Detaylı Arama
Okur Hattı Haber Bülteni Üyeliği Künye Reklam ve Abonelik İletişim Giriş Sayfam Yap
IMKB 60999 / 0,22   $ 1,5018 / % -0,53   1,9317 / % -0,26   Altın 60,028 / % 0
 
PetroHaber
Dağıtım Şirketleri
Madeni Yağ
LPG Gündemi
LPG Şirketleri
Doğal Gaz Gündemi
Doğal Gaz Şirketleri
Elektrik Gündemi
Elektrik Şirketleri
Sektörel Örgütler
Ekipman
Foto Galeri
 
Enerji Petrol Gaz 421. sayıGas&Power 83. sayıBayinin Sesi 59. sayıMadeni Yağ 13. Sayı
 
 
EN ÇOK OKUNANLAR
Aylık Haftalık
 
Anasayfa > Sektörel Örgütler
 
‘İthalat özel sektör oyuncuları için tam olarak serbest bırakılmalı’

PETFORM Yönetim Kurulu Başkanı Nusret Cömert, serbestleşmenin önündeki engellerden BOTAŞ’ın ayrıştırılmasına, ulusal şampiyon yaratılması düşüncesinden, LNG’nin ÖTV’sinin arttırılmasına kadar birçok konuda GAS&POWER Ankara Temsilcisi Murat Fırat’a önemli değerlendirmelerde bulundu. İthalatın özel sektör oyuncuları için tam olarak serbest bırakılmasının önemini vurgulayan Cömert, “Bizim amacımız; sınırda ve ülke içerisinde gazın gazla rekabet edeceği bir ortamın sağlanmasıdır. Eğer ithalata herhangi bir kısıtlama getirilirse zaten bu ortamın sağlanması mümkün olamaz” dedi.

4646 sayılı Doğal Gaz Piyasası Kanunu’nda kapsamlı bir değişiklik yapılacağı malumunuz. Bu değişiklikler piyasanın yapısını da etkileyecek ölçekte olacak. Yapısal değişikliklere baktığımızda ön plana çıkan temel konu ise liberalizasyon. Sizce Türkiye doğal gaz piyasası için optimum liberalizasyon modeli nasıl olmalı?

Optimum liberalizasyon değil de sadece liberalizasyon demek daha doğru olur diye düşünüyorum. Liberasyon, sağlıklı, tam rekabetin olduğu piyasaların oluşturulması için gereklidir. 4646 sayılı Kanun bu konuyla alakalı bir yol haritası belirlemişti. Bunun için çoklu tedarikçiye ihtiyaç vardı. Çoklu tedarikçinin oluşması için Kanun, kontrat devri, olmazsa da miktar devri modeli getirmiş ve ithalatı özel sektör oyuncuları için serbest bırakmıştı. Bu arada BOTAŞ’ın piyasadaki payının da azalmasını, rekabetin ve liberal piyasanın oluşabilmesi için de payı belirli bir miktara düşene kadar ithalat yapmamasını emretmişti. Bu yol haritası bu liberal piyasanın oluşabilmesi için ortaya konmuş olan bir modeldi. Bugüne geldiğimizde, otoritelerle konuştuğumuzda liberal piyasa hedefinden herhangi bir sapmanın olmadığını görüyoruz. Liberal piyasa hedefine büyük bir destek var. Bu destek de, başta Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanımız Sayın Taner Yıldız olmak üzere en yetkili ağızlar tarafından dile getiriliyor. Bunun yanı sıra 4646 sayılı Kanun’un uygulanmasında bazı gecikmeler ve aksaklıklar oldu. Bununla ilgili birtakım gerekçeler ortaya konuldu. Ama 4646 sayılı Kanun’un ortaya koyduğu yol haritasında neticede kısıtlı da olsa gaz devirlerinin yapılabileceği görüldü. Bu da sektörümüz açısından son derece memnuniyet verici. 4646 sayılı Kanun’da bir takım değişikler yapılması ihtiyacı bir süreden beri konuşuluyordu. Biz de sektör olarak bu konuya aslında çok sıcak bakıyorduk. Biz aslında “İlle de şöyle ya da böyle olsun” diye bir diretme halinde değiliz. Biz bu konuda her zaman olduğu gibi yapıcı önerilerimizi ortaya koyuyoruz. Örneğin, Kanun, BOTAŞ’ın elindeki kontratların en az yüzde 80’inin kontrat ya da miktar devri yoluyla 2009 yılına kadar özel sektöre devrini emrediyor. Fakat şu ana kadar gelinen noktada yüzde 10 civarında bir kontrat özel sektöre devredildi. Burada ‘yüzde 80 hedefinin’ çok iddialı bir hedef olmasının da büyük etkisi olduğunu düşünüyoruz. O halde bu ‘yüzde 80’ kesin rakamından vazgeçilmeli. Hatta çoğu zaman bu konuda bir rakam telaffuz etmek benim tarafımdan tercih edilmedi. İlgili otoritelerin de birincil hedefi; tıpkı bizim gibi, liberal piyasaların oluşmasıdır. Bu liberal piyasalar eğer BOTAŞ’ın elindeki kontratların yüzde 51’ininin devredilmesiyle oluşacaksa yüzde 51’i devredilsin. Yüzde 60’ının devredilmesiyle oluşacaksa yüzde 60’ı, yüzde 40’ının devredilmesiyle oluşacaksa da yüzde 40’ı devredilsin. Burada önemli olan; çoklu ikmalcilerin girmesi ve bu sürecin devam etmesi. Bu arada PETFORM olarak geniş bir yelpazeye sahibiz. Sektörün ileri gelen yerli-yabancı, bu işle iştigal eden veya ilgi gösteren bütün şirketleri derneğimizin üyesi ve bundan da gurur duyuyoruz. Kontrat devri marifetiyle devreye girmek isteyen üyelerimiz için kontrat devri bir opsiyon olmalı. Miktar devrini tercih edecek ya da miktar devrini gerçekleştirme imkanı olan üyelerimiz de varsa bunlar için miktar devrinin paralel olarak yürümesinin önünün açılmasını istiyoruz. Ama liberalizasyon dediğiniz de bu noktada olmazsa olmaz olan bir konu var, ki o da; ülke sınırlarını bir şekilde kapattığınız zaman mevcutlar içerisinde oynamaya başlıyorsunuz. Bizim amacımız; sınırda ve ülke içerisinde doğal gazın doğal gazla rekabet edeceği bir ortamın sağlanmasıdır. O halde eğer ithalata herhangi bir kısıtlama getirecek olursak zaten bu ortamı sağlamamız bu anlamda mümkün olamayacaktır. İthalatın özel sektör oyuncuları için tam olarak serbest bırakılması burada önemli olacaktır. BOTAŞ, herhangi bir sebepten dolayı mevcut bir kontratı yenileme durumuna ya da uluslararası bazı görüşme ve ilişkilerinden dolayı yeni bir gaz sözleşmesinin içerisine girecek olursa, o zaman bu yapılırken liberal piyasaların oluşumuna engel olmayacak şekilde ve özel sektör rekabetini devam ettirecek şekilde yapılması anlamlı olacaktır.

Önemli olan kamu şirketleri değil, ulusal şirketler çıkarmaktır

Kanunun çıktığı 2001 yılından bugüne kadar geçen dokuz seneye baktığımızda, serbestleşme konusunda bir türlü karar verilemediğini, kamu iktisadi teşekkülü olan BOTAŞ’ın rolünün özel sektöre devri hususunun herkesçe kabul edilemediğini gördük. Sizce BOTAŞ, iletim ve depolama tesisi (LNG terminali) haricindeki ticari faaliyetlerini, yani ithalat ve toptan satış portföyünü nasıl özel sektöre devretmeli?

Zaten 4646 sayılı Kanun ayrıştırmayı emretmiş. Şu anda da Sayın Bakanımız başta olmak üzere yetkili hiçbir otoriteden bunun tersinde bir görüş duymuyoruz. BOTAŞ’ın ayrıştırılması, ille de bölünmesi demek değildir. BOTAŞ’ın ayrıştırılması; etkinliğinin artırılması, çapraz sübvansiyonların önüne geçilmesine yol açacaktır. Bu da rekabet için lazım. İletim ve depolama devletin elinde kalabilir. Etkin bir şekilde işleyen, çalışan bir iletim şebekesi devletin elinde kalabilir. Bu konuda özel sektörde herhangi bir karşı görüş yok. ‘Depolama, iletim içerisinde mi olsun?’ tartışmaları var. Arzu eden herkesin depo açabilmesinin önünün açılması ülke çıkarları açısından yararlı olacaktır. Önemli olan burada ithalat ve ticaretin serbestleştirilmesidir. BOTAŞ burada bir oyuncu olarak kalsın. Bunu hep savundum. BOTAŞ’ın çok değerli çalışmaları olmuştur, çok değerli birikimleri vardır. Bu konuda saygımızı hiçbir zaman eksik etmedik. Hem kontrat hem de miktar devri yoluyla payı azaltılan bir BOTAŞ, yerli-yabancı özel sektör oyuncularıyla rekabet edebilecek ve uluslararası boyutta faaliyet gösterecek bir yetkinliğe ulaşabilir. Zaten ülkemizin ihtiyacı olan da budur. Önemli olan kamu şirketleri değil, ulusal şirketler çıkarmaktır. Bu ülkenin çıkaracağı bazı şirketlerin bu anlamda faaliyet göstermesi gerekiyor. ‘Ulusal şampiyon’ denildiğinde ben biraz daha olayın rezerv kısmına bakıyorum. Örnek olarak TPAO’ya bakıyorum. Bugün TPAO gidiyor, dünyanın çeşitli yerlerinde faaliyetler yapıyor, ortaklıklar kuruyor ve üretim gerçekleştiriyor. TPAO’nun ülkemizde arama faaliyetleri artıyor ama bilhassa yurtdışında rezervlerini arttırdığımız zaman ulusal şampiyonu yaratmaya yaklaşacağız.
TPAO’nun yanına tekel konumu devam ettirilen BOTAŞ’ı eklersek çok hantal bir yapı oluşur
Ulusal şampiyon yaratılması için BOTAŞ ve TPAO’nun birleştirilmesi gerektiğini savunanlar var. Böylesi bir birleşmeye nasıl yaklaşıyorsunuz?

Bugün TPAO bir rezerv bulmuşsa orada düşüneceği şey, bunu paraya dönüştürmektir. Bu yatırımın en fizıbıl hale getirilip, rezervin paraya dönüştürülmesi için bu gaz ya da petrolün müşteriye ulaşabilmesi gerekir. Bu eğer BOTAŞ marifetiyle yapılabiliyorsa BOTAŞ marifetiyle yapabilir. Az önce söz ettiğim bir yapıya kavuşmuş, pazar payı yüzde 20-30 seviyelerine inmiş ve özel sektörün rekabet edebileceği bir hale gelmiş olan bir BOTAŞ, TPAO ile bir işbirliği yapmak istiyorsa zaten yapar. Eğer bu işbirliğini birleşme yoluyla yapmak istiyorsa birleşsin. Bunda herhangi bir engel yok. Burada tercih edilmeyecek olan şudur; TPAO’nun yanına tekel konumu devam ettirilen BOTAŞ’ı eklersek çok hantal bir yapı oluşur. Türkiye içerisinde dahi özel sektöre açamadığımız bir yapı oluşturduğunuzda, bunun ne BOTAŞ’a ne de TPAO’ya bir faydası olmaz. Daha açık bir ifadeyle, madem TPAO dünyada rezervlere ulaşacak ve bu rezervleri paraya dönüştürecek, o zaman dünya piyasalarında rekabete hazırlayamadığımız bir BOTAŞ’ın TPAO’ya faydası mı olur, yoksa zararı mı dokunur? Ya da ülkemiz içerisinde mali yapısını zayıflattığımız bir BOTAŞ düşünelim. Bu BOTAŞ’ın TPAO’ya faydası mı olur, zararı mı olur? Bu analizi yapmamız lazım. BOTAŞ’ın TPAO’ya faydası olması lazım. Yani TPAO’nun o anlamdaki gayretlerini destekleyecek olan bir yapı içerisinde olması lazım. O zaman ayrı ayrı mı, bir ticaret ilişkisi içerisinde mi, yoksa bir birleşme biçimiyle mi bu yapılır o zaman bu oturulur konuşulur. Bunun kararı yine siyasiler tarafından verilir. Ulusal şampiyonlar yaratmak konusunda bizim endişemiz olmadığı gibi, tam tersine, bizim bunu destekleyen söylemlerimiz var. Ulusal şampiyon yaratmak mutlaka iyi olacaktır. Ancak söylediğim büyük tablonun oluşturulması şartıyla.

Kanun değişiklik çalışmalarında tartışılan opsiyonlar arasında, BOTAŞ da dahil olmak üzere ithalat lisansı sahibi tüm firmalara serbestlik getirilmesi de var. Böyle bir serbestlik BOTAŞ’ın hazineye rücu edecek yükümlülükleri dikkate alınarak sizce nasıl gerçekleştirilebilir?

Bizim özel sektör olarak tercihimiz, yeni ithalatların sadece özel sektör tarafından yapılmasıdır. Madem ki liberal bir piyasadan ve çoklu tedarikçiden bahsediyoruz,  madem ki özel sektörün faaliyet gösterdiği alanın genişlemesinden bahsediyoruz, o halde BOTAŞ yeni ithalat sözleşmesi yapmazsa bu daha hızlı gerçekleşecektir. Biraz önce de söylediğim gibi, bir sebepten dolayı ille de BOTAŞ’ın bir sözleşme yapması söz konusu ise, bunun imzalandıktan sonra uygulanmasının yine genel felsefeye uygun yapılmasının uygun olacağını düşünüyoruz.

Elektrik üretimi yapan Yİ ve YİD santrallerine kamu eliyle yapılan doğal gaz satışı baz alınarak uygulanan sübvansiyonun, doğal gaz piyasasına olumsuz etkileri en çok şikayet edilen konuların başında geliyor. Maliyet bazlı fiyatlandırma mekanizmasının uygulanmamasının sakıncaları sizce nelerdir?

Eğer bir tekel varsa veya hakim durumda olan bir kuruluş varsa, o zaman hakim durumda olan bu şirketin rekabetin oluşmasına zarar vermemesi için yıkıcı fiyat politikası içerisinde olmaması gerekir. O zaman da maliyet esaslı bir fiyatlandırma mekanizması bu işlevi yerine getirecektir. Ne zamana kadar? Piyasa ve rekabet yapılabilir şartlar oluşana kadar. Ondan sonra zaten bundan bahsetmek hiçbir zaman gerekli de olmayacaktır mümkün de olmayacaktır. Bu süreç içerisinde bu bir enstrümandır. Zaten Yüksek Planlama Kurumu da Sayın Başbakanımızın başkanlığında iradesini ortaya koymuştur. 2008 yılı içerisinde maliyet esaslı bir fiyatlandırma başlatılmıştır. 2009 yılı içerisinde de fiyatların artması değil, azalması şeklinde de uygulamalarını gördük. 2009 yılında petrol fiyatlarındaki göreceli düşüş, doğal gaz fiyatlarına yine maliyet esaslı fiyatlandırma mekanizmasındaki 1 aylık gecikmelerle yansıtıldı. Fakat PETFORM olarak sonradan bizim bir gözlemimiz oldu. Baktık ki petrol fiyatları artış trendine girdi ve petrol fiyatları neredeyse yüzde 50 seviyelerinde arttı. Fakat doğal gaz fiyatlarını o günden bugüne sabit bir trend içerisinde gördük. Hatta BOTAŞ’ın belirli bir yüzdeden başlayarak çok daha yukarılara giden bir takım indirimler verdiğini gördük. Petrol fiyatlarının bu kadar artması dolayısıyla doğal gaz alım maliyetlerine yansıması kaçınılmaz olan bu maliyet artışının, maliyet esaslı fiyatlandırma mekanizmasına yansımamış olması, bu mekanizmanın uygulanmamış olduğunu gösteriyor. Bu işte bu kadar aşırı karlar olmadığına göre, BOTAŞ’ın büyük bir ihtimalle rekabet edilebilir piyasa içerisinde maliyetin altında doğal gaz satıyor olduğunun düşüncelerini ortaya koyuyor. BOTAŞ bunu nasıl yapabilir? Eğer sene sonunda bilançosu zarar göstermiyorsa, Yİ, YİD ve kamuya ait santrallere yapılan satışlarla sübvanse edilebilir. Zaten Yİ ve YİD dediğimiz santraller yine gaz maliyeti kamunun cebinden çıkan santrallerdir. Sübvansiyonlar, ülkemiz için çok önemli bir kuruluş olan BOTAŞ’ın mali yapısı için çok ciddi bir tehdit ve piyasa yapısını bozacak bir etkendir. Ayrıca burada bir sübvansiyon yapılıyorsa bile bu tanımlanmamış, adı konulmamış bir sübvansiyondur. Ben devletin sübvansiyon yapmasına karşı olan bir insan değilim. Ama bu sübvansiyonun tanımlanmış, planlanmış bir şekilde yapılması gerekir. Hangi sektöre, nerelerde, ne koşullarda, nasıl bir sübvansiyon yapacağınızı önceden tanımlamanız gerekir. Zaten burada geçici olarak yapılmış sübvansiyonlar ileride mutlaka ilave maliyetler olarak tüketicinin sırtına bir yük olarak binecektir. Yurtdışında California Krizi buna bir örnektir. Bu anlamda bu işin doğrusu, doğal akışı içerisinde, maliyet esaslı bir fiyatlandırma mekanizması içerisinde maliyetleri yansıtıp, bu arada gerek işletme gerekse de alım maliyetlerini olabildiğince aşağılara indirmektir.

PETFORM Yönetim Kurulu Başkanı olarak belirli bir aşamaya getirilen ITGI ve NABUCCO projelerinde izlenen stratejiyi nasıl değerlendiriyorsunuz? Şah Deniz-2’den gelecek gazın bu şekilde değerlendirilecek olması Irak gazının önemini de arttırdı. Irak gazı ile ilgili Türkiye sizce nasıl bir pozisyon almalı?

Bahsettiğiniz bu transit projelerini ülkemizin jeopolitik, jeostratejik öneminin değerlendirilmesi anlamında önemsiyoruz. NABUCCO ve ITGI, doğudan gelen doğal gazın batıya ikmali konusunda ülkemizin bir enerji üssü olması ve transit geliri elde edilmesi anlamında büyük önem taşıyor. Bu gelişmeleri son derece memnuniyetle karşılıyoruz. Şah Deniz gazı bugün coğrafyamıza baktığımızda en hızlı gerçekleşme ihtimali olan projelerden biri olarak görülüyor. Bu hala yerini muhafaza ediyor ama en son transit konusu dahil olmak üzere belirli konularda uzlaşılması, bu projelerin önünü açma yönünde önemli bir adım olmuştur. Tarafları bu gelişmeden dolayı kutluyoruz. Bu tip projelerin gerçekleşmesi ikmal sorununun ne kadar çözüldüğüyle yakından ilgilidir. Eğer bugün mevcut belirlenmiş ikmal kaynakları bu projelerin gerçekleştirilmesi için yeterli görülüyorsa, bu projeler hemen hayata geçer.

ITGI daha farklı. Çünkü bir enterkonnetktör projesi olarak Türkiye ile Yunanistan arasında gerçekleşti. Yine Yunanistan ve İtalya arasında bir enterkonnektör halinde hayata geçecektir. Ama NABUCCO’da daha uzun mesafeli, daha yeni, daha yüksek maliyetli ve kapasiteli bir boru hattından bahsediyoruz. Dediğim gibi bunları ortaya koyacağız ama umuyoruz ki bunlar ve bunların dışında daha fazla petrol ve doğal gaz transit projeleri ortaya konulsun. Gerek transit ülkesi gerek enerji üssü olarak ülkemizin etkinliğinin arttırılması en büyük temennimiz.
Irak gazı çok önemli. Aslında bütün gaz kaynakları çok önemli. Rus gazı çok önemli. Çünkü şu anda ikmalimizin büyük bir kısmını arz ediyor. Diğer gaz ikmalleri çeşitlendirme için çok önemli. Azeri gazı çok önemli. Zaten bunlarla ilgili adımlar atıldı. Türkmen gazı da, bir takım adımlar atılıp Türkiye’ye getirilebilirse önem taşıyacaktır. Irak ise hem coğrafi olarak çok yakın hem de çok miktarda doğal gaz kaynağı olduğu öngörülüyor. Bu gaz ülkemize ulaşarak ülkemizin arz güvenliliğinin gerçekleşmesi anlamında önemli bir rol oynama potansiyeline sahip. Bunun ötesinde bu gazın yakınlığından dolayı Ceyhan’a indirilip gazın LNG olarak dünya pazarlarına iletilmesi ve ülkemiz üzerinden yine uzun mesafeli boru hatlarıyla Avrupa’ya ulaştırılması mümkün olabilir. Bu anlamda Irak gazı çok önemli. Oradaki politik sorunların çözümü, bu projelerin hayata geçmesi için kuzey bölgesindeki doğal gazın geliştirilip ihraç aşamasına getirilmesi için çok önemlidir. Hep beraber gelişmeleri izliyoruz ve hayata geçmesini bekliyoruz.

Kapı aralanmış ve bu işin olabilirliği gösterilmiştir

Sektörün önde gelen firmalarını aynı masa etrafında buluşturan saygın ve köklü kuruluşlardan biri olan PETFORM’un Yönetim Kurulu Başkanı olarak; 4 milyar metreküp kontratı devretmiş ve sınırlı erişim imkanına sahip spot LNG piyasasıyla Türkiye, tedarik ve toptan satış anlamında sizce rekabetçi, şeffaf ve çağdaş bir piyasa yapısına ne kadar yaklaşmıştır veya ne kadar uzaktır?

Kendi alışılmış üslubumla şöyle bir cevap vereyim; aslında çok önemli bir adım atılmıştır. Kapı aralanmış ve bu işin olabilirliliği gösterilmiştir. Bu anlamda yatırım yapmak, piyasa riski almak arzusunda olan oyunculara yol gösterilmiştir. Bunlar iyi ve olumlu gelişmelerdir. Süratle ithalatın tamamen serbest bırakılması ve ilave gaz devri programlarının uygulanması yoluyla bu yaratılan olumlu hava ve gelişme bir noktaya getirilmelidir. Bunun yarattığı fayda bir an önce liberal piyasanın oluşması şeklinde piyasaya yansıtılmalıdır diye düşünüyorum. Şu anda liberal piyasaya çok yakınız diyebilirim. Eskiden hep teori konuşurduk. Hatırlarsanız, 1. Taşıtanlar Forumu’nda, bir üyemiz ithalata başlamıştı ve böylece biz de pratik konuşmaya başlamıştık. İkincisinde daha çok pratik konuşmaya başladık. Şimdi ise uzun uzun pratik konuşuyoruz. Liberal piyasanın oluşması için çok önemli adımlar attık. ŞİD ortaya konuldu ve uygulama başladı. Bugün BOTAŞ İşletmeler gayet profesyonel bir şekilde oturup bütün taşıtanlarla günlük operasyonu gayet mükemmel bir şekilde götürüyor. Bugün elimizde bir Elektronik Bülten Tablosu var. Bütün bunların hepsi birer örnek. Önemli olan tüm bunların bu aşamadan sonra daha ciddi şekilde bir rekabet ortamına taşınabilmesidir. Bu da ithalatın tamamen serbest bırakılması ve kontrat devri yoluyla mümkün olacaktır.

Batı Hattı’ndaki yeni sözleşme, özel sektör oyuncuları tarafından imzalanmalı

2011 yılında anlaşma süresi dolacak olan Batı Hattı kontratının yenilenmesi konusunda ne düşünüyorsunuz?

Batı Hattı kontratının özel sektör tarafından yenilenmesi bizim tercihimiz olacaktır. Ayrıca Şah Deniz-2’nin gazının bir kısmının Türkiye’ye getirilmesi konuşuluyor, bunun yine özel sektör tarafından yapılması bizim tercihimiz olacaktır. Azeri gazından bahsedecek olursak, eğer BOTAŞ, “Oradan bir miktar gaz alıp getireceğim” diyecek olursa, biraz önce bahsettiğim düşünce çerçevesi içerisinde bunu yapmalıdır. Önemli olan genel gidişatın liberal piyasaların oluşturulmasına engel olmamasıdır. Batı Hattı’ndaki yeni sözleşme, özel sektör oyuncuları tarafından imzalanmalıdır. Bir sebepten dolayı BOTAŞ tarafından yeniden imzalanacak duruma gelirse de, bu yapılırken de yine az önce bahsettiğim çerçevenin muhafaza edilmesi önemlidir.

4646 sayılı Kanunda aslında ithalat iki kısıt dışında serbest. Bunlardan bir tanesi, mevcut ülkelerden ithalat yapılamaması. Aslında bu çeşitlendirme anlamında düşündüğümüz zaman kulağa hoş gelen bir şey. Keşke doğal gaz kaynakları iyice yaygınlaşmış olsa, hatta bizim de potansiyelimiz çok yüksek olsa da ithalattan değil de ihracattan bahsetsek. Ama rezervlerin belirli ülkelerde yoğunlaştığını görüyoruz. Dolayısıyla arz güvenliği sorununu çözmek için yine mevcut ülkelerin kapısını çalmamız gerekiyor. Bu kaldırılması gereken bir kısıttır. Bu da zannediyorum ki değerli otoriteler tarafından fark edilmiş bir konu ve bu kısıt kaldırılacaktır. Bir diğer kısıt da; Kanunda ‘mevcut kontratlar göz önüne alınır’ ibaresinin konulmuş olması. Şu anda BOTAŞ’ın mevcut kontratları var. Dört ithalatçının daha mevcut kontratları var. Ayrıca spot LNG lisansı alan şirketlerin kontratları var. Bu şirketler ne yapacak?

Mevzuattaki tanımlar çok önemli. Mevcut sözleşmelerin göz önüne alınması nedir? Bu, tamamen karar vericiyi, uygulayıcıyı müşkül durumda bırakacak bir maddedir. EPDK burada mevcut sözleşmeleri ne anlamda, nasıl göz önüne alacaktır? EPDK şu anda uygulamada BOTAŞ’ın görüşlerini almaktadır. BOTAŞ, oyunculardan sadece bir tanesidir. Herhangi bir rakibine sözleşme yapması için izin verilmesini onlardan beklememiz çok doğru olmayabilir. Karar vericinin daha rahat olabilmesi için bu sorunun ortadan kaldırılması gerekir. Bu sorun ortadan kaldırıldığı zaman ithalatın önü açılacaktır. Nasıl LNG’de açıldıysa, burada da açılacaktır. Zaten sıvılaştırılmış doğal gaz ya da boru hattı gazı arasında bir fark gözetmemek gerekir. Gaz gazdır. LNG’nin önünün açılmış olması olumludur. Aynı şekilde boru hattı gazının da önünün açılması gerekmektedir. Böylece arz güvenliği kaygılarına son verilecektir, gazın gazla rekabetine yol açılacaktır. Zaten kapılar açıldığında her yerden yağmur gibi gaz gelmesini de beklemememiz gerekmektedir. Çünkü, şu anda ekonomik yavaşlamadan dolayı Avrupa’da bir arz fazlasından bahsediyoruz ama orada bile hemen gaz bulamıyorsunuz. Özellikle bunu orta ve uzun vadeli bir dönem çerçevesinde düşündüğümüz zaman, bu sözleşmelerin yapılması, alt yapının hazırlanması, boru hatlarının hazırlanması, politik bir takım sorunların çözümünün beklenmesi gibi faktörlerin zaten belirli bir zaman dilimi içerisinde yapılacağını göreceğiz. Bugün bölgemizdeki mevcut projelere baktığımız zaman, bugün proje geliştirmeye başlıyorsunuz, ilk gazı ise 6-7 yıl sonra hatta verebiliyorsunuz. Yani projeler belirli bir zaman dilimi içinde gerçekleşebiliyor. Bugünden adım atmamız gerekiyor ki, o gün geldiğinde bu gaz elimizde bulunabilsin. Bugün dünya insanının enerjiye ihtiyacı var ve ileride de olacak. İleride başka alternatif çözümler getirilecektir. Ama orta vadede baktığımız zaman petrol, doğal gaz ve yapılabilecek ölçüye kadar yenilenebilir enerji bu işin çözümü olacaktır. Ekonomik büyümemiz, arz güvenliğimiz için petrolün payı oransal olarak düşüyor, doğal gazın payı ise oransal olarak artıyor ve petrolün önüne geçiyor. Bununla ilgili de önlemlerimizi şimdiden almamız gerekiyor diye düşünüyorum.

LNG’deki ÖTV’nin arttırılması BOTAŞ’ın ağırlıklı ortalama maliyetini arttırır

Gündemin en sıcak konularından biri de LNG’nin ÖTV’sinin arttırılarak spot girişlerin sınırlandırılması ve bu suretle BOTAŞ’ın uzun dönemli kontratlarındaki ‘take or pay’ riskinin azaltılması. Geçtiğimiz günlerde Bakan Yıldız’a bizzat sorduğumda böyle bir çalışmayı doğruladı. Sizce LNG’yi devre dışı bırakacak ölçekte bir ÖTV artışı piyasaya ne getirir, ne götürür?

LNG’deki ÖTV’nin arttırılması BOTAŞ’ın ağırlıklı ortalama maliyetini arttıracak bir faktördür. Burada maliyet esaslı fiyatlandırma bağlamında bunu yansıtacak mıyız, yoksa bu ilave bir sübvansiyon vasıtası mı olacak? Çünkü bugün en büyük LNG ithalatçısı yine BOTAŞ’tır. Geçen yılki toplam spot LNG alımı 1 milyar metreküp seviyelerinde. Bundan sonra bunun miktarı artabilir de artmayabilir de. Bunu hep birlikte göreceğiz. Çünkü KUE henüz yeni yayınlandı. Bundan sonra ilgilenen taraflar kapasite rezervasyonlarını yaptırıp,  piyasalara çıkıp rekabetçi LNG bulmaya çalışacaklardır. Spot LNG bağlamında araştırmalarını yapacaklar ve bulabilirlerse alıp getireceklerdir. Bunun burada ticaretini yapmaya çalışacaklardır. Zaten bu daha ülkemizde denenmiş bir konu değildir. Ama bu çok önemli bir adımdır. Burada sosyal, vergi ve teşvik düzenlemelerini ve denetlemeyi devlet yapar. Onların taktirinde olacak bir konudur. Ama bunu yaparken piyasanın serbest bırakılması, ithalatın serbest bırakılması, piyasanın işlerliğinin sağlanması esastır. Bunu yaparken dediğim gibi maliyeti etkileyecek bir takım konular ortaya çıkarsa bunlar düşünülür, tartışılır. Bu çok yeni bir konudur. Bunu henüz kendi içerimizde çok fazla değerlendirmedik.


09.Temmuz.2010, Cuma
 
Bu haber 217 kez okunmuştur.
Yorum Yaz
Bu habere henüz yorum yapılmamıştır.
 
SERİ İLANLAR (1-15 AĞUSTOS 2010)
Sesinizi sektöre duyurmanın en ekonomik ve kolay yolu Petrol ve LPG sektörleri SERİ İLANLAR
 
Biz hazırız
Enerji Petrol Gaz’ın geçtiğimiz sayıda “Kaos Uyarısı” manşetiyle yaptığı uyarıyı dikkate alan EPDK Petrol Piyasası Dairesi, 18 Eylül sürecinde lisans tadillerinde yaşanabilecek aksaklıklara karşı önlem aldığını açıkladı.
 
 
TLPGD EPDK'yı ziyaret etti
Türkiye LPG Derneği EPDK Başkanı Hasan Köktaş'ı ziyaret etti. TLPGD Yönetim Kurulu Başkanı Yağız Eyüboğlu,
Devam
 
   Enerji Petrol Gaz
Sertaç Komsuoğlu
Alex, Arda, Bobo… Emre, Revivo, Aurelio…
   Enerji Petrol Gaz
Emre Ertürk
12 bin 801 farklı senaryo
   Enerji Petrol Gaz
Filiz Karaosmanoğlu
YEK yasa değişikliği hazana kalırken En-Ar
   Bayinin Sesi
Emin Kaya
Hazır mısınız?
   Bayinin Sesi
Sinan Orhon
Kilometre tahdidi piyasa disiplininin önemli unsurlarından birisi
   Gas&Power
Emre Ertürk
EPDK’ya tarihi görev
   Gas&Power
Altan Kolbay
Türk Petrol Kanunu nasıl yenilenmeli? – II
   Gas&Power
Emin Kaya-Green Power
Rağmenlere rağmen
   Gas&Power
Green Power'dan - Sertaç Komsuoğlu
Yasa ‘kim vurdu’ya gitmesin
 
 
© 2003-2009 Tüm hakları saklıdır. ENERJİ YAYIN GRUBU gri{creative}agency