dünyanın yüzde 25’lik payına sahip. Bugün Rusya’nın rezervleri gelişiyor ama Çin’e çok ihracatımız var. Yani Çin, doğal gaz ihtiyacının yüzde 37’sini Rusya’dan satın aldı. Bildiğiniz üzere Sibirya Gücü ve Rusya Uzakdoğu projeleri vardır ve bunlar da büyük yatırım projeleri. Yani Moğolistan’ı da içine alacak proje. Elbette biz Asya ve Afrika’ya da boru hatlarıyla hem doğal gaz hem de sıvılaştırılmış doğal gaz satma niyetindeyiz. 2035 yılına kadar sıvılaştırılmış doğal gazda 100 milyon ton ihraç etmeyi hedefliyoruz.