Detaylı Arama
Okur Hattı Haber Bülteni Üyeliği Künye Reklam ve Abonelik İletişim Giriş Sayfam Yap
IMKB 60747 / -0,58   $ 1,5115 / % 0,67   1,9265 / % -0,26   Altın 61,113 / % 0
 
PetroHaber
Dağıtım Şirketleri
Madeni Yağ
LPG Gündemi
LPG Şirketleri
Doğal Gaz Gündemi
Doğal Gaz Şirketleri
Elektrik Gündemi
Elektrik Şirketleri
Sektörel Örgütler
Ekipman
Foto Galeri
 
Enerji Petrol Gaz 421. sayıGas&Power 83. sayıBayinin Sesi 59. sayıMadeni Yağ 13. Sayı
 
 
EN ÇOK OKUNANLAR
Aylık Haftalık
 
Anasayfa > Elektrik Şirketleri
 
‘Bilgi teknolojileri yatırımları tarife kapsamı içine alınmalı’

Akenerji Genel Müdürü Ahmet Ümit Danışman GAS & POWER'a önemli açıklamalarda bulundu. “Batıdaki örneklere bakarak özellikle sistemde aksayan ya da bugüne kadar tarifeye yansımamış bir takım unsurların, mutlaka yeni dönemde tarife değişkenleri arasına alınması gerektiğini düşünüyoruz” diyen Danışman; “İçlerinde en önemlisi bilgi teknolojilerine yapılan yatırımların tarife kapsamının içine alınması” şeklinde konuştu.

Üretim ve dağıtım özelleştirmelerinin geldiği aşamayı ve bu süreci nasıl değerlendiriyorsunuz?

Özelleştirme İdaresi Başkanlığı'nın geçmiş yıllardaki ve özellikle de son yıllardaki performansına bakacak olursak, şu anda oldukça başarılı konumda olduklarını rahatlıkla söyleyebiliriz. Elektrik sektöründe, dünyanın her yerinde zor olan özelleştirmeleri Türkiye'de yapmak, biraz daha zor. Devletin kurup belli alışkanlıklara göre dağıttığı bir sistemden özelleştirme sistemine geçmek, alışılagelmişin dışında olduğu için zor. Ancak buna rağmen dağıtım sektöründeki özelleştirmelerin ihale sonuçları, katılım ve ödenen bedel ile Özelleştirme İdaresi Başkanlığı adına beklenenin de üzerinde oldu. İnşaat ve yatırım riski taşımayan, kurulu, çalışır durumdaki tesislere ilgi büyük. Dolayısıyla da 2010 yılında dağıtım özelleştirmelerinin hızla devam edeceğini düşünüyorum.

"Dağıtımdaki pozisyonumuzu daha da geliştirmek için fırsatları değerlendireceğiz"

SEDAŞ'a ek olarak dağıtım özelleştirmeleri kapsamında ilgi duyduğunuz yerler var mı?

Son ihalede üç bölgeye de ilgi duyduk ama bizim ilgi duyduğumuz yerler, yapmış olduğumuz değerlendirme ile sınırlı olduğundan, bizim öngördüğümüz bedellerin üzerinde bir ihale rakamı çıktı. Dolayısıyla katılımımız olmadı. Yeni yerlerin ihalesi çıktığında, yatırımlarımız doğrultusunda katılma ya da katılmama kararı alırız. Şu anda SEDAŞ'ı alıp işletme durumunda olduğumuz için yeni ihaleler çok öncelikli bir konu değil. Fakat mevcut kapasitemizi büyütmek ve dağıtımdaki pozisyonumuzu daha da geliştirmek için fırsatları değerlendireceğiz.
"Özelleştirmelerdeki rakamlar düşündüğümüz rakamların çok üzerinde"

Son dağıtım özelleştirmeleri ihalelerinde, şirketlerin verdiği tekliflere esas fiyatları nasıl değerlendiriyorsunuz?

Fiyatların, ÖİB adına başarılı ve yüksek olduğunu düşünüyorum. İhaleye katılan firmalar elbette kendi değerlendirmelerini yapmıştır, fakat bizim düşündüğümüz rakamların çok üzerine çıktı.

"Yüksek maliyetle alınan yerlerin geri ödemesinin uzun vadede olacağını düşünüyorum"

Dağıtım tarifelerini nasıl buluyorsunuz? Ödenen bedelleri beklenen vadede karşılamaya yeterli mi?

Dağıtım sektörü çok fazla regüle edilen, kar marjınızın fiks edildiği ve hareket marjınızın çok dar olduğu bir sektör olduğu için şirketler büyük kar marjları olan işletmeler değil. Bugüne ait elde etmiş olduğunuz karlar varsa onu sizden alıp kar edemeyen yerlere aktarıyorlar. Sistem, yapı olarak daha başarılı olanın performansın daha başarısız olan bölgeleri desteklemesiyle çalışıyor. Bu sebeple yüksek maliyetle alınan yerlerin geri ödemesinin, şu andaki marjlar doğrultusunda daha uzun vadede olacağını düşünüyorum.

"Bilgi teknolojilerine yapılan yatırımlar tarife kapsamının içine alınmalı"

Tarife metodolojisi ve sistemine ilişkin beklediğiniz düzenlemeler ya da yapılmasını arzu ettiğiniz değişiklikler var mı?

Şu anda dağıtımın temel konusu, önümüzdeki dönemde yeni tarife metodolojisinin belirlenmesi. Geçen yıl Şubat ayında devralıp fiilen işletmesini yaptığımız SEDAŞ'la Türkiye'nin elektrik tüketiminin hem yüksek olduğu, hem de sanayi ve perakende müşterilerinin dengeli şekilde dağıldığı bir yerde hizmet veriyoruz. Batıdaki örneklere bakarak özellikle sistemde aksayan ya da bugüne kadar tarifeye yansımamış bir takım unsurların, mutlaka yeni dönemde tarife değişkenleri arasına alınması gerektiğini düşünüyoruz. İçlerinde en önemlisi ise bilgi teknolojilerine yapılan yatırımların tarife kapsamı içine alınması. Çünkü merkezi kontrollü elektrik dağıtım şirketi olan TEDAŞ'ın 21 bölgeye ayrıştırılarak özelleştirilmesi söz konusu. Kontrol etmediğiniz bilgi işlem yönetimi ile yapılan çalışmanın çok sağlıklı olması mümkün değil. Bu açıdan herkesin kendi bölgesindeki bilgi teknolojileri yatırımlarını yapması gerekli. Bunlar, yoğun sermayeli yatırımlar olduğu için bugüne kadar ki tarife bileşenleri içinde yer almamış, fakat dahil edilmesi gerekiyor. Bu konudaki gerekli desteğin EPDK tarafından sağlanması gerektiğini düşünüyorum. EPDK'nın bizden talep ettiği 'yürürlükteki yönetmeliğe uygun hareket etmemiz zorunluluğu' bunların yapılmasını gerektiriyor. Eğer mevzuata uyacaksak zaten bunları yapmamız gerekiyor. Yapılabilmesi için de bunların tarifeye yansıtılması gerekiyor. Fakat bugünkü yapı içerisinde yansıtılmıyor. Dolayısıyla yeni mevzuatta daha sağlıklı bir sistem için bu kalemlerin tariflere dahil edilmesi gerekiyor.

Dağıtım şirketlerinin diğer sorunları neler?

Bu konuda ELDER olarak bir takım çalışmalarımız var. Enerji Bakanımızın, Müsteşa-rımızın ve EPDK'nın da katılacağı bir çalıştayda bunlar detaylı bir şekilde konuşmak istiyoruz. Genelde bölgelere göre farklı sorunlar olmakla birlikte burada amaç herkesin ortak talebini gündeme getirip konuyla ilgili bir uzlaşma sağlamak ve gerekiyorsa mevzuat düzenlemelerine gidebilmek.

"Talep tahminleri ne kadar doğru olursa üretim tahminleri ve teklifler de bununla eşleştirilecektir"

Saatlik Fiyat Uygulaması'na geçiş erken mi oldu yoksa zamanında mı yapıldı?

Konu üzerinde daha önce bir erteleme yapıldı. Erteleme her zaman bir çaredir fakat bir yerden de başlanması lazım. Şu an biraz prematüre olarak çalışıyor, fakat zamanla hem üreticiler hem de talep tahmini yapanlar daha sağlıklı bir şekilde çalışacaklar. Daha önce talep tahminlerini yapan TEİAŞ'ın bu sorumluluğu dağıtım şirketlerine aktarmış olması, talep tahminlerinin başarısını etkiliyor. Talep tahminleri ne kadar doğru olursa üretim tahminleri ve teklifler de bununla eşleştirilecek. Aslında bilgi teknolojilerine yatırımın yapılmasının temel nedenlerinden biri de bu konu. Gerekli IT, software, uzaktan ölçüm ve data aktarımı raporlama sisteminin çalıştırılıyor olması lazım. Müşteri ilişkileri ve satışla ilgili olarak gereken yatırımların yapılması lazım. Tahminler konusunda önce yanlış tahmin ardından bunun iyileştirilmesi gibi bir sistem var. Sayın Bakanımızın da 'Bir yerden başlamak lazım' dediği gibi, biz de bir yerden başladık.

"Hiyerarşik bir yapıdan ziyade merkezileştirilmiş ve sonuç odaklı bir yapıdan yönetmek istiyoruz"

SEDAŞ'da devraldığınız günden beri neleri farklılaştırdınız?

SEDAŞ; Bolu, Düzce, Adapazarı, İzmit, Gebze gibi çok önemli illerin tüketicilerinden oluşan bir bölge. Çok kısa sürede büyük iyileştirmeler yapılması çok kolay değil. Devraldığımız zaman hedefimiz kaliteli, sağlıklı, güvenilir bir arz imkanını tüketicilerimize sunmak. Ortağımız CEZ ile birlikte SEDAŞ'da bir transformasyon süreci içerisindeyiz. Burayı aldığımızda kadro, kamu personeli olan arkadaşlardan oluşuyordu. Büyük bir kısmı özelleştirmeyle beraber devlette kalmayı tercih ederek ayrıldı. Dolayısıyla yeni bir ekip kurma yoluna gittik. Bu yapılanma içerisinde hiyerarşik bir yapıdan ziyade merkezileştirilmiş daha verimli ve sonuç odaklı bir yapıdan yönetmek istiyoruz. Ortak hizmet ve satış, mevzuat tarifelerine uyum gruplarının oluşturulması gibi çalışmalarla kamu bünyesinde olmayan yenilikler yapıp, bu sayede verilen hizmeti, müşterinin size gelmesini beklemeden müşterinin ayağına gidip ihtiyacını karşılaması gibi ciddi bir yaklaşım değişikliğine girmeyi hedefliyoruz. Bu değişimle ihtiyacın daha kolay ve çabuk giderilmesini sağlayacağımızı düşünüyoruz.

"Üretim tesislerinin de özelleştirilmesi önem arz ediyor"

Üretim özelleştirmelerinin geldiği aşama hakkında neler düşünüyorsunuz? Nasıl bir strateji izleyeceksiniz?

Üretimde daha önceden paket satış şeklinde bir söylem vardı. Ama artık santrallerin tek tek satılması gündemde. Büyük tesislerin bu şekilde satılması bizim tasvip ettiğimiz ve ilgimizi çeken bir yaklaşım. Dolayısıyla buraların özelleştirmesi söz konusu olduğunda uygun bulduğumuz tesislerin ihalelerine katılmayı düşünüyoruz. Geç bile kalınmış bir işlem olduğunu düşünüyorum. Mademki dağıtım kanallarında başarı ile yürütülen bir özelleştirme var ise, buna paralel olarak üretim tesislerinin özelleştirilmesi de önem arz eder. Böylelikle kamunun payının küçülmesi sağlanacak. YİD santrallerini de özel sektör olarak düşünürseniz, üretilen kWh bazında özel sektörün payı daha yüksek, fakat tarifelerin ve fiyatların belirlenmesinin yüzde 80'ninden fazlası, yine kamu tarafından kontrol ediliyor. Bu da liberal bir piyasa oluşmasını engelleyen bir faktördür. Kamunun payı bu ölçüde küçüldüğü takdirde hedeflenen özelleşme gerçekleşecek diye düşünüyorum.

"Yenilenebilir enerji yatırımlarımız 650 milyon dolar civarında"

2010 yılındaki yatırım ortamının, büyük ölçekli yatırımlar için uygun bir iklim yaratacağını bekliyor musunuz? Ne kadar yatırım yapmayı düşünüyorsunuz?

Akenerji olarak zaten şu anda devam eden yatırımlarımız var. Yenilenebilir enerji yatırımları adına dokuz adet santralimizde inşaat devam ediyor. Bu da 650 milyon dolar civarında bir yatırıma tekabül ediyor. Bunun dışında 1 Kasım müracaatlarında bizim de 170 MW rüzgar lisansı başvurumuz var. Başvurular sonuçlandırıldığında gerekli yatırımları 2010 yılında yapacağız. Önemli yatırımlarımızdan bir diğeri ise 900 MW kurulu güce sahip doğal gaz santrali yatırımı. Bu inşaata 2010 yılında başlamayı hedefliyoruz.

Rüzgardaki prosedürün değişmesi başvurularınızda sizi ne şekilde etkiledi?

Lisansı görmeden bu konu ile ilgili olarak çok fazla yorum yapmak istemiyorum. Bu konudaki beklentilerimi dondurdum. Sonucuna göre hareket edeceğiz.

"Doğal gazda büyük ölçekli bir tüketiciyiz"

Akenerji olarak daha entegre yapıya geçmek üzere sektördeki başka iş alanlarına girme düşünceniz var mı? Özellikle doğal gaz ithalatında fırsatlar daha cazip hale gelmeye başladı. Bu konuda herhangi bir düşünceniz var mı?

Esas itibariyle elektrik sektöründe faaliyet gösterdiğimiz için entegrasyon; üretimden, nihai tüketiciye ulaşmasına kadar tüm faaliyetleri içeriyor. Gaz konusunda ise doğal gazın şehir içi dağıtımı ile ilgili değiliz. Fakat doğal gazda büyük ölçekli bir tüketiciyiz. Dolayısıyla kendi elektrik üretimimiz için ihtiyacımız olan doğal gazın temini için gerekli girişimleri yapıyoruz ve buna devam edeceğiz. BOTAŞ ya da özel sektör mevcut tedarikçilerden uzun vadede kontratlarla gazın alınması şeklinde de olabilir. Eğer BOTAŞ ilave kontrat devrederse onların ihalelerine katılma şeklinde de olabilir. Ya da spot LNG ithalatı fırsatını da değerlendirmemiz olabilir.

"Devletin; 'bu işi beraber yapıyoruz' deyip elini taşın altına koyması gerekir"

Nükleer Santral ihalesi ile ilgili nasıl bir yol izlenmeli? Bu konuda ne yapmayı düşünüyorsunuz?  

Ortağımız CEZ firmasının kendi ülkesinde şu anda aktif olarak işlettiği iki adet nükleer santrali, yapmak için de programa aldığı iki adet tesisi var. Dolayısıyla grup olarak nükleer enerjiye ilgi göstermemiz şaşırtıcı olmasa gerek. Nükleer santral yatırımından bahsedecek olursak, çok büyük ölçekli yatırımdan bahsetmiş oluruz. Bunu başka ortaklarla kamunun da içinde yer aldığı bir yapı içerisinde gerçekleştirmeyi uygun görüyoruz. Burada önemli olan oyununun kurallarının net ve baştan koyulmuş olması. Her detayın dikkatle değerlendirilmesi ve böyle bir yatırıma finansman sağlayacak uluslararası firmaların ihaleye çıkılmadan önce görüşlerinin alınması ve ona göre ihaleye çıkılması gerekir. Nükleer santral olayı özel sektörün kendi başına yapabileceği doğal gaz ya da hidrolik santral gibi bir konu değil. Devlet politikası ile devletin bunu kararlı bir şekilde yapması, yatırımın gerçekleşmesini sağlayacak keskin kurallarla belli çizgileri çizmesi gerekir. Nükleerde diğer yatırımlardan farklı riskli bir durum söz konusu. Devletin ticari yaklaşımdan ziyade bu işi beraber yapıyoruz deyip elini taşın altına koyması gerekir. Bunun benzer bir örneği nükleer enerjiyle ilgili olmasa da EÜAŞ'ın hissesi olan Bilecik Barajı'nda yapıldı. O projeyle ilgili negatif hiçbir şey duymadım. O da bir YİD modeli santral, bildiğiniz üzere. Ancak YİD modeli denilince diğer santraller akla gelir, ortak olarak devlet içerisinde olduğu için bu projeden bahsedilmez. Dolayısıyla gündeme taşınan sorunlarla karşılaşmamış ve hakkında spekülasyon olmamış bir projedir. Çünkü bu zamana kadar devletin de içinde bulunduğu yatırımlar hiçbir zaman spekülasyona tabii olmamakla birlikte sorun da yaratmamıştır.

"Mecliste bekleyen kanunun süratle uygulamaya konması lazım"

Kopenhag'da süren iklim zirvesi ve dolayısıyla yenilenebilir enerji uygulamaları ilgili ne düşünüyorsunuz?

Karbon emisyonlarının etkileri, Türkiye'nin Kopenhag'da izleyeceği politika ve zirvenin nasıl sonuçlanacağına dair çok net bir bilgi henüz yok. Ancak oradan çıkacak sonuca göre yenilenebilir enerji kaynakları üzerinde yapılacak düzenlemelerin bir an önce gerçekleştirilmesi lazım. TBMM'de bekleyen kanunun süratle meclisten geçirilip uygulamaya konulması lazım. Dünyanın her yerinde uygulanan böyle bir teşvik sistemi ile hızlı bir şekilde yenilenebilir enerji yatırımlarını devreye almamız lazım. Bu sayede karbon emisyonu problemlerini minimumda tutabilelim. Türkiye'nin realitesi; hızla artan talep için tüm yenilenebilir enerji kaynaklarınızı devreye alsanız bile termik santrallere ve fosil yakıtlı yatırımlara ihtiyacınızın olduğu gerçeğini ortaya koyuyor. Yenilebilir enerji yatırımı ne kadar gecikirse onlar daha fazla termik yatırımlarla ikame edilmek durumunda. Dolayısı ile bu yatırımın hızlandırılması ve gerekli düzenlemenin yapılması şart.

Edindiğimiz bilgiye göre güneş enerjisi yatırımlarının yasanın kapsamı dışında kalma ihtimali büyük. Bu konuda neler düşünüyorsunuz?

Güneş şu an için en pahalı teknoloji olmakla beraber güneşte ilk etapta çok büyük kapasiteler kurulmaz. Türkiye'nin hızla artan elektrik ihtiyacını, kısa vadede güneşten karşılaması mümkün olmaz. Güneş enerjisinin daha ekonomik yatırım maliyetleri ile sağlanabileceği noktada, Türkiye için cazibesi daha da artacaktır. Çünkü Türkiye'nin güneşi bol ve tükenmeyen bir kaynak. Şu anda olay tamamen maliyet konusu. Eğer kısıtlı mali imkanlarınız varsa onu hidrolik ya da rüzgara öncelik vererek kullanmanız güneşi paralel olarak daha ileriki zaman içerisinde tercih etmeniz söz konusu olabilir Avrupa'da 47 euro centlik rakamlar söz konusu. Bu yatırımı Türkiye'de yapmak için bu teknolojiyi satın almanız gerekecek ve dolayısıyla maliyet daha da artacaktır.  


18.Aralık.2009, Cuma
 
Bu haber 462 kez okunmuştur.
Yorum Yaz
Bu habere henüz yorum yapılmamıştır.
 
SERİ İLANLAR (1-15 AĞUSTOS 2010)
Sesinizi sektöre duyurmanın en ekonomik ve kolay yolu Petrol ve LPG sektörleri SERİ İLANLAR
 
Biz hazırız
Enerji Petrol Gaz’ın geçtiğimiz sayıda “Kaos Uyarısı” manşetiyle yaptığı uyarıyı dikkate alan EPDK Petrol Piyasası Dairesi, 18 Eylül sürecinde lisans tadillerinde yaşanabilecek aksaklıklara karşı önlem aldığını açıkladı.
 
 
Dizel ve benzinli araç sayısı eşit
Enerji Petrol Gaz’ın elde ettiği bilgiler doğrultusunda Türkiye’de trafiğe kayıtlı 14 milyon 605 bin 269 aracın yaklaşık yüzde 40’ı benzin, yüzde 40’ı dizel
Devam
 
TLPGD EPDK'yı ziyaret etti
Türkiye LPG Derneği EPDK Başkanı Hasan Köktaş'ı ziyaret etti. TLPGD Yönetim Kurulu Başkanı Yağız Eyüboğlu,
Devam
 
   Enerji Petrol Gaz
Sertaç Komsuoğlu
Alex, Arda, Bobo… Emre, Revivo, Aurelio…
   Enerji Petrol Gaz
Emre Ertürk
12 bin 801 farklı senaryo
   Enerji Petrol Gaz
Filiz Karaosmanoğlu
YEK yasa değişikliği hazana kalırken En-Ar
   Bayinin Sesi
Emin Kaya
Hazır mısınız?
   Bayinin Sesi
Sinan Orhon
Kilometre tahdidi piyasa disiplininin önemli unsurlarından birisi
   Gas&Power
Emre Ertürk
Tarifelerde ateşten gömleği kim giyecek?
   Gas&Power
Altan Kolbay
Fortune 500’den hareketle Türkiye ekonomisi
   Gas&Power
Emin Kaya-Green Power
Rağmenlere rağmen
   Gas&Power
Green Power'dan - Sertaç Komsuoğlu
Yasa ‘kim vurdu’ya gitmesin
 
 
© 2003-2009 Tüm hakları saklıdır. ENERJİ YAYIN GRUBU gri{creative}agency