‘LUKOIL’in dikey entegre yapısından LPG’de de faydalanacağız’
Akpet Gaz Genel Müdürü Gökhan Öztürk, Enerji Petrol Gaz'a açıklamalarda bulundu. “Akpet Gaz 10 yılda dağıtım şirketleri arasında ilk 10 şirketin arasına girdi. Gelinen bu noktanın çok önemli olduğunu düşünüyorum” diyen Öztürk, “LUKOIL'in dikey entegre yapısından LPG'de de faydalanmaya başlayacağız” dedi.
Öncelikle bize biraz kendinizden ve kariyerinizden bahseder misiniz?
Gemi İnşaa Mühendisi olarak 1998 yılında İTÜ'den mezun oldum. Bir yıl kadar Gemi inşaat sektör deneyimimin ardından, 10 yıldır LPG sektöründe çalışmaktayım. 2010 yılı, Akpet Gaz'daki 10'uncu yılım. Akpet Gaz, LPG sektöründe ilk olarak işe başladığım şirket ve bugün bu şirketin Genel Müdürü olarak görevime devam ediyor olmanın mutluluğunu yaşıyorum. Profesyonel iş yaşamımın yanı sıra, Türkiye LPG Derneği ile Sıvılaştırılmış ve Sıkıştırılmış Doğal Gazcılar Derneği'nde Yönetim Kurulu Üyeliklerim ve TOBB LPG Meclis üyeliğim bulunuyor.
“Akpet Gaz olarak 10 yılda geldiğimiz nokta çok iyi”
Akpet Gaz'ın Türkiye'deki yapılanması ve otogaz bayi ağı hakkında bilgi verir misiniz? Akpet Gaz'ın sahip olduğu ikmal ve depolama tesisleri ile lojistik imkânları nelerdir?
LUKOIL'in Akpet'le birlikte Akpet Gaz'ı da satın almasının ardından, LUKOIL'in piyasa faaliyetleri ve hedefleri de göz önünde bulundurulduğunda, LPG'nin önemi daha da ön plana çıkmış oldu. Akpet Gaz'ın bugün 428 otogaz bayisi bulunuyor. EPDK verilerine göre, 64 LPG dağıtım şirketi içerisinde ilk 10 şirket arasında yer alıyor. 45-50 yıllık LPG dağıtım şirketleri arasında, Akpet Gaz olarak 10 yılda gelinen noktanın çok önemli olduğunu düşünüyorum. Satın alma sonrasında hedeflerimiz daha da büyümüş oldu. Kırıkkale, Şanlıurfa ve İzmir'e ilave olarak, Samsun LPG terminalimizin bu hedefler içerisinde büyük önemi bulunuyor. LUKOIL'in dikey entegre yapısından LPG'de de faydalanmaya başlayacağız. Bunu rekabet gücümüzün artması anlamında, önemli bir adım olarak değerlendiriyorum. Samsun'a ilave deniz hattı bağlantılı başka LPG Terminalleri üzerinde de çalışmalar yapıyoruz. LUKOIL uluslararası en büyük petrol ve doğal gaz şirketlerinden biri olarak, Türkiye'deki tüm faaliyetlerine çok önem vermekte ve desteklemekte. Bizler de bayi ağımızın genişlemesi, depolama ve lojistik kapasitelerimizin bu genişlemeye paralel arttırılması yönünde sürekli çalışma halindeyiz.
Önemli miktarda daralma yaşanan dökme gaz pazarına ilişkin öngörüleriniz neler? Bu doğrultuda LNG ve CNG alanındaki faaliyetleriniz hakkında bilgi verir misiniz?
Doğal gazın olduğu yerde, ÖTV farkından ötürü, LPG'nin yaşama şansı maalesef kalmıyor. Bu tüplü için de böyle, dökme LPG için de. Açıkçası aynı tehdit LNG ve CNG için de var. Sanırım burada konu yine enerji çeşitlerinin, ülkenin toplam enerji ihtiyacı içerisindeki yerlerinin ve paylarının uzun vadeli planlar içerisinde belirlenmemiş olmasına geliyor. Dolayısıyla LPG'de otogazın haricinde çok da fazla, iç açıcı öngörülerde bulunmam mümkün değil. Benzin ve otogaz arasındaki makas bu şekilde kaldığı sürece, benzinden otogaz'a geçiş devam edecek.
LNG faaliyetlerimize 2005, CNG faaliyetlerimize ise 2006 yılında başladık. Bugün LNG pazarının beş büyük firmasından biriyiz. Küresel ekonomik kriz sonrası, daralan tüketim sebebiyle, 2009 yılında LNG ve CNG pazarı önceki yıllara nazaran negatif bir grafik sergiledi. 2010 çok daha iyi geçiyor. Tüketim noktası ve tüketim hacimlerinde önceki yıla oranla 2010'da ciddi bir artış kaydediyoruz. Yatırımlarımız devam ediyor. CNG'de de benzer bir hareketliliğimiz söz konusu. Şirket olarak asıl beklentimiz 4646 sayılı Doğal Gaz Piyasası Kanunu'nda yapılacak olan değişikliklerle ilgili. Botaş'ın mevcut yapısının ayrıştırılması, yarım kalan ithalat devir ihalelerin tamamlanması, yani Türkiye doğal gaz piyasasının arzu edilmekte olan liberal bir yapıya kavuşturulması, kanıtlanmış rezervler açısından dünyanın en büyük özel petrol ve doğal gaz firmaları arasında birinci şirket olan LUKOIL için çok büyük bir önem taşıyor. Kanun değişikliği sonrası boru hattı gazının ithalat ve satışında da ciddi yatırımlarımız ve atılımlarımız olacak.
“İlk çeyrek planlarımız doğrultusunda geçti”
Akpet ve Akpet Gaz'ın LUKOIL'e devri sonrası ilk beş yılda yüzde 10'luk bir pazar payı ve sıralamada da ilk beş hedefi ifade edildi. Gelinen noktada bu hedefin neresinde yer alıyorsunuz?
2010 yılının pazar payları ve sıralamalar anlamında çok fazla değişiklik göstereceğini düşünüyorum. Otogaz pazarının yaklaşık yüzde 70'ini akaryakıt şirketleriyle kardeş LPG şirketlerinin elinde bulundurduğunu biliyoruz. Rekabet Kurumu kararı sonrasında bayilik sistemi üzerine kurulu Türkiye akaryakıt piyasası için 2010 yılı çok hareketli geçecek. Dolayısıyla kardeş LPG şirketleri için de aynı hareketlilik söz konusu olacak. Bayilik transferlerinden kaynaklanacak pazar payı değişimleri doğruyu tam olarak yansıtmayacaktır. Bununla beraber bu dalgalanmalar bir süre sonra muhakkak durulacaktır, bu da en erken 2011 ortası denebilir. Ancak, ilk dört ayı Akpet Gaz açısından değerlendirecek olursak, plan paralelinde ve üzerinde gelişme kaydettiğimizi söyleyebilirim.
“Sağlıklı ve uzun şirket-bayi ilişkisi, karşılıklı anlayışla olur”
Perakende satışların en büyük unsuru bayileriniz ile olan ilişkilerinizden bahseder misiniz? Şirket-bayi ilişkilerinde hangi temel unsurlar yer alıyor?
Bayiler, nihai tüketicilerle direkt temas halinde olduğumuz son noktalarımız. Dolayısıyla bayilerimizin, şirket kültürü ve hedeflerini çok iyi özümsemiş ve anlamış olmaları gerekir ki, bunun müşterilere aktarımında problem yaşanmasın. Bunda da iletişim sanırım en önemli husus. Sürekli ve kesintisiz iletişim halinde olunması gerekiyor. Tedarik zincirine göre, tüketiciler, bayilerimizin müşterisi iken, diğer yandan bayiler de dağıtıcılar olarak bizim müşterilerimiz oluyor. Dolayısıyla tüketiciler açısından müşteri memnuniyetinden bahsederken, bayiler için de bir bayi memnuniyetini atlamamak gerekir diye düşünüyorum. Tüketicilerin LUKOIL ve Akpet Gaz'ın sunduğu hizmetlerden doğru olarak faydalanabilmesinin ve memnun kalmasının yolu, mutlu, işini severek yapan ve şirketi ile doğru iletişim içinde bulunan bayiden geçiyor. Sanırım bunlara bir de dostluk kavramını eklemek gerekiyor. Ticaret her zaman ve her şekilde yapılabiliyor. Ancak kalıcı dostluklar kurabilmek hepsinden daha zor oluyor. Sağlıklı ve uzun şirket-bayi ilişkisi, karşılıklı anlayış, güven ve dostluk üzerinde bina edildiği takdirde başarılı olabiliyor. En azından tecrübe ettiklerim böyle.
LPG piyasasının düzenlenmesi ve denetlenmesine yönelik faaliyetleri nasıl değerlendiriyorsunuz? Eksik ya da yanlış bulduğunuz yönler var mı?
LPG Piyasası Kanunu ile ikincil mevzuatın, sektörel faaliyetleri ve aksi hallerdeki yaptırımları olabildiğince geniş bir perspektifle ele aldığını düşünüyorum. Buna ilave, vergi gibi, gümrük gibi birçok konunun mevzuatında da uygulamalar tariflenmiş durumda. Mevzuatlara ilave olarak, düzenleyici ve denetleyici kurumlar da belli. Her biri ayrı ayrı, dönemsel ya da sürekli izleme ve denetleme görevlerini yerlerine getiriyor. Ancak bazen kurumların ortaklaşa çalışmalar yapması daha etkin sonuçlar doğurabilir. Örnek EPDK ile Maliye gibi. Türkiye LPG tüketim miktarlarında, tüplü/dökme ile otogaz arasında bir görüşe göre 40 bin ton/yıl, bir başka görüşe göre 70 bin ton kayma olduğu söyleniyor. İstasyonlara monte edilen yazar kasaların güvenirliği artık tartışılmalı. İlgili kurumların uygulamaları kadar, dağıtıcılar arası ticarette, şirketlerin ve ithalatçıların daha seçici olması gerekmekte.
Gazetemiz aracılığıyla bayilerinize nasıl bir mesaj vermek istersiniz?
Geride kalan 2009 sonrasında, 2010 yılı ekonomik olarak daha umutlu olduğumuz bir yıl gibi görünüyor. Tüm bayilerimize 2010'da bol satışlı, bol kazançlı, kazasız ve hayırlı bir yıl diliyorum. Son olarak da akaryakıt, LPG ve doğal gaz sektörlerini çok farklı açılardan, sürekli olarak bizlere aktaran ve bunu bir misyon olarak gören Enerji Petrol Gaz ve kardeş gazeteniz Gas & Power'a teşekkürlerimi sunuyorum.
‘Yeni marka çalışmaları devam ediyor’
LPG piyasası, Türkiye'de rekabetin son derece yoğun olarak yaşandığı bir sektör. Rekabette öne çıkabilmek için nasıl bir satış ve pazarlama stratejisi uyguluyorsunuz? Tüketici memnuniyeti sağlamak adına yaptığınız çalışmalardan genel hatlarıyla söz eder misiniz?
Rekabette iyi mücadelenin, doğru ve iyi bir ekiple sağlanabileceğine inanıyor ve ekibime bu anlamda güveniyorum. Pazar sürekli olarak değişim ve gelişim göstermekte. Rakip faaliyetlerin takibi kadar, yeni ve denenmemiş uygulamaların üzerinde yapılacak çalışmalar da önemli. Diğer yandan kurallara uygun, yasal rekabetin şirketleri diri tutacağını ve bundan en büyük faydayı kazananın da tüketiciler olacağını düşünüyorum. Her sektörde olduğu gibi, LPG sektöründe de, haksız rekabet var. 64 şirketin 64'ünün de yasal çalıştığını maalesef söyleyemiyoruz.
İstasyonlarımızda Gizli Müşteri Denetimlerimiz oluyor. Tüketici gözüyle gerçekleştirilen denetimlerde, satış noktalarımız olan bayilerimizde ve bizim uygulamalarımızda bulunan eksiklikler net bir şekilde önümüze raporlanabiliyor. Daha iyisini yakalayabilmemiz için bu gibi çalışmalar çok değerli bilgiler barındırıyor. Müşteri Şikâyet Hatlarımızı da bunun bir parçası olarak görüyorum. Eleştiri ve şikâyetler, aksaklığı gidermemiz ve telafi etmemiz açısından son derece önemli.
Dönemsel kampanyalar yapıyoruz. Genellikle müşteri memnuniyeti arttırıcı kampanyalar bunlar. LUKOIL'in yeni ve çok özel bir Müşteri Kartı Uygulaması başlıyor. LPG'de yalnızca Akpet Gaz yer alacak. Daha detaylı çalışmalar ise yeni markamızla ilgili çalışmanın tamamlanmasından sonra başlayacak. Medyada bu marka ile yer almaya başlayacağız. Hem marka bilinirliğini arttıracak hem de tüketicilerin markaya olan talebini tetikleyecek birçok aktivitenin içinde yer alacağız.
Enerji Petrol Gaz’ın geçtiğimiz sayıda “Kaos Uyarısı” manşetiyle yaptığı uyarıyı dikkate alan EPDK Petrol Piyasası Dairesi, 18 Eylül sürecinde lisans tadillerinde yaşanabilecek aksaklıklara karşı önlem aldığını açıkladı.