IMKB : 80.825 / 0,00 $ : 2,16 / 0,14 : 2,84 / 0,11 Altın : 89,25 / -0,35





Yeni Petrol Kanunu'ndaki uzlaşının anlamı
28 Ocak 2013 09:33


Altan Kolbay
altan.kolbay@petform.org.tr
Aslında bu yazının başlığı, “Yeni Petrol Kanunu ne getiriyor?” olacaktı ve ben de yeni kanun tasarısı ile mevcut kanunun farklarını sizlerle paylaşmaya başlayacaktım. Ancak son yazımın ardından yaşanan bir dizi gelişme nedeniyle bu sayıda da son yazımdaki hususlara yeniden değinme ihtiyacı hissettim.

PAYLAŞ : Share/Bookmark

Aslında bu yazının başlığı, “Yeni Petrol Kanunu ne getiriyor?” olacaktı ve ben de yeni kanun tasarısı ile mevcut kanunun farklarını sizlerle paylaşmaya başlayacaktım. Ancak son yazımın ardından yaşanan bir dizi gelişme nedeniyle bu sayıda da son yazımdaki hususlara yeniden değinme ihtiyacı hissettim. 

Hatırlanacağı üzere son yazımda, 21 Aralık’ta TBMM’ye sevk edilen yeni Türk Petrol Kanunu tasarısının hazırlanma sürecinde yaşananları paylaşmış, enerji sektöründeki diğer mevzuat değişikliklerinde de örnek alınabilecek şekilde paylaşımcı ve uzlaşmacı bir sürecin yaşandığına dikkat çekmiştim. Yazımın yayımlanmasının ardından, yazımda bahsi geçen 4 kuruluş (TMMOB Jeofizik Mühendisleri Odası, Jeoloji Mühendisleri Odası ve Petrol Mühendisleri Odası ile Türkiye Petrol Jeologları Derneği) tarafından hazırlanan ortak bir düzeltme metni aldım. Nitekim sonrasında TMMOB Petrol Mühendisleri Odası ve Türkiye Petrol Jeologları Derneği başkanları ile detaylı görüşmelerde de bulundum. Görünen o ki, bu konuda daha detaylı analizlere girmeden önce, meslek odalarının görüşleri bağlamında üzerinden son yazımdaki bazı hususlara açıklık getirmem gerekiyor. 
 
Bu ortak metinde, son yazımdaki 3 temel hususa katılmadıkları ifade edilmiş: Birincisi, geçtiğimiz yıl Mart ayında Antalya’da gerçekleştirilen Petrol Arama Üretim Sektörü 1.İstişare Toplantısının katılımcılarını sayarken “sektördeki tüm sivil toplum kuruluşları”nı da dahil etmişim. Aslında bir sonraki paragrafta Petrol Kanunu Çalışma Grubu’nun katılımcılarına ilişkin söyleyeceğim sözü toplantıya ilişkin paragrafa yazdığım için doğal olarak TMMOB’a bağlı odaların da toplantıda hazır bulunduğu anlaşılıyor. Antalya toplantısına TMMOB’a bağlı odalardan herhangi bir katılım olmamıştır. 
 
İkinci husus, Antalya toplantısının hemen ardından oluşturulan Petrol Kanunu Çalışma Grubu’na hangi saiklerle katıldıklarına ilişkin bir düzeltme içeriyor. Hatırlanacağı üzere yazımda, “Tüm temsilcilerin görüşlerini teker teker dinleyen Bakanımız, toplantının kapanışında yeni kanun için hemen ertesi gün çalışmalara başlanması talimatını verdi. Tam da dediği gibi, hemen ertesi günü, sektörün tüm paydaşlarını bir araya getiren bir ‘Petrol Kanunu Çalışma Grubu’ oluşturuldu.” ifadeleri yer alıyordu. Odaların görüşlerini, gönderdikleri metinden aynen alıntılıyorum: “Makalede Meslek Odalarının da sanki talimatla oluşturulan bir çalışma grubu içinde yer aldıkları gibi yanlış bir izlenim oluşturulmuştur. Oysa Meslek Odaları, PİGM başkanlığında yürütülen bu çalışma grubuna, stratejik önemi olan bir kanun tasarısında kamu yararına görüşlerini iletmek ve geniş katılımlı bir tasarı çıkmasını sağlamak amacıyla, PİGM’in daveti üzerine, kendi aralarında karar alarak katılmışlardır.” 
 
Tam da bu noktada konuya açıklık getirmek amacıyla kısa bir bilgi verelim: Antalya’da yapılan toplantıda gün boyu süren tartışmalarda söz alan istisnasız tüm temsilciler, artık birçok maddesi kadük duruma gelmiş 58 yıllık mevcut kanunun değiştirilmesi noktasındaki görüşlerini paylaştı. Toplantının sonunda gün boyunca dile getirilen tüm sorunlar Müsteşar Yardımcısı Sayın Sefa Sadık Aytekin tarafından Bakanımıza listelendi. En sonunda da Bakanımız, sektörün tüm taraflarının katılımıyla bir çalışma grubu kurulup kanun taslağının orada hazırlanması yönündeki öneriyi desteklediğini belirterek yanında bulunan Petrol İşleri Genel Müdürü Sayın Selami İncedalcı’ya hemen çalışmalara başlanması talimatını verdi. 
 
Şimdi bu kısa bilginin ardından şunları ifade edebiliriz: Ben açıkçası şimdiye kadar bu kadar açık bir şekilde sektör paydaşları tarafından hazırlanan bir kanun tasarısının Meclis’e getirildiğini görmedim. Bu yüzden de bu süreci bu kadar önemsiyor ve diğer bütün kanunlarda da benzer bir paylaşımcı tavrın sürdürülmesini öneriyorum. Yarın diğer enerji kanunlarında da benzer bir süreç işlese, herhangi bir kanun taslağının hazırlanmasında meslek odaları da dahil olmak üzere sektördeki tüm oyunculardan görüş alınsa, ortak bir uzlaşıyla Meclis’e gidilse güzel olmaz mı? Benim tüm yazı boyunca söylediğim buydu. Yoksa çalışma grubuna tüm taraflar tabii ki kendi hür iradeleriyle, geniş katılımlı bir tasarı çıkmasını sağlamak amacıyla iştirak etti. Meslek odaları da dahil olmak üzere hiçbir sektör temsilcisi kuruluşun Bakanlıktan talimat alması gibi bir durum zaten söz konusu olamaz. Bakanımızın talimatıyla PİGM başkanlığında bir çalışma grubu oluşturulmuş, herkes de kendi iradesiyle katılmıştır. 
 
Odaların katılmadığını belirttiği üçüncü husus ise, yazımdaki şu kısım: “Bu kanun, kelimenin tam anlamıyla ‘sektörün kanunu’dur! Bakanlık, PİGM, TPAO, PETFORM, JFMO, JMO, PMO, TPJD, yani sektörün tüm paydaşlarının kanunun her bir cümlesi üzerinde %100 uzlaşısı vardır.” Bu ifadelerime ilişkin olarak da şöyle bir açıklamada bulunuyorlar: “Odaların kabul etmediği bazı maddelerin tasarıya konması, olmazsa olmaz olarak gördüğü bazı maddelerin ise tasarıda yer almaması göz ardı edilerek, çalışma grubunda tam bir uzlaşı olduğu gibi gerçeği yansıtmayan ifadeler kullanılmıştır. Oysa çalışma grubunda, Meslek Odalarının üzerinde önemle durduğu konular not alınmış ancak bir kısmı tasarıda yer almamıştır.” 
 
Bu noktada da şöyle bir açıklama getirebilirim: Antalya toplantısının ardından oluşturulan çalışma grubunda yer alan 8 kuruluş, her bir maddeye ilişkin olarak kendi hazırladıkları önerileri teker teker masaya getirdi. Her bir maddede masanın etrafındaki tüm taraflar görüşlerini paylaştı, bu görüşler üzerinden herkesin uzlaşacağı ortak bir metin bulabilmek için saatlerce tartışıldı. Bu tartışmalar esnasında her bir sektörel kuruluş temsilcisi, kendi tabanından gelen görüşleri o masada aslanlar gibi savundu. O odada Bakanlığın da, PİGM’in de, TPAO’nun da, meslek odalarının da, TPJD’nin de, PETFORM’un da dedikleri %100 olmadı, zaten olamazdı da. Bir masanın etrafında sadece birinin dedikleri %100 oluyorsa, o zaman orada bir uzlaşmadan değil, dayatmadan bahsedilebilir; biri söyler, diğerleri kabul eder. Hâlbuki çalışma grubunda böyle bir şey olmadı. Tüm taraflar kendi fikirlerini sonuna kadar savundu. İnanın bazı noktalarda çok ciddi fikir ayrılıkları yaşandı, saatlerce tek bir cümle üzerinde tartışıldığı oldu. Ama o durumlarda da hangi ortak noktada anlaşılabilir, öyle bir yol bulunabilir mi, onu araştırıp eninde sonunda bulduk. Geçen yazımda da belirttiğim üzere, bu tartışmalar esnasında tüm taraflar gayet yapıcı bir şekilde davrandı. Bu çalışmaların sonucunda ortaya çıkan metin de, Bakanlık görüşüne sunulmak üzere PİGM’e teslim edildi. Daha sonrasında kamu kurumlarından gelen görüşler doğrultusunda revize edilen metnin nihai halini TBMM’ye sunulduğunda gördük. Sonuçta tarafların, TBMM gündemine gelen nihai metin üzerinde değişiklik veya ilave talepleri olabilir, bu da doğaldır. Bu talepler de TBMM Enerji Komisyonu’nda ilgili taraflarca gündeme getirilir, belki de orada bu konularda da bir uzlaşıya varılabilir.
 
Sonuç olarak, sektörün tüm paydaşlarının dahil olduğu paylaşımcı ve uzlaşmacı bir süreç içerisinde hazırlanan yeni Türk Petrol Kanunu tasarısının, bu yönüyle diğer tüm kanunların hazırlanmasına güzel bir örnek teşkil ettiğine inanıyorum. Kanunun içeriğine de önümüzdeki iki yazıda detaylı şekilde gireceğim. O yazılarımın ardından hakikaten savunduğum gibi ‘iyi bir kanun’ olup olmadığının kararını size bırakıyorum… 


Bu haber 1701 kez okunmuştur


Toplam 2 yorum
İlk sorunumuz epdk nın yıllardır devletin ürününü satan dürüst bayiye bayinin değerinden fazla lisan cezası kesip bayiyi kapatması ama buna rağmen kaçakçılığın artması.10 numara yağın her yerde peynir ekmek gibi satılması.gayri resmi satışları engelliyemiyorsunuz ancak devletin petrolunü alıp satan bayileri lisansınızı yeni kanuna göre yenileyemediği için kapatıyorsunuz .piyasada kaçakçılar hala satışa devam ediyor.devlet dürüst bayiye devlet malı satan bayiye öldürücü lisans cezaları kesip sistemin dışına atıyor cezalandırıyor ama sıra kaçakçıya 10 numara yağ satana gelince duruyor.
AYNEN KATILIYORUM
YILDIRIM / 02 Şubat 2013 20:07:30
İlk sorunumuz epdk nın yıllardır devletin ürününü satan dürüst bayiye bayinin değerinden fazla lisan cezası kesip bayiyi kapatması ama buna rağmen kaçakçılığın artması.10 numara yağın her yerde peynir ekmek gibi satılması.gayri resmi satışları engelliyemiyorsunuz ancak devletin petrolunü alıp satan bayileri lisansınızı yeni kanuna göre yenileyemediği için kapatıyorsunuz .piyasada kaçakçılar hala satışa devam ediyor.devlet dürüst bayiye devlet malı satan bayiye öldürücü lisans cezaları kesip sistemin dışına atıyor cezalandırıyor ama sıra kaçakçıya 10 numara yağ satana gelince duruyor.
selim / 29 Ocak 2013 12:10:53







Köşe Yazarları