
Yenilenebilir enerjiye geçiş, yalnızca karbon salımlarını azaltmanın değil, daha adil ve kapsayıcı bir toplum inşa etmenin de anahtarı olarak görülüyor. Ancak IRENA’ya göre bu dönüşüm, kadınların enerji sistemlerinde tam olarak temsil edilmediği bir sürece doğru ilerliyor.
Enerji dönüşümünün sadece teknolojiden, çevresel duyarlardan ve stratejik çıkarlardan ibaret değil toplumun kendisini yeniden şekillendirmesi ve geliştirmesi gereken bir süreç olması planlanıyordu, en azından öyle umuluyordu. Uluslararası Yenilenebilir Enerji Ajansı’nın (IRENA) 2025 tarihli “Yenilenebilir Enerji: Cinsiyet Perspektifi” raporu, enerji dönüşümünün toplumsal dönüşüme olan cinsiyet eşitliği temelli etkilerini derinlemesine inceliyor ve çarpıcı bir gerçeği ortaya koyuyor. Enerji sistemleri dönüşürken, toplumsal cinsiyet eşitliği hala geriden geliyor. Kadınlar, yenilenebilir enerji istihdamında artan bir paya sahip olsalar da sektörün birçok alanında; karar alma, teknik uzmanlık ve liderlik pozisyonlarında yeterince temsil edilmiyor. Sektördeki var olan kadın istihdamının da büyük çoğunluğunun özel sektörden ziyade sivil toplum kuruluşlarında toplanması ise farklı bir sorun olarak göze çarpıyor.
YENİLENEBİLİR ENERJİ BÜYÜYOR AMA EŞİTLİK AYNI HIZDA İLERLEMİYOR
IRENA verilerine göre, yenilenebilir enerji sektörü 2023’te 16,2 milyon kişiye istihdam sağladı. Paris Anlaşması hedefleriyle uyumlu bir yol haritası izlendiği takdirde bu sayının 2030’a kadar 30 milyona, 2050’de ise 40 milyona ulaşması bekleniyor. Ancak bu büyümenin kimler tarafından paylaşılacağı sorusu, enerji dönüşümünün geleceğini belirleyecek temel meselelerden biri haline gelmiş durumda.
IRENA’nın hazırladığı Rapor, kadınların yenilenebilir enerji istihdamındaki payının yüzde 32 olduğunu ortaya koyuyor. Bu oran, fosil yakıt ve nükleer enerji sektörlerinden yüksek olsa da dünya genelindeki toplam kadın istihdamı ortalaması olan yüzde 43,4’ün oldukça altında. Başka bir deyişle, her dokuz potansiyel kadın çalışandan biri bu sektörde yer bulamıyor.
Kadınların büyük bölümü idari veya destekleyici görevlerde yoğunlaşırken, teknik, mühendislik ya da karar alma pozisyonlarında kadın oranı keskin biçimde düşüyor. Rapora göre, kadınlar idari görevlerin yüzde 45’ini üstlenirken, teknik alanlarda bu oran yüzde 28, orta kademe yöneticilerde yüzde 26, üst yönetimde ise yalnızca yüzde 19.
ENERJİ SEKTÖRÜNDE KADINLARIN GÖRÜNÜRLÜĞÜ HALA DÜŞÜK
Erkek egemen sektörlerin başlarında gelen enerji sektörünün genelinde kadınların istihdam oranı oldukça düşük. Petrol ve gaz sektöründe kadınların oranı yalnızca yüzde 23, nükleer enerji alanında ise yüzde 25 seviyesinde. Yenilenebilir enerjide bu oran yüzde 32’ye çıkıyor ancak hala genel ekonomi ortalamasının 10 puan gerisinde.
Elbette bu durumda, enerji sektörünün tamamında var olan tarihsel ve kültürel önyargıların etkisi büyük. Enerji, uzun yıllar boyunca “erkek işi” olarak görülmüş bir alan. Dolayısıyla, enerji dönüşümü yalnızca teknolojik değil aynı zamanda kültürel ve toplumsal bir dönüşüm gerektiriyor.
CAM TAVAN ETKİSİ VE GÖRÜNMEYEN ENGELLER
IRENA’nın küresel cinsiyet araştırmasına katılan kadınların büyük çoğunluğu, kariyer basamaklarında karşılaştıkları görünmez engelleri “cam tavan” olarak tanımlıyor. Raporda yer alan verilere göre kadınların yüzde 45’i, çalışma yaşamlarında cinsiyet temelli ayrımcılığa uğradığını söylüyor. Bu ayrımcılık çoğu zaman terfi süreçlerinde, ücret eşitsizliklerinde, teknik görevlerin paylaşımında ya da işe alım aşamasında kendini gösteriyor.
Rapor, bu durumun bireysel yetersizlikten değil, sistemsel engellerden kaynaklandığını vurguluyor. Cinsiyetçi işe alım kriterleri, esnek olmayan çalışma düzenleri, kadınlara uygun olmayan saha koşulları ve aile sorumlulukları konusunda destek eksikliği, kadınların sektöre girişini ve ilerlemesini ciddi şekilde kısıtlıyor.
Toplumsal düzeyde de farklı bir tablodan bahsetmek biraz zor. Kadınların pek çok ülkede yasal veya kültürel engellerle karşılaştığı herkesin malumu. Bazı bölgelerde kadınların gece çalışması, seyahat etmesi ya da finansal kaynaklara erişimi hala oldukça sınırlı. Bu da yenilenebilir enerji gibi teknik beceri ve hareketlilik gerektiren alanlarda kadınların varlığını azaltıyor.
EĞİTİM VE YETENEK UÇURUMU DERİNLEŞİYOR
Yenilenebilir enerjiye geçiş sürecinde kadınların karşısındaki bir diğer büyük engel ise eğitim ve beceri açığı. STEM (bilim, teknoloji, mühendislik, matematik) temelli mesleklerde kadınların payı hala düşük. Pek çok kadın, üniversite veya meslek eğitimi düzeyinde bu alanlara yönlendirilmiyor. Yönlendirilenler ise kariyer yolculuğunun ilerleyen aşamalarında sistematik olarak dışlanıyor.
Raporda bu durum “Leaky Pipeline” olarak adlandırılıyor, yani bizim literatürümüzde kullanılan şekliyle “Delik Boru”. Bu kavram, akademik hayatta veya iş gücüne geçişte sistem tarafından, delik bir borudan sızan su gibi sistemden elenen kadınların sorunlarına işaret ediyor. Kadınlar eğitimden iş gücüne geçişte veya kariyer ilerlemesinde belirli aşamalarda sektörden kopuyor. Mentorluk eksikliği, kadın rol modellerin azlığı ve liderlik eğitimi fırsatlarının sınırlılığı, bu döngünün kırılmasını engelliyor.
Ayrıca, enerji sektöründeki cinsiyet temelli ücret farkı hala belirgin. IRENA’nın küresel anketine göre, bireylerin yüzde 68’i erkeklerin benzer pozisyonlarda kadınlardan daha fazla kazandığına inanıyor. Ancak bu eşitsizliği kabul eden kurumların oranı yalnızca yüzde 32. Kadınlar genellikle düşük ücretli ve yarı zamanlı pozisyonlarda çalışıyor. Bu da kadınların uzun vadede kariyer gelişimini ve finansal bağımsızlığı sınırlıyor.
KADINLAR HEM MAĞDUR HEM DE ÇÖZÜMÜN PARÇASI
Raporda dikkat çeken bir diğer bölüm ise, enerjiye erişim eksikliğinin kadınlar üzerindeki etkisine ayrılmış. Gelişmekte olan bölgelerde, hala milyonlarca insan modern enerjiye erişemiyor ve bu durumdan en fazla kadınlar etkileniyor. Odun toplama, kirli yakıtlarla yemek pişirme gibi görevler kadınların hem sağlık hem de eğitim olanaklarını sınırlıyor.
Buna karşın, enerjiye erişimi artırmaya yönelik yerel projelerde kadınların rolünün giderek daha belirleyici hale geldiği görülüyor. Özellikle Afrika ve Asya’daki küçük ölçekli güneş enerjisi girişimlerinde kadınların satış, bakım ve yönetim görevlerinde etkin biçimde yer aldığı, bu sayede projelerin sürdürülebilirliğinin arttığı görülüyor. Ancak, bu yine sorunun tam olarak bir çözümü değil çünkü birçok girişimde kadınların yalnızca katılımcı olarak süreçlere dahil olabildiği görülüyor. Tablonun değişmesi açısından karar mekanizmalarında kadın varlığının artırılmasının elzem olduğu dile getiriliyor.
EŞİTLİK İÇİN ÇOK KATMANLI BİR DÖNÜŞÜM
Enerji sektöründeki cinsiyet eşitliği yalnızca etik bir gereklilik değil, aynı zamanda ekonomik verimlilik açısından da kritik. Çeşitlilik, inovasyonu artırıyor, farklı bakış açıları daha etkin çözümler üretilmesini sağlıyor.
Raporda, eşitliğin sağlanması için dört temel aktörün ortak hareket etmesi gerektiği belirtiliyor:
Hükûmetler, yasal düzenlemeler ve toplumsal farkındalık politikalarıyla kapsayıcı bir çerçeve oluşturmalı.
İşverenler, şeffaf işe alım ve ücret politikaları, esnek çalışma modelleri ve aile dostu uygulamalarla eşitliği desteklemeli.
Sivil toplum ve uluslararası kuruluşlar, kadın ağlarını ve mentorluk programlarını yaygınlaştırmalı.
Ve en önemlisi, toplumun tamamı ataerkil kalıpları sorgulayıp, bakım sorumluluklarını paylaşarak kültürel dönüşümü desteklemeli.
GELECEĞİ BİRLİKTE İNŞA ETMEK
IRENA Genel Direktörü Francesco La Camera, raporun önsözünde şu sözlere yer veriyor:
“Enerji geçişi yalnızca megavatlar ve altyapıdan ibaret değil. Bu, insanlar ve dünyamızla ilgili bir dönüşüm. Kadınların da sesi bu hikayenin merkezinde olmalı. Eşitlik olmadan sürdürülebilirlik de olamaz.”
Bunlar IRENA Genel Direktörü Francesco La Camera’nın sözleri. Yenilenebilir enerjiye geçiş süreci sadece karbon emisyonlarını azaltmak için değil, daha adil bir dünya inşa etmek için de büyük bir fırsat sunuyor. Ancak bunun gerçekleşebilmesi için eşitlik hedeflerinin “yan politika” olarak değil, enerji planlamasının her aşamasına entegre edilmiş bir öncelik olarak görülmesi gerekiyor.
TÜRKİYE ENERJİ SEKTÖRÜ İSE TOPLUMLA BERABER GELİŞİYOR
Türkiye cinsiyet eşitliği konusunda hem toplumsal hem de kamusal alanda hala gelişmesi gereken bir ülke. Bunun için 100 yıldır yapılagelmiş inkılaplar, kanun düzenlemeleri ve uygulamalarla büyük bir adım atılmıştı. Şimdi ise enerji dönüşümü ile toplumsal dönüşümün birbiriyle beraber yürütülebilmesi büyük bir fırsat olarak değerlendirilebilir.
2024 yılında yayınlana “Türkiye Enerji Sektöründe Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Araştırması”, Türkiye özelinde yapılmış en güncel araştırma olarak karşımıza çıkıyor. Alman Enerji Ajansı(dena) ve Yenilenebilir Enerji ve Enerji Sektörü Türk Kadınları Derneği iş birliğiyle yapılan araştırmaya göre Türkiye enerji sektöründe toplam kadın istihdamı yüzde 20’yi geçmiyor ki bu oran küresel seviyenin de altında.
Rapora göre, Yeşil enerjide aktif olarak istihdam edilen meslekler olarak Çevre Mühendisliği, Elektrik Mühendisliği, Enerji Sistemleri Mühendisliği, Enerji Yönetimi ve Makine Mühendisliği bölümleri araştırma kapsamına alındığı ifade ediliyor. Bu çalışmada, Türkiye’deki 86 devlet üniversitesi ile 29 adet vakıf ve özel üniversite verilerinin kullanıldığı belirtiliyor.
Raporda, bu bölümlerdeki kadın öğrencilerin oranının ise yüzde 28 olduğu belirtiliyor. Bu durum, Türkiye’nin 2030 yenilenebilir enerji hedeflerinde her yıl ortaya çıkması beklenen 50.000 iş gücü açığının erkek çalışanlara görece daha az kadın çalışan ile doldurulacağı anlamına geliyor.
Rapor, kadınların enerji sektöründe eşit temsilinin yalnızca toplumsal bir hedef olmadığını, aynı zamanda yenilenebilir enerji kurulu gücünü mevcut yüzde 53 seviyesinden yüzde 80’e çıkarmak için gerekli çalışma, zeka ve mühendislik kapasitesinin sağlanmasında kritik bir rol oynadığını vurguluyor. Ulusal Enerji Eylem Planı ve 2030 hedefleri doğrultusunda, enerji sektöründe cinsiyet çeşitliliği sağlanmadığı sürece bu hedeflerin gerçekleştirilmesi mümkün görünmüyor.
Türkiye’deki çelik tesislerinin sera gazı emisyonu azaltım potansiyeli büyük17 Haziran 202616:51 Bolu’da maden ocağında göçük meydana geldi17 Haziran 202616:19 MİA Teknoloji’den yeni nesil nükleer enerji teknolojilerine ilişkin küresel iş birliği17 Haziran 202615:42 Dünya Bankası, Türkiye’nin rüzgar ve depolama yatırımlarına yönelik 400 milyon avro ilave finansmanı onayladı17 Haziran 202615:40 Enerji sektörü genç kadınların kariyer tercihinde ilk sıralara yükseldi17 Haziran 202615:29