
Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu’nun (EPDK) yayımladığı Petrol Piyasası Yıllık Sektör Raporları, Türkiye’nin havacılık yakıtı üretim ve tüketiminde son beş yılda yaşanan çarpıcı değişimleri ortaya koyuyor. Enerji Petrol Gaz Gazetesi olarak sektörün her alanında önemli haber dosyalarını ele aldığımız gibi bu sayımızda da ülkemizin havacılık sektörünü ele aldık. Sektörün en önemli şirketlerinin yöneticileri de konuya dair sorularımızı yanıtladı.

Son beş yılda pandemiyle dibe vuran, ardından tarihi rekorlara koşan Türkiye havacılık yakıtı piyasası, yüzde 40’ın üzerinde büyüme kaydetti. Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu’nun (EPDK) verileri, gökyüzünde yeniden yükselişe geçen bu stratejik sektörün, yalnızca havacılığın değil Türkiye ekonomisinin de en dinamik alanlarından biri haline geldiğini gösteriyor.
2020 yılında pandeminin etkisiyle tıpkı diğer sektörler gibi dibe vuran sektör, 4,1 milyon ton üretim ve 4,0 milyon ton yurtiçi satışla tarihinin en düşük seviyelerinden birini gördü. İhracat ise 4,5 milyon ton seviyesinde gerçekleşti.
2021’de normalleşme süreci ile birlikte hızlı bir toparlanma yaşandı. Üretim 4,8 milyon tona, yurtiçi satışlar ise 5,3 milyon tona yükseldi. Böylece, havacılık yakıtı tüketiminde bir önceki yıla göre yaklaşık %32’lik artış kaydedildi.
2022’DE HAVACILIK YAKITI ÜRETİMİ 6,2 MİLYON TON İLE REKOR KIRDI
2022 yılı zirve noktası oldu. Türkiye’de havacılık yakıtı üretimi 6,2 milyon ton ile rekor kırarken, yurtiçi satışlar da 6,6 milyon tona ulaştı. Toplam teslim miktarı 11,6 milyon ton ile son 5 yılın en yüksek seviyesine çıktı.
2023 yılında küresel ekonomik dalgalanmalara rağmen büyüme sürdü. Üretim 5,9 milyon ton, yurtiçi satışlar ise 6,4 milyon ton olarak kaydedildi. İhracat tarafında da 5,3 milyon tonluk güçlü bir performans görüldü.
2024 yılında ise sınırlı bir gerileme yaşandı. Üretim %5,9 düşüşle 5,5 milyon tona inerken, yurtiçi satışlar 6,5 milyon tonla hafif artış gösterdi. İhracat 5,1 milyon tona gerilese de toplam teslim miktarı 11,6 milyon ton seviyesinde korundu.
PANDEMİ SONRASI TOPARLANMA İVMESİ 2022’DE ZİRVEYE ULAŞTI
Genel tabloya bakıldığında, 2020–2024 döneminde havacılık yakıtı piyasası %40’ın üzerinde büyüme gösterdi. Pandemi sonrası toparlanma ivmesi, özellikle 2022’de zirveye ulaşırken, son iki yılda daha dengeli bir seyir izleniyor.
SÜRDÜRÜLEBİLİR HAVACILIK YAKITI (SAF) İLE YEŞİL DÖNÜŞÜM
Tüm bu gelişmelerin yanında özellikle son yıllarda havacılık yakıtlarının en çok konuşulan konusu fosil kaynaklı jet yakıtlarına alternatif olarak geliştirilen SAF, karbon emisyonlarını azaltma potansiyeliyle havacılık sektöründe geleceğin anahtar çözümü olarak görülüyor. Türkiye de bu alanda Ar-Ge ve üretim çalışmalarıyla küresel dönüşüme ayak uydurmaya hazırlanıyor.
SAF (Sustainable Aviation Fuel), yani Sürdürülebilir Havacılık Yakıtı, fosil kaynaklı jet yakıtlarına alternatif olarak geliştirilen çevre dostu bir yakıt türünü ifade ediyor. Biyokütle, atık yağlar, tarımsal ve orman atıkları ya da sentetik yollarla üretilebilen SAF, karbon emisyonlarını önemli ölçüde azaltma potansiyeline sahip.
Havacılık sektörünün karbon ayak izini küçültmede en etkili araçlardan biri olarak görülen SAF, fosil bazlı jet yakıtlarına alternatif sunuyor. Uluslararası kuruluşların belirlediği hedefler doğrultusunda, önümüzdeki yıllarda ticari uçuşlarda SAF kullanım oranının giderek artması bekleniyor. Bu da ülkeler için yalnızca çevresel sorumluluk değil, aynı zamanda küresel rekabet gücü açısından da stratejik bir hamle anlamına geliyor. Türkiye’nin havacılık yakıtı piyasasında yakaladığı büyüme ivmesi, SAF yatırımlarıyla birlikte daha sürdürülebilir ve güçlü bir yapıya dönüşebilir. Türkiye’de de rafineri ve dağıtım şirketleri, sürdürülebilir havacılık yakıtları konusunda Ar-Ge ve üretim çalışmalarını gündemlerine almaya başladı. Bu yönüyle SAF, sadece çevresel etkileri azaltmakla kalmayıp, aynı zamanda Türkiye’nin havacılık yakıtı piyasasında küresel dönüşüme uyum sağlamasında da kritik rol oynayacak.
ÜRETİM, YURT İÇİ SATIŞ VE İHRACAT RAKAMLARI TÜRKİYE’Yİ BÖLGESEL BİR MERKEZ KONUMUNA TAŞIYOR
Sonuç olarak, Türkiye havacılık yakıtı piyasası son beş yılda sergilediği güçlü büyüme performansıyla, sadece havacılık sektörünün değil, enerji ve ekonomi politikalarının da stratejik bir parçası haline geldi. Pandeminin ağır darbesini kısa sürede atlatan sektör, 2022’de ulaştığı rekor seviyelerle Türkiye’nin küresel havacılıkta artan rolünü gözler önüne serdi. Son iki yılda yaşanan dengelenme ise, sektörün artık yalnızca krizlerden toparlanan değil, istikrarlı bir büyüme zeminine oturan bir yapıya kavuştuğunu ortaya koyuyor.
Bugün gelinen noktada, üretim, yurt içi satış ve ihracat rakamları Türkiye’yi bölgesel bir merkez konumuna taşırken; sektör oyuncularının yatırımları, enerji güvenliği ve uluslararası rekabet gücü açısından da kritik öneme sahip. Önümüzdeki dönemde sürdürülebilirlik, yeşil dönüşüm ve alternatif yakıt teknolojilerinin öne çıkacağı göz önünde bulundurulduğunda, havacılık yakıtı piyasasında Türkiye’nin atacağı her adım hem gökyüzündeki hareketliliği hem de ülke ekonomisinin ivmesini belirleyecek. Bu kapsamda hem Türkiye’deki hem de dünyadaki havacılık yakıtları sektörüne dair sorularımızı THY Opet Genel Müdürü Serdar Güler, İstanbul Jet Havacılık ve Yakıt Hizmetleri A.Ş. Genel Müdürü Hüseyin Latifoğlu ve Turkish Fuel Services (TFS) Genel Müdürü Muhammed Cahit Şirin cevapladı.

THY Opet Genel Müdürü Serdar Güler
‘THY’NİN GENİŞ UÇUŞ AĞI VE OPET’İN YAKIT OPERASYONLARINDAKİ TECRÜBESİ BİRLEŞEREK GÜÇLÜ BİR SİNERJİ YARATMIŞTIR’
THY Opet Havacılık Yakıtları A.Ş. son 5 yılda havacılık yakıtlarında nasıl bir ivme yaşadı?
THY Opet’in, ulusal bayrak taşıyıcı havayolu şirketi Türk Hava Yolları ve ülkemizin en güçlü yerli akaryakıt şirketi OPET Petrolcülük ortaklığı ile vücut bulan, stratejik olarak önemli bir birlikteliği ihtiva eden bir şirket olması en önemli unsur olarak söylenebilir. Türk Hava Yolları’nın geniş uçuş ağı ve OPET’in yakıt operasyonlarındaki tecrübesi birleşerek güçlü bir sinerji yaratmıştır.
Türk Hava Yolları ve OPET’in finansal gücü, sektörlerindeki deneyimi, lojistik ve depolama alanındaki yetkinliği ve geniş müşteri ağına sahip olması, şirketin pazarda hızlı bir şekilde yer bulmasını desteklemiştir. Havayolu şirketlerinin sürekli artış gösteren uçuş noktaları, genişleyen turizm hacmi ve İstanbul Havalimanı gibi büyük projelerin hayata geçmesi ile birlikte havacılık sektöründe genel anlamda güçlü bir büyüme yaşanmıştır. Bu doğrultuda THY Opet, Türkiye’de 50’den fazla havalimanında faaliyet gösteren tek firma olarak, büyümekte olan havacılık yakıtları pazarındaki yerini koruyarak güçlendirmeye devam etmektedir.
Havacılık sektöründe en fazla öne çıkan özellik, hızlı ve güvenilir hizmet sunmaktır. Yüksek müşteri memnuniyeti ve sadakati oluşturmak için THY Opet’in modern yakıt ikmal teknolojileri, lojistik altyapısı ve operasyonel verimlilik alanlarındaki yatırımları ve tecrübesi en büyük şirketler arasında yer almasının bir diğer önemli unsurudur. Türkiye’nin en fazla havalimanında hızlı, emniyetli ve güvenilir yakıt hizmeti sağlamak; geniş bir müşteri yelpazesine ulaşmayı sağladığı gibi gerek Anadolu’da gerekse büyük havalimanlarında önemli bir paya sahip olmak, şirketin büyüme hızına yüksek katkı sağlamıştır. Bu unsurlar, THY Opet’in hızlı bir şekilde büyüyerek Türkiye’nin en büyük şirketleri arasına girmesinde önemli rol oynamıştır.
Son beş yıla bakıldığında; 2020 yılında pandeminin etkisiyle tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de havacılık sektörü ciddi bir daralma yaşamıştır. 2022’de hızlanan toparlanmayla birlikte satış hacimlerimiz çift haneli büyüme oranlarına ulaşmıştır. 2023 ve 2024 yıllarında ise büyüme daha dengeli bir seyir izlemiştir. Türkiye yolcu trafiği 2024’te 230,2 milyon yolcuya çıkarak pandemi öncesi seviyeleri geride bırakmış ve yakıt ikmal talebine güçlü bir zemin oluşturmuştur. Bu süreçte THY Opet olarak geniş havaalanı ağımız ve operasyonel çevikliğimiz sayesinde artan talebi başarıyla karşılamış bulunuyoruz.
Bugün Türkiye’de 50’den fazla, yurtdışında ise 20’den fazla havalimanında müşterilerimize zamanında ve güvenli yakıt ikmali hizmeti veriyoruz. 2022–2024 döneminde saha emniyeti, ikmal araç parklarının yenilenmesi, dijital iş akışlarının geliştirilmesi ve JIG/EASA standartlarıyla uyumlu kalite güvencesi gibi operasyonel mükemmellik odaklı yatırımlarımızı hızlandırdık. Böylece artan sefer yoğunluğunda kesintisiz hizmetimizi sürdürdük. Küresel ölçekte 2024’te yolcu kilometrelerinde yüzde 10,4 artış ve rekor doluluk oranları, sektörün yüksek hacim ve sınırlı kapasiteye dayalı dinamiklerini ortaya koymuştur. Biz de planlamamızı bu koşullara göre optimize ettik.
Aynı dönemde çevre dostu süreçlere geçiş kapsamında önemli projeler hayata geçirdik. 2022’de başlattığımız emisyon azaltım programıyla kara nakliye operasyonlarımızda kilometre başına AdBlue tüketimini izlemeye başladık ve bu sayede yakıt verimliliğini artırarak CO² emisyonlarını azalttık. Bunun yanı sıra, 2023 yılı itibarıyla 46 havalimanında “Yeşil Havaalanı Kuruluşu” unvanı ve ISO 14064-1 sertifikası alarak çevresel sürdürülebilirlikte uluslararası standartlara uyumumuzu belgelendirdik. Ayrıca LED aydınlatma geçiş projelerimiz sayesinde toplamda yıllık 76.734 kWh enerji tasarrufu sağladık ve 37 ton CO² oluşumunun önüne geçtik. Bu sayede artan verimlilik skorumuz ile operasyonel büyümeyi sürdürülebilirlik ilkeleriyle birlikte ilerlettik.
“KÜRESEL ÖLÇEKTE HAVACILIK SEKTÖRÜNDE GÜÇLÜ BİR TOPARLANMA YAŞANIYOR”
Türkiye’de ve dünyada havacılık yakıtlarının gelişimini nasıl değerlendiriyorsunuz? Regülasyonların etkisi ve sektör beklentileri neler?
Küresel ölçekte havacılık sektöründe güçlü bir toparlanma yaşanmaktadır. 2024 itibarıyla yolcu trafiği pandemi öncesini aşmıştır. IATA verilerine göre RPKs (Revenue Passenger Kilometers) yüzde 10,4 artmış ve rekor doluluklara ulaşılmıştır. Jet yakıtı talebi 2024’te yaklaşık 99 milyar galona yaklaşmıştır. Önümüzdeki dönemde, özellikle 2025 ve 2026’da büyümenin daha stabil bir seyir izlemesi beklenmektedir. Türkiye’de de tablo benzer olup DHMİ verileri 2024’te yolcu trafiğinin güçlü seyrettiğini ortaya koymaktadır.
Yakıt fiyatları açısından bakıldığında, 2022’de enerji piyasalarındaki dalgalanmalar jet crack spread’lerinde ciddi dalgalanmalara yol açmıştır. 2023 ve 2024’te kısmen normalleşme görülse de jeopolitik riskler ve rafineri bakım dönemleri fiyatları hassas seviyede tutmaktadır. IATA yakıt monitörünün de gösterdiği gibi, haftalık bazda dalgalanmalar devam etmektedir.
Karbon ve sürdürülebilirlik regülasyonları, önümüzdeki dönemde sektörün en kritik gündem maddelerinden biridir. Avrupa Birliği’nin ReFuelEU Aviation düzenlemesiyle 2025’ten itibaren AB çıkışlı tüm uçuşlarda sürdürülebilir havacılık yakıtı (SAF) harman zorunluluğu yüzde 1-2 gibi düşük oranlarda başlamıştır. Bu oran, 2030’da yüzde 6’ya, 2050’de ise yüzde 70’e yükselecektir. Netice olarak, yakıt tedarik zincirinde ve maliyet yapısında köklü bir dönüşüm olacağı görülmektedir.
Türkiye’de ise EPDK ve SHGM tarafından petrol piyasası ve havacılık yakıtı lisanslama, raporlama yükümlülükleri ile SAF tanımları ve kalite standartları netleştirilmiştir. Bu düzenlemeler, sektörün veri tutarlılığı ve güvenli ikmal süreçlerini güçlendirerek daha sağlam bir operasyonel altyapı sağlamaktadır.
Kısacası, regülasyonların etkileri hem olumlu hem de bazı zorlukları içermektedir. Uzun vadede karbon maliyetlerinin öngörülebilir olması, SAF ekosistemi için teşviklerin verilmesi ve filolarda verimlilik yatırımlarının hızlanması olumlu gelişmeler arasındadır. Ancak kısa ve orta vadede SAF arzındaki sınırlılıklar, fiyat farklılıkları, lojistik altyapı gereklilikleri ve farklı yetki alanlarında ortaya çıkan düzenleme farklılıkları operasyonel karmaşıklıklara yol açabilmektedir.
Beklentimiz; SAF üretimine yönelik teşviklerin artırılması, gümrük ve vergi çerçevesinde netlik sağlanması ve book-&-claim gibi muhasebe standartlarının kabul görmesidir. Ulusal ölçekte uzun vadeli bir yol haritası, sektörün yeni duruma adaptasyonuna önemli katkı sağlayacaktır.
“YURTDIŞI OPERASYONLARINDA BİR ÖNCEKİ YILA KIYASLA YÜZDE 245’LİK HACİM ARTIŞI KAYDETTİK”
Yakın gelecekte havacılık yakıtlarında THY Opet’in hedefleri nelerdir?
THY Opet’in yakın gelecekteki hedefleri, operasyonel mükemmellik ve emniyet odağında şekillenmektedir. Türkiye’nin en geniş ikmal ağına sahip şirket olarak JIG ve SHGM standartları çerçevesinde “sıfır hata – sıfır gecikme” prensibiyle operasyonlarını sürekli geliştirmektedir. Kritik dönemlerde kapasite tahsisini ve ikmal planlamasını veri temelli yöntemlerle optimize ederek, havayollarının yoğun sefer dönemlerinde dahi kesintisiz hizmet almasını sağlamaya devam etmektedir.
Geçtiğimiz iki yıl içinde Rize-Artvin ve Çukurova havalimanlarındaki yeni yakıt tesislerimizi devreye alarak yurtiçi yatırımlarımızı genişletmiştik. Bu yatırım hamlelerimizin yanı sıra, yurtdışında da operasyonel verimliliği artıracak adımlar ve pazar payını güçlendirecek stratejik fırsatlar yakından takip edilmektedir. Nitekim, yurtdışı operasyonlarında bir önceki yıla kıyasla yüzde 245’lik hacim artışı kaydedilmiş olup, bu büyümenin daha geniş coğrafyalara yayılması için yatırımlar planlanmaktadır.
Sürdürülebilir havacılık yakıtları ve dekarbonizasyon alanında, AB’nin ReFuelEU takvimi ve CORSIA yükümlülüklerine uyum için SAF lojistiği, harman altyapısı ve izlenebilirlik kabiliyetlerinin ölçeklenmesi hedeflenmektedir. Müşterilere book-&-claim gibi yenilikçi çözümler sunulmakta, tedarikçi ekosistemiyle uzun vadeli anlaşmalar yapılmakta ve yerli SAF üretimi için paydaş iş birlikleri geliştirilmektedir. Ayrıca sertifikasyon süreçlerinde öncü bir rol üstlenilmesi amaçlanmaktadır. 2023 Sürdürülebilirlik Raporumuzda da vurgulandığı üzere, JET A1’in yanı sıra yenilikçi ve sürdürülebilir yakıt türlerini Türkiye’nin havacılık sektörüne kazandırmayı hedefliyoruz. Bu kapsamda, SAF’in dünya genelinde hızla yaygınlaşmasıyla birlikte, Türkiye’de de lojistik, harman altyapısı ve izlenebilirlik kabiliyetlerimizi ölçeklendirerek sektörde öncü bir rol üstlenmeyi amaçlıyoruz.
Dijitalleşme ve verimlilik boyutunda, yakıt ikmal süreçlerinin uçtan uca dijitalleşmesi ile hem operasyonel verimlilik artırılmakta hem de karbon ayak izi azaltılmaktadır. Bu kapsamda sipariş ve slot yönetiminden araç telemetrisi ve kalite izlemesine kadar geniş bir dijital dönüşüm uygulanmaktadır.
Altyapı ve insan kaynağı tarafında, stratejik lokasyonlarda depolama ve tedarik altyapısına yatırım yapılmakta; araç parklarının modernizasyonu, saha emniyeti ve kalite güvence ekipleri için ileri eğitim programları hayata geçirilmektedir. Böylece hizmet seviyesi kalıcı olarak yükseltilmektedir.
Müşteri deneyimi açısından ise havayollarının farklı operasyonel profillerine uygun esnek hizmet sözleşmeleri, özel raporlama paketleri, SAF karması ve emisyon yönetimi gibi alanlarda danışmanlık desteği sunulmaktadır. Yoğun saatlerde önceliklendirme ve slot koordinasyonu gibi katma değerli hizmetler de iş ortaklarının rekabet gücünü artırmaktadır.
Özetle, 2020–2024 döneminde sektörde yaşanan güçlü toparlanmanın ardından, THY Opet olarak emniyet, kalite, dijitalleşme ve sürdürülebilir yakıt ekseninde büyümeyi sürdürmekteyiz. Türkiye’nin 2024 hava trafik rekoru ile AB ve CORSIA düzenlemelerinin getirdiği dönüşüm, önümüzdeki yıllarda operasyonel kapasitenin artırılması ve sürdürülebilir yakıt çözümlerinin ölçeklenmesi hedeflerimizi desteklemektedir.

İstanbul Jet Havacılık ve Yakıt Hizmetleri A.Ş. Genel Müdürü Hüseyin Latifoğlu
‘7/24 YÜKSEK KALİTE STANDARTLARIYLA İŞ ORTAKLARIMIZA DEĞER YARATMAYA DEVAM EDİYORUZ’
İstanbul Jet son 5 yılda havacılık yakıtlarında nasıl bir ivme yaşadı?
Dünya, son beş yılda yerel ve küresel ölçekte a’dan z’ye tüm kurumları derinden etkileyen pek çok gelişmeye sahne oldu. Gerek köklü gerekse yeni kurumlar bu süreçte önemli sınavlardan geçti. Kanaatim odur ki, Şirketimiz gibi henüz yedinci faaliyet yılını sürdüren genç kurumlar için bu sınavlar çok daha zorlu oldu.
Kuruluşumuzun hemen ardından yaşanan küresel sağlık krizi ve devamında gelen ekonomik dalgalanmalar karşısında, yalnızca ayakta kalmayı değil; daha büyük ama emin adımlarla ilerleyeceğimiz bir stratejiyi tercih ettik. Bu yaklaşımımız sayesinde, 2023 yılında Fortune 500 listesine ilk 100’den giriş yaptık ve 2025 itibarıyla bu konumumuzu koruyoruz. Aynı şekilde, 2023’ten bu yana Capital 500’de de yükselen bir ivmeyle yer almaktan gurur duyuyoruz.
Türkiye’nin en değerli turizm destinasyonlarına açılan bir kapı niteliğinde olan Dalaman Havalimanı’nda, 2024 yılında 5 Milyon Euro değerinde yakıt depolama ve ikmal tesisimizi faaliyete geçirdik. Bu yatırımımız, Ege ve Akdeniz rivierasının tam kesişim noktasında, ulusal ve uluslararası yolcu trafiğine hizmet etme vizyonumuzun bir göstergesidir.
Lösev ve Fenerbahçe Tekerlekli Sandalye Basketbol Takımı ile mütevazı adımlarla başlattığımız sosyal sorumluluk projelerimizi yıllar içinde büyüterek topluma daha geniş bir katkı sağlamaya devam ediyoruz. Bu çabalarımız yıl içinde ödüllerle de takdir edildi. Ayrıca, 2024 başında Uluslararası Sürdürülebilirlik Karbon Sertifikası (ISCC EU) alarak SAF ithalatına başlamamız, sürdürülebilirlik yolculuğumuzda önemli bir adım olmuştur.
2018 yılında yaklaşık 490 bin metreküple başladığımız yakıt tedarik yolculuğumuzu, 2024 yılında 1 milyon 300 bin metreküple tamamladık. Bir IATA üyesi olarak; Dalaman ve Alanya–Gazipaşa havalimanlarındaki yakıt ikmal ve depolama tesislerimiz, 100’ü aşkın ülkede 500’e yakın meydanda sunduğumuz hizmetlerimiz ve operasyonel mükemmeliyet anlayışımızla; 7/24 yüksek kalite standartlarıyla iş ortaklarımıza değer yaratmaya devam ediyoruz.
Geçmişte olduğu gibi gelecekte de uzmanlığımız ve tecrübemizle sektörümüz için sürdürülebilir büyümeye, güvenilirliğe ve yenilikçi çözümler üretmeye kararlılıkla devam edeceğiz.”
“ORTA DOĞU’NUN YENİLENEBİLİR ENERJİ FIRSATLARI BU PAZARIN HIZLA BÜYÜYECEĞİNİ GÖSTERİYOR”
Türkiye’de ve dünyada havacılık yakıtlarının gelişimini nasıl değerlendiriyorsunuz? Yapılan regülasyonlar sektör açısından olumlu- olumsuz nasıl bir etki yaratıyor? Sektörün bu anlamda beklentileri neler?
Havacılık yakıtlarının geleceğinde sürdürülebilirlik belirleyici olacak. Bu doğrultuda, küresel havacılık sektöründe SAF kritik bir role sahip. Bugün SAF kullanım oranı hâlâ düşük olsa da Avrupa Birliği’nin zorunlu harmanlama düzenlemeleri, ABD ve Asya-Pasifik’teki yatırımlar ile Orta Doğu’nun yenilenebilir enerji fırsatları bu pazarın hızla büyüyeceğini gösteriyor.
Türkiye’nin coğrafi avantajları ve güçlü yenilenebilir enerji potansiyelinin sektöre önemli fırsatlar sunacak. Sektörün beklentisi, ulusal bir SAF yol haritasının hazırlanması, teşvik mekanizmalarının devreye girmesi ve maliyetlerin rekabetçi seviyelere çekilmesi. Bu adımlar atıldığında Türkiye, sürdürülebilir havacılık yakıtlarında bölgesel bir merkez haline gelebilir.
“HAVACILIĞIN NET SIFIR YOLCULUĞUNDA EN ETKİLİ ARAÇ SAF’IN YAYGINLAŞTIRILMASIDIR”
Karbonsuzlaşma anlamında havacılık yakıtlarında nasıl bir dönüşüm var?
Havacılığın net sıfır yolculuğunda, kısa ve orta vadede en etkili araç sürdürülebilir havacılık yakıtlarının (SAF) yaygınlaştırılmasıdır. AB’nin zorunlu kullanım hedefleri, ABD ve Asya-Pasifik’in yatırımları ile Orta Doğu’nun yenilenebilir enerji kaynakları, küresel SAF pazarını hızla büyütüyor. Türkiye’nin yenilenebilir enerji potansiyeli ve stratejik konumu, SAF üretimi için güçlü avantajlar sunuyor. Bu avantajların hayata geçebilmesi için teşvik politikaları, ETS gelirlerinin SAF projelerine yönlendirilmesi ve ulusal bir yol haritasının oluşturulması kritik önem taşıyor. Türkiye, bu adımlarla bölgesel ve küresel ölçekte önemli bir oyuncu olabilir.
“İSTANBUL JET GELECEĞİN DÜŞÜK KARBONLU HAVACILIK EKOSİSTEMİNE YÖN VEREN AKTÖRLERDEN BİRİ OLMAYI HEDEFLİYOR”
Yakın gelecekte havacılık yakıtlarında İstanbul Jet’in hedefleri neler?
İstanbul Jet, küresel vizyonunu hızla gerçeğe dönüştürme gayesiyle faaliyetlerini sürdürüyor. Global ölçekte hizmet veren köklü bir enerji ve havacılık şirketi olma yolunda emin adımlarla ilerliyoruz. Yakıt ikmal ve depolama yatırımlarında hem ulusal hem uluslararası ölçekte doğru zaman–doğru lokasyon stratejisiyle hareket ederek altyapımızı sürekli olarak güçlendiriyoruz.
Sektörün büyüme ivmesine paralel biçimde gelişimini sürdüren Şirketimiz, önümüzdeki dönemde sürdürülebilir havacılık yakıtı (SAF) tedarik ve ikmalini stratejik önceliklerinin merkezine alıyor. İstanbul Jet, bu vizyonla yalnızca bugünün ihtiyaçlarını karşılamayı değil, aynı zamanda geleceğin düşük karbonlu havacılık ekosistemine yön veren aktörlerden biri olmayı hedefliyor.

Turkish Fuel Services Genel Müdürü Muhammed Cahit Şirin
‘GÜNDE ORTALAMA 738 UÇAĞA KESİNTİSİZ YAKIT İKMALİ SAĞLIYORUZ’
Turkish Fuel Services son 5 yılda havacılık yakıtlarında nasıl bir ivme yaşadı?
Son beş yıl hem sektörümüz hem de şirketimiz açısından stratejik büyümelerin ve yapısal dönüşümlerin yaşandığı bir dönemdi. Pandeminin küresel havacılıkta yol açtığı yavaşlamaya karşın, İstanbul Havalimanı’nın hız kesmeyen büyüme ivmesi ile Türk Hava Yolları’nın istikrarlı ve kararlı operasyonel performansı, Türkiye’nin küresel havacılık sahnesindeki konumunu güçlendirdi. Turkish Fuel Services olarak biz de bu iki yapının sinerjisinden doğan stratejik avantajla çok kısa sürede güçlü bir toparlanma gerçekleştirdik.
Pandemi sonrasındaki toparlanma döneminde, 2021 yılında 152.503 operasyonla 1,82 milyon ton yakıt ikmali gerçekleştirdik. Bu rakam, 2024 itibarıyla 269.463 operasyonda 3,85 milyon tona ulaştı. Yalnızca üç yıl içinde operasyon hacmimizde %77, yakıt ikmal miktarımızda ise yaklaşık %110 oranında büyüme kaydettik. Bugün yalnızca TFS tarafından gerçekleştirilen yıllık yakıt ikmali, birçok Avrupa ülkesinin toplam jet yakıtı tüketimine eşdeğer düzeydedir. Günde ortalama 738 uçağa kesintisiz yakıt ikmali sağlıyor; Avrupa’daki birçok orta ölçekli havalimanının bir yıllık operasyon sayısını neredeyse bir ayda karşılıyoruz.
TFS olarak biz, yalnızca operasyonel verimliliği artırmakla yetinmiyor; aynı zamanda ülkemizi, uluslararası yakıt lojistiği ve ikmal alanında etkili, sürdürülebilir ve rekabetçi bir oyuncu olarak konumlandırma hedefiyle çalışmalarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz.
“TFS LİMANI, ÜLKEMİZİN YAKIT İKMAL ZİNCİRİNDE KİLİT BİR ROL ÜSTLENİYOR”
Türkiye’de ve dünyada havacılık yakıtlarının gelişimini nasıl değerlendiriyorsunuz? Yapılan regülasyonlar sektör açısından olumlu- olumsuz nasıl bir etki yaratıyor? Sektörün bu anlamda beklentileri neler?
Havacılık sektörü, küresel ölçekte hem yolcu hem de kargo taşımacılığı alanında yeniden ivme kazanmış durumda. Turizm ve iş seyahatlerindeki artışın yanı sıra, İstanbul Havalimanı başta olmak üzere Türkiye’nin dört bir yanındaki havalimanlarına yapılan yatırımlar, bu büyümeyi güçlü bir şekilde destekliyor. Tüm bu gelişmeler, havacılık yakıtları alanında da hem arz hem de operasyonel kapasite açısından ciddi bir talep artışı yaratıyor.
Ancak bu büyümenin yanında bazı yapısal gerçeklikler de var. Türkiye’de havacılık yakıtı üretim kapasitesi, artan ihtiyacı karşılamada henüz yeterli düzeyde değil. Bu nedenle akaryakıt tedarikçilerinin dünyanın farklı bölgelerinden yakıt temin etmesi kaçınılmaz hale geliyor. Biz de TFS olarak bu süreci hem coğrafi hem de operasyonel olarak en verimli şekilde yönetmeye odaklanıyoruz.
İstanbul Havalimanı’na yaklaşık 2 km mesafedeki TFS Limanı, ülkemizin yakıt ikmal zincirinde kilit bir rol üstleniyor. Ancak coğrafi güzergâhın zorluğu ve boğaz geçişlerindeki yoğunluk gibi faktörler, dış kaynaklı tedarik süreçlerinde zaman zaman darboğazlar yaratabiliyor. Özellikle boğazlarda yaşanan beklemeler ve hava koşulları, stok yönetimini kritik hale getiriyor.
Regülasyonlara gelince; özellikle çevresel sürdürülebilirliğe yönelik düzenlemeleri son derece olumlu buluyoruz. Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü’nün SAF (Sürdürülebilir Havacılık Yakıtı) Talimatı gibi düzenlemeler, sektörün karbonsuzlaşma yönündeki dönüşümünü teşvik ediyor. Elbette bu süreçte hem yerli üreticilerin desteklenmesi hem de hammadde temininin sürdürülebilir şekilde planlanması kritik önem taşıyor.
Sonuç olarak, Türkiye havacılık yakıtları alanında büyüyen bir oyuncu olmanın ötesinde, lojistik aklını ve altyapı gücünü birleştirerek bölgesel bir enerji ve ikmal merkezine dönüşme potansiyeline sahiptir. TFS olarak biz de bu vizyona katkı sunmak için yatırımlarımıza ve uluslararası standartlardaki operasyonlarımıza kesintisiz şekilde devam ediyoruz.
“SEKTÖRÜN GELECEĞİNE DUYULAN İNANCIN GÜÇLÜ BİR GÖSTERGESİ OLDUĞUNA İNANIYORUZ”
Karbonsuzlaşma anlamında havacılık yakıtlarında nasıl bir dönüşüm var?
Havacılık sektörü, iklim değişikliğiyle mücadelede üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmek adına ciddi bir dönüşüm sürecinden geçiyor. Bu dönüşüm yalnızca uçuş operasyonlarıyla sınırlı değil; motor teknolojilerinden yakıt tedarikine, yer hizmetlerinden liman altyapılarına kadar tüm ekosistemi kapsayan bütünsel bir yaklaşım gerektiriyor.
Karbonsuzlaşma yolculuğunda üç temel alan ön plana çıkıyor:
İlk olarak, hava yolu şirketleri filolarını düşük emisyonlu, yeni nesil uçaklarla yenilemeye başladı. İkinci olarak, havalimanlarındaki yer hizmetleri ve uçuş optimizasyonlarında dijitalleşme ve enerji verimliliği ön planda. Üçüncü ve belki de en kritik başlık ise Sürdürülebilir Havacılık Yakıtı (SAF) kullanımıdır.
Ülkemiz bu alanda önemli bir adım attı. Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü tarafından yayımlanan Sürdürülebilir Havacılık Yakıtı Talimatı (SHT-SAF) ile birlikte, SAF katkılı yakıt kullanımı ve buna bağlı emisyon azaltımı belirli oranlarla zorunlu hâle getirildi. Bu gelişme, yalnızca sektörün çevresel taahhütlerine katkı sağlamakla kalmıyor; aynı zamanda Türkiye’nin sürdürülebilirlik vizyonunu da güçlendiriyor.
TFS olarak biz de bu dönüşümün aktif bir parçasıyız. Altyapı yatırımlarımızı yeşil dönüşüm ilkelerine uygun biçimde planlıyor, ikmal operasyonlarımızda enerji verimliliğini artıracak teknolojilere odaklanıyoruz. Aynı zamanda SAF kullanımına yönelik tüm teknik ve operasyonel hazırlık süreçlerimizi kararlılıkla sürdürüyoruz. Karbonsuzlaşmanın yalnızca çevresel bir zorunluluk değil; aynı zamanda kurumsal vizyonun, sorumlu liderlik anlayışının ve sektörün geleceğine duyulan inancın güçlü bir göstergesi olduğuna inanıyoruz.
‘YAKIN GELECEKTEKİ HEDEFİMİZ, BÖLGESEL ÖLÇEKTE ENERJİ LOJİSTİĞİ ALANINDA BİR MERKEZ HÂLİNE GELMEK’
Yakın gelecekte havacılık yakıtlarında TFS’nin hedefleri neler?
İstanbul Havalimanı’nın 200 milyon yolcu kapasitesine yönelik stratejik hedefi, dünya havacılığı açısından da yeni bir merkez tanımını beraberinde getiriyor. TFS olarak biz de bu vizyonla tam uyum içinde hareket ediyor hem altyapı kapasitemizi hem de operasyonel çevikliğimizi bu büyümeyi destekleyecek şekilde güçlendiriyoruz.
TFS’nin büyüme yolculuğu yalnızca yurt içi operasyonlarla sınırlı kalmadı; bilgi, hizmet ve operasyon kalitesini uluslararası alana taşıyan yeni bir döneme adım atmış bulunuyoruz. Son dönemde, ilk havacılık yakıtı ihracatımızı deniz yoluyla başarıyla gerçekleştirdik. Aynı zamanda yurt dışında danışmanlık hizmeti sunduk ve ilk kez uluslararası katılımcılara yönelik havacılık yakıtı operasyonları eğitimi verdik. Bu adımlar, TFS’nin yalnızca operasyonel gücüyle değil; kurumsal bilgi birikimi ve hizmet modeliyle de küresel ölçekte değer yarattığını açık biçimde ortaya koymaktadır.

Yakın gelecekteki hedefimiz, bölgesel ölçekte enerji lojistiği alanında bir merkez hâline gelmektir. TFS olarak, bu dönüşümün sorumluluğunu üstleniyor; Türkiye’nin uluslararası havacılık vizyonuna stratejik katkılar sunmayı sürdürüyoruz.
Bakan Bayraktar: “Enerjideki bağımsızlık hikâyesini Türkiye Yüzyılı’nda yazmış olacağız”6 Haziran 202622:54 Sıfır Atık Festivali’nin ziyaretçi sayısı üçüncü günde 400 bini aştı6 Haziran 202621:47 Bakan Uraloğlu, “Sıfır Atık Forumu 2026” kapsamında düzenlenen panelde konuştu6 Haziran 202620:48 Sıfır Atık Forumu 2026’da döngüsel ekonomi ele alındı6 Haziran 202620:44 Rosneft CEO’su Seçin, Hürmüz Boğazı’ndaki gerilimin ABD’li enerji şirketlerine yaradığını söyledi6 Haziran 202620:43